• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/adaletplatformu
  • https://www.twitter.com/adaletplatformu

AdemÇevik: “CHP-İŞBANK Hilafet Paralarını GASP Etti”, “CHP’nin İŞBANK hisseleri Diyanet’in Olsu” “CHP-İŞBANK kendinden 4 kat büyük Osmanlı İtibari Milli Bankası’nın 400.000 hissesini GASP Etti” OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN HAZİNESİ VE MALİYESİ gasp edi

AdemÇevik: “CHP-İŞBANK Hilafet Paralarını GASP Etti”, “CHP’nin İŞBANK hisseleri Diyanet’in Olsun” dediğim için CHP'nin işbankası hakkımda dava açtı +suç duyurusu...
“CHP-İŞBANK kendinden 4 kat büyük Osmanlı İtibari Milli Bankası’nın 400.000 hissesini GASP Etti”

OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN HAZİNESİ VE MALİYESİ
(EVKAF-I HÜMAYUN NEZARETİ İLE ŞERİYE VE EVKAF VEKÂLETİ)
(Hazine Müsteşarlığı İle Diyanet İşleri Başkanlığı Ve Vakıflar Genel Müdürlüğü)

1916 Yılında Ortak Kurulan Osmanlı İtibari Milli Bankası 1927 Yılında Tüm Mal Varlığıyla Birlikte İş Bankasına Devredilip Birleştirildi: Birleşmeye karşı çıkan Cavid Bey öldürüldü.
Osmanlı İtibari Milli Bankasından 400.000 adet kurucu ortaklık hisse senedi satın alınmıştır. Devlet Hazine Müsteşarlığı’na, Genelkurmay Başkanlığı’na, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ve eşraftan insanımız adına yaklaşık 750 civarında mirasçıları eşleri, çocukları, torunları, torunlarının çocukları, torunlarının torunları ve Avukatları Mahmut Doğan ve Adalet Platformu Başkanı Adem ÇEVİK ile birlikte 87 yıldır ilk defa 23 Ocak 2014 tarihinde Avrupa Yakası Adliyesindeki ilk duruşmaya katılmak üzere yaklaşık 5.000 kişi kurucu ortaklık hisse senedi haklarının verilmesi için 9. Asliye Hukuk MAHKEMESİ VE HÂKİMİ’NDEN istemeye ve almak için geliyorlar. Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik’e de “Chp-işbank hilafet paralarını gasp etti” dediği için İşbank suç duyurusu yaptı ve 22. Asliye Hukuk Mahkemesine dava açtı.

1116 Sayılı Yasayla 1927 Yılında Osmanlı İtibar-İ Milli Bankası Tüm Malvarlığıyla Birlikte İş Bankası A.Ş. Devredilmiştir Ve Devredilen Kurucu Hisse Senedi Alanlar:
1- Osmanlı Maliyesi 50.000 adet hisse senedi, (Bu günkü adı Hazine Müsteşarlığı)
2- İttihat ve Terakki Cemiyeti Merkez-İ Umumisi 15.000. adet hisse senedi, 
3- Osmanlı Donanma Cemiyeti 31.000 adet hisse senedi,
4- Harbiye Nezareti Muhaberat Dairesi 10.000 adet hisse senedi,
5- Askeri Demir Yolları 12.000 adet hisse senedi,
6- Evkaf-ı Şeriye Hümayun Nezareti 8.000 adet hisse senedi, (Diyanet İşleri Başkanlığı Ve Vakıflar Genel Müdürlüğü)
7- Muvazzaf asker ve askeri sivil memur ile bazı eşrafın 274.000 adet hisse senedi,

1916 – 1917 Yılında Osmanlı İtibar-İ Milli Bankası Ortaklık Senedi Alanlar:
Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri birliklerde görevli asker ve sivil memur maaşından 50 osmanlı lirası kesilmiş ve isimlerine yazılı kurucu ortaklık hisse senedi verilmiştir. Ayrıca eşraftan, Miralay Ali Rıza Keskiner, Bedriye Hanım (Koç İsmail), Kara Mehmet Ağa, Halilzade Mustafa Hikmet, Hacı Hasan Hüseyin Efendi, Şerif Ağa, Vb, birçok insanlarımıza ve mirasçılarının hakları 87 yıldır ödenmemiştir.

T.B.M.M. Dilekçe Komisyonu Başkanlığı: 
Hazine Müsteşarlığına yazılı sormuş ve aldığı cevapta ise; Osmanlı İtibar-İ Milli Bankasına ait 50 bin adet ve ayrıca tereke yoluyla 4 adet hisse senedine karşılık olarak İş Bankasına ait 50 bin 4 adet hisse senediyle başa baş değiştirilerek alındığı ve başka da hiçbir hisse senedinin olmadığını 25.06.2013 tarihinde yazılı bildirmiştir.

T.C. Başbakanlık Ve Adalet Bakanlığına Bağlı Mahkemelerinden:
İstanbul Avrupa Yakası Adalet Sarayında Mahkemesi yapılacak olan 23 Ocak 2014 tarihindeki ilk duruşmaya katılmak üzere; Osmanlı İtibar-İ Milli Bankasının kurucu ortaklık hisse senedi satın alanların yaklaşık 750 civarında mirasçıları ile eşleri, çocukları, torunları, torunlarının torunları ve Avukatları Mahmut Doğan ile birlikte yaklaşık 5.000’ yakın hak sahibi;

İstanbul, Ankara, Kırklareli, Afyonkarahisar, K.Maraş, Gaziantep, Mardin, Elazığ, Ordu, Antalya, Karaman, Muğla, Manisa, Bursa, İzmir illerinden; 

İSTANBUL ÇAĞLAYAN MAHKEMESİNDE Kİ, hilafet paralarının gasp edilmesiyle kurulan İŞ BANKASI HK.’DAKİ İLK DURUŞMAYA KATILMAK CHP ve İŞBANK’dan HAKLARINI ALMAK İÇİN GELİYORLAR. www.adaletplatformu.com 05322033274 @ademcevik www.twitter.com/AdaletPlatformu 

Adalet Platformu Başkanı Adem ÇEVİK: “Hilafet Paralarının GASP Edilmesiyle Kurulan CHP’nin İSBANK’daki hisseleri Diyanete Devir Edilmeli.” “Hilafet parasıyla kurulan işbank’ın islamın yasakladığı sömürü sistemi faizcilik yapması 76 milyon Türkiyeli ve 2 milyar dünya Müslümanına hakarettir.” “Terör ve Yolsuzluk Odağı CHP aynı zamanda İŞBANK ile ticaret yaptığı için kapatılmalı veya tüm partilere oy oranlarına göre dağıtılmalı
.....

İŞBANK HİLAFET PARALARINI GASPI DAVASI, İŞBANK'ın 2MİLYAR MÜSLÜMANA HAKARET DAVASI 23 Ocak Çağlayan 9. asliye hukuk dosya304 Saat:09:14 

76milyon Türkiyeliyi ve tüm medyayı işbankın tarihi gasp davasına davet ediyoruz. adaletplatformu başkanı ademçevik 05322033274

davacı/davalı: işbank/ademçevik
http://www.youtube.com/watch?v=hCKsgLyb4Qg
http://www.youtube.com/watch?v=vaCF2HuLQfQ
http://www.youtube.com/watch?v=vaCF2HuLQfQ

22. istanbul asliye hukuk mahkemesi 2013/215

4. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimliğine
İstanbul



Konu :Müdahillik talebi ve tedbir talebi

Talepde bulunan :Adem Çevik, iskenderpaşa mah. Kıztaşı, Kızanlık Cad. 7 Fatih Istanbul Tel. 05322467411
Vatandaşlık No:12409824156 www.AdaletPlatformu.com www.twitter.com/adaletplatformu 
www.facebook.com/adaletplatformu www.twitter.com/ademcevik

Talebe İlişkin dava :Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe'nin çocukları Ali Kemal Doğançay ve Ahmet Kemal Doğançay, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)'nin Hilafet paralarını gasp ederek kurdurduğu ve İş Bankası'na yönelik annelerinin mirasının eksik ödendiği gerekçesiyle 1 milyar 778 milyon liralık dava.

Harca Esas Değer :Davaya müdahelem ile, tarafıma, fazlaya ilişkin haklarım saklı kalmak kaydı ile, şimdilik 1920.-TL’nin verilmesini arz ve talep ediyorum.


AÇIKLAMALAR

1-Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe'nin çocukları Ali Kemal Doğançay ve Ahmet Kemal Doğançay, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İş Bankası'na yönelik annelerinin mirasının eksik ödendiği gerekçesiyle 1 milyar 778 milyon liralık dava açmışlardır.

2-Davacılardan Ahmet Kemal Doğançay 15.04.2013 tarihli basın-yayın organlarında yer alan bir ifadesinde İş Bankası’nın ödemesi gereken paranın 70 yıllık gecikme hesaplandığında 250 milyar doları bulabileceğini iddia etmiştir.

3-Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe'nin yaşamını yitirdiği trafik kazası ile ilgili Akyazı Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı ve bu dava sonuçlandı. Kaza, TEM'in Akyazı İlçesi geçişinde 1 Ağustos 2012 tarihinde meydana geldi. Akyazı Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan davada Adatepe'nin ölümüne neden olan aracın sürücüsü Adnan Selçuk için 'Taksirle ölüme sebebiyet vermek' suçundan 6 yıla kadar hapis cezası istendi. Şoför Adnan Selçuk ile Adatepe'nin çocuklarını temsilen avukatları Haluk Bozovalı, Mustafa Özerdem ve Hüseyin Sami Çaprakın katıldığı duruşmada şofor kaza olduğunu ifade etti. Ancak basında bu olay. DHA Doğan Haber Ajansının 28 Şubat 2013 tarihli bülteninde “Kaza mı, suikast mi?” başlığı ile duyuruldu.. Ahmet Kemal Doğançay, yargılama sonucu ile ilgili olarak İHA muhabirine “annesinin ölümü ile sonuçlanan kazada verilen cezayla adaletin yerini bulduğunu” söyledi. Doğançay, “Verilen cezayı yeterli buluyorum. Ben şöyle düşünüyorum, vicdanlı olmak gerekiyor. Bir insan bir şeyi yaparken mesuliyet çok önemli bir şeydir. Fakat mesuliyeti olmadan evvel insanın bir eğitimi olur. Bu kazada daha ziyade bu arabayı tahsis eden insanlara daha çok gücenmiş durumdayım. Çünkü, zaten adamın kapasitesi belli. Yüze yakın trafik ihlali var. Muazzam sürat yapan bir adam. Böyle bir insan. Hayatında limuzin kullanmamış. Bunu tahsis eden ona göre tahsis edecek. ‘En iyi arabamızı tahsis ettik’ diyor. Araba 15 senelik araba. Ben cezayı yeterli buldum. Adaletin tecellisinden memnunum” dedi.

4-Türkiye İş Bankası Türkiye'de Cumhuriyet döneminde kurulan ilk özel bankadır. Türkiye'nin en büyük özel sermayeli bankası olan İş Bankası Atatürk'ün direktifleriyle İzmir Birinci İktisat Kongresi'nde alınan kararlar doğrultusunda Büyük Taarruz'un yıldönümü olan 26 Ağustos 1924 tarihinde kurulmuştur. İş Bankası'nın ilk sermayesi 1.000.000 TL'dir. Bankanın kurucusu Mustafa Kemal, ilk genel müdürü ise Celâl Bayar olmuştur. Mustafa Kemal, iki şube ve 37 personel ile hizmete başlayan bankadaki hisselerinin yönetimini ölümünden önce Cumhuriyet Halk Partisi'ne bağışlamıştır. Hisselerden elde edilecek kârı da Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'na bırakmıştır.




5-Cumhuriyet döneminin ilk ulusal bankası olan İş Bankası, Atatürk'ün direktifleriyle İzmir Birinci İktisat Kongresi'nde alınan “büyük sermayeli milli bir tedavül bankası teşkil edilerek sermayesinin yalnız ahali tarafından temini kabil olmadığı takdirde bir kısmının hükümet tarafından hisse senedi satın alınmak suretiyle temini ve mütebaki sermayenin münhasıran Türklere aidiyeti” kararı doğrultusunda Celal Bayar'ın liderliğinde Ankara’da 10 personel ile hizmete başlamıştır. 1924 yılının sonlarında İstanbul Şubesi, 1925 yılında ise İzmir ve Bursa Şubeleri açılmıştır. 

1924 yılının Temmuz ayında Bakanlar Kurulu’nu toplayan Mustafa Kemal, milli bir banka kurulması konusundaki arzusunu Şöyle dile getirmiştir:"Vatanı kurtaracak ve yükseltecek tedbirlerin başında olarak halkın doğrudan itibar ve itimadından doğup meydana gelen tam manasıyla modern ve milli bir banka kurulması…" 

250.000 Lirası ödenmiş 1 milyon sermaye ile 26 Ağustos 1924’te tek şube olarak kurulan İş Bankası, 8 kişilik bir kadro ile işe koyulmuştur. Bankanın kurucuları arasında Mustafa Kemal Atatürk’ün yanı sıra taahhüt ettikleri sermayenin en az %10’unu ödeyen şu 36 kişi bulunuyordu. İddiaya gore, Mustafa Kemal Hindistandan ve Mısırdan Hilafet fonundan aktarılan paralarla kendisi, Celal Bayar ve kurucular kurulundaki diger siyasi şahsiyetlerin hisse paylarını ödemiştir..


