• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/adaletplatformu
  • https://www.twitter.com/adaletplatformu

Ümmet Kandoğan: Abdullah Gül'ün eşi başörtülü olduğu için 27 Nisan Darbesi Oldu. Darbeci Anayasa mahkemesi üyeleri, başsavcı yalçınkaya da darbecilikten cezalandırılsın

Ümmet Kandoğan: Abdullah Gül'ün eşi başörtülü olduğu için...

"27 Nisan e-muhtırası"na ilişkin soruşturma kapsamında "bilgi sahibi" sıfatıyla ifadesine başvurulan eski Milletvekili Ümmet Kandoğan önemli bilgiler verdi.

Ümmet Kandoğan: Abdullah Gül'ün eşi başörtülü olduğu için...
Eklenme: 06 Haziran 2016, 18:48
Bu haber 6.288 kez okundu

Ümmet Kandoğan'ın ifadesinden: "Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde AK Parti tarafından Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilen Abdullah Gül'ün eşinin türbanlı olması sebebiyle, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Ağar ve Anavatan Partisi Genel Başkanı Mumcu üzerinde, TSK mensubu olan emekli ve muvazzaf askerler tarafından baskılar yapılmıştır."... "Ayrıca bu süreçte emekli ve muvazzaf askerler tarafından biz milletvekillerine de aşırı şekilde baskı yapılarak Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin Meclis oturumuna katılmamamız söylenmiş, hatta ölüm tehditleri içeren birçok telefonlar açılmıştır.".

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, "27 Nisan e-muhtırası"na ilişkin soruşturması kapsamında "bilgi sahibi" sıfatıyla ifadesine başvurulan eski Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan, "Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde AK Parti tarafından Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilen Abdullah Gül'ün eşinin türbanlı olması sebebiyle, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Mehmet Ağar ve Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu üzerinde, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu olan emekli ve muvazzaf askerler tarafından baskılar yapılmıştır" beyanında bulundu.

Kandoğan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı üzerine 29 Nisan 2016'da Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadede, 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde AK Parti Denizli Milletvekili olarak TBMM'ye girdiğini, 2004'teyse AK Parti'den istifa ederek DYP'ye katıldığını anlattı.

O dönemde Mehmet Ağar ve Mehmet Tatar'ın bağımsız milletvekili seçilip DYP'ye katıldıklarını, Mehmet Eraslan'ın da AK Parti'den istifa ederek DYP'ye geçtiğini ifade eden Kandoğan, 2007'deki Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde DYP'de milletvekili 4 kişi olduklarını belirtti.

Kandoğan, şu bilgileri verdi:

"Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde AK Parti tarafından Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilen Abdullah Gül'ün eşinin türbanlı olması sebebiyle, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı olan Mehmet Ağar ve Anavatan Partisi Genel Başkanı olan Erkan Mumcu üzerinde Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu olan emekli ve muvazzaf askerler tarafından baskılar yapılmıştır. Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu bir süre bu baskılara karşı direnmişlerdir ancak daha sonra dirençlerini kaybetmiş olup, genel başkanımız ve parti yönetimi de bana ve diğer milletvekili arkadaşlarıma 27 Nisan 2007'da TBMM'de yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimi oturumuna katılmamamızı söylemişlerdir. Ayrıca bu süreçte Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu olan emekli ve muvazzaf askerler tarafından biz milletvekillerine de aşırı şekilde baskı yapılarak Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin Meclis oturumuna katılmamamız söylenmiş, hatta ölüm tehditleri içeren birçok telefonlar açılmıştır."

"FİZİKİ MÜDAHALEYE DE UĞRAMIŞTIM"

Kandoğan, emekli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı olan Sabih Kanadoğlu'nun, o dönemde basına, Cumhurbaşkanlığı seçimi oturumunda milletvekillerinin üçte ikisi hazır olmadığı takdirde seçime gidilemeyeceğini ifade ettiğini anımsatarak "Bunun üzerine, seçim oturumunun bu sayıya ulaşmaması için anlattığı baskıları sürekli yaşadıklarını" söyledi.

Kandoğan, şöyle devam etti:

"Hatta Cumhurbaşkanlığı seçimi oturumuna katılmak amacıyla Meclis bahçesinden Genel Kurul salonuna gitmek amacıyla Meclis içerisine girmeye çalıştığım esnada, mensubu bulunduğum Doğru Yol Partisi Genel Başkanımızın talimatıyla Genel Başkan Yardımcımız Timur Gürgan ve Genel İdare Kurulu Üyesi Birol Özcan tarafından kollarımdan tutularak içeriye girmem engellenmeye çalışılarak fiziki müdahaleye de uğramıştım. Ancak bütün bu engellemelere ve çabalara rağmen 27 Nisan 2007 tarihli Cumhurbaşkanlığı seçimi oturumuna katıldım. O gün Genel Kurul salonunda 361 milletvekili olarak toplandık. Sonrasında aynı gün Cumhuriyet Halk Partisi, Sabih Kanadoğlu'nun iddia ettiği nitelikli çoğunluğun sağlanamadığını ifade ederek Anayasa Mahkemesine başvurarak oylamanın iptal edilmesini istedi. Aynı akşam saat 23.00 sıralarında da o dönemin Genelkurmay Başkanı olan Yaşar Büyükanıt 'e-muhtıra' adı altında Genelkurmay sitesinde bir açıklama yayınlamıştı."

Kandoğan, "açıklamanın" son bölümünde "Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri, yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır. Gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net olarak ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmaması gerekir" denildiğini aktararak "Bu ifadeler, Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik açık bir müdahaledir ve TBMM'nin iradesinin üzerine ipotek koymaktır. Bu, 'Gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net olarak ortaya koyacaktır' ifadesinin hangi anlama geldiğini milletimiz 1960 ihtilalinden, 12 Mart 1971 muhtırasından, 1980 ihtilalinden ve 28 Şubat 1997 post modern darbesinden çok iyi bilmektedir." dedi.

