• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/adaletplatformu
  • https://www.twitter.com/adaletplatformu

ÖZAL'DAN ÖNCEKİ VE SONRAKİ CUMHURBAŞKANLARI DARBEYLE-KANLA MI GELDİ...

EşrefBİTLİS ve ÖZAL SUİKASTİNDE BİLİNMEYENLERİ, JİTEM ve ERGENEKON PARMAĞI KONUSUNDA İHLAL-İHBAR HATTINA İHBARLARINIZI BEKLİYORUZ.

ÖZAL'DAN ÖNCEKİ VE SONRAKİ CUMHURBAŞKANLARI DARBEYLE-KANLA MI GELDİ... BEKLEYİN

ÇOK YAKINDA BOMBA AÇIKLAMALARIMIZ OLACAK. HUKUKCULARIMIZ BELGELER ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR.

HER TÜR HAK İHLALLERİ İÇİN BAŞVURABİLİRSİNİZ.HUKUKSUZLARLA İLGİLİ

ÖZAL VE EŞREF BİTLİS VB SUİKASTLARLE  ALAKALI BİLGİ VE BELGE GÖNDEREBİLİRSİNİZ... vicdanmahkemesi@gmail.com vicdanı olanları harekete geçmeye davet ediyoruz.

unutmayın ki namuslular en az namussuzlar kadar cesur olmazsa kandan beslenen belhümadallar kene-vamipr gibi kanımızı iliğimizi EMMEYE devam...mı?

AdaletPlatformu Tel.05322467411  

 

tazminatı kandan beslenenler  ödesin....

HRANTDİNK'İN TAZMİNATINI AİHM'İN SUÇLU BULDUĞU YARGIÇLARIN  ÖDEMESİ İÇİN ADALET PLATFORMU MAHKEMEYE BAŞVURDU 
TAZMİNATA SEBEB OLAN YARGIÇLAR TAZMİNAT CEZASINI ÖDESİN vergimden kesilmesin ile ilgili adalet platformu başkanı adem çevik bugün  istanbul nöbetci cumhuriyet savcısı faruk kurtoğluna verdiği dilekce ile şişli 2. asliye ceza mahkemesine (2010/2-997 sayı ile) başvurdu. Ayrıca tüm yetkili kurumlara verdiği dilekce snrası sultanahmet adliyesi önünde yaptığı açıklamada yargıçların cezasını ben ödemem diyen ademçevik: yargıtaydaki ses kayıtları konusuna da değinerek ergemekona destek çıkan sözde yargıçların istifasını isteyerek ihmal-ihanet içinde olan yargıçlar derhal AZLEDİLSİN. dedi.
BM yOlsuzluk anlaşmasına göre 5506 sayılı yasa çerçevesinde teröre yardım-yataklık ve suça iştirak suçları işlenmektedir mahkemelere emir-talimat verilmektedir. referandumu hukuku meclisi anayasayı ve kanunları dinlemeyen sözde yargıçlar acilen AÇIĞA ALINSIN diyerek Yargıtay 1. başkanlar kurulunu ve Meclisi göreve davet etti. kaos ve terör rantından rantlanan sözde  hakimler insan değildir. belhumadallar insanlığa savaş açarlar ve terörden vampir kanemici kene misali kandan-kaosdan-terörden beslenirler.

  www.adaletplatformu.net


Adalet Bakanlığına

 

Konu Hırant Dink konusunda YARGIÇLARI SUÇLU bulan AİHM'nin verdiği tazminat kararının 
kamu fonundan ödenmesinin ardından, bu kararın ortaya çıkmasında sorumluluğu bulunanlardan . paranın tazmini ve sorumlular hakkında idari ve hukuki soruşturma ve işlem yapılması hakkında


Başvuru Sahibi :Adem Çevik (TC No. 12409824156) Toros Sk. 17/14 (GüvenHukuk) Sıhhıye Ankara

www.adaletplatformu.net vicdanmahkemesi@gmail.com Tel:+905322467411

 

AÇIKLAMALAR

1-Hrant Dink davasında AİHM’nin verdiği kararda hükmedilen tazminat bedelinin, benim ödediğim vergilerden ödenmesini kabul etmiyorum..