Mahmut Celal (Bayar),
Siirt Milletvekili Mahmut,
Mora Yenişehirlizade Ethem Hasan,,
Ethem Hasan,
Cebelibereket Milletvekili İhsan,
Tüccardan Hanifzade Ahmet
Edirneli Emin,
Eşraftan Sükkerizade Tevfik paşa,
Süreyya Emir Paşa,
manifatura tüccarı Hafız Halit,
Trabzon Milletvekili Hasan (Saka),
Kavalalı İbrahim Paşazade Hüseyin,
Attarzade Rasim,
Sivas Milletvekili Rasim,
İnegöllüzade Mehmet Saffet,
Çubukçuzade Mehmet Suphi
İnegöllüzade Mehmet Refet,
Uşşakizade Mahmut Muammer (Mustafa Kemal’in kayınpederi.)


Tüccardan Altıağazade Mustafa,
Eczai Tıbbiye Taciri Necip,
Yelkencizade Lütfi,
İzmir Milletvekili Rahmi(Köken),
Muhasebecizade Rıza,
Kınacızade Şakir,
Yozgat Milletvekili Salih,
Nemlizade Sıtkı,
Yozgat Eşrafından Akif Paşa,
Hacı ebubekirzade Osman,
Ali Ramiz ve Şurekası,
Remzizade Ferit,
Ertuğrul Milletvekili Dr. Fikret,
Rize Milletvekili Fuat,
Gaziantep Milletvekili Kılıç Ali,
Avundukzade Mahmut,
Ragıp Paşazade Şakir.


Kuruluşundan itibaren bankacılığın yanı sıra ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda yatırımlara da girişen İş Bankası, şeker, cam, dokuma sektörlerinde yer almış, maden, liman, kömür işletmeleri gibi çok çeşitli alanlarda iştiraklere girişmiştir. 1927 yılında İtibar-ı Milli Bankası ile birleşmiş ve sermayesini 4 milyona yükseltmiştir. 

Şirketin ortaklık yapısı oransal olarak şöyle düzenlenmiştir: Kuruluşundan beri halka açık bir şirket olan İş Bankası, bugün Munzam Sandığı aracılığı ile çalışanlarının ve emeklilerin % 40,73'üne ortak olduğu ve ülkemizde benzeri olmayan bir ortaklık yapısına sahip. Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre, 30 Eylül 2012 tarihi itibarıyla İş Bankası'nın ortaklık yapısı aşağıdaki gibidir:

İş Bankası Munzam Sandık Vakfı: % 40,73
Atatürk Hisseleri (Cumhuriyet Halk Partisi)*: % 28,09
Halka açık pay: % 31,18

Mayıs 1998'de T.C. Hazinesi'nin İş Bankası'ndaki % 12,3 oranındaki payı, başarılı bir halka arz işlemi ile yerli ve yabancı yatırımcılara sunuldu. Bu hisseler bugün İMKB'de işlem görüyor. İş Bankası'nın piyasa değeri, 2012 Eylül ayı sonu itibarıyla toplam 386 şirketin işlem gördüğü ve 479.854.926.000 TL piyasa değerine sahip İMKB'nin % 5,30'unu oluşturuyor. İş Bankası 2012 Eylül ayı sonundaki 25.452.131.000 TL'lik piyasa değeri ile Türkiye'de halka açık şirketler arasında "üçüncü" durumdadır.

Esasen İş Bankası, daha sonra 1927 yılında İtibar-ı Milli Bankası ile birleşmiş ve sermayesini 4 milyona yükseltmiştir. Bu birleşme ile ilgili olarak halen devam eden bir dava mevcuttur.. (Atatürk'ün vasiyeti çerçevesinde mülkiyeti Cumhuriyet Halk Partisi'ne ait olan söz konusu hisselere ilişkin temettü geliri, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'na bırakılmıştır.)

İş Bankasının iştirakleri şunlardır: 2009 yıl sonu itibarıyla İş Bankası’nın finans, cam, telekomünikasyon, sanayi ve hizmet ana gruplarında faaliyet gösteren 31 şirkette doğrudan ortaklığı bulunmaktadır. İş Bankası kuruluşundan bugüne 290 şirkete iştirak etmiş; zaman içerisinde 259 şirketteki ortaklığını devretmiştir. İş Bankası’nın dolaylı olarak kontrol ettiği şirket sayısı 106’dır (2010 yılı itibari ile)
Finans Grubu / Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş., Türkiye’nin özel sermayeli ilk yatırım ve kalkınma bankası 
İşbank GmbH, Avrupa’nın önde gelen Türk Sermayeli finansal kuruluşlarından biri 
Anadolu Hayat Emeklilik A.Ş., Türkiye’de kurulan ilk hayat sigortası şirketi 
Anadolu Sigorta, Hayat dışı sigortacılık branşında lider kuruluşlardan biridir. 
Milli Reasürans T.A.Ş., 1929’dan beri kesintisiz reasürans hizmeti 
İş Finansal Kiralama A.Ş., Finansal Kiralama sektöründe lider kurum 
İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş., Net Aktif değeri itibarıyla Türkiye’nin Halka açık en büyük yatırım ortaklığı şirketi 
İş Yatırım Menkul Değerler, İMKB Hisse Senedi Piyasası İşlem Hacmi ile Aracı 
Cam Grubu / Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş. (Şişecam) Türk Cam sanayinin kurucusu ve rakipsiz lideri 
Teknoloji Grubu / Softtech A.Ş. Piyasaya Açılmakta olan Yazılım Geliştirme Şirketi 
İşnet A.Ş. Piyasaya Açılmakta olan Ağ ve Sistem Geliştirme Şirketi 
Telekom Grubu / Avea İletişim Hizmetleri A.Ş. Türkiye’nin tek GSM 1800 Mobil iletişim operatörü 
Sanayi Ve Hizmet Grubu / Bayek Tedavi Sağlık Hizmetleri ve İşletmeciliği A.Ş., Sağlık sektörü 
Nemtaş Nemrut Liman İşletmeleri A.Ş., Lojistik hizmetleri sağlayıcısı.

Görülmekte olan davalar ile paralel olarak, temadi eden alacak verecek ve ticari ilişkisi çerçevesinde zaman aşımı iddiasında bulunalamaz.. Bu durumda, Fazlaya ilişkin haklarım saklı kalmak kaydı ile şimdilik, harca esas değer olarak 1920 TL nin tarafıma verilmesini talep ediyorum.

6-İş Bankası ile birlileşen Osmanlı İtibarı Milli Bankası ile ilgili olarak da 2013 yılında açılan davalar vardır.. Ömer Şen ve Avukat Mahmut Doğan’ın açtığı İstanbul 48. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/224 Esas ve İstanbul 50. Ticaret Mahkemesi 2012/238 Esas sayılı dosyalardan bilgi belge istenmesini taleb ediyorum. Bu dava ile ilgili olarak basında yer alan haberleri ekte takdim ediyorum.. İtibarı Milli Davası ile ilgili davacılar 2012 yılında ayrıca Genel Kurmaya suç duyurusunda bulunmuşlardır. Bu olay basında şu başlıkla yer almıştır : “Osmanlı subaylarının torunları, dedelerine ait hisselerin kar payını gizli bir hesapta tutan İş Bankası’nı Genelkurmay’a ihbar etti”

“Osmanlı İtibarı Milli Bankası Birinci Dünya Savaşının sürdüğü bir sırada ulusal bir banka, özellikle de bir merkez bankası ihtiyacının bir ekonomik ve politik gereklilik olarak ortaya çıkmasıyla 1917 yılında 400.000 adet pay ve 4 milyon lira sermaye ile kuruldu. Bankanın esas nizamnamesine göre (19 Kanun-ı evvel 1332 Düstur 2. Tertip 9. Cilt) payları ada yazılıydı.” (Bu konuda bkz. Zafer Toprak, Türkiye’de Milli İktisat 1908-1918 Doğan Kitap, 2012, 6. Bölüm).

1927 yılında Türkiye İş Bankası’na devredilmiş olan İtibarı Milli Bankası’nın 15 bin adet hissesine sahip olduğunu ileriye süren bazı kişileri temsilen bir Avukatın Türkiye İş Bankasına karşı “sahip oldukları hisse senetlerinin sayısı ve değerinin tespit edilmesi ve geçmişe dönük olarak kar payları ile hisselerin kendilerine verilmesi” amacıyla dava açtıklarını ifade eden beyanları medyaya yansımıştır..

Öte yandan , basında yer alan haberlere gore Ellerinde dedeleri Abdurrahman Efendi'nin Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası'na ait 2 hisse senedinin bulunduğunu iddia eden 27 varisi, avukatları aracılığıyla dilekçe ile İş Bankası'na başvurarak hisse senetlerinin kaydileştirilmesi ve bugüne kadar dağıtılan kar payından kendilerine düşen miktarın verilmesini talep etti.

Abdurrahman Efendi'nin 27 torunu, ellerinde 1917 yılında kurulan, 1927 yılında ise İş Bankası'na devredilen Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası'nın 2 hisse senedinin bulunduğu iddiasıyla avukatları aracılığıyla İş Bankası'na başvurdu. Abdurrahman Efendi'nin varisleri, İş Bankası'ndan hisse senetlerinin bugüne kadarki kar payının kendilerine ödenmesini istiyor. 
Abdurrahman Efendi'nin torunlarından Muğla'nın Dalaman ilçesinde yaşayan emekli deniz astsubay Cengiz Doğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dedelerinin Elazığ'ın Maden ilçesinde 1930'lu yıllarda iki dönem belediye başkanlığı yaptığını, aynı zamanda 2 köyün sahibi ve 5 köyün de hissedarı olduğunu belirtiyorlar.

Burada sözü edilen banka Osmanlı derin devletinin siyasi örgütü olan İTTİHAT TERAKKİnin kurduğu bir bankadır. 4 Milyon lira sermayeli bu banka, yarısı kadar bile sermayesi olmayan İş Bankası ile birleşmeye zorlanır. Bankanın kurucusu olan Cavit bey. Devire itiraz eder ve devir öncesi idam edilir..

Dahası bu bankanın hisselerine sahip olan bu banka Selanikli işadamlarının bankasıdır ve Yahudi işadamı Üzeyir Garihle de ilişkilendirilen, Maraşal Fevzi Çakmak’ın da bağlı olduğu iddia edilen Nakşi şeyhi Küçük Hüseyin Efendi ile de ilgilidir..

Bu bankaya ait hisseler, aynı zamanda Osmanlının son sadrazamlarından Damat Ferit’in torunu Halil Hurşitin hak talepleri ile taraflar arasında 2012 Aralığında arbedeye bile dönüşmüştü..
İtibari Milli Bankası ile İşbankası’nın birleşmesi konusunda Doğan Avcıoğlu: “İşbank İtibari Milli Bankasını Yutmuştur.” derken aynı konuyla ilgili Prof. Zafer Toprak: “ İtibari Milli Bankası sermayesi İşbank sermayesi içerisinde eritildi.” Demektedir. 
Sultan Mehmed Reşad ‘ın 200 Reşad hissesinin akıbetinin ne olduğu ise meçhuldür.

İşin içinde ucu cinayet ve gizli örgüt iddialarına dayanan ve tarafların hak iddialarında bulundukları karmaşık bir hal almıştır..

Onun için konunun çok yönlü olarak incelenmesi zarureti vardır..

7-İş Bankasının o zamanki sermayesinin karşılığı olan rakamı takdir etmek açısından aşağıda beyan edeceğim hususlar önemlidir..

-Yıl=1923'de (1-$)Dolar = 50-Kuruş, 
-23.Şubat.1924’de Bir mebus (Milletvekili) maaşı 300.-TL dir., 
-Türkiye İş Bankasının bir adet hisse senedi değeri 1924 de 10 TL idi., 
- 1924 Bütçesi, Cumhuriyet'in ilk bütçesidir ve yalnızca 118,2 milyon liradır. 
21.Ekim.1925 onaylanan 1926 Yılı Türkiye Cumhuriyeti devlet bütçesinin toplamı, 218 Milyon TL idi.
- Alpullu - Kırklareli Şeker fabrikasının toplam değeri 1926'da 1.953.757-TLdir, 

İş Bankasının sermayesi, o günki değer yaklaşık olarak bütçenin %1 i büyüklüğünde idi.. Hemen belirtelim ki, 1924 bütçesinin %33 ü savunmaya ayrılmıştır ve bu savunma harcamalarının genel bütçe içindeki payı, 5 yıl içinde %49 a kadar yükselmiştir.. Bu bilgi, Gazi Üni. Sos.Bil. Enst. Maliye Ana Bilim Dalında “Türkiyede Savunma Harcamaları”konulu Yüksek Lisans Tezi olarak Atufe Tonguç Saka tarafından hazırlanan akademik çalışmada mevcuttur..