Kandoğan, o dönemde kendisiyle birlikte birçok milletvekiline de yoğun baskı uygulandığını bildirerek bunlardan birinin eski İstanbul Milletvekili Göksal Küçükali olduğunu iddia etti. Küçükali'nin, "emekli Orgeneral Tuncer Kılınç'ın, kendisini telefonla arayarak, Meclis'e katılmamasını ifade ettiğini" söylediğini savunan Kandoğan, şunları aktardı:

"Yine Şanlıurfa Milletvekili Turan Tüysüz, kendisi açıkça Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu'nun kendisine, 'Meclise girdiğimiz takdirde askerler tarafından senin de benim de götürüleceğimiz yer bellidir.' ifadesini söylemiştir. Şu an İzmir Milletvekili olan Hüseyin Kocabıyık, 25 Nisan günü yapılan Anavatan Partisi Genel İdare Kurulu toplantısının sonuna doğru Erkan Mumcu'nun kendisine gelen iki telefon üzerine dışarı çıkıp, görüşme yaptıktan sonra dönüşünde, Genel İdare Kurulu üyelerine 'Artık benim de yapabileceğim bir şey kalmamıştır. Bu saatten sonra Meclis'e giremeyiz.' şeklinde konuşmuştur."

Kandoğan, "sürecin başında hem Ağar hem de Mumcu'nun, Cumhurbaşkanlığı seçimi oturumuna katılınması gerektiği görüşündeyken, sürecin sonunda bahsettiği bu ve benzeri baskılar dolayısıyla kararlarından vazgeçtiklerini" söyleyerek "Mesela bu süreçte, emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı'nın bir telefon kaydı basın tarafından yayınlanmış ve bu kayıtta Sayın Karadayı, 'Erkan Mumcu'ya telefon ettim, (Meclise girmeyeceksin) dedim.' ifadesi kendisi tarafından da yalanlanmamıştır." dedi.

Kandoğan, "bu düşüncelerine ilişkin TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonuna verdiği beyanı da aynen tekrarladığını" bildirdi.

SORUŞTURMA GEÇMİŞİ

Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 12 Eylül darbesi, 28 Şubat ve 27 Nisan açıklamasının sorumluları hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 27 Nisan açıklamasıyla ilgili suç duyurusu evrakını ayırmış, ''suç yeri Ankara olduğu'' gerekçesiyle dosyayı 2012'de ''görevsizlik'' kararıyla özel yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine göndermişti.

Çevik, soruşturma başlatıldıktan üç yıl sonra, 5 Haziran 2015'te savcılığa ifade vermişti.

Soruşturma kapsamında 14 Aralık 2015'te, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın, "şüpheli" sıfatıyla Fenerbahçe Orduevi'ndeki ikametinde talimatla savunması alınmıştı.

Büyükanıt, yazılı savunmasında, "Basın açıklamasını kendisinin kaleme aldığını, TSK içindeki hiçbir personelin katkısının bulunmadığını ve yayınlanıncaya kadar da bilgisinin olmadığını" belirtmişti.

O tarihte yürürlükte olan TSK İç Hizmet Kanun ve Yönetmeliğinin, TSK'nın görevlerini belirleyen hükümleri çerçevesinde hareket edildiğini ileri süren Büyükanıt, savunmasında, "Bir kısım çevrelerce iddia edildiği şekliyle kesinlikle yürütme organına yönlendirilmiş bir muhtıra veya Anayasamızla teminat altına alınmış anayasal düzenimize yönelik bir girişim değildir." ifadesine yer vermişti.

Büyükanıt, ifadesinde şunları kaydetmişti:

"Askeri darbe şeklindeki nitelendirmeyi kesinlikle kabul etmem olanaksızdır. Zira sadece özellikle laiklik ilkesini zedeleyici, ortadan kaldırıcı birtakım çevrelerin faaliyetlerini, bu faaliyetlerine küçük çocuklarımızı, eğitim gören gençlerimizi alet ettiklerine yönelik tespitlerin iletilmesinden ibaret yazının bir anayasal suç olarak tasnifine de olanak bulunmamaktadır."

Soruşturmayı yürüten Savcı Selda Binboğa Kurtuluş, Büyükanıt'ın savunması üzerine TBMM'den, Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu raporunu istemişti.

Savcı Kurtuluş, Ağar ve Mumcu'yu da ifadeye çağırmıştı.
aa..................

367 krizcisi Başbuğa suçduyuru 7haziran saat13 beşiktaşADLiye CemalGÜRSEL, Kenan EVREN'in ve yardımcılarının isimlerinin bulunduğu okulların vb.kurumların ve cadde isimlerini kaldırılmasını hâlâ kaldırılmamış olanlar da insanlığa karşı suç işliyorlar

 

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

(250. Maddeye Göre Özel Yetkili)

MÜŞTEKİ                 : Adem ÇEVİK

www.adaletplatformu.net Toros Sk.17/14 Sıhhıye Ankara Tel.05322467411 Fax.02123264144 ademgerede@gmail.com

ŞÜPHELİLER               : 1-367 Darbecileri, 28 Şubat darbecisi Orgeneral İ.Hakkı Karadayı, 27 Nisan Muhtıracısı Orgeneral Yaşar Büyükanıt,  İrtica ve Islak imza Muhtıracısı Orgeneral İlker Başbuğ

Balyoz Muhtıracısı Orgeneral Işık Koşaner ve de 27 Mayıs ve 12 Eylül Darbecileri

                                      2-Yapılacak hazırlık soruşturması sonunda tespit edilecek  diğer tüm suç şerikleri.