 

2-AİHM Mahkemesinin verdiği kararı ve Dışişleri Bakanlığımızın karara itiraz etmemesini anlayışla karşılıyorum ve doğru buluyorum.. AİHM tarafından hükmedilen tazminat bedelinin Türkiye Hükümeti tarafından ödenmesini de, mağdurun hak kaybının, kamu otoritesi tarafından anında ödenerek mağduriyetin giderilmesi de hukuka uygun bir davranıştır.

 

Ancak, Bu haksızlığın sorumlusu ben değilim ve benim ödediğim vergilerden bu tazminatın ödenmiş olması sonucu ortaya çıkan hak kaybının da ayrıca tazmini gerekir.. Zaten Dink ailesi de, basından öğrendiğim kadarı ile bu yönde bir karar vermiş ve başvuruya hazırlanmaktadır..

 

Benim verdiğim vergiler, hukuk dışı tasarruflarda bulunan kişilerin ülkemi küçük düşüren ve benim asla tasvib etmediğim hatalarının faturasını ödemek için kullanılamaz.. SUÇUN ŞAHSİLİĞİ PRENSİBİ ESASTIR.. BİR KİŞİ YA DA TOPLULUĞUN, YA DA KURUMUN SORUMLULUĞUNUN FATURASI BİR BAŞKA KİŞİYE ÇIKARTILAMAZ. BU HAKSIZ BİR FİİLLE İLGİLİ OLMAYAN VE O İŞTE SORUMLULUĞU BULUNMAYAN BİR KİŞİNİN , YAPMADIĞI BİR İŞTEN DOLAYI CEZALANDIRILMASI ANLAMINA GELİR.. ki bu da insanlık dışı olup; evrensel hukuka ve insan haklarına aykırılıktır. HERON, TANK, DİNK YARGI ve TSK SKANDALLARININ FATURASINI ÖDEMEK İSTEMİYORUM. TSK'nın da hesapları TBMM ve SAYIŞTAY tarafından acilen incelenmelidir.

ZARARI TOPLUM ÖDEMEK ZORUNDA DEĞİL

Danıştay 5. Dairesi Bergama Belediye Başkanı Sefa Taşkın ve 9 arkadaşı ile ilgili verilen yargı kararına uyulmaması nedeniyle ile ilgili tarihi kararında, devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare bir zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafından ödenmesinin temel bir kural olduğunu belirtti. Kararda, tazminatın ödenmesinden sonra sorumlu personele rücu edilmesinin hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesinin bir gereğidir

AİHM'nin YARGIÇLAR ve Güvenlikciler SUÇLU kararı doğrultusunda Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 143/2 madde göre kusurlu davranışıyla devleti mahkûm ettiren kamu görevlisinden tazminatın geri alınması mümkün.
 BM Yolsuzluk sözleşmesine göre YARGIÇLAR YOLSUZLUKtan suçlu. AYM90 (5506)

Bu gibi işleri alışkanlık haline getiren kişilerin, ülkemizi küçük düşüren fiilleri ve hukuku ayaklar altına alan tasarruflarının tekrarı halinde görevden el çektirilmesi gerekir.. Ortaya çıkan hukuk ihlali, sadece Hırant Dink ve ailesine yapılan bir haksızlık değil, onunla birlikte ve onun şahsında milletimizin yüzüne, imajına çalınankara lekedir.YASAYA UYGUN OLMAYAN YARGI, HUKUKA UYGUN OLMAYAN YASA SUÇ ALETİDİR.