Bütçenin bakanlıklar arası dağılımı ise şöyledir: 1924 Bütçesi'nde; eğitim, sağlık ve yatırımlarla ilgili kimi bakanlıklara ayrılan ödenekler ve bunların bütçe toplamı içindeki oranları şöyleydi: Bayındırlık Bakanlığı 14,2 milyon lira (yüzde 5,3), Milli Eğitim Bakanlığı 6,2 milyon lira (yüzde 5,3), Sağlık Bakanlığı 2,3 milyon lira (yüzde 2,1) Adalet Bakanlığı 4,6 milyon lira (yüzde 3,9). 

Kaldı ki, İş Bankası 1927 yılında İtibar-ı Milli Bankası ile birleşmiş ve sermayesini 4 milyona yükseltmiştir. Bu rakam bir kaç bakanlığın bütçesinden daha yüksektir..

İş Bankası bütçesi, Sağlık Bakanlığı bütçesinin yarısına eşittir, nerede ise.. Savaştan çıkmış bir ülkede, bir kaç kişinin böyle bir parayı bulması mümkün değildir.. Mustafa Kemal yaklaşık bankada %30 paya sahiptir.. Bu para ömrü cephede geçmiş biri tarafından nerede ve nasıl, ne zaman sağlanmıştır?

Resmi tarihi savunan çevreler Mustafa Kemalin maaşı konusunda genel olarak şu bilgileri verdiler: “Atatürk’ün maaşı ilk olarak 40 (28 dolar) liraydı. Daha Sonraları 150 liraya yükseldi. Abdurrahman Dilipak’ın Kemalizm kitabında, Nokta Dergisi’nde ve TSK verilerine göre ise 2800 cumhuriyet altını maaş alındığı belirtiliyor. Maaşını İş Bankası’ndaki bir hesapta biriktirdi. Öldüğünde bu hesapta 19 bin 566 lira birikmişti. Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün aylık ve ödeneği ise 5 bin lira maaş, 7 bin liraydı. Cumhurbaşkanlığı’ndan elde ettiği maaş da bir hesapta birikmiş ve 53 bin 453 lirayı bulmuştu. Toplamı 73 bin lirayı geçen bu para da CHP’ye miras kaldı.. Atatürk, Çankaya Köşkü’nün tüm masraflarını ve sayıları 100’ü bulan Köşk görevlilerinin yemek harcamalarını cebinden ödedi. Harcırah almadı. Maiyetindekilerin bütün yolculuk harcamaları da yine onun kişisel hesabından karşılanırdı. Atatürk, özellikle Dolmabahçe’de olduğu dönemde maaşının masraflara yetmediği dönemlerde çevresinden borç alırdı. Sene 1923 "Paşam vekil maaşlarını düzenleyeceğiz ne kadar verelim?" Mustafa Kemal Atatürk: "Öğretmen maaşlarını geçmesin." Bu açıklamalar tek başına İş Bankası gerçeğini bile açıklamaya yetmemektedir.

Mustafa Kemalin Mal varlığı konusunda Mustafa Armağan şu bilgileri vermektedir: 

Atatürk'ün mal varlığı
Mustafa Armağan

Atatürk'ün oteli, lunaparkı, gazoz fabrikası, şarap imalathanesi, deri fabrikası, 2 fırını, 4 lokantası, 443 baş sığırı, 13.100 baş koyunu ve 2.450 adet tavuğu olduğunu biliyor muydunuz?
Atatürk'ün mal varlığı konusu, bağışlandığı 1937'den beri bilinse de, 1968'e kadar tartışma gündemine getirilmemiş. Fethi Naci'nin 1968 tarihli "100 Soruda Atatürk'ün Temel Görüşleri" kitabı bu konuya yer vermiş. Doğan Avcıoğlu "Türkiye'nin Düzeni"nde özet geçmiş. Nihayet çok okunduğu için Atatürk'ün mal varlığı bilgisini kamuoyuna mal eden eser 1970 Şubat'ında arz-ı endam etmiş kitapçı vitrinlerine: Yazan: İsmail Cem. Adı: "Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi".
Sol hareketlerin bu canlı yıllarında Atatürk ile de sert bir hesaplaşma içine girilmişti; yani o tarihte sol, henüz Kemalizm'e eklemlenmiş değildi. Atatürk devrimlerini 'sol devrim'in bir aşaması kabul ediyor ve aşılması gerektiğini savunuyorlardı. Tabii Cumhuriyet'in ilk yıllarında solun devlet eliyle ezilmesini de bir tür tabii afet gibi değerlendiriyorlardı.
Atatürk'ün 11 Haziran 1937'de Hazine'ye devrettiği ve kendisi tarafından çıkarılan mal varlığı dökümünün orijinaline Başbakanlık Arşivi'nde ulaştım ve tam ve hatasız bir şekilde burada yayımlayacağım. Ancak önce Türkiye'de Atatürk'ün ne kadar ciddiye alındığına dair birkaç cümle.
Fethi Naci bazı hatalarla "Söylev ve Demeçler"in 4. cildinden alıyor listeyi. İsmail Cem de listeyi Naci'den aktarıyor ama kaynağını yanlış yorumlayarak onun bu bilgileri Mazhar Leventoğlu'nun "Atatürk'ün Vasiyeti" kitabından aldığını yazıyor. Derken Cem'in kitabı da başkalarına 'kaynak' oluyor! ve aynı hatalar devam edip gidiyor. Kimse gidip Başbakanlık Arşivi'ndeki orijinaline bakma zahmetine katlanmadığı için liste yalan yanlış yayımlanıp duruyor.
Biri de şu listenin orijinalini yayımlayıp tartışmalara son vermiyor ne yazık ki. Aşağıdaki liste, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi'nde bulunan orijinal belgeden alınmış olup mesela önceki yayınlarda "çelik fabrikası" diye geçen ibarenin aslında "çeltik fabrikası" olduğu gibi vahim hataların düzeltilmiş şeklidir.
Hazırlattığı ve altına imza attığı listeye göre Atatürk Ankara'da Orman, Yağmurbaba, Balgat, Macun, Güvercinlik, Tahar, Etimesgut ve Çakırlar çiftliklerinden oluşan Orman Çiftliği ile Yalova'daki Millet ve Baltacı, Silifke'deki Tekir ve Şövalye çiftliklerinin, Hatay Dörtyol'daki portakal bahçesi ile Karabasamak çiftliğinin, ayrıca Tarsus'taki Piloğlu çiftliğinin sahibidir.
Atatürk, Hazine'ye bağışladığı malları 6 kalemde topluyor. İlk kalem, arazidir. Buna göre toplam 154 bin 729 dönüm araziye sahip olduğunu öğreniyoruz. Ayrıntılar şöyle:
A) 582 dönüm meyve bahçeleri,
B) 700 dönüm fidanlık (650 bin adet fidan),
C) 400 dönüm Amerikan asma fidanlığı (560 bin adet kök bağ çubuğu),
D) 220 dönüm bağ (88 bin adet bağ kütüğü),
E) 375 dönüm sebze bahçesi (Fethi Naci'de 370 çıkmış),
F) 220 dönüm zeytinlik (6.600 ağaçlık),
G) 1.654 ağacın bulunduğu 17 dönüm portakallık (F. Naci 27 dönüm demiş),
H) 15 dönüm kuşkonmazlık, 100 dönüm park ve bahçe ile 2.650 dönüm çayır ve yoncalık,
İ) 1.450 dönüm orman, 148 bin dönüm tarıma elverişli arazi ve meralar.
Sonra bina ve tesisler geliyor. Buna göre 51 adet binanın sahibi olduğunu yazıyor 
A) 45 adet yönetim binası ve ikametgâhı,
B) 7 adet 15 bin baş koyun kapasiteli ağıl,
C) Aydos ve Toros yaylalarında 6 adet mandıra, 8 adet at ve sığır ahırı,
D) 7 adet ambar, 4 adet samanlık ve otluk, 6 adet hangar ve sundurma,
E) 4 adet lokanta, gazino ve eğlence yerleri, lunapark, 2 adet fırın, 2 sera.
3. kısımda fabrika ve imalathanelerini sıralıyor. Belgeden Atatürk'ün birer adet bira, malt, buz, soda ve gazoz, deri, tarım aletleri ve demir fabrikası ile biri Ankara'da, diğeri Yalova'da olmak üzere 2 adet modern süt fabrikası bulunduğunu öğreniyoruz. Ayrıca yine Ankara ve Yalova'da birer geniş yoğurt imalathanesi, yılda 80 ton şarap üretme kapasitesine sahip bir şarap imalathanesi, elektrikli bir değirmeni, İstanbul'daki bir çeltik fabrikasında yüzde 40 hissesi, her biri 15'er ton kaşar, 1.000 teneke beyaz peynir, 600 teneke tuzlu yağ yapmaya elverişli 2 imalathanesi faal haldeymiş. "Umumi tesisat" başlığı altında şu bilgilere yer verilmiş:
A) Ankara ve Yalova'da iki tavuk çiftliği,
B) Yalova'daki çiftliğinde iki özel iskele ve liman tesisatı,
C) 3'ü Ankara'da, 2'si İstanbul'da olmak üzere 5 adet satış mağazası,
D) Orman Çiftliği'nde kanalizasyon, sulama, telefon ve elektrik tesisatı, küçük beton köprüler, özel yollar, içme ve su dağıtım şebekesi; Yalova ve Tekir çiftliklerinde de benzer tesisat.
E) Orman Çiftliği'nde çiftlik müzesi ile ufak çaplı hayvanat bahçesi tesisatı.
Listenin en ilginç kısmını ise canlı hayvanlar oluşturuyor. Buna göre Atatürk'ün,
A) Kıvırcık, merinos, karagül, karaman cinslerinden 13.100 baş koyunu,
B) Simental, Hollanda, Kırım, Jersey, Görensey, Halep ile yeni üretilen Orman ve Tekir ırklarından 443 baş sığırı,
C) İngiliz, Arap, Macar ve yerli ırklardan 69 adet koşu ve binek atı, 58 adet çoban merkebi,
D) Legorn, Rhode Island ve yerli ırklardan 2.450 adet tavuğu varmış.
Liste bitmedi henüz. Son olarak sıra cansız demirbaşlarda. .
Atatürk'ün cansız mal varlığı arasında 16 traktör, 13 harman ve biçerdöver makinesi ve o günün fiyatlarıyla 66 bin lira değerinde (bu rakam önce yazılıp sonra karalanmış) "bilumum" ziraat alet ve edevatı, 35 tonluk bir adet deniz motoru (Yalova Çiftliği'nde), 5 adet kamyon ve kamyoneti, 2 adet binek otomobili ile 19 adet çiftliklerin servislerinde çalıştırılan binek ve yük arabası bulunuyormuş.
Özetlersek Atatürk'ün 154 bin 729 dönüm araziye; belgede 51 yazıyor ama benim hesabıma göre 91 binaya; 6 fabrika, 5 imalathane, 1 değirmen ve 1 çeltik fabrikası ortaklığına; 2 tavuk çiftliğine, iki özel iskeleye, 5 mağazaya, çeşitli sulama vs. tesisatına, köprülere, müzeye ve hayvanat bahçesine; binlerce koyun, sığır, at ve tavuğa; traktör, deniz motoru, kamyon, kamyonet, otomobil ve servis araçlarına sahip olduğunu görüyoruz.
Sen ne diyorsun? diyenlere, gidin, laik ve Kemalist olduğundan kuşku duymadığınız İsmail Cem'in kitabını okuyun diyorum. İsmail Cem'in, Mustafa Kemal'in 1923'te Balıkesir'de söylediği şu sözleri sansürlemesi ne anlama geliyor, iyi düşünün:
"Kaç milyonerimiz var? Hiç. Bundan dolayı biraz parası olanlara da düşman olacak değiliz. Tersine memleketimizde birçok milyonerlerin, hatta milyarderlerin yetişmesine çalışacağız."

8-İş Bankası Hisseleri, Hindistan Hilafet fonundan Kuvvayı milliyeye destek olmak, Hilafetin muhafazası için zekat gibi dini vergilerden oluşan bir fondan gönderilen paradır. 1. Meclisin açılışı öncesi heyeti temsiliye adına İstanbula gönderilen mektup ve 1. Meclisin açılış dörenine ilişkin program, İstiklal Harbi, Kuvayı Milliye ve Müdafayı Hukuk hareketinin dayanağını açıkça ortaya koymaktadır. Bu dayanak “Din-i mübin- İslam, Şeriat ve Hilafet’dir.”. 24 Anayasasının metni, lafız olarak ve ruh olarak bu istikamettedir.. Bu Para Mustafa Kemalin ve Celal Bayarın, yine bazı kişiler adına İş Bankasının kuruluşunda kullanılmış ve bu para kişilerin hesabına kaydedilmiştir. Bu usulsüz ve hukuka uymayan işlemin iptali gerekir..