 
SUÇLAR                   :  1- Anayasayı İhlal (TCK m.309) 

2- Yasama organına karşı suç (TCK m.311)

                                       3- Hükümete karşı suç (TCK m.312)

           4- İnsanlığa Karşı suç (TCK M.77)

a-Suç Tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 765 Sayılı Mülga Türk Ceza Kanununun 147 nci maddesinde düzenlenen “Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren iskat veya vazife görmekten cebren men etmek, bunları teşvik eylemek”

b-Halen yürürlükte bulunan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun “Hükûmete Karşı Suç” başlığını taşıyan 312 nci maddesinde düzenlenen “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmak veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek”


  SUÇ TARİHİ : 28 Şubat 1997 postmodern darbesi, 27 Nisan 2007 e-muhtırası ve Balyoz Muhtırası 2011


OLAYLAR               :3 Haziran 2011 tarihli Zaman Gazetesi haberine göre;Genelkurmay'ın, 2007'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahalesi belgelendi. Dönemin Genelkurmay İstihbarat Şube Müdürü Albay Turgut Ak'ın hazırladığı bilgi notuna göre, Org. İlker Başbuğ, Anavatan lideri Erkan Mumcu'ya şu mesajı göndermiş: "Anayasa Mahkemesi'yle konuştuk, AKP'yi kapatacaklar. Erdoğan, Gül ya da Arınç seçilirse TSK müdahale edecek.”

Savcılar 367'ye derhal soruşturma açmalı
Genelkurmay'ın 2007'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahalesini ortaya koyan belge, hukukçuların tepkisini çekti. Emekli yargıtay savcısı Ahmet Gündel: Silahlı Kuvvetler'in siyasete müdahalesi anayasal suçtur. Dolayısıyla derhal özel yetkili savcılar bu konuda harekete geçmelidir. İddialar çok ciddi ve önemli.. Eski savcı Gültekin Avcı: Eğer milletvekillerine silahlı bir tehdit söz konusu ise Türk Ceza Kanunu'nun 311. ve 312. maddelerine göre soruşturma başlatılmalı. Şayet silahlı değil de sözlü bir müdahale yapılmışsa o zaman da Askeri Ceza Kanunu'nun 148. maddesine göre işlem yapılmalı. Sivil savcılar artık mecburen devreye girmek zorunda. DP Başkanı ZEYBEK'de habervaktim.com a verdiği mülakatta “Çetin DOĞAN ekibi 10milyon kişiyi öldüreceklerini duymuştum”dedi

1-  Şüpheliler: 28 Şubat darbecisi Orgeneral İ.Hakkı Karadayı, 27 Nisan Muhtıracısı Orgeneral Yaşar Büyükanıt,  İrtica ve Islak imza Muhtıracısı Orgeneral İlker Başbuğ,

Balyoz Muhtıracısı Orgeneral Işık Koşaner ve de 27 Mayıs ve 12 Eylül Darbecileri

                                   2- İnternet sitelerinde ve basın organlarında yer alan ve şüpheliye ait olduğu belirtilen ses kayıtlarında ve haberlerde aşağıdaki beyanlarda bulunduğu anlaşılmaktadır.

Mumcu zaten teklifi yapan pezevenk kendisi, ben cumhurbaşkanlığı seçimine kesinlikle girme dedim, girmedi o olmadı, o girseydi seçiliyordu. Abdullah Gül olmadı, gaye oydu, Abdullah Gül olmayınca seçime gidecekti.”

“ Ben bir iki kişiye daha telefon ettim sakın girmeyin diye. İşte bazı bir iki milletvekiline, Halk partiden oraya geçmiş olanlar.. Şimdi adam diyor ki; efendim bizim başkan diyor, tabi bu teklifi yapan bizim başkan diyor Mumcu için. Bu diyor gireceğine göre bizim de kesinlikle girmemiz lazım, işte anladığım kadarıyla girin diyor onu açık söylüyor falan, e gir kardeşim dedim ben de gir ve şey ver, çekimser ver, gir ve çekimser ver..”

Genelkurmayın düşünmesi lazım artık, bu işi bir tek Silahlı Kuvvetler temizler artık. Eğer şu seçimlerden de başarılı olunmazsa Silahlı Kuvvetlerin bunu halletmesi lazım Bunlar yani cumhurbaşkanlığına kadar, kendi adamlarından biri gelir, gene seçimde de ekseriyetle başa geçerlerse o zaman asker temizler bunu. “

Ondan sonra İstanbul Belediyesi’nden gelmiş imam kökenli adamın, oraya geçiyor imam, böyleşey olur mu?”

Hocayı, Demirel ile konuştum. “Mutlaka gitmesi lazım, biliyorsunuz dev gazeteler verdi nizamiyeden döndük” dedim.. Nizamiyeden döndük lafı enteresandır yani, bu demektir ki bir halt olmasaydı biz... Ne dersem onu yaparlardı. Hoca’ya “Ayrıl” dedim ayrıldı. Daha ne olsun? Bunu cumhurbaşkanı dahil herkes kabul etti. Biz partiyi kapattık yav. Valla aynı kafadan gidiyorlar, kafaların değişmesi lazım.”

28 Şubat’tan sonra Bodrum’a gitmiştim. Hatta gazeteler yazdı, manşet attılar “Karadayı yoruldu da Bodrum’a gitti” falan diye. Şimdi orada Mesut Yılmaz ile bir araya geldik. Berna hanım, benim hanım, dördümüz oturduk. Mesut Bey’e dedim ki; “Mesut Bey, size altın tepside bir iktidar teslim ediyoruz. Altın tepside önünüze kondu. Bunu iyi değerlendirin.” Kimin yanında, eşinin yanında. “Biz sizin arkanızdayız, sizi sonuna kadar destekleyeceğiz, ama benim bazı taleplerim var, Bunlar 1: Siyasi partiler kanunu değiştireceksiniz, 2: Seçim kanunu mutlaka değişeceksiniz, 3: Sekiz yıllık eğitimi mutlaka sağlayacaksınız, 4: Milletvekilliği dokunulmazlığını kürsü dokunulmazlığına çevireceksiniz.” Ondan sonra 7-8 şey söyledim. Hepsini sırıtarak dinledi... Şimdi Yılmaz da kaypak.”