 

Bu karar, sadece sorumlular için bir alemi ibret olma hadisesi değil, Dink ailesinin de ortaya koyduğu bu hassasiyet TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLARININ BU KARAR SEBEBİ İLE AKLANMASI VE TÜRKİYE CUMNHURİYETİ VATANBDAŞLARININ BU OLAYLARDA BİR SORUMLULUĞUNUN OLMADIĞININ TESCİLİ ANLAMINA GELECEKTİR. Bu hassasiyet saygı duyulması gereken birhassasiyettir.Bir Ermeni vatandaşımızın bu hassasiyetini, kamu otoritelerinin de göstermesi gereken, yasal bir teminata sahip bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum.

AİHM, ilk kez bir kararında Ergenekon'a yer verdi: 'Askeri darbeyi kolaylaştırmak amacıyla siyasi rejimin istikrarını sarsmak için terör eylemleri düzenleyen, laikliği ve ulusal çıkarları koruma iddiasındaki gizli bir örgüt.' Mahkeme, Hrant Dink'in Türkiye'de Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 301. maddeden suçlu bulunması kararını onayan 9.Yargıtay'ı da ağır şekilde eleştirdi: 'Yargıtay tarafından yapılan 'Türklük' tanımı, uluslararası anlaşmalar ile tanınan veya tanınmayan, tüm dini, dil veya etnik azınlıkları dışlıyor.' Hatırlanacağı gibi Dink için 301. maddeden suç duyurusu yapan kişi daha sonra Ergenekon davasında sanık olacak olan Kemal Kerinçsiz'di. Bu suç duyurusuyla açılan davaya bakan Şişli mahkemesi hakimi Hakkı Yalçınkaya'nın Ergenekon sanıklarıyla şok bağlantıları ortaya çıkmıştı. Yalçınkaya, Kerinçsiz'e 'abi' diye hitap ederken, Kerinçsiz de hakime, 'Hakkıcığım' diyor, görüşmenin sonunda Yalçınkaya Kerinçsiz'e, 'Bir emriniz var mı?' diye soruyordu. YARGITAY, AYM, Danıştay, HSYK, YSK ve TSK'daki daki yargıçlar ve YARSAV üyeleri terör örgütü Ergenekona alenen destek ve PKK ile işbirliği web. konuşmaları yalanlanmamasına rağmen; görevden alınmayıp görevlerini kötüye kullanmalarına göz yumulması da suça iştiraktir. Teröre yardım-yataklık yaparak terörden-kaosdan rantlananlar, Kamu malına zarar verenler, inanc ve ifade hürriyeti engeli İnsanlık suçudur. 3Maymunluk sefihliktir. Açıkca ihmal ihanettir. Yetkililer ihmalden-ihanetten cezalansın.

Hakikat şudur ki, “bir insana yapılan bir haksızlık bütün bir topluma yöneltilmiş bir tehdittir..” Suçlu ya da sorumlunun himayesi, sorumluların cür’et ve cesaretini artırır ve toplumun hukuka güvenini sarsar.. Sorumluların cezalandırılması ise alem-i ibret olur..

 

Bu açıdan, sorumluların cezalandırılması Dink ailesi için bir onur mücadelesi olduğu kadar , bu hukuksuzluğu reddeden her yurttaşımız için de hukuka saygının bir ifadesi olacaktır..

 

Bunun için, 1-Bu kararın oluşmasında sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin kusurları ve kusur oranlarının, iddia makamından başlayarak, ilk derece mahkemesi ve Yargıtay aşamasına kadar tamamının Adalet Bakanlığı, HSYK ve TBMM tarafından soruşturularak subuta erdirilmesi gerekir..

 

2-Sorumlulukları ve sorumluluk oranları belirlenen kişilerin, bu süreçte yapılacak soruşturma sonucu ortaya çıkan/çıkacak olan, kasıt ve ihmal sebebi ile disiplin, hukuki ve cezai açıdan sorumluluklarının tesbiti ile haklarında işlem yapılması, aynı zamanda mali açıdan kamuya getirdiği yük sebebi ile zarar ve ziyanın, gecikme sebebi ile mali değer kaybını da telafi edecek bir şekilde sorumlu kişiden/kişilerden tahsili için işlem başlatılması gerekir..