1.Meclisin açılış merasiminin ayrıntıları şu şekildedir:

Meclis’in açilisi kast-i mahsusla Cuma gününe denk getirilmisti. 23 Nisan 1920 günü yapilacak açilis merasiminin programi bir tamimle bütün yurda duyurulmustu. Tamim, yerlesim merkezlerinin en merkezi yerlerine, camilerin kapilarina asilmis, ayrica matbaada bastirilarak halka dagitilmisti.
Mustafa Kemal Pasa imzali tamim 1927 yilinda “Tayyare Cemiyeti” tarafindan 50 bin adet bastirilmis olan Osmanlica Nutuk’un (O tarihte henüz harf devrimi yapilmamisti) Birinci Cildi’nin 272 ve 273. Sayfalarinda yayınlanmıştı. Nutuk’u bile sansürledi bunlar ya hu! Ne oldu ise ondan sonra oldu. Aşağıdaki metin oradan aynen latinize edilerek aktarılmaktadır.
“Tel: Gayet Müstaceldir. Ankara, 21/4/1920. Ankara’ya acele tezkere. Kolordulara (K.O. 14 Vekâletine) Firka 61 Kumandanligina, Refet Beyefendiye, Bilumum Vilâyata, Müstakil Livalara, Müdafaai Hukuk Heyeti Merkeziyelerine, Belediye Riyasetlerine..
1– Bimennihilkerim Nisan’in 23’üncü Cuma günü, Cuma namazini müteakip Ankara’da Büyük Millet Meclisi küsat edilecektir.
2– Vatanin istiklâli, makami refii hilâfet ve saltanatin istihlasi gibi en mühim ve hayatî vezaifi ifa edecek olan bu Büyük Millet Meclisi’nin yevmi küsadini Cuma’ya tesadüf ettirmekle yevmi mezkûrun mebrukiyetinden istifade ve bilumum meb’usini kiram hazarati ile Hacibayram-i Veli Camii Serifi’nde Cuma namazi eda olunarak envari Kur’an ve salattan da istifaza olunacaktir. Badessalât lihyei saadet ve sancak-i serifi hamilen daireyi mahsusaya gidilecektir. Daireyi mahsusaya dahil olmazdan evvel bir dua kiraatile kurbanlar zebholunacaktir. Isbu merasimde camii seriften bedile daire-i mahsusaya kadar Kolordu Komutanligi’nca kitaati askeriye ile tertibati mahsusa alinacaktir.
3– Yevmi mezkûrun teyidi kutsiyeti için bugünden itibaren merkezi vilayette vali Beyefendi hazretlerinin tertibile hatim ve buharii serif tilavetine bed’olunacak ve hatm-i serifin son aksami teberrüken Cuma günü namazdan sonra daire-i mahsusa önünde ikmal edilecektir.
4– Mukaddes ve mecruh vatanimizin her kösesinde ayni suretle bugünden itibaren buharî ve hatemati serife kiraatine suru edilerek Cuma günü ezandan evvel minarelerde salavat-i serife okunacak ve esnayi hutbede hilâfetmaabimiz padiahimiz efendimiz hazretlerinin nam namii humayunu zikredilirken zati sevketsimati padisahilerinin ve memaliki sahaneleriyle bilumum tebaai mülûkânelerinin bir an evvel naili halâs ve saadet olmalari duasi ilâveten tezkâr olunacak ve Cuma namazinin edasindan sonra da ikmali hatmedilerek makam-i muallayi hilâfet ve saltanatin ve bilcümle aksami vatanin halâsi maksadile vukubulan mesaii milliyenin ehemmiyet ve kutsiyeti ve her ferdi milletin kendi vekillerinden mürekkep olan bu Büyük Millet Meclisi’nin tevdi eyleyecegi vezaifi vataniyeyi ifaya mecburiyeti hakkinda mev’izeler irat olunacaktir.
Badehu halife ve padisahimizin, din ve devletimizin, vatan ve milletimizin halâsi, selâmeti ve istiklâli için dua edilecektir. Bu merasim-i diniye ve vataniyenin ifasindan ve camilerden çikildiktan sonra bilâd-i Osmaniye’nin her tarafinda makam-i hükûmete gelinerek Meclis’in küsadindan dolayi resmen tebrikât icra edilecektir. Her tarafta Cuma namazindan evvel münasip surette mevlid-i serif okunacaktir.
5– Is bu tebligin hemen nesrü tamimi için her vasitaya müracaat olunacak ve serian en ücra köylere, en küçük kitaat-i askeriyeye, memleketin bilûmum teskilat ve müessesatin iblagi temin edilecektir. Ayrica, büyük levhalar halinde her tarafa talik ve mümkün olan mahallerde tabi ve teksir ve meccanen tevzi edilecektir.
6– Cenab-i Hakk’tan muvaffakiyet-i kâmile tazarru olunur. Heyet- Temsiliye Namina. Mustafa Kemal”

Esasen paranın gönderilme maksadı ve kaynağı tamamen dinidir. İş Bankası ise, dinen yasak olan Riba/faiz ile iştigal eden bir kurumdur.. Dolayısı ile iş dinen, hukuken ve ahlaken, aklen batıl bir işlemdir.. Bu yanlışın iptali gerekir..

Mustafa Kemal ömrü boyunca asker ve siyaset adamı olarak görev yapmıştır. Zengin bir aileden de gelmediği düşünülürse, bu kadar servet edinmesi esasen mümkün değildir..

9-Madem Cumhuriyet ve TBMM yasa gereği Hilafet makamı yerine kaimdir, bu paranın hükümet üzerinden Diyanete aktarılması gerekir..

Bu konu ile ilgili yasal düzenleme aynen şöyledir:

HİLAFETİN İLGASINA VE HANEDANI OSMANİNİN TÜRKİYE CUMHURİYETİ MEMALİKİ HARİCİNE ÇIKARILMASINA DAİR KANUN (1) (2)
Kanun Numarası : 431
Kabul Tarihi : 3/3/1924
Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 6/3/1924 Sayı: 63
Yayımlandığı Düstur : Tertip: 3 Cilt: 5 Sayfa: 323
Madde 1 - Halife halledilmiştir. Hilafet Hükümet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan Hilafet makamı mülgadır.
Madde 2 - 5 - (Mülga: 15/5/1974 - 1803/8 md.)
Madde 6 - İkinci maddede mezkür kimselere masarifi seferiyelerine mukabil bir defaya mahsus ve derecesi servetlerine göre mütefavit olmak üzere Hükümetçe tensip edilecek mebaliğ ita olunacaktır.
Madde 7 - İkinci maddede mezkür kimseler Türkiye Cumhuriyeti arazisi dahi-
lindeki bilcümle emvali gayrimenkulelerini bir sene zarfında Hükümetin malümat
ve muvafakatiyle tasfiyeye mecburdurlar. Mezkür emvali gayrimenkuleyi tasfiye etmedikleri halde bunlar Hükümet marifetiyle tasfiye olunarak bedelleri kendilerine verilecektir.
Madde 8 - Osmanlı İmparatorluğunda Padişahlık etmiş kimselerin Türkiye Cumhuriyeti arazisi dahilindeki tapuya merbut emvali gayrimenkuleleri millete intikal etmiştir.
Madde 9 - Mülga Padişahlık sarayları, kasırları ve emlakini sairesi dahilindeki mefruşat, takımlar, tablolar, asarınefise ve sair bilumum emvali menkule millete intikal etmiştir.
Madde 10 - Emlaki Hakaniye namı altında olup evvelce Millete devredilen emlak ile beraber mülga Padişahlığa ait bilcümle emlak ve sabık Hazinei Humayun, muhteviyatlariyle birlikte saray ve kasırlar ve mebani ve arazi Millete intikal etmiştir.
Madde 11 - Millete intikal eden emvali memkule ve gayrimenkulenin tesbit ve muhafazası için bir nizamname tanzim edilecektir.
Ek Madde 1 - (Ek: 16/6/1952-5958/1 md.)
İkinci madde gereğince Türkiye`ye gelebileceklerin müracaatları halinde Türkiye`ye gelmek ve Türkiye`de ikamet etmek şartları aranmaksızın vatandaşlığa alınmalarına Bakanlar Kurulu karar verebilir.
(1) 15/5/1974 tarih ve 1803 sayılı Kanunun 8 inci maddesi gereğince 16/6/1952
tarih ve 5958 sayılı Kanunla kadın mensuplara tanınan haklar, bu durumdan
istifade etmek isteyen erkek mensuplar hakkında da uygulanır.
(2) Bu Kanun ile ilgili olarak; Mülga, 11/2/1964 tarih ve 403 sayılı "Türk
Vatandaşlığı Kanunu"nun 46 ncı maddesine bakınız. (R.G:22/2/1964-11638)
Ek Madde 2 - (Ek: 16/6/1952 - 5958/1 md.)
İkinci madde hükmünden istifade edenler bu kanunun yürürlüğe girmesinden
itibaren umumi hükümler dairesinde mal edinebilirler. Bu suretle Türkiye`de mal
edinenlerden ölenlerin ikinci maddeden istifade edemiyen varislerine ait hisseler sulh mahkemesince bir sene içinde tasfiye olunarak tutarı kendilerine ödenir.
Ek Madde 3 - (Ek: 16/6/1952 - 5958/1 md.)
Bu Kanuna müsteniden yurda gelmek hakkını haiz olanlar 27 Ağustos 1324 ve
20 Nisan 1325 tarihli iradeler ve 431 sayılı kanun ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin 245 sayılı tefsir kararı gereğince millete intikal etmiş olan bilumum menkul ve gayrimenkul mallar üzerinde miras sebebiyle veya diğer her hangi bir sebeple hak iddia edemezler.
Ek Madde 4 - (Ek: 16/6/1952 - 5958/1 md.)
Türkiye`ye gelenler veya Türk vatandaşlığını iktisap edenler (sultan, hanımsultan, kadınefendi, prens ve prenses) gibi hanedana nispet ifade eden elkab ve unvanları kullanmaktan memnudurlar.
İkinci madde hükmünden istifade edenlerden memnuiyet hilafına harekette bulunanlar altı aydan iki yıla ve bu unvanları bu kimseler hakkında iltizamen kullananlar üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
Madde 12 - İşbu kanun tarihi neşrinden itibaren meriyülicradır.
Madde 13 - İşbu kanunun icrayı ahkamına İcra Vekilleri Heyeti memurdur.
431 SAYILI KANUNDA EK VE DEĞİŞİKLİK YAPAN MEVZUATIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRDIĞI KANUN VE HÜKÜMLERİ GÖSTERİR LİSTE
Yürürlükten Kaldıran Mevzuatın
Yürürlükten Kaldırılan Hüküm Tarihi Sayısı Maddesi
16/6/1952 5958 2
431 sayılı Kanunun ve diğer kanunların Bu Kanuna aykırı hükümleri ile 5371 Sayılı Kanun 
431 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE
Kanun No: Farklı tarihte yürürlüğe giren maddeler Yürürlüğe giriş tarihi
------------ ----------------------------------------------- --------------------------
5958 - 23/6/1952
1803 - 18/5/1974

10-Bu açıdan Müslüman bir kişi ve aynı zamanda bir yurttaş olarak davaya müdahil olarak katılmak istiyorum.

11-Bu konuda ilgili tüm kişi ve kuruluşlardan bilgi ve belge talep edilmesi gerektiğini düşünüyorum.. İş Bankası kayıtları yanında o günki işlemlerle ilgili kayıtlar, yazışmalar ve basın açıklamalarının da ayrıca toplanması gerekir.

12-Ayrıca Mustafa Kemalin açıklanan dışında özel bir vasiyeti olup olmadığının, konu ile ilgili olarak eşi ile yazışmalarının ve özel bilgi ve belgelerinin Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı ve Başbakanlık ve Türk Tarih kurumundan sorulması gerekir..

13-Mustafa Kemalin mal varlığı ile ilgili değişik iddialar bulunmaktadır.. Hayat kronolojisine baktığımızda, anne-babasından bir servet sahibi değildir.. Ömrü boyunca devlet memuru olmuştur. Oysa servet olarak çok büyük bir servet sözkonusudur.. Mustafa Kemalin mal varlığı, vasiyeti, gelirleri ile ilgili Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı, Başbakanlık, Genel Kurmay Başkanlığı, Maliye Bakanlığı, Türk Tarih Kurumu, CHP ve İş Bankasından bilgi talep edilmesi gerekir.. Bu güne kadar bu konularda açılmış davalar varsa bunların dosyalarının da Adalet Bakanlığından talep edilmesi gerekir..

14-Bu anlamda İş Bankasındaki Mustafa Kemal Atatürk, Celal Bayar ve diger ortakların hesaplarının dondurulması ve tedbir konulması gerekir..

NETİCE VE TALEP :Müslüman bir kişi olarak ve bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, bu işlemde benim yarar ve zararım bulunmaktadır.. Diyanet İşleri Başkanlığı bir kamu kurumudur ve Müslümanların hak ve hukukundan sorumludur.. Ülkemde hukukun tesis etmesi, haksız tasarrufların önlenmesi ayrıca gerek Norm Hukuk statüsündeki uluslararası sözleşmelerle korunan, gerekse anayasa ve yasalarda ifade edilen KAMU YARARI nın da ötesinde, devletin varlık ve meşruiyeti ile yakından alakalı bir husustur.. Burada HAKSIZ BİR MÜLK EDİNME, KAMU KAYNAKLARININ YAĞMALANMASI ve GASP gibi vahim bir durum sözkonusudur.. Bu durumunda dikkate alınacak ayrıca tarafınızdan Cumhuriyet Savcılığına SUÇ DUYURUSUnda bulunulması gerekir..

Bir yurttaş olarak bu konudaki hak ve hukukun korunması açısından MÜDAHİLLİK TALEBİnde bulunuyorum.. Aynı şekilde, dava dosyasındaki evrakların da tasdikli bir suretini talep ediyorum.

Bu arada Mustafa Kemalin gerçek mal varlığının tesbiti için Osmanlı arşivleri ve Cumhuriyet arşivlerindeki rütbe ve görev durumu da değerlendirilerek maaş ve gelirlerinin tesbiti gerekmektedir.

Bu çerçevede, haksız bir tasarrufa fırsat vermemek için İŞ BANKASIndaki Mustafa Kemalin, Celal Bayar’ın ve diger ortakların hisselerinin TEDBİR OLARAK DONDURULMASI VE KAYYUMA DEVRİ GEREKİR.. Esasen İŞ BANKASI üzeirnde CHP nin tasarrufları da, HUKUKA AYKIRI, Diğer siyasi partiler açısından Anayasanın EŞİTLİK İLKESİNE ve siyasi partiler kanununa aykırı bir durumdur..

Fazlaya ilişkin haklarım saklı kalmak kaydı ile şimdilik, 1920 TL nin tarafıma verilmesini talep ediyorum.

Bu sebeblerle, konunun incelenmesi, bu konuda şu birimlerden bilgi talep edilmesini ve gereğini arz ve talep ederim.

-Cumhurbaşkanlığı’ndan konu ile ilgili bilgi ve belge talebi,
-TBMM Başkanlığından konu ile ilgili bilgi ve belge talebi,
-Başbakanlıktan konu ile ilgili bilgi ve belge talebi,
-Adalet Bakanlığından Mustafa Kemalin Mal varlığı ile ilgili Kanun, karar ve kararnamelerle ilgili bilgi ve belge talebi,
-Maliye Türk Tarih Kurumunda konuyla ilgili bilgi ve belge talebi,
-Türk Dil Kurumundan bilgi ve belge talebi,
-İş Bankası ve ilgili birimlerinden bilgi ve belge talebi,
-Milli Savunma Bakanlığından bilgi ve belgetalebi,
-Genel Kurmay Başkanlığından bilgi ve belge talebi,
-Milli İstihbarat Teşkilatından bilgi ve belge talebi
-Milli Emniyet Teşkilatından bilgi ve belge talebi
-Ayrıca ve özellikle, Diyanet İşleri Bakanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğünde de konu ile ilgili bilgi ve belge talep edilmesi gerekir..
-Osmanlı Arşivi ve Cumhuriyet Arşivlerinden ayrıca konuyla ilgili bilgi talep edilmesini talep ediyorum.
-CHP’den ve Halkevlerinden , İstanbul Büyükşehir Atatürk Kitaplığı ve Milli Kütüphaneden bilgi ve belge talebinde bulunulmasını talep ediyorum..
-Ticaret ve Sanayi Bakanlığından bilgi ve belge talebi,
-Nafia/İmar-İskan- Şehircilik Bakanlığı ve Tapu, İlgili dairelerden bilgi ve belge talebi,
-Ankara Büyükşehir belediyesinden bilgi ve belge talebinde bulunulmasını talep ediyorum.
Saygılarımla.

Adem Çevik, Adalet Platformu Başkanı




EK’LER
1-Orman Çiftliği Belgesi, Osmanlı Arşivi
2-23/6/1937 tarihli Osmanlı Arşivi Belgesi
3-11/6/1937 tarihli Osmanlı Arşivi Belgesi
4-11/6/1937 Trapzon Köşkü tarihli Osmanlı Arşivi Belgesi
5-18 Şubat 2013 İHA haberi Ülkü Adatepe miras davası
6-28 Şubat 2013 DHA Haberi Kaza mı Suikast mi?
7- İhsan Subaşı’nın 24 Ocak 2013 tarıhli Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası- Türkiye İş Bankası birleşmesi yazısı
8- Ali İhsan Karacan’ın İtibarı Milli Bankası Hisseleri Meselesi adlı yazısı
9- Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası hisse senetlerinin bedelini istiyorlar haberleri 28 Ocak 2013 
10- AA’nın İş Bankası'nı Genelkurmay'a ihbar ettiler 15 Mart 2013 tarihli haberi
11- Taraf Gazetesi’nin 16 Mart 2013 tarihli yazsısı
12- Haber7.com’un Iş Bankasına Dava Açılmasının Nedeni, İttihat Terakki ile CHP’nin İŞ Bank Kavgası ve İş Bankası’nda Damat Ferit Kavgası başlıklı haberleri








________________________________________




10 Haziran 2012, Pazar



Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe'nin çocukları, annelerinin İş Bankası ve CHP'den gereken mirası alamadığı gerekçesiyle ihtarname çekti. İş Bankası ve CHP'den 1 milyar dolar isteyen Adatepe'nin çocukları Ahmet Kemal Doğançay ve Ali Kemal Doğançay, gelecek cevaba göre dava açmaa hazırlanıyor.
Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe, 1 Ağustos 2012 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetmişti. Atatürk'ün vasiyetindeki son mirasçısı olduğu belirtilen Adatepe'nin çocukları Ahmet Kemal Doğançay ve Ali Kemal Doğançay annelerinin vasiyette belirtilen miras payını alamadığını ileri sürdü. Doğançay kardeşler bugün İş Bankası ve CHP'ye ihtarname gönderdi. Atatürk'ün manevi torunları İş Bankası ve CHP'den 1 milyar dolarlık alcağın ödenmesini istedi.
Avukatları Osman Ersin Kozanhan ve Erdi Yıldız aracılığıyla ihtarname çeken Doğançay kardeşler CHP ve İş Bankası'ndan gelecek cevaba göre dava açmaya hazırlanıyor. 
İSTANBUL - Atatürk 'ün manevi kızı Ülkü Adatepe'nin mirasçıları, 1 milyar dolarlık alacaklarının olduğunu öne sürerek İş Bankası ve Cumhuriyet Halk Partisi 'ne (CHP) dava açmaya hazırlanıyor. 
Ülkü Adatepe'nin çocukları Ahmet Kemal ve Ali Kemal Doğancay, yaptıkları basın duyurusuyla 1 milyar dolarlık alacakları için İş Bankası ve CHP'ye ihtarname çektiklerini ve dava açacaklarını ifade etti. Ülkü Adatepe'nin mirasçılarının avukatları aracılığıyla yaptığı duyuruda Atatürk'ün son mirasçısının da kaybedilmesinin Türk halkını üzdüğü belirtilerek, şu sözlere yer verildi: 
"Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün kızı olan Ülkü Adatepe bilindiği üzere 1 Ağustos 2012 tarihinde talihsiz bir kazada vefat etmiştir. Ülkü Adatepe'nin çocukları olan Ali Kemal ve Ahmet Kemal Doğançay, annelerinin hayatı boyunca gerek İş Bankası gerekse CHP'nin annelerinin vasiyetnamede almaları gereken miras payını almadığını iddia ederek 28 Ocak 2013'te İş Bankası ve CHP'ye avukatları aracılığıyla 1 milyar dolarlık alacağın ödenmesi ile ilgili ihtarname keşide etmiştir ve dava açmaya hazırlanmaktadır. İzah edilen durumla ilgili 30 Ocak'ta bir basın açıklaması da yapılacaktır."
İş Bankası yetkililerinden edinilen bilgiye göre dava konusunda bir açıklama yapılmayacak. Ancak yetkililer daha önce de benzer davalarla karşı karşıya kaldıklarını ve ciddiye almadıklarını belirtiyorlar.
Ülkü Adatepe'nin Çocuklarından CHP ve İş Bankası'na Dava
Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe'nin çocukları Ali Kemal Doğançay ve Ahmet Kemal Doğançay, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İş Bankası'na yönelik annelerinin mirasının eksik ödendiği gerekçesiyle 1 milyar 778 milyon liralık dava.

18 Şubat 2013
Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe'nin çocukları Ali Kemal Doğançay ve Ahmet Kemal Doğançay, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İş Bankası'na yönelik annelerinin mirasının eksik ödendiği gerekçesiyle 1 milyar 778 milyon liralık dava açtı.
Ülkü Adatepe'nin çocuklarından Ahmet Kemal Doğançay, avukatı Haluk Bozovalı ile birlikte Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na gelerek İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurdu. Adliye çıkışında açıklama yapan Avukat Haluk Bozovalı, "Bugün 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde CHP ve İş Bankası'na karşı davamızı açtık" dedi.
Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe'ye yapılan ödemelerin eksik olduğunu iddia eden Ahmet Kemal Doğançay ise "Olayın aslını bilmeden yorum yapılmaması gerekiyor. İşin ne olduğunu anlamak lazım. 1939'dan gelen bir şey bu. Çoğunuz hayatta bile değildiniz. Böyle büyük bir adalet yapıldıysa hakkın tecelli etmesi gerekiyor. Türkiye'de edecektir bu inşallah. Uzun sene hakkımız yendi. Adalete başvurumuzu yaptık" dedi.
CHP'ye çekilen ihtarlara cevap verilmediğini savunan Doğançay, "Biz ihtar çekmeden Kılıçdaroğlu'na haber yolladık. Türkiye'de insanlar pek konuşmasını bilmiyor. İlk önce konuşmamız gerekir. Her şey mahkemelerde sürüncemeyle götürülmesi gerekiyor. İnsanlar konuşarak birbirine düşmanlık beslemeden anlaşabilirler. Kılıçdaroğlu yok, kayboldu ortadan. İş Bankası'ndan bir cevap geldi. Benim bir suçum yok diyor ve kendi üzerinden suçu CHP'ye atıyor. Halbuki ikisinin de sorumluluğu var. Biri yanlışlık yapıyorsa diğerinin bu yanlışı söylemesi gerekiyor. Parti bir basın açıklaması yaparak biz verdik demişti. Biz her şeyi ödedik diyor. Ödemiş mi, ödememiş mi göreceğiz. İş Bankası'ndaki kayıtlar çıkacak. Ne vermişler ne vermemişler çıkacak ortaya. Halkta bilecek. Bunlar durup dururken para istiyor diyorlar. Böyle bir şey yok. Türkiye'de hak aranması gerekiyor. Hak aramak ayıp olmuş" şeklinde konuştu. - İstanbul 


Atatürk'ün torunundan çarpıcı sözler

Atatürk’ün manevi kızı Ülkü Adatepe'nin oğlu Ahmet Kemal Doğançay, annesinin ölümü ile sonuçlanan trafik kazasında verilen ceza ile adaletin yerini bulduğunu söyledi.
15.04.2013 11:31 
İş Bankası ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) karşı açtıkları davayı da değerlendiren Doğançay, “70 yıllık gecikme hesaplandığında ödenmesi gereken miktar 250 milyar doları buluyor. Yani ortada banka falan kalmıyor” dedi.
Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe'nin oğlu Ahmet Kemal Doğançay, annesinin ölümü ile sonuçlanan trafik kazasında şoföre verilen hapis cezasından, İş Bankası ve CHP’ye karşı açtıkları davaya kadar bir çok konuda önemli açıklamalarda bulundu. İHA muhabirine konuşan Doğançay, annesinin ölümü ile sonuçlanan kazada verilen cezayla adaletin yerini bulduğunu söyledi. Doğançay, “Verilen cezayı yeterli buluyorum. Ben şöyle düşünüyorum, vicdanlı olmak gerekiyor. Bir insan bir şeyi yaparken mesuliyet çok önemli bir şeydir. Fakat mesuliyeti olmadan evvel insanın bir eğitimi olur. Bu kazada daha ziyade bu arabayı tahsis eden insanlara daha çok gücenmiş durumdayım. Çünkü, zaten adamın kapasitesi belli. Yüze yakın trafik ihlali var. Muazzam sürat yapan bir adam. Böyle bir insan. Hayatında limuzin kullanmamış. Bunu tahsis eden ona göre tahsis edecek. ‘En iyi arabamızı tahsis ettik’ diyor. Araba 15 senelik araba. Ben cezayı yeterli buldum. Adaletin tecellisinden memnunum” dedi.
Ailenin avukatı Osman Ersin Kozanhan ise yargılamanın hızlı olmasının kendilerini memnun ettiğini ifade ederek, “Mahkemenin takdiridir. Biz cezadan memnunuz. Mahkeme tarafından şoför yüzde yüz suçlu bulundu. Tamamen kusurlu olduğu içinde böyle bir ceza aldı. Aracın hızı da yüksekti. Emniyet kemerleri takılmamış ama Ülkü hanım hem arka koltukta oturması hem de kolunun kırık olması nedeniyle emniyet kemeri takması söz konusu değildi. Kolu sargıda olduğu için Ülkü hanımın zaten emniyet kemeri takma durumu söz konusu değildi. Gerekli tedbirler maalesef alınmamış ve araç eski bir araçtı. Aracın da eski olması kazanın yaralanmalı ve ölümlü bir kaza olmasında büyük rolü oldu” şeklinde konuştu.
CHP ve İş Bankası'na karşı açtıkları davada gelinen son noktayı da değerlendiren Doğançay şunları söyledi:
“Hesap uzmanlarına bazı hesaplar yaptırdık. İş Bankası’ndan büyüme oranları gibi bilgiler istedik. Biz iddialarımızı verdik. Karşı taraftan ‘Ödemeleri yaptık’ şeklinde açıklamaları var. İş Bankası zaten ‘Bizimle ilgisi yok. CHP sorumludur’ diyor ama öyle bir şey yok. Atatürk ikisine de görev vermiş. CHP her şeyi üzerine alıyor ama bence bunu yapmamalı. İş Bankası’nın da, CHP kadar büyük sorumluluğu var. Çünkü Atatürk şartlı bir vasiyet bırakmış. Biz ihtarımızı çektik. İhtarımıza cevap geldi. Biz cevaba cevap verdik ve sonra İş Bankası hazırlanmak için süre aldı. CHP’den de geç bir cevap geldi. Sanırım süreyi de geçirdiler ama tam olarak hukukçular bilir bunu.”
İş Bankası’nın ödemesi gereken paranın 70 yıllık gecikme hesaplandığında 250 milyar doları bulabileceğine dikkat çeken Doğançay, “Yani banka falan kalmıyor ortada. Kökünü vermeleri gerekiyor. Zaten bu olursa biz de Türkiye’ye dağıtırız onu” ifadelerini kullandı.
CHP ve İş Bankası’nın kendilerinden özür dilemesi gerektiğini savunan Doğançay, “Paradan, puldan ziyade bunlar bizden özür dilesinler. ‘Biz bunu yaptık. Vermedik. Ayıp ettik’ diyerek özür dilesinler. Bu çıkacak ortaya, bunu kapatamayacaklar” diye konuştu.
KAYNAK:İHA 
…….












28 Şubat 2013 
Kaza mı Suikast mi?
Mahkeme Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe'nin geçirdiği kazayı mercek altına aldı.
Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe'nin yaşamını yitirdiği trafik kazası ile ilgili Akyazı Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan dava başladı.
Kaza, TEM'in Akyazı İlçesi geçişinde 1 Ağustos 2012 tarihinde meydana geldi. Akyazı Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan davada Adatepe'nin ölümüne neden olan aracın sürücüsü Adnan Selçuk için 'Taksirle ölüme sebebiyet vermek' suçundan 6 yıla kadar hapis cezası istendi. İlk duruşmaya şoför Adnan Selçuk ile Adatepe'nin çocuklarını temsilen avukatları Haluk Bozovalı, Mustafa Özerdem ve Hüseyin Sami Çaprak katıldı.
Ülkü Adatepe'nin şoförü Adnan Selçuk, Adatepe'nin Ankara'daki tedavisi ardından İstanbul'a dönmek üzere yola çıktıklarını belirterek, şunları anlattı:
"Ankara çıkışında TEM'de bulunan bir dinlenme tesisinde mola verdikten sonra yola devam ettik. Bu sırada Ülkü hanımın telefonunun dinlenme tesisinde kaldığını fark ettik. Ülkü hanım cep telefonunun unutmasıyla ilgili konuşurken bir yolcu otobüsü önümüze çıktı. Otobüs şerit ihlali yaparak direksiyonu önüme kırınca ben de çarpmamak için manevra yapmak istedim. Ancak, aracın hakimiyetini kaybettim ve kaza meydana geldi."
Kazada kendisinin de yaralandığını söyleyen şöför Adnan Selçuk, Adatepe ve eşinin emniyet kemeri takmaması nedeniyle araçtan fırladığını söyledi. Mahkeme heyeti kaza yerinde yerinde keşif yapılmasına karar verirken davayı 11 Nisan tarihine erteledi. - Sakarya 
ÜLKÜ ADATEPE KİMDİR?

27 Kasım 1932'de doğdu. Atatürk’ün en küçük manevi kızı. Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın evlatlık kızı Vasfiye Hanım ile Fransızca öğretmeni ve gar şefi Mehmet Tahsin Çukurluoğlu’nun kızıdır. 

Zübeyde Hanım’ın küçük yaştan itibaren yetiştirdiği Selanikli Vasfiye Hanım, Zübeyde Hanım’ın ölümünden sonra bir süre Atatürk’ün kızkardeşi Makbule Hanım’la kalmış, Atatürk kendisini Gazi Orman Çiftliği’nde istasyon şefliği yapan Mehmet Tahsin Bey’le evlendirmişti. Vasfiye Hanım ile Mehmet Bey’in çocukları olacağını öğrendiğinde ister kız, ister erkek olsun Ülkü isminin verilmesini isteyen Atatürk, 9 aylıkken Ülkü’yü Çankaya Köşkü’ne aldırdı ve biraz büyüdüğünde onu yurt gezilerine götürmeye başladı. 
Atatürk öldüğünde Ülkü altı yaşındaydı. Üsküdar Amerikan Lisesi’nde başladığı öğrenimini maddi sıkıntılar nedeniyle tamamlayamadı ve genç yaşta evlendi. İlk evliliğini Sabiha Gökçen'in amcasının oğlu Üsteğmen Fethi Doğançay ile yaptı. On üç yıl süren bu evliliğinden iki oğlu oldu. İkinci evliliğini ise işadamı Öke Adatepe ile yaptı. 
Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe, trafik kazasında hayatını kaybetti. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe, 1 Ağustos 2012 günü akşam saatlerinde Sakarya'nın Akyazı ilçesi yakınlarında trafik kazasında yaşamını yitirdi./ Akyazı

Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası- Türkiye İş Bankası birleşmesi
24 Ocak 2013 Perşembe 09:15

İhap SUBAŞI / Subaşı Group
Türkiye İş Bankası Sermaye Piyasaları Bölümünün bilgi notu olarak açıklamada şunu yazıyor; "Osmanlı Bankası'nın sermayesinin yabancılara ait olması zamanla tepkilere yol açmış, bu tepkiler bir merkez bankasına olan ihtiyaç doğrultusunda ulusal bir merkez bankası kurulması fikrinin temelini oluşturmuştur.
Yerli sermayeye dayalı bir merkez bankası kurma çabaları 11 Mart 1917'de İrade-İ Seniye'ye (Padişahın emri) dayanılarak, "Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası'nın kurulması ile sonuçlanmıştır. Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası 4 milyon Osmanlı Lirası sermaye ile İstanbul'da kurulmuştur. Bankaya her türlü bankacılık işleminin yanı sıra demiryolu, karayolu, geçit, kanal, liman, bataklık kurutma ve arazi sulama gibi bayındırlık işlerini görme, tarım, ticaret ve sanayiyi geliştirmeye yönelik milli şirketlerin sermayesine katılma veya başka bir biçimde destekte bulunma görevi ve yetkisi verilmiştir. Aynı şekilde bankaya, Osmanlı Bankası'nın hukukunu ihlal etmemek koşuluyla, devlete ait mali işleri yürütme, halkın para, esham, tahvili ve hisse senetlerini kasalarda saklama hakkı tanınmıştır.
Bu arada, Anadolu'da kurulan banka sayısı özellikle 1917-1918 döneminde hızla artmıştır. Ancak bu yerel bankaların çoğu ticari kredi vermek amacıyla yerel tacirler tarafından kurulmuştur. Ulusal düzeyde ise Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası ticari krediye örgütleme ve tahsis etme görevini üstlenmiştir. 1923-1929 döneminde Cumhuriyet yönetimi, Osmanlı'dan devralınan olumsuz ekonomik miras, ülkenin işgalinden kaynaklanan ağır maliyetin yanı sıra Kurtuluş Savaşı'nın kaçınılmaz olarak yol açtığı iktisadi tıkanıklar ve Lozan Antlaşması'nın getirdiği bazı önemli kısıtlamalar altında, piyasa ekonomisini oluşturmak doğrultusunda ılımı devlet düzenleyiciliği ve müdahaleciliği ilkesini benimsemiş ve uygulamaya koymuştur.
Türkiye'nin en büyük özel sermayeli bankası olan İş Bankası Atatürk'ün direktifleriyle İzmir Birinci İktisat Kongresi'nde alınan kararlar doğrultusunda Büyük Taarruz'un yıldönümü olan 26 Ağustos 1923 tarihinde kurulmuştur.
1 milyon TL sermaye ile kuruldu
Türkiye İş Bankası'nın 1924 tarihli ilk ana statünün 5. maddesine göre "şirketin sermayesi bir milyon Türk Lirası'ndan ibaret olup beher 10'ar Türk Lirası kıymetinde yüz bin hisseye" bölünmüştür. İdare Meclisi Raporu'na göre kuruluşta taahhüt edilen sermayenin tamamı 28 Şubat 1926 tarihine kadar tümüyle ödenmiştir. 30 Haziran 1926 tarihinde toplanan hissedarlar genel kurulu, sermayenin 2 milyon TL'ye çıkarılmasına karar vermiştir. 1927 yılında Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası'nın tüm borç ve alacağı ile İş Bankası'na katılmasını sağlamak amacıyla İdare Meclisi'nin 16 ve 21 Nisan 1927 tarihli toplantılarında alınan karar uyarınca 20 Haziran 1927 tarihinde toplanan olağanüstü genel kurulda sermaye 4 milyon TL'ye çıkarılmıştır.
Birleşme tarihi itibariyle 4 milyon TL olan Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası sermayesinin %50'sinin ödenmiş olması nedeniyle, anılan tarihte 2 milyon TL olan İş Bankası sermayesi, 2 milyon TL Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası sermayesi birleşmek sureti ile 4 milyon TL olmuştur.
Bu çerçevede %50'si ödenmiş her 10 Osmanlı Liralık Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası hisse senedi ibraz eden Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası hissedarına 5 TL'lik İş Bankası hisse senedi verilmek üzere hisse değişimleri yapılmıştır.
Patronu olmayan banka
Şimdi bu büyük kuruluşu Türkiye İş Bankasını anlatmak isterim. Dünya üzerinde paraya yön veren çalışanların uzmanlaştığı patronsuz bir banka yoktur. Bu nasıl oluyor da, çalışan bankanın patronu oluyor, İşte Büyük Mustafa Kemal Atatürk'ün, buyruklarıyla kurulan Türkiye İş Bankası'nın şeceresi, böyle bir yol çiziyor.
Şimdi bazı mahfiller ve siyasal düşünceler, bilgi eksikliğiyle, türlü türlü kanaatler ve sözler, sarf ederek, adeta İş Bankası ile CHP ilişkileri için temeddütlerin dağıtımı ve ortaklığına laf üretiyorlar. Yoksa Türkiye iş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı, gazetem DÜNYA'da, bazı açıklamalarıyla, ilgili kişi ve kişilere, bazı şeyler açıklamak gereği duydular. Çamur at, izi kalsın, senaryosu, ayıp ve yüz kızartıcı sebebi olayımızda etken olmaması gerekir. Bir partiyi siyaset sahnesinde yermek için İş Bankası'nı alet etmemek en akılcı davranış biçimi olacaktır. Büyük Ata'nın, vasiyetini o günlerdeki serüveni şöyle, Cumhur Başkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak şöyle anlatıyorlar; "Sene 05/09/1938 senesi... Sonra önüne baktı ve ağır ağır konuşmaya başladı. "Bu yolda konuşmak benim içinde" senin için de, ağır bir şey ama başka çaremiz yoktur. Konuşmaya mecburuz çocuk. Hani seninle ara sıra bir işimizden bahsederdik. Hatta bunun içinde kanun çıkarılmıştı: şu vasiyetname meselesi. Bu gün yarın o işi bitirmeliyiz. Nasıl olsa bir gün kamımdan su alacaktır. Ne olur ne olmaz. Bağırsaklardan biri delinebilir, başka bir arıza olabilir. Herhalde ihtiyatlı olmalı."
Atatürk'ün Vasiyetnamesinin tam metni...
Malik olduğum bütün nutuk ve hisse senetleriyle Çankaya'daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi'ne atideki şartlara, tek ve vasiyet ediyorum:
1- Nutuk ve hisse senetleri, şimdiki gibi İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.
2- Her seneki gibi nemadan, nispetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, Makbule'ye aya bin, Afet'e 800, Sabiha Gökçen'e 600, Ülkü'ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile'ye şimdiki yüzer lira verilecektir.
3- Sabiha Gökçen'e bir ev de alınabilecek, ayrıca para verilecektir.
4- Makbule'nin yaşadığı müddetçe Çankaya'da oturduğu ev de emrinde kalacaktır.
5- İsmet İnönü'nün Çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır.
6- Her sene nemadan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil kurumlarına tahsis edilecektir.

Ali İhsan Karacan
aikaracan@superonline.com



İtibarı Milli Bankası Hisseleri Meselesi
Bundan çok uzun yıllar önce Hazinenin ve Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu’nun bir sorunu vardı. 7129 sayılı Bankalar Kanununun tanımlamaları nedeniyle o zamanlar Selanik Bankası adını taşıyan, daha sonra Uluslararası Endüstri ve Ticaret Bankası ve İnterbank olacak olan bankanın Türkiye’de Türk kanunlarına göre kurulmuş bir banka olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmişti. 19 uncu yüzyılda Osmanlı döneminde kurulan bir bankanın kuruluşu ile ilgili Hazinede herhangi bir dosya yoktu. Bankaya incelemeye giden Yeminli Murakıplar sermaye ve kuruluş dosyalarında olması ve muhafaza edilmesi gereken kuruluş ile ilgili bilgi ve belgelerin zaman aşımına uğradığı düşünülerek saklanmadığını ve imha edildiğini gördüler. O zaman konuyla ilgili olarak Osmanlı arşivlerine gidildi ve orada bulunan bankayla ilgili bilgi ve belgeler incelenerek ve konu çözümlendi.
Şimdi kökeni 1927 yılına giden bir sorunun çözümü açısından muhtemelen gerekli olan bilgi ve belgelerin taraflardan birisi olan T.İş Bankası tarafından muhafaza edilip edilmediğini açıkçası merak ediyorum. Bu nedenle de geçmişte yaşadığımız bir olayı aktarma gereği duydum. Bu sefer ilgili belgelerin bulunabileceği bir başka yer de yok. Aslında bu konuya ilişkin belgeler sermaye kalemi ile ilgili oldukları için zaman aşımına uğramaları söz konusu olmayıp güncelliği olan belgeler olarak saklanmış olmaları gerekir.

Gelelim asıl konumuza.

Önce kısa bir hatırlatma yapmalıyım. Birinci Dünya Savaşının sürdüğü bir sırada ulusal bir banka, özellikle de bir merkez bankası ihtiyacının bir ekonomik ve politik gereklilik olarak ortaya çıkmasıyla 1917 yılında 400.000 adet pay ve 4 milyon lira sermaye ile kuruldu. Bankanın esas nizamnamesine göre (19 Kanun-ı evvel 1332 Düstur 2. Tertip 9. Cilt) payları ada yazılıydı. (Bu konuda bkz. Zafer Toprak, Türkiye’de Milli İktisat 1908-1918 Doğan Kitap, 2012, 6. Bölüm).

1927 yılında T. İş Bankası’na devredilmiş olan İtibarı Milli Bankası’nın 15 bin adet hissesine sahip olduğunu ileriye süren bazı kişileri temsilen bir Avukatın T,İş Bankasına karşı “sahip oldukları isse senetlerinin sayısı ve değerinin tespit edilmesi ve geçmişe dönük olarak kar payları ile hisselerin kendilerine verilmesi” amacıyla dava açtıklarını ifade eden beyanları medyaya yansıdı.

Burada konuya uygulanacak bir kaç tür düzenleme gurubu vardır.

Birincisi özellikle İtibarı Milli Bankasının kuruluşu ve T. İş Bankasına devri ile ilgili olan kanunlardır.

İkinci gurup T. İş Bankasının bir banka olması nedeniyle özellikle sermaye ve sermayeyi temsilen hisse senetleri açısından dikkate alınması gereken değişik tarihlerde çıkarılmış Bankalar Kanunlarıdır.

Üçüncü gurup düzenleme ise, davacıları harekete geçirdiği anlaşılan ve T.İş Bankasının halka açık bir şirket olarak tabi olduğu Sermaye Piyasası Kanunu hükümleridir.

Dördüncüsü ise konuyla ilgilendirilebilecek diğer düzenlemelerdir.
İsterseniz önce davacıları harekete geçiren Sermaye Piyasası Kanunu hükmünü dikkate alalım. 25 Şubat 2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 6111 sayılı Torba yasa kaydı sisteme geçişi düzenleyen 2499 sayılı kanunun geçici 6’ıncı maddesinde şöyle bir değişiklik yapmıştır:

“İkinci fıkrada belirlenen sürenin sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları, bu tarihten sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz. Teslim edilerek kaydın izlenmesine başlanmış olan sermaye piyasası araçlarını temsil eden senetler merasime gerek kalmaksızın hükümsüz hale gelir ve imha edilir.

Her bir sermaye piyasası aracı için Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından kaydın izlemenin başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları hisse senedi ise, ihraççıya kanunen intikal eder. Bu durumda paydan doğmuş olan haklar, hisse senetlerinin ihraççıya intikal tarihinde kendiliğinden sona ermiş sayılır. Söz konusu payların satışı, ihraççılarca üç ay içerisinde yapılır. Teslim edilmeyen diğer sermaye piyasası araçlarından doğan alacaklar, bu tarihte zamanaşımına uğrar.”

Bunun anlamı şudur kaydi sisteme geçilmenin tamamlanması için ilgili sürenin (31 Aralık 2012) sonun kadar basılı şekilde olan hisse senetlerinin teslim edilmelere gerekmektedir. Teslim edilmeyen hisse senetleri artık bu tarihten itibaren hem hükümsüz hem de geçersiz hale geleceklerdir. Geçersiz hale gelen hisseler ise ihraççıya, yani hisse senetlerinin ilgi olduğu şirkete intikal eder. Bu intikal eden hisseleri şirket ya imha edip sermaye azaltır isterse borsada elden çıkarıp bedelini alabilir. Bu hükmün doğru olup olmadığını tartışabiliriz; ancak geçerli olan yasa budur. Konunu belki de Anayasa Mahkemesi’ne taşınması gerekir.

Merkezi Kayıt Kuruluşu bu yasa hükmüne göre ancak ve ancak Sermaye Piyasası Kurulu kaydında bulunan halka açık bir şirketin (yani T.İş Bankasının) basılı hisselerini kaydi sisteme geçirmek üzere kabul edebilir; ya da bu şirketlerin mahkeme tarafından kaybı ya da başka bir nedenle yok olmaları nedeniyle haklarında mahkeme kararı olan hisseleri dikkate alabilir. 1927 yılından önce basılmış ve bir başka bankaya devredilmiş olan, SPK kaydında olmayan hatta artık tüzel kişiliği bile olmayan bir şirketin hisseleri kabul edemez, üzerinde kaydi sisteme yönelik bir işlem yapamaz. Bu nedenle İtibari milli bankası ile ilgili olarak MKK herhangi bir işlemde ve tasarrufta bulunamaz. Kaldı ki İtibarı milli bankasının hisseleri ile 6111 sayılı kanunun bir ilişkisi de yok.

Bir diğer konu hisselerin sermaye piyasası mevzuatına uygun olarak basılmış olan hisseler olması gerekir. Sermaye piyasası kurulu 30 yılı aşkın bir süredir hisselerin belirli özellikte basılmasın arıyor. Eski hisselerin bir kısmının bu yeni hisselerle değiştirilmemiş olmaları küçük bir olasılık ta olsa mümkündür.
Dördüncü gurup mevzuatta yer alan bir düzenleme 1933 yılında yayınlanan 2308 sayılı “Şirketlerin Mürür Zamana Uğrayan Kupon, Tahvilet ve Hisse Senedi Bedellerinin Hazineye İntikali Hakkında Kanun” dur. Bu kanun 1965 yılında Anayasa Mahkemesine aykırılık iddiası ile taşınmış ancak Mahkeme E.1967/47 ve K.1965/8 ile aykırılık göstermiştir. 6111 sayılı kanunun hükmüne benzer bir zamanaşımı hükmü o tarihte Anayasa Mahkemesince anayasaya uygun bulunmuş olsa da bugün farklı bir karar çıkabilir.

2308 sayılı Kanun uyarınca temettüler aranmazlarsa ve kanuni bir mazeret yok ise 5 yıl içinde zamanaşımına uğrar ve bunlarında üç ay içinde Hazineye devredilmeleri gerekir. İddia sahiplerinin bir an hisseleri olduğu ve bu hisselerine temettü düştüğü kabul edilse bile bu yasa nedeniyle son 5 yıllık kısım hariç temettü alacağı talep edebilmeleri mümkün değildir.

2308 sayılı yasada “ hisse senetleri ve tahvillerden bedele inkılap etmiş olanların on senelik müruruzamana uğrayan bedelleri “ denerek bunlarda da zaman aşımı öngörülmüştür. Tahvili anlamak kolaydır; vadesi geldiğinde ya da başka bir nedenle anaparasının ödenmesi gerektiği tarihten itibaren zaman aşımı başlar. Ancak hisse senetlerinin nasıl bedele inkılap edeceği ya da edilmiş sayılacağı biraz karmaşık bir konudur.

İtibarı Milli bankasının T.İş Bankası’na devredildiği 1927 yılında ülkemizde bir bankalar kanunu yoktu. İlk kanun 1933 yılında çıkarılan 2243 sayılı Mevduatı Koruma Kanunu olup onu 1936 yılında 2999 sayılı ve 1958 yılında 7129 sayılı Bankalar Kanunları izlemiştir. 

Şirketlerin hisselerinin ada ( isme ) mi yoksa hamiline mi olacağı yasalardaki kısıtlar hariç şirketlerin kendi ana sözleşmelerinin konusudur. Kaldı ki itibari milli bankasının hisselerinin ada yazılı olduğunu belirtmiştim.

7129 sayılı Kanunun (m.4/1) bankaların hisse senetlerinin en az % 51 inin isme yazılı olması şartını getirmiştir. 1979 yılında çıkarılan 28 sayılı KHK bankaların hisselerinin tamamının ada yazılı olması koşulunu getirmiştir. Bu koşul o tarihten sonra yapılan bütün temel bankacılık yasalarında (70 sayılı KHK, 3182, 4389, 5411 sayılı kanunlar ve değişiklikleri) korunmuştur. Yani 34 yıldır bankaların hisselerinin tamamının isme yazılı olması gerekir. 

Ancak bir şirket başlangıçta daha kurulur iken hisseleri isme yazılı olarak kurulmamış ise kuşkusuz daha sonra hisseleri ada yazılı hale getirme uzun bir süreç olabilir ve bazı hissedarlar hisselerini bankaya getirerek ada yazılı hale getirmeyebilirler. 6111 sayılı yasa nasıl kaydi sisteme geçmeyen hisseler için bir hukuksal yaptırım getirmiş ise bankalarla ilgili yasalar da ada yazılı hale getirme açısından bir önlem getirmiştir. Konuyu ilk kez düzenleyen 28 sayılı KHK hisselerin ada yazılı hale getirilmesi için 2 yıllık süre vermiş ve bu süre içinde yazılı hale gelmeyen hisselerin temettü hariç ortaklık haklarından yararlanamayacakları hükmünü getirmiştir. Temettü hariç ortaklık haklarından yararlanamama 70 sayılı KHK ve 3182 sayılı Kanun ile sürmüş ve ortaklık haklarının kullanımı TMSF ye bırakılmıştır. Temettü dışındaki ortaklık haklarının en önemlileri kuşkusuz genel kurula katılarak oy kullanmak ve sermaye artırımlarında rüçhan hakkını kullanmaktır. Normal koşullarda sürekli sermaye artırımları nedeniyle bankalar büyük bir ölçüde hisselerinde ada yazılı olmayı sağlamış olmalılar. Ancak kuşkusuz küçük oranlarda da olsa henüz ada yazılı olmamış hisseler bulunabilir. Bunlarda halka açık bankalar açısından bu yılın sonunda 6111 sayılı kanun nedeniyle tamamlanacaktır. T.İş Bankası, Akbank, Yapı Kredi, Garanti, Halkbank, Vakıfbank gibi ülkemizin büyük bankalarının borsada işlem gördüğü düşünülür ise hem kaydi sistem hem de ada yazılılık tamamlanmış olacaktır.

Ve gelelim İtibarı Milli Bankası ile ilgili düzenlemelere. Bu konuda üç tane düzenleme var. Sonuncusu 4 Temmuz 1927 tarihinde yayınlanan 1116 sayılı “İtibarı Milli Bankasının İmtiyazat ve Muafiyatının Türkiye İş Bankasına Devrine ve Devlete ait İtibarı Milli Bankası Hisse Senedetanının Türkiye İş Bankası Hisse Senedatı ile Mübadelesine Dair Kanun”. Diğer ikisi ise 1116 sayılı kanunda zikredilen 8 Şubat ve 14 Şubat 1332 (TBMM kütüphanesi dokümanlarında 1916 yılı ve Toprak age de 1917) tarihli kanunlardır.

1116 sayılı Kanun İtibarı Milli Bankasının sahip olduğu imtiyaz ve muafiyetlerin T.İş Bankasına devrini öngörüyor (m.1) . 8 Şubat 1332 tarihli Kanunun birinci maddesinde çok sayıda vergi, resim ve ücret muafiyeti var. Bunların hangilerinin hala yasal olarak devam ediyor olabileceği konusunda şu an bir fikrim yok.
1116 sayılı Kanunun 2. Maddesi ise itibarı milli bankası hisse senetleri ile T.İş bankası hisse senetlerinin değişimini öngörüyor. Kanun açıkça yazmasa da hisse devrinin aynı zamanda itibarı milli bankasının tüm aktif ve pasifinin devri nedeniyle olduğu anlaşılıyor. Kanuna göre “ 14 Şubat 1332 tarihli kanun mucibince İtibarı milli bankası hisse senedatından Devlet namına mübayaa edilen beş yüz bin lira kıymeti itibariyesinde elli bin adet hisse senedi Türkiye İş bankasının hisse senedatı ile mübadele ve mübadeleten alınacak Türkiye İş bankası hisse senedatı hakkında da 14 şubat 1332 tarihli kanunun ikinci maddesi ahkamı tatbik olunur.” 
Bu hükümden bazı çıkarsamalar yapabiliriz. Birincisi, hisse senetlerinin miktarı ve sayısıdır. Hisse senetlerinin parasal miktarı 500.000 lira olup 50.000 adettir. Yani her hisse 10 lira nominal değerlidir. Ve anlaşılan İtibarı milli bankasının hisselerinin bedelinin tamamının ödenmiş olduğudur.

İkincisi ise açıkça yer almasa da bu değişimin başa baştan yapıldığı anlaşılmaktadır. Yani 500.000 lira itibarı milli bankası hissesi verip karşılığında 500.000 liralık T.İş Bankası hissesi almak ve bu şekilde başa baş üzerinden bilançoları birleştirilmek istenilmiştir. Uygulamanın nasıl yapıldığı, ayrıntısının ne olduğu konusunda bilgim yok. Belki bankanın elinde bu tür bilgi vardır. Aklıma başka seçenekler de geliyor. Ama konumuz açısından bu detaya gerek yok.

Üçüncüsü ise alınan T.İş bankası hisselerinin 14 Şubat 1332 tarihli kanununun hakkında ikinci maddesinin uygulanmasıdır. Bu kanunun ikinci maddesinde ise “1 inci madde mucibince kati surette mübayaa olunacak hisse senedatı hiç bir suretle ahara füruht olunamayıp, mütebakisi münasip zamanda elden çıkarılabilecektir.” Kanun 1 inci maddesine bakıldığında 500.000 liralık söz konusu hisse senedi devlet namına kati olarak alınacak kısım olup; 15 Şubat 1332 akşamına kadar kayıt olunduğuna dair haber alınamayan bankanın kalan hisseleri de ikmal suretiyle mübayaa edilecektir. Yani 500.000 liralık hisse elde tutulması gereken hisseler iken diğerleri uygun zamanda istenirse elden çıkarılabilecektir.

1116 sayılı Kanunun 2 inci maddesinin ilk cümlesi devlete ait hisseleri düzenlerken ikinci cümlesi de diğer hisselerin akıbetini düzenlemekte ve şöyle demektedir : “İtibarı milli ve T.İş Bankaları hisse senedatının mübadelesinde İtibarı milli bankasının diğer hisse senedat ashabının tabi olacakları usul ve şerait aynen caridir.”

Bundan çıkan anlam devlete ait 500.000 liralık hisse hangi koşullar ile değiştirilmiş ise kalan hisseler de aynı koşullar ile T. İş Bankası hisse senetleri ile değiştirilecektir. Yani kalan hisselerin hisse adet ve miktarı yazmasa da hisseler karşılıklı olarak başa baş üzerinden ve aynı değerler ile değiştirilmelidir. Yani elinde 500 lira değerinde 50 hisse var ise aynen iş bankasından da 50 adet ve 500 lira nominal değerli tamamı ödenmiş hisse alacaktır. Kalan hisseler içinde kati olarak alınmış olanlar gurubunda yer almayan devlete ait hisseler de olmuş olabilir. Bu nedenle hem devletin kati olarak almadığı hisseler hem de varsa hisse senedi değiştirerek T.İş Bankası hisse senedi almış kişiler bu hisselerini isterlerse elden çıkarabileceklerdir. 

Normal koşullarda İtibari milli bankası hissesi sahibi olan özel kişilerin bu kanunun yayınlanmasının ardından ellerindeki hisseleri T.İ ş Bankasına götürüp, yerine başa baş değerden aynı miktarda hisseyi kendi adlarına almış ve bu bankanın ortağı olmuş olmaları gerekir. İtibarı milli bankası hisselerinin ada yazılı olması da dikkate alınırsa bunun tamamlanmış olması gerekir.

İtibarı milli bankası hisselerini getirip T.İ ş Bankasından hisse talep etmemiş olanlar olabilir mi? Evet bu mümkündür. Ancak belirttiğim gibi İtibarı milli bankası hisseleri ada yazılı olduğundan normal koşullarda birleşme ile ilgili işlemler sırasında bunların kimler olduğu belli olup T.İ ş Bankasında adları pay defterine kaydedilmiş olmalıdır. Bu kayda rağmen bu hissedarların gelip basılı hisseleri değiştirmemelerinin kanımca bir önemi olmamalıdır. Pay defterine bu şekilde yazılanların daha sonra T. İş Bankası hissedarı olarak haklardan yararlanmış olmaları gerekir. Normal süreç hukuksal olarak böyle olmalıdır.

T. İş Bankası, İtibarı milli bankası hisselerini getirmeyen ancak adları bilinebilecek durumda olan bu pay sahiplerini kendi pay defterlerine o tarihte kaydetmemiş ve onlara pay senetlerini vermemiş olabilir mi? Bu konuda bilgi sahibi olmadan bir değerlendirme yapmam olası değil.

Eğer itibarı milli bankası hissedarlarından hisselerini değiştirmeye gelmeyenlerin hisseleri bedele dönüştürülerek bir hesaba alınmış ise artık bu hisselerin de 2308 sayılı kanun ile zamanaşımına uğramış olması gerekir.
Özetle ifade etmek istersem eldeki bilgilerimle yapılan talebin hukuksal açıdan bir anlamı ve değeri olmaması gerektiğini düşünüyorum.
Hak sahibi olduğunu ileriye kişilerin 85 yıl önceki bir yasa ile ortadan kalkan bir bankanın hissedarı olarak bugünlerde ortaya çıkmalarını oldukça anlamlı bulduğumu belirtmek istiyorum. Belki de bu gün o gündür diye düşünenler var.

Misafir 10/03/2013 10:11
Merhaba, 1917-1923 yılları arası orduda görevli subaylara da maaşlarından 500 Reşat Altını kesilerek hisse senedi satılmıştır. İş bankası şehitlerimize ve mirasçılarına da 86 yıldır sıfır ödeme yapmıştır. 250.Bin TL'ye karşılık CHP'ye (Atatürk'ün) hissesine 28,09 pay verildi. Bir kuruş vermeyen iş bankasına 40,73 pay ve 4.Milyon Reşat Altını veren halkımıza ödeme yapmamak üzere 31,48 pay verdiler...

Misafir 26/01/2013 20:20
Bizimde iki tane hisse senedimiz var 30 aralık 2012 de iş bankasında kayda aldırdıkşdaha ne yapmamız gekiyor bize bilgi verirseniz sevinirim....

Misafir 26/01/2013 20:05
Bu hisselerin nerede olduğunu neden bugüne kadar araştırmadılar.Çok merak ediyorum...

Misafir 26/01/2013 17:59
inanın bu konuda çok faydanız oldu çok teşekkürler...

Misafir 25/12/2012 12:59
Sevgili Ali İhsan Bey, Öncelikle bu yazıyı bizlere sunduğunuz için teşekkürü borç bilirim. 3 senedir İş Bankası ile devam eden bu davamız hala sonuçlanmadı. İşi yokuşa sürmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Miralay dedemizin zamanında maaşından kesilerek bu bankaya aktarılan paralar karşılığında elimizde olan hisse senetlerimizle açılan davamız bir türlü sonuca bağlanamadı.....






Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası hisse senetlerinin bedelini istiyorlar
28 Ocak 2013 15:22

Ellerinde dedeleri Abdurrahman Efendi'nin Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası'na ait 2 hisse senedinin bulunduğunu iddia eden 27 varisi, avukatları aracılığıyla dilekçe ile İş Bankası'na başvurarak hisse senetlerinin kaydileştirilmesi ve bugüne kadar dağıtılan kar payından kendilerine düşen miktarın verilmesini talep etti.
Abdurrahman Efendi'nin 27 torunu, ellerinde 1917 yılında kurulan, 1927 yılında ise İş Bankası'na devredilen Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası'nın 2 hisse senedinin bulunduğu iddiasıyla avukatları aracılığıyla İş Bankası'na başvurdu. Abdurrahman Efendi'nin varisleri, İş Bankası'ndan hisse senetlerinin bugüne kadarki kar payının kendilerine ödenmesini istiyor. 
Abdurrahman Efendi'nin torunlarından Muğla'nın Dalaman ilçesinde yaşayan emekli deniz astsubay Cengiz Doğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dedelerinin Elazığ'ın Maden ilçesinde 1930'lu yıllarda iki dönem belediye başkanlığı yaptığını, aynı zamanda 2 köyün sahibi ve 5 köyün de hissedarı olduğunu belirtti. 
Dedelerinin 1937 yılında vefatından sonra aile yönetiminin babaannesine geçtiğini belirten Doğan, ''Babaannem de 1973 yılında hayatını kaybettikten sonra içindekileri dağıtmak için çeyiz sandığını açtık. Sandıktan Osmanlıca bazı belgeler çıktı. Bunlar tercüme ettirildiğinde Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası'nın 2 hisse seneti olduğu anlaşıldı. Aile büyüklerimiz yaptıkları araştırmada bankanın 1927 yılında İş Bankası'na devredildiği öğrendi'' dedi. 
Babasının 1974 yılında konuyu kendisine anlatması üzerine hisse senetlerinin fotokopisini alarak İstanbul'a gittiğini ve araştırma yaptığı anlatan Doğan, ''İş Bankası Gayri Menkuller kısmına gittim. Orada elimizdeki hisse senedi ile araştırma yaptılar. Araştırma sonucunda dedemin kayıtları bulundu ve bendeki fotokopiye sayfa numaralarını yazdılar'' diye konuştu. 
-''Elimdeki hisse senetlerinin çok değerli olduğunu söylediler''- 
Banka görevlilerince kendisine ellerindeki hisse senetlerinin çok değerli olduğunun söylendiğini ifade eden Doğan, şöyle devam etti: 
''Son olarak 26 Aralık 2012'de gazetelerde gördüğüm 'Abdülhamit'in torunları İş Bankası'na ortak oldu' haberi üzerine çalışma başlattım. Bu konuyu takip eden avukat Mahmut Doğan ile görüşmelere başladık. Avukatımız elimizdeki hisse senetlerin çok değerli olduğunu, hisse senetlerinin bankanın hissedarı olduğunuzu gösterdiğini anlattı. 27 aile üyesinin vekalet verdiği kız kardeşim, 27 Aralık 2012'de belgelerin asıllarını avukatımız aracılığıyla İş Bankası'na teslim etti. Bankaya verdiğimiz dilekçede hisse senetleri dolayısıyla bugüne kadar dağıtılan kar payından hakkımıza düşenin verilmesini istiyoruz. Ancak henüz bir cevap alamadık. Kısa sürede sorunun çözülmesini ve hak ettiğimiz bedelin verilmesini bekliyoruz.'' 
Doğan, şeker hastalığından dolayı gözlerini kaybetmek üzere olduğunu, hisse senetlerinden hakkına düşecek para ile yurt dışında tedavi görmek istediğini kaydetti.
-Bankanın incelemesine göre dava açacaklar- 
Avukat Mahmut Doğan ise Türkiye'de müvekkilleri gibi miras yoluyla eski şirketlerden kalma hisseleri devralan binlerce kişi bulunduğunu anlattı. 
Doğan, 2011'de yürürlüğe giren bir kanun nedeniyle elinde eski dönemlere ait hisse senedi bulunan kişilerin 31 Aralık 2012'ye kadar hisselerini kaydileştirmek zorunda olduklarını, bunun için hisselerin ilgili şirketlere teslim edilmesi gerektiğini bildirerek, teslim edilmediği takdirde bu tarihten sonra hisselerin kanunen ilgili şirkete intikal etmiş sayılacağını, hissedarların tüm haklarının kanunen kendiliğinden sona ereceğini dile getirdi. 
Bu nedenle Abdurrahman Efendi'nin 2 hisse senedinin kaydileştirilmesi için dilekçe ile Türkiye İş Bankası'na başvurduklarını belirten Doğan, bankanın konuyla ilgili incelemesinin sürdüğünü, buradan gelecek sonuca göre dava açabileceklerini söyledi. 
Doğan, dilekçelerinde hisse bedelinin bugüne kadar sermaye artırımı sonucunda ne kadar yaptığı, hisse senetlerinin değerinin ne kadar olduğunu ve geçmişe dönük ne kadar kar payı getirdiğinin kendilerine bildirilmesini talep ettiklerini kaydetti. 










(aa)
İş Bankası'nı Genelkurmay'a ihbar ettiler
15 Mart 2013 Cuma 08:56
Osmanlı subaylarının torunları, dedelerine ait hisselerin kar payını gizli bir hesapta tutan İş Bankası’nı Genelkurmay’a ihbar etti
İş Bankası’nın başı bu kez de şehit torunlarıyla derde girdi. Ağustos 2012’de geçirdiği trafik kazası sonucu yaşamını yitiren Mustafa Kemal’in manevi kızı Ülkü Adatepe’nin çocukları Ahmet Kemal Doğançay ve Ali Kemal Doğançay, annelerinin vasiyette belirtilen ve 1 milyar doları bulan miras payını alamadığını ileri sürerek, İş Bankası ve CHP’ye ihtarname göndermişti. Şimdi de Osmanlı subaylarının torunları aynı gerekçeyle İş Bankası’nı Genelkurmay’a ihbar etti.
Giderek tırmanan bu ilginç olayın tarihsel gelişimi şöyle oldu: İtibar-ı Milli Bankası, 