• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/adaletplatformu
  • https://www.twitter.com/adaletplatformu

özdemirinceye kuran ve başörtü hakaretine suç duyurusu 21ekim saat.10.30 beyoğlu adliyesi halıcıoğlu-sütlüce

 BEYOĞLUCUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA

 

Konu:Suç duyurusu

Suçlar: Halkı kin nefret vedüşmanlığa sevketmek, inanca hakaret, kaos çıkarmak, aşağılama,rencide etme, kutsal değerlere yani Kur'an-ı Kerim-e ve başörtüyealenen hakaret, bölücülük, ayrımcılık, 125.maddeyi ve216.maddeyi alenen ihlal, mobbing

 

Şüpheliler:Hürriyet Gazetesi Sahibi, Sorumlu Müdürü, Genel Yayın Md.,Yazar Özdemir İNCE vd. Sorumlular

 

Müşteki:Adem ÇEVİK, TC No. 

Açıklamalar:HürriyetGazetesi 10 Şubat 2008 Tarihinde “411 EL KAOSA KALKTI”

Hürriyet12 Ekim 2010'da "Türban Fesadı" başlıklı yazısındanwww.hurriyet.com.tr/yazarlar/16017061.asp

TÜRBANbir fesadın(komplo, conspiration) simgesidir.İsteyenne yaparsa yapsın, İmam hatiplerle birlikte Türkiye'yi bölenpaylardan biridir. ENAYİ YERİNE KOYUYORLAR
Türbancılar, Tektip başlığın, kefen benzeri tek tip beden sargısının yakışmasımı olur?
"Kur'an'dabaşörtüsüne yer verilmediğini, başörtüsünün İslam'lailişkisinin olmadığını, İslam öncesi dönemde Arapların veYahudilerin güneşten sakınmak için başlarını örttükleri birgiysi parçası" olduğunu iddia etti.
İnce, başörtüsükonusundaki asıl düşüncesini de şöyle açıkladı: “ Daha iyianlaşılması için yazıyorum: Türban, kahverengi faşist gömleğigibi, gamalı haç gibi bir simgedir. Daha önce de arz etmişidim!”
Hürriyet24 Temmuz 2010'daİslamve iktisat başlıklıyazısından www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15404250.asp
KUTSALkitapları herhangi bir dilde okuyup anlama yeteneğinden yoksun birhalkın gerçek bir dini olamaz. Hurafelere,dinsel söylencelere ve menkıbelere inanır. Kuran gerçekten vahiyolarak mı inmiştir, yoksa insan elinden mi çıkmıştır? Kurantek midir, yoksa birden fazla mıdır?
Turan Dursun bunlarınkapağını biraz aralamaya kalkıştı ve kurşunların hedefi oldu.

Bugünİslâm dünyasında ‘Kuran’ diye bilinen, oysa ‘mevcut’ 5-6ayrı Kuran’dan...
Sömürüdüzenini koruyan bu ayetin vahiy yoluyla indiğine inanmak çok güç.Bu ayetin bu biçimiyle Kuran’a sonradan eklendiğini düşünmek,bundan kuşku duymak çok mümkün.
Azhabsuresi, Peygamber zamanında 200 ayet olarak okunurdu. Ne zaman kiOsman Mushaflar’ı yazdırdı, Azhab suresindeki ayet sayısı, şuanda gördüğümüz kadar kaldı.’ Aişe, Osman’ın,‘Mushaflar’ı tağyir ettiğini, yani değiştirdiğini söylüyor.
ÖzdemirİNCE'nin kutsal değerleri aşağılayan ve hakareteden yazılarındanayrıca Hürriyet logosunda “Türkiye Türklerindir” denilerek dediğer ırklara karşı Kürtlere Ermenilere, Rumlara vb. Ayrımcılıkve aşağılama ve halkı kinnefret ve düşmanlığa sevkiyapılmaktadır. Hürriyet,Özdemir İNCE, C.Başsavcı A.Yalçınkayabaşörtü hakareti mobbing, Darbeye zemin, kaos için yapılanDanıştay cinayeti vb halkı kin-nefret düşmanlığa sevktencezalansın
Netice-iTaleb: Yukarıdaarzettiğim ve eklerde sunduğum yazılarda Hürriyet Gazetesi veYazarı alenen bana, dini inancım İslama, Hayat Kitabım Kurana,başörtülü kızıma, okuduğum imam-hatib lisesine alenen HAKARETetmiştir. Rencide edilmem, aşağılanmam, kutsal değerlerime,inancıma, kızımın giyinişine hakaretten, kaostan ayrımcılıktan,125., 216. maddeden, halkı kin nefret ve düşmanlığa sevktenyargılanmasını arz taleb ederim. 21 Ekim 2010 Adem ÇEVİK (EHAD Evrensel Hafızlar Derneği Başkanvekili ve AdaletPlatformuBaşkanı)

 

 

 

http://haksozhaber.net/news_detail.php?id=17259

“Türban Fetvacısı” İçtihat Kapısını Kapatırsa

 
 Hürriyet gazetesinin yazarı Özdemir İnce, başörtüsü ile ilgili yine çirkin ve saldırgan bir yazı kaleme almış.