 

NETİCE VE TALEP :Bu uygulamanın, benzer olaylar açısından emsal teşkil edecek bir kaziye değeri taşıyacağından, konunun ivedi olarak ve hassasiyetle takib edilerek, konu hakkında, ilk aşamada yapılacak işlem ve bu işlemin sonucunda verilecek karar hakkında tarafıma bilgi verilmesini, aksi halde görevi ihmal, suçluyu koruma suçlarından yargıya başvuracağımı, gerekirse konuyu, adli yargıya, Anayasa Mahkemesine götüreceğimi, AİHM ve BM İnsan Hakları Komiserliği nezdinde değerlendireceğimi, bilgilerinize arzeder, saygılar sunarım.. 29.09.2010 Adem ÇEVİK

 


Bilgi/Dağıtım: 
1-Dışişleri Bakanlığına 2-Adalet Bakanlığına 3-Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığına 4-Anayasa Mahkemesi Başkanlığına 
5- HSYK Başkanlığına 6- Yargıtay Başkanlığına 7-Askeri Yargıtay Başkanlığına 8-TBMM Adalet Komisyonuna 
9-TBMM İnsan Hakları Araştırma Komisyonuna 10-Cumhurbaşkanlığına 11-Medyaya, STK'lara, Partilere, İnsan hakları derneklerine


EK-1.

YOLSUZLUKLA SAVAŞMAYAN YOLSUZDUR ! TBMM, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Adalet Bakanı’nın dikkatlerine. http://www.unodc.org/unodc/en/treaties/CAC/signatories.html
Önümde “UNO Office on Drugs and Crime” tarafından hazırlanan “United Nations Convention Ageinst Corruption” raporu bulunuyor.. 
Şarjah Amerikan Üniversitesi’ndeki bir öğretim üyesi verdi.. Sözleşmenin Türkçe başlığı şöyle: “Yolsuzlukları ve Görev Suistimallerini Önlemeye Yönelik BM Sözleşmesi” Sözleşme 2003 yılında yayınlanmış ve taraflara uygulama konusunda gerekli düzenlemeleri yapmaları için 2005 yılına kadar süre tanınmış.. Türkiye, 10 Aralık 2003 yılında anlaşmayı imzalamış ve 9 Kasım 2006’da anlaşma yürürlüğe girmiş.. 5506 sayılı yasa Daha fazla ayrıntı için bakınız: http://www.unodc.org/unodc/en/treaties/CAC/signatories.html  
http://www.hainlerelanetblogspot.com 
Sözleşmeye göre; “yolsuzluğun pek çok ülkede gelişme için en büyük tehlike olduğu” kabul ediliyor. “Yargı sistemindeki bozuklukların pek çok problemin kökeninde olduğunun farkında olarak UNDC (United Nationsa on Drug and Crime) yargı mensuplarının davranış biçimini belirleyen Bangalore Priinciples of Judical Conduct’ı 2002 yılında çalışma prensibi olarak kabul etmiştir.” Komiteye göre “görevi suistimal etmek yolsuzluk kapsamında kabul edilen bir olgu olarak değerlendirilecektir.” Sözkonusu sözleşme, Anayasa’nın 90. Maddesi çerçevesinde yasal bağlayıcılığı olan bir sözleşmedir. Ve bu sözleşmede “yolsuzlukla SAVAŞ”maktan söz edilmektedir. Sözleşmenin 1. bölümünde, 2. maddede “Yargıçlar ve yargı mekanizması yolsuzluk suçlaması kapsamında” değerlendirilmek sureti ile 
“Yargı mensuplarının yetki ihlalleri ve görevlerini kötüye kullanmaları ya da görevlerini yapmamaları YOLSUZLUK olarak” tanımlanmaktadır.. Sözleşmenin 2. kısım 5. maddesinde (1. paragraf) taraf ülkeler gerekli politikaların oluşturulması ve düzenlemelerin yapılması taahhüdünde bulunmaktadırlar.. (3. paragraf) Yine aynı şekilde bu düzenlemelerin zaman zaman, ihtiyaca göre revize edilerek sistemin çalışırlığının teminine dair bir yükümlülük getirilmektedir..
19. maddede ise “Usulsüzlükleri bilerek yapanların görevden el çektirilmelerini sağlamaya dair yükümlülüğümüz” vardır.. 
36. maddede ise “Yolsuzlukları önlemek için özel yetkilerle donatılmış polis gücü ya da organizasyonların ihtiyaçlara göre kurulması şartı” getirilmektedir..
Yolsuzlukla savaş için özel araştırma metotlarının, elektronik vasıtaların kullanılabilmesine ilişkin yetki veren 50. madde çerçevesinde asker ve yargı mensupları dahil herkes teknik takibe alınabilecektir..
Bu anlaşma basit anlamda yolsuzluk iddialarını kapsamıyor. Yargı da dahil olmak üzere, her türlü hukuk dışı işlemi yolsuzluk kapsamı içinde değerlendirmektedir.. Ve bu işi bir SAVAŞ şeklinde tanımlamaktadır. Her türlü insan hakkı ve anayasa ihlalini yolsuzlukla savaş kapsamında değerlendirmektedir.. Bu çerçevede darbe anayasasının bizatihi kendisi suç aleti hükmündedir.. Tevhidi tedrisat, kılık kıyafet yasası gibi değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen yasaların büyük bir bölümü de aynı çerçevede değerlendirilebilir. Hatta “değiştirilmesi teklif dahi edilemez hükmü” bile, 60 ihtilalinin başımıza bela ettiği kendi başına hukuk dışı bir dayatmadır.. Yasa hükmünün mutlaklaştırılması ve geleceğe ipotek koyma anlamındadır. İnanılması güç de olsa bu yasaya göre mesela bey, efendi, hacı, hoca demek bile suçtur. Ama tabii devlet hocaları maaşa bağlar, generallere bizim memlekette paşa denir, devlet vatandaşı hacı yapmak için özel yönetmelik çıkartır ve organizasyon yapar, yabancı ülkelerle anlaşmalar imzalar. Bu iş hukuk dışı olmasının ötesinde akıl dışı bir iştir aslında.. Bu yasalara göre kamu görevi yapan herkes şapka giymek zorundadır.. Düşünebiliyor musunuz, hem çoğulculuktan söz edeceksiniz, demokrasiden söz edeceksiniz, hem de tek tip insan dayatması yapacaksınız.. Aynı şekilde çetelerle ve organize suçlarla savaş da bu kapsamda değerlendirilmektedir.. Ölüye hakaretin cezası bir yıldır ama, Anayasaya göre herkes eşit olduğu halde Atatürk’e hakaret ayrıca düzenlenmiştir. AİHM’e göre gazetecilerin genişletilmiş eleştiri hakkı vardır ama, bizde aynı zamanda bir suçun basın yolu ile işlenmesi cezayı artırma sebebidir..
Bu kapsamda ayrıca, bankacılık, holding yolsuzlukları ve finansal suçlar da değerlendirilmektedir.. Hatta terör ve karşı terör suçları, karşı istihbarat faaliyetleri, sistematik ve aşırı güç kullanımı / şiddet, vahşi suçlar bu sözleşme kapsamında.. YARGIÇLAR ve TSK içindeki ve dışındaki hukuk dışı oluşumlar, çeteler, hatta Doğan mediası ile ilgili iddialar, sermaye içindeki suç örgütleri, mafia hepsi bu kapsamda değerlendirilebilir..
Bu sözleşmeye göre bunların hiçbiri yargı bağımsızlığı ya da ulusal güvenlik gerekçesinin arkasına saklanılarak gizlenemez..
Yeni anayasa ve hukuk ve yargı reformu tasarısı hazırlanırken bu sözleşmenin mutlaka referans alınması gerekir.. Yargıçların yargılanmaları ve yargının sebeb olduğu hukuksuzluktan dolayı, verilen zarar ölçüsünde yargıca rücu edilmesi konusunda bu sözleşme hükümlerinin hayata geçirilmesi yönündeki yükümlülük yeni yasal düzenlemenin ana gerekçesini oluşturabilir..
Aslında bu sözleşme hükümleri, Anayasa’nın 90. Maddesi çerçevesinde mer’idir. Ve ilgili bakanlığın re’sen bu sözleşmeye dayanarak birtakım düzenlemeler yapması gerekir.. Bu çerçevede savunma yapılabilir.. Ya da yargılamada referans olarak bu sözleşmeye atıf yapılabilir.. Çünkü hiçbir yasa ya da mevzuat bu sözleşmenin temel hükümlerine aykırı yorumlanamaz..
Hukuka uygun olmayan yasa suç aletidir.. Bizde bazı yasaların bırakın hukuka aykırı olmasını, sıradan akla bile uygun değildir..
Son söz olarak, Meclis Başkanı, Başbakan, Adalet Bakanı’na sormak istiyorum: Neden bu sözleşmeyi işletmiyoruz? Sözleşmenin hukuki bağlayıcılığı var. Bu sözleşmeye dayanarak özel istihbarat birimleri bile kurulabilir ve özel sorgu ve takip yöntemleri örgütlenebilir.. Bu maksatla özel tekniklerle donatılmış, eğitimli kadrolar istihdam edilebilir..
Hükümetin BM Yolsuzlukla Savaş Sözleşmesi’nin hükümlerine uyma yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülüğünün gereğini yapmazsa, yolsuzluklara göz yummuş olmakla suçlanabilir.. Sözleşmenin hukuki bağlayıcılığı vardır. Meclis ve hükümet çözüm üretmek zorundadır.. Sözleşmenin 19. maddesi yolsuzluğa bulaşmış 
yargı mensuplarının azledilmesini öngören, uluslararası sözleşmelerle korunan hakları kararlarına esas olarak kullanmamakta direnenlere karşı, insan hakları ihlali gerekçesi ile görevden azledilmesini sağlayan mekanizmalar oluşturma yetkisi vermektedir.. Hatta hükümet bu sözleşme çerçevesinde çeteler ve darbe girişimlerine yönelik özel izleme, değerlendirme, derecelendirme ve operasyon yetkisi veren özel mekanizmalar oluşturabilir.. 
Peki o zaman ne duruyorsunuz? Sayıştay yasasını düzenlerken sanırım bu konuyu bu çerçevede yeniden değerlendirmek gerek.. Bu konu, terör ya da örgütlü suçlardan çok daha vahim bir konu. Örneklerde görüldüğü gibi içinde birçok terör örgütünü, yolsuzluğu barındırabiliyor.. Terör darbe tehdidi yanında çocuk oyuncağı kalır ve bu darbe planları, yasama, yürütme, yargı, ordu, istihbarat, sivil yapıları da etkisi altına alan media, mafia, sermaye, siyaset, bürokrasi ve oda, vakıf, dernek, sendikaları da kapsayan bir tehdide dönüşebiliyor.. Bunu göz ardı etmemek gerek..
Merak ediyorum, AYM, Yargıtay ve Danıştay başkanları bu konuda ne düşünüyorlar? Onlar bu çevrede başlarına geleceği “hissediyorlar mı” acaba?

 

 

 



2222 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam6
Toplam Ziyaret159388