(...) Hemen gittim cumhurbaşkanına hepsini aynen anlattım, birinci sefer ne dediyse anlattım. Cumhurbaşkanı kalktı, “Ben deli miyim” dedi. “Bu adamların saçma saçma şeyiyle sizin emekliliğinizi nasıl onaylarım” falan dedi. Demirel cumhurbaşkanlığını fevkalade iyi yaptı, ilişkilerimiz de fevkalade iyiydi. Hatta bir gazeteye beyanat verdi, “Darbeyi Karadayı önledi” diye. Tabii çok iyi ilişkilerimiz vardı, ben ne dersem onu yapardı. Mesela Adana’ya gidecek efendim şu mesajı verirseniz iyi olur, kesinlikle, bir de bir birimizden hiçbir şeyi saklamazdık.”

                3- Şüpheliler bu beyan ve benzeri söylemleri ve eylemleri yaptığı sırada Genel Kurmay başkanlarıdırlar, aşağıda belirtilen mevzuat kapsamına göre görev yapmaları gereklidir. 

211 sayılı T.S.K. İç Hizmet K. Madde 43  :

Türk Silahlı Kuvvetleri her türlü siyasi tesir ve düşüncelerin dışında ve üstündedir. ...Silahlı Kuvvetler mensupları..., her türlü siyasi ... nutuk ve beyanat vermeleri ve yazı yazmaları yasaktır.”

T.S.K. İç Hizmet Yönetmeliği Madde 127 : Silahlı Kuvvetler mensupları gazete ve risalelere iç ve dış siyaseti hakkında yazı yazamazlar. Hükümet… aleyhinde tenkitte bulunamazlar ...”

4 - Yasa ve yönetmeliğe göre siyasi konularda ve özellikle sivil yönetim olan hükümete karşı genel kurmay eski ve yeni başkanlarının veya başka bir askerin açıklama yetkisinin olmadığı ve bu fiillerin yasak hallerden sayıldığı açıktır. Yasağa aykırı hareket edildiği alenen ve de ses kayıtları ile ve haberlerle sabit hale gelmiştir.

5- Bilindiği üzere Anayasanın 6. maddesi “ Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. 
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.” denilmektedir.

Anayasa’ da Cumhurbaşkanının nasıl seçileceği belirtili kurallara bağlanmış ve sadece TBMM’nin Cumhurbaşkanını seçeceği ve egemenliğin kullanılması hususu açıkça belirtilmiştir. Bunlar içerisinde Genel Kurmay başkanlığının seçime müdahale etmesi, kaynağını Anayasadan almayan bir fiili durumdur. Ayrıca, hükümeti temsil eden başbakan’a ayrıl şeklinde bir ifade de dahi bulunması, bulunduğu konum itibari ile oldukça tehlikeli ve milletin egemenlik yetkisine açık bir müdahale niteliğindedir. Ayrıca, dönemin Cumhurbaşkanı hakkında ifade edilen , “ben ne dersem onu yapardı” ve "Anayasa Mahkemesi'yle konuştuk, AKP'yi kapatacaklar. Erdoğan, Gül ya da Arınç seçilirse TSK müdahale edecek.” şeklindeki beyanları da bu çerçevede ele alındığında suç unsurlarının tamamlandığı ortaya çıkmıştır. 

6- Türk Ceza Kanunun 309. maddesi “Cebir ve şiddet kullanarak,

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü.... düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar ” Şeklindedir.  

Silahlı kuvvetlerin yegane görevi ülkeyi, savaşa ve yoğun silahlı şiddete karşı savunmaktır. Anayasal düzene karşı sivil, demokratik tepkilere karşı silahlı savunma, TSK’nın görevi değildir. Aksi halde silahı elinde bulunduran bu güç, beğenmediği her konuya karşı kendisine vazife çıkarıp kaos oluşturabilir. Bu durum Anayasanın özü ve ruhuna uymaz.

Şüpheliler,  Anayasa’da; Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Egemenliğin kullanılmasının hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı hususu ve hiçbir kimse veya organı kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağı hükmüne karşı çıkarak suç işlemiş, taraf olarak müdahale etmiştir.

Anayasada kuvvetler ayrılığı prensibine göre gücün; yasama, yürütme ve yargı makamlarınca bağımsız bir halde kullanılacağı belirtilmektedir. Bu üç gücün dışında, TSK’nın da; egemenliğe ve Cumhurbaşkanlığı seçimine müdahale etme hakkı ve yetkisi olduğu belirtilmemiş, aksine müdahale etmemesi gerektiği yasayla açıklanmıştır. Genelkurmay’ın silahlı gücüyle,“taraf olduğu ve diğer beyanları”, atılı suçu oluşturmaktadır.

7- Türk Ceza Kanunun 311. maddesi , yasama organına karşı suç

başlığında “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini...nin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs edenler …. cezalandırılırlar.”  Şeklindedir.

Şüphelinin Cumhurbaşkanı seçilmesi görev ve yetkisi tamamen TBMM’ye ait iken muhalefet partisi lideri ve diğerleri ile görüşme yapması, ona telkin ve emir niteliğinde beyanlarda bulunması, başka milletvekillerine girme şeklinde beyanlarda bulunması yasama organının yaptığı seçime müdahale niteliğindedir. Milli iradenin tecelligahına tecavüz tüm Türkiyeye ve insanlığa karşı bir suçtur.

8- Türk Ceza kanunun 312. maddesi “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye

Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ….verilir.” şeklindedir. Şüpheli, hükümet lideri Başbakana ayrılması şeklinde beyanlarda bulunduğunu, muhalefet liderine altın tepsi için hükümeti verdiğini, ondan bazı yasaları çıkarması istediğini ve Cumhurbaşkanının her dediğini yaptığını beyan etmektedir. Bu durum, yukarıda belirtilen suçun unsurlarının oluştuğunu üstelik TCK 77 de belirtilen insanlığa karşı suçlar kapsamına girdiğini ortaya çıkarmaktadır.

                 9- Şüpheliler orgenerallerdir.  Hukuk devletinde, ayrıcalıklı bir konum ve yargılama olamaz. Yasa önünde herkesin eşit olması gerekir. Şüphelilerin eylemleri anayasayı ihlal, yasamaya, hükümete, insanlığa karşı suç niteliğinde değerlendirildiğinden, sivil yargılama mercileri yetkilidir. Hatta Balyoz muhtırası da yargıya müdaheledir ve anayasa138.madde ihlali

                        10- Şüpheliye ait ses kaydının kendisine ait olup olmadığı öncelikle ele alınması gereken bir konu olup, Savcılığın bu konularda da inceleme yapması gereklidir. Ayrıca haberlerde ve konuşmalarda isimleri geçen tüm kişilerinde bu beyanların doğruluğu konusunda tanıklıklarına başvurulmasını talep ediyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti olup, hukukun üstünlüğü ilkesi gereğince, ceza yasalarında suç olarak düzenlenen ve müeyyidesi gösterilen bir suçu her kim işlerse işlesin, kanun önünde eşittir. Rütbesi, unvanı ne olursa olsun, suç işleme yetkisine ve cezadan muaf olma ve  yargı dokunulmazlığı imtiyazlarına sahip olamaz.

 

T.C.Anayasası gereği, Yargı bağımsızdır. Hiçbir baskı, telkin ve tesir altında kalmaksızın suçlar hakkında kamu adına re’sen soruşturma açar ve Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanır.

 

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 158 nce maddesi gereğince bir suçun işlendiğini öğrenen özel ve tüzel kişiler, öğrendikleri suçu ihbarla mükelleftirler.

 

İş bu nedenlerle şikayet başvurusunda bulunmak gerekmiştir.

DELİLLER  :

Eski ve yeni Genelkurmay başkanlarından Emekli Orgeneral İsmail Hakkı KARADAYI’nın, 27 Nisan Muhtıracısı Orgeneral Yaşar Büyükanıt,  İrtica ve Islak imza Muhtıracısı Orgeneral İlker Başbuğ,

Balyoz Muhtıracısı Orgeneral Işık Koşaner ve de 27 Mayıs ve 12 Eylül Darbecileriinternete düşen ve tüm medya organlarınca deşifre edilerek yayınlanan 28 Şubat , 27 Nisan ve Balyoz Darbesine ilişkin açıklamaları,  hatta 12 Eylül ve 27 Mayıs Darbelerinin ve süreclerinin sene-i devriyesi tarihli özellikle Taraf , Zaman, Star, Şafak, Akit, Bugün Gazetelerindewww.ergenekon.ws de yayımlanan söz konusu darbeye ilişkin gizli belgeler, şüphelilerin ve yapılacak hazırlık soruşturması sonunda tespit edilecek ve soruşturma sonunda genişletilecek diğer kişiler,

www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1142322&title=367-krizinin-perde-arkas%C4%B1

http://www.ergenekon.ws/mansetgoster.asp?haber_no=3394  www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=204769, aksiyon Degisi 861.sayı 6/12 haziran. Mazlumder bir daha yaşanmaması için kitapçığı, darbeci kuşatma nesil yayınları, daha güçlü orduya asder yayınları.
http://www.haber7.com/haber/20090218/Karadayinin-ucuncu-ses-kaydi-VIDEO.php ,http://haber.vatanim.com.tr/haberdetay.asp?Newsid=225485&Categoryid=1
zaman, taraf, star, akit, bugün ve yeni şafak gazetelerinin olaya ilişkin nüshaları ve sair tüm deliller.

NETİCE-İ TALEP    : Arz ve izah edilen ve re’sen tespit edilecek nedenlerle,

Yukarıda adı ve açık kimliği yazılı şüpheliler ile yapılacak hazırlık soruşturması sonunda suça iştirak eden diğer kişiler hakkında;

1- Anayasayı İhlal (TCK m.309)  2- Yasama organına karşı suç (TCK m.311) 3- Hükümete karşı suç (TCK m.312)

4-İnsanlığa karşı suç (TCK m.77)

suçlarından ve soruşturma sonucunda tespit edilecek diğer suçlardan yasal işlem yapılmasını,kamu davası açılmasını  ve cezalandırılmalarını talep ederiz.  Millet iradesine ve tecelligahı Türkiye Büyük Millet Meclisini işgal eden ve halkımızn %99'una alenen ve topyekün savaş ilan eden Tüm darbecilerin ve darbeye teşebbüs edenlerin müşahede altına alınmalarını , görevlerinden açığa alınmayanların acilen açığa alınmalarını,  tüm mal varlıklarına el konulmasını ve darbecilerin isimlerinin bulunduğu kurum ve kışla isimlerinin kaldırılmasını veya başlarına “LANET” kelimesinin eklenmesini, Cuntacı askerlerin emriyle açıldığı aşikar olan iktidar partisine kapatma davasının ve kararının düzeltilmesini  367 hokkabazlığının yok hükmünde olmasını, TSK'nın Millet Meclisini işgalden vazgeçmesi için anayasaya aykırı olan ve darbecilere işgal yolunu açan iç hizmet kanunu 35.maddenin kaldırılması için gereğinin yapılmasını, ŞÜPHELİLERİN MENFAAT OLUŞTURMAK İÇİN ORGANİZE ÇETE ÜYELİĞİNDEN CEZALANDIRILMALARINI arz ve taleb ederiz.  07 Haziran 2011 Adem ÇEVİK

 

CumhurBaşkanlığı'na

27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980 katliamcısı ve kanlı darbecisi Cemal GÜRSEL ve Kenan EVREN'in ve Milli iradenin ipotek altına alınmasına, TBMM'nin anayasanın fesh edilmesine, demokrasi ve adaletin askıya alınmasına Başbakan Menderes ve arkadaşlarına katliam yapılmasına yardım ve yataklık yapan tüm darbecilerin isimleri tüm okullarımızdan ve kurumlarımızdan, cadde ve sokaklardan kaldırılması tecavüzcüsüne aşık olmayanların ret edeceği, aklın, hukukun ve vicdani emrin gereğidir ki temennimiz bu utançdan toplum olarak bir an önce kurtulmayı diliyoruz.

Demokrasiye, Adalete, Anayasaya, Millete ve Millet İradesinin tecelligahı Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne alenen ve topyekün tecavüz eden ve insanlığa karşı suç işleyen darbecilerin ve halen de darbe anayasasıyla yönetildiğimiz için tecavüzleri ve suçları devam ettiğinden darbe=işgal yoluyla ve terör tüccarlığından siyasi ve ticari menfaat temin eden lanetlilerin tüm mal varlıklarına el konulması ve tüm kurumlardan ve caddelerden lanet isimlerinin ve de resimlerinin silinmesi gerekmektedir.

Demokrasi anlatılan okullarımızda TSK'nın işgali ve darbesi yoluyla cumhurbaşkanlığını gasp eden gaspcıların isimlerinin bulunduğu okuldan tecavüzcü ve gangaster çıkması yadırganamaz.

Tecavüzcüsüne ve işkencecisine aşıklık paranoyaklık ve şizofrenikliktir ki halkın yarıdan fazlası ve siyasetcilerimizin çoğu bu ruhsuz haldedir. Darbecilerin yargılanmasına hayır diyen sözde hukukcuların ve siyasetcilerin görevde kalması toplumsal felaketlere yol açmaktadır. Bu afet sosyolog, psikolog ve bilim adamları tarafından incelenmeli ve toplum tedavi edilmelidir. Darbeciler balyozcular ergenekoncular açığa alınarak müşahede altına alınmalı ve darbeseverler de tedavi edilmelidirler.

Darbeci Cemal GÜRSEL'in isminin bulunduğu kurumların ismi Ali Fuat BAŞGİL olarak, 27 Mayıs İsimleri MENDERES, Polatkan, Zorlu olarak değiştirilmesini dilerim.
12 Eylül ve Kenan EVREN ismi bulunan kurumlara da Demokrasi, Adalet vb isimler verilmelidir.

%99'a savaş ilan etmek beyinsizliktir. Allah'a hakarete ve Kur'an-i Eğitiminin 13 senedir yasaklanmasına, yasağı kaldırmayanlara, kaldırmak için gayret etmeyenlere dilsiz şeytanlık esfeli safilinliktir.

Zulmü ve ahlaksızlığı reddeden, iyiliği ve adaleti uygulamayı emreden Allah'ın İslamına irtica demek tüm Müslimanlara ve Allaha hakarettir.

Kur'an Meali'nin tüm okullarda seçmeli ders olması toplumsal felaketten kurtuluşumuzdur.

Darbelere karşı susan dilsiz şeytan ve tecavüzcüsüne aşık şizofren olmamak için Hukuki ve sivil mücadelemize TÜRKİYE DARBECİLERDEN TEMİZLENMELİ'ye desteklerinizi dilerim.

27 Mayıs, Cemal GÜRSEL, 12 Eylül ve Kenan EVREN'in ve diğer lanet darbecilerin ve yardımcılarının isimlerinin bulunduğu okulların vb.kurumların ve caddelerin isimlerinin kaldırılmasını hâlâ kaldırılmamış olanlarının da insanlığa karşı suç işleyenlerin suçuna ortak olmamanız için, darbecilik, suçluyu övmek ve suça iştirak suçundan yargılanmamanız için lanet isimlerin derhal kaldırılmasını kaldırılmayanların, kaldırmayı ret edenlerin ve de bu uğursuz utanç isimlerini kurumlarımıza verenlerin, onaylayanların Bilgi edinme kanununa göre bildirilmesini dilerim.

 

29 Mayıs 2011 Adem ÇEVİK

 

www.AdaletPlatformu.net www.facebook.com/adaletplatformu www.twitter.com/adaletplatformu

Toros Sk. 17/14 Sıhhıye Ankara Tel.05322467411 Fax.02123264144 adaletplatformu@hotmail.com

Bu dilekcelerimiz. Cumhurbaşkanlığına, Başbakanlığa, TBMM Başkanlığına, Milli Eğitim Bakanlığına, İçişleri Bakanlığına, Milli Savunma Bakanlığına, Sağlık Bakanlığına, Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığına, Adalet Bakanlığına, Valiliklere

 

 

not. Aşağıdaki isimlerle ilgili de bilgi verilmesini dilerim.

 

Ekler: http://tr.wikipedia.org/wiki/27_Mayis_Darbesi http://tr.wikipedia.org/wiki/12_Eylul_Darbesi

 
 
 
Türkiye Büyük Millet Meclisini işgal eden silahlı işgal kuvvetlerine ve
İradeleri ipotek altında olan Büyük Millet Meclisine ÜLTİMATOM 
Basın Açıklaması 27 Mayıs Saat.10 Meclisi Mebusan istanbul
MİSAK Millet İradesini Savunanlar Adalet Konseyi http://www.facebook.com/event.php?eid=145575322180711
 

TSK'NIN27 MAYIS'TA VE 12 EYLÜL'DE TBMMECLİSİNİ İŞGAL ETMESİNİLANETLİYORUZ.

TSK,TBMM, HÜKÜMETE ÜLTİMATOM

  1. Tüm Balyozcu Ergenekoncu Darbeciler 65.maddeyle açığa ALINmazsa Gül Tayyip Arınç Şahin Davutoğlu İdam!

  2. AYİM, askeri yargıtay, askeri mahkemeler kaldırılmalı. Mehmetciklerin askeri gazinoda hizmetciliğine son verilsin.

  3. Jandarma tamamen TSK'dan ayrılmalı içişlerine bağlı kır polisi şeklinde görev yapmalı

  4. TSK sadece sınır savunmasıyla sınırlandırılmalı. 27 Nisan Muhtırası tsk.tr'den derhal kaldırılmalı

  5. Darbecilerin mal varlıklarına el konulmalı. oyak ve imtiyazları kaldırılmalı. YSK'nın ihale fesatı yargılanmalı.

  6. YAŞ ve Milli güvenlik dersleri kaldırılmalı. YÖK ve AYM'de askerler temsil edilmemeli

  7. Misakı Milli Belgesi bulunmalı. Meclisi Mebusan Misakı Milli Kurtuluş Müzesi Olmalı.

  8. Zırhlı kuvvetler ve askeri garnizonlar başkent dışına ve şehir dışına çıkarılmalı

  9. Balyoza muhtıralara sahip çıkarak mahkemelere baskı yapan Işıkara v.b. derhal azl edilmeli ve açığa alınmalı.

  10. Anayasada Başkomutanlık savaş sırasında Genel Kurmay başkanına devredilmemeli.

  11. 27 Nisan Muhtırası Büyükkanıt'a verilen şeref madalyası iptal edilmeli

  12. Devlet protokolü sıralamasında da askerlere hadleri bildirilmeli. TSK MSB'ye bağlanmalı.

  13. Darbecilerin isimleri okullardan caddelerden kalkmalı. kaldırmayanlar yardım-yataklık suçu

  14. 12 yaş öncesi Kur'an Eğitim yasağı Kalksın. %99'la ve Kur'an ile savaşmak Beyinsizliktir.

     

İstanbulCumhuriyet Başsavcılığı'na (250.maddeye göre özel yetkili)

Müşteki:AdemÇEVİK TCNo:12409824156 Toros Sk. 17/14 Sıhhıye Ankarawww.adaletplatformu.netTel.05322467411Fax.02123264144

Şüpheliler:TSK'ninTBMM'yi İŞGAL EDEN tüm 27 Mayıs ve 12 Eylül İşgalcileri veKatliamcıları.MisakiMilli Belgesi'nin orjinalini ve CumhuriyetSenatosu'na ait 1960-1980belgelerini imha eden, kayıp eden 27 Mayıs ve 12 Eylüldarbecileri. Devlet Arşivleri Genel Müdürleri, Genel KurmayBaşkanları, TBMM Başkanları, TBMM Arşiv Yetkilileri, Türkİnkılâp Tarihi Enstütüsü Yetkilileri, Genelkurmay Tarih veStratejik Etüt Başkanları

Açıklamalar: Cuntacı TSK 27 Mayısta ve 12 Eylülde Millet İradesinintecelligahı TBMM'ni alenen işgal edenler hukuka anayasaya tecavüzeden ekonomiye zarar veren arşivleri yok eden lanet darbecilerincezalandırılması ve mal varlıklarına el konulması gerekir.insanlığa karşı suç işleyen darbeciler halen suç işlenmesidevam ettiğinden zaman aşımı söz konusu değildir. Balyoz,Ergenekon ve Cuntaya sahip çıkanlar dahil Tüm Darbeciler milleteve meclise karşı yani %99'a karşı savaş ilan etmelerinden dolayımüşahede altına ve açığa alınmalıdır. Genel Kurmay BaşkanıKoşaner'in ve TSK komuta kademesinin Balyoza sahip çıkması alenenmahkemeye baskıdır ve 74 milyona hakarettir. Cuntacı TSK 27 Mayısişgalini bugün yapsaydı Cumhurbaşkanı Başbakan, 3bakan, hattaGenel Kurmay Başkanına idam cezası verildi. 
Balyozcular65.maddeyle Açığa Alınmalı ki TSK içerisinde darbeciler vedarbe yapmayı düşünenler vazgeçsin.

TürkiyeCumhuriyeti'nin kuruluş belgesi olarak kabul edilen Misak-ı Milli(Milli Yemin) orijinal belgesi bulunamıyor.TBMMarşivinde bulunması gereken Misaki Milli Belgesi'nin orjinali veCumhuriyetSenatosu'na ait 1960-1980belgeleri 27 Mayıs ve 12 Eylül darbeci askerleri tarafından alınıpgötürülmüştür.. Bu bilgi ve belgeler, Kozmik odada, ya da başkabir kamu kuruluşunun arşivinde ya da özel kişilerin depolarındabulunabilir. Arşiv, toplumun hafızasıdır. Tarihin referanskaynağıdır. Toplumsal bilinç bu geçmiş üzerine yükselir. Birmilletin geçmişini gasp etmek-çalmak, milli iradenin tecellisürecini imha etmek, insanlığa karşı ağır bir suç, suikast veihanet anlamı taşır. Bu konuda Başta Meclis yetkilileri, o dönemyetkilileri, 12 Eylül Generalleri, TBMM de ve Senato da görev yapanaskeri ve sivil personelin ifadeleri alınması gerekir. Ölmüşolanların yakınlarının bu açıdan sorgulanması icap eder.İddiaların soruşturularak, sanık ve tanıkların dinlenmesini,eldeki bilgi, belge, tanık ifadelerine göre, iddiaların sabitolması halinde sorumlular hakkında dönemin Meclis yetkilileri, 27Mayıs ve 12 Eylül generalleri, Senato'da görev yapan askeri vesivil personelin ifadelerinin alınmasını dava açılmasını talepediyorum.

TürkiyeCumhuriyeti'nin tapusu kabul edilen Misak-iMilli belgesinin aslının ne Meclis, ne Genelkurmay, ne de DevletArşivleri Genel Müdürlüğü’nde olmadığı ortaya çıktı.TBMM Adalet Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, “Siyaset KurumununOrtak Günahı Yasama Reformu” adıyla yazdığı kitapta, ilginçbilgiler yer aldı. Kitapta, yasama reformuna olan ihtiyaçtan sözedilirken Meclis’in arşivinin önemine dikkat çekilerek, bukonuda rasyonel bir operasyona ihtiyaç olduğu belirtildi ve 12Eylül döneminde siyasi parti evraklarının kağıt üretiminemalzeme oluşturmak üzere SEKA’ya gönderildiği belirtildi. Yinekitapta Cumhuriyet’e giden yolun başlangıcı olan Misak-ı Millibelgesinin asıl nüshasının hala kayıp olduğunu anlatıldı.Kitapta, “Meclis arşivinde aslı bulunmayan Misak-ı Millibelgesinin Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nde, Türkİnkılap Tarihi Enstitüsü’nde, Genelkurmay Tarih ve StaretejikEtüt Başkanlığı’nda da bulunmadığı anlaşılmıştır”denild

Deliller/Tanıklar:27Mayıs ve 12 Eylül'de TBMM'yi işgalde görev alan tüm darbecilerve darbeye yardım-yataklık yapanlar. Tüm yasal deliller, Ahmetİyimaya www.samanyoluhaber.com/h_558795_misak-i-millinin-orjinal-belgesi-kayip.html 

Netice-iTaleb:Darbecilik ve arşivleri yok etme ve Bu gibi suçlar, hükümeticebren iskat, suikast ihtiva eden, silahlı ve örgütlü bir suçolduğundan, aynı zamanda insan hakları ihlaline ve insanlığakarşı suçlara dayanan bir suç olduğundan zaman aşımı sözkonusu değildir. Arşiv bir milletin beynidir hafızasıdır birülkenin beynini ve geleceğini gasp eden darbeciler gasp-hırsızlıkve insanlığa karşı suçlardan da yargılanmalıdır. Bu süreçte,geciktirilmeden ve eğer hala belgeler belli bir yerde ise, imhasınafırsat vermeden, sanıkların kaçma, belgeleri karartmasına imkantanınmadan, yargının da hukuki açıdan soruşturma başlatmasıve bu konunun bu güne kadar gündeme gelmemesinin soruşturulmasıve sorumlularının ve ihmali görülenlerin cezalandırılması,cadde-sokak-okullara verilen darbeci isimler kaldıroılmalıdır.Darbecilerin malvarlıklarına el konulması gerekir. 27 Mayıs 2011Adem ÇEVİK (Sultanbeyli Savcılığı-kayıt no:2011/664)

 http://tr.wikipedia.org/wiki/27_May%C4%B1s_Darbesi

not. sultanbeyli cumhuriyet savcısı necati demir havalesi ve 2011/664 kayıt numarasıyla uyap aracılığıyla isatnbul özel yetkili beşiktaşa gönderildi.

Konuyla ilgili basın açıklamamız 27 mayıs cuma saat:10 da fındıklı daki meclisi mebusan binası önündedir tüm basın mensublarını ve darbesavarları bekliyoruz.tsk bugün tbmm'yi işgal etseydi... tbmm'nin işgaline ve anayasanın ve partilerin feshinecumhurbaşkanı gül, başbakan tayyib, dış işleri bakanı davutoğlu ve başbakan yardımcısı arınç'ın idamına karar verilecekti... acilen tüm balyozcular mahkeme sonuçlanıncaya kadar açığa alınmalı balyozculara sahip çıkan siayset yapan koşaner vb. azl edilmeli ve açığa alınmalıdır.

kanun hükmünde kararnameyle acilen 35.maddeve askeri mahkemeler kaldırılmalıdır.

12 yaş öncesine 13 senedir uygulanan akıl mantık vicdan dışı kur'an eğitimi yasağı tüm müslümanlara hakarettir bu utanç yasağı da derhal kararnameyle kaldırılmalıdır.

darbecilerden kurtulmk için açığa alma ve kur'an yasağını 8 hazirana kadar kaldırmadığınız takdirde başbakan başta olmak üzere bakanlara ve vekillere askeri künyeleriniz göndericektir. bilgilerinize

TBMM ve %99 karşı savaşmak beyinsizliktir tüm darbeciler müşahede altına alınmalıdır.misakı milli belgesi kayıp olduğu gibi ilk meclis yani meclisi mebusan binası da kayıptır. arşiv bir milletin beynidir
arşivsiz millet beyinsiz insana benzer.  
bugün meclisi mebusan da nü resimleri yapılması veya meclisi mebusan binasının müze olmaması millete hakarettir.meclisi mebusan tbmm'nin çalışma ofisi ve müze olmalıdır.adem çevik adalet platformu başlanı 
-- 
www.AdaletPlatformu.net Adaletsizliğe ve Zulme DilsizŞeytanlık BelhumAdallıktır Allaha/Kur'an'a Hakaret Beyinsizliktir. Tel05322467411 www.facebook.com/adaletplatformu www.twitter.com/adaletplatformu Fax.02123264144 h


Paylaş|                                        Yorum Yaz - Arşiv   5108 kez okundu

Yorumlar

Ümmeti #27NisanCuntasıÖlümleTehditEtti #DarbecilereHesapSor http://www.yeniakit.com.tr/haber/ummet-kandogan-abdullah-gulun-esi-basortulu-oldugu-icin-181591.html http://www.adaletplatformu.com/?Syf=18&Hbr=161739 @27NisanKonseyi @AdaletPlatformu     07/06/2016 08:16

Ümmeti #27NisanCuntasıÖlümleTehditEtti #DarbecilereHesapSor http://www.yeniakit.com.tr/haber/ummet-kandogan-abdullah-gulun-esi-basortulu-oldugu-icin-181591.html http://www.adaletplatformu.com/?Syf=18&Hbr=161739 @27NisanKonseyi @AdaletPlatformu
Misafir - adaletkurumu





1931 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam6
Toplam Ziyaret159388