Başörtüsü ile ilgili katıksız faşizan olduğu kadar çirkin ve gayriahlâkî olan yazılarına devam edenÖzdemir İnce, bu kez başörtüsünü "fesat" ve "gamalı haç" olarak niteledi. İşin ilginç tarafı yazıyı okuduğunuzda sanırsınız ki bir "Kur'an âlimi" konuşuyor. Daha doğrusu -sakalları var diye mi ne- kendini öyle sanan bir zat. İşte bu yüzden öyle komikleşiyor ki…

Meğer "türban" olarak nitelediği başörtüsünün Kuran'a dayalı hiçbir dayanağı bulunmadığını onlarca kez kanıtlamış bu muhterem! Ama bakın yılmamış ve kanıtlamaya da devam edecekmiş… Meğer Kur'an'daki örtünme emri cinsel organlarla alakalıymış. Ve sıkı durun; işin dini yönü demir kapı ile kapanmış olup mesele aynı anlattığı gibiymiş…

Şimdi bu yazıyı ciddiye alıp gündeminize soktuğumuz anlaşılmasın. Yaptığımız sadece laik kalemşorların zırvalarına yer vererek düştükleri acziyete işaret etmek, vesselam!

İşte Özdemir İnce'nin Hürriyet gazetesindeki zırvaları:

Türban fesadı

TÜRBAN bir fesadın (komplo, conspiration) simgesidir. İsteyen ne yaparsa yapsın, CHP ne derse desin, bu saptamamdan bir milim geri adım atmam. İmam hatiplerle birlikte Türkiye'yi bölen paylardan biridir. Üç bilinenli denklemin bir bilineni!

Türbancılar, kendilerine yakıştığı için taktıklarını söyleseler ağzımı açıp konuşmam. Bireysel tercihtir. Siyasal tercihin simgesi olarak sunsalar, o zaman tartışma başka boyut kazanır. Aslına bakarsanız, yakışma gerekçesini ileri sürseler de inandırıcı olmaz. Tek tip başlığın, kefen benzeri tek tip beden sargısının yakışması mı olur? Zevkler elbette tartışılmaz(!).

ENAYİ YERİNE KOYUYORLAR 

Ama işe dini inançlarını, Kuran'ı, inanç özgürlüğünü, insan haklarını karıştırıyorlar. Ve AKP iktidarı ile Diyanet İşleri Başkanlığı'nı arkalarına alıp insanı enayi yerine koyuyorlar. Türbanın Kuran'a dayalı hiçbir dayanağı bulunmadığı tarafımdan onlarca kez kanıtlanmıştır. Önümüzdeki günlerde kanıtlamaya devam edeceğim.

Kuran başlarını örtsünler demiyor; cinsel organlarını (farj, furuj) saklasınlar, göğüslerini (yakalarını, memelerini) örtsünler, diyor. Başlarını, saçlarını örtsünler demiyor. Harama bakacak gözler, boyalı dudaklar, pembeleştirilmiş yanaklar açıkta, ama saçlar kapalı. Saçlar mı cinsel, yüzler mi cinsel? İnsan aklına hakaret edilmesin lütfen.

Kuran'a göre göğüslerini ne ile örtecek dikkatsız mümine (inanan)? Hımar (çoğulu: Humur) ile örtecek. Hımarın İslam'la herhangi bir ilişkisi var mı? Yok! İslam öncesi dönemde Arapların ve Yahudilerin güneşten sakınmak için başlarını örttükleri bir giysi parçası.

Buyursunlar, imamlar, hacılar, hocalar, imam hatipliler, ilahiyatçılar yazdıklarımın tersini kanıtlasınlar. Benim için işin dini yönü demir kapı ile kapanmış ve mühürlenmiştir.

SÜNNİ OLMAYANLARA BASKIDIR


Buyursun siyaset bilimciler, tartışalım: Türban simgesi insan hakları, özgürlükler bağlamında tartışılabilir mi? Tartışılamaz! Bakın neden? Türban, kamusal alanda bir dinsel simge olarak Sünni İslam anlayışının, Müslüman olmayan azınlıklar ve Sünni olmayan Müslümanlar üzerinde bir baskı aracıdır. İnsan haklarına aykırı bir durum. Laik bir toplumda, kamusal alanın din ve inanç özgürlüğü bağlamında nötr olması gerekir. Oysa türban, bu nötr alana yapılan saldırıdır (tecavüz, ihlal, violation). Ve laiklik saldıranı değil saldırılanı korur. Laiklik, zaten bireyi ve toplumları dinlerin saldırısına karşı korumak için ortaya çıkmıştır.

Gelelim modern mahremcilerin abrakadabrasına: Onların sosyolojik saptamalarına göre, mutaassıp, muhafazakâr ailelerin kızları türban sayesinde evden dışarı çıkıp kamusal alanda boy gösterebiliyor ve üniversiteye gidebiliyormuş. Yoksa evden dışarı adım atamazlarmış! Şecaat arz ediyorlar: Hani türban kızların özgür tercihleri idi? Çoğu Cumhuriyet karşıtı ailelerin 18 yaşından büyük vatandaşlara yaptıkları baskının özgürlük ve insan hakları ile neresi örtüşmekte, tepeden tırnağa ihlal değil mi? Anayasa Mahkemesi ve Danıştay, AİHM kararlarına gönderme bile yapmadım. Buyurun sofraya!

Daha iyi anlaşılması için yazıyorum: Türban, kahverengi faşist gömleği gibi, gamalı haç gibi bir simgedir. Daha önce de arz etmiş idim! 

...

İslam ve iktisat


KUTSAL kitapları herhangi bir dilde okuyup anlama yeteneğinden yoksun bir halkın gerçek bir dini olamaz.

Hurafelere, dinsel söylencelere ve menkıbelere inanır. Bu nedenle, vakti zamanında, İbn Haldun bile, “Halkın dini efendinin dinidir” demiştir. Efendi din değiştirirse halk da değiştirir! Türkiye’nin Müslüman eliti her şeyi tartışır ama ne İslam’ın sorunlarını ne de Kuran’ı tartışır. Tartışmaya kalkışanın ise ossaat canını alır. Örneğin Kuran gerçekten vahiy olarak mı inmiştir, yoksa insan elinden mi çıkmıştır? Kuran tek midir, yoksa birden fazla mıdır? 

Turan Dursun bunların kapağını biraz aralamaya kalkıştı ve kurşunların hedefi oldu.

BÖYLE BİR HÜKÜM YOK

Turan Dursun “Din ve Seks” (Berfin Yayınları) adlı ilginç kitabında “Zina” maddesi dolayısıyla konuya şöyle değiniyor: 

“Zina edenlere verilen ‘Taşlanarak öldürülmelidirler!’ hükmü, bu ilkel ve acımasız hüküm, İslâm hukukuna da geçmiştir. Bugün İslâm dünyasında ‘Kuran’ diye bilinen, oysa ‘mevcut’ 5-6 ayrı Kuran’dan (‘musaf’tan) sadece biri olan ve Zeyd İbni Sabit tarafından derlenmiş bulunan Kuran’da da böyle bir hüküm yoktur” dedikten sonra, verdiği dipnotunda şöyle bir açıklama yapıyor:

“Peygamber’in hanımlarından Aişe’nin şu sözü ilginçtir: ‘Azhab suresi, Peygamber zamanında 200 ayet olarak okunurdu. Ne zaman ki Osman ‘Mushaflar’ı yazdırdı, Azhab suresindeki ayet sayısı, şu anda gördüğümüz kadar kaldı.’ Aişe, Osman’ın, ‘Mushaflar’ı tağyir ettiğini, yani değiştirdiğini söylüyor. Bkz: Celaluddin Abdurrahman E’s Suyuti” (s. 50)

ÇALIŞANLARIN EMEK HAKKI

Bu bakış açısı içinde 16. Nahl Suresi’nin 71. ayetini Prof. Dr. Suat Yıldırım’ın çevirisinden birlikte okuyalım:

“Allah sizi, maişet ve rızk hususunda kiminizi kiminize üstün kıldı. Nasipleri bol olanlar kendi nasiplerini, kendileriyle eşit seviyeye inecek derecede, yanlarında çalıştırdıkları köle (ve hizmetçi)lere vermezler. O halde nasıl olur da Allah’ın nimetini, Allah’ın kendileri üzerindeki hakları bile bile inkâr ederler?”
Kuran’ın D. Masson tarafından yapılan Fransızca çevirisinde bu anlam daha da açık.

Allah yanınızda çalışanlarla eşit olarak paylaşmanız için kiminize daha çok verdi.

Statükoyu koruyan, patron-işçi arasındaki emek/kazanç ilişkisinde egemen olan sömürü düzenini koruyan bu ayetin vahiy yoluyla indiğine inanmak çok güç. Bu ayetin bu biçimiyle Kuran’a sonradan eklendiğini düşünmek, bundan kuşku duymak çok mümkün.

Allah, çalışanların emek hakkını, “kendileri üzerindeki hakları bile bile inkâr edenler”in insafına bile bile neden bıraksın?

Bu ayetin yorumu “özgün metnin değiştirilmesi” açısından da yapılması gerekmez mi?
 
Müslüman elit bu türden yorumlar yapmadan çağının çağdaşı olamaz. Çağının çağdaşı olmayanlar için yeni bir dünya mümkün değildir! 

 ...

Özdemir İnce'ye oince@hurriyet.com.tr adresinden tepkilerinizi seviyenizi düşürmeden gönderebilirsiniz!  

 



3583 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam6
Toplam Ziyaret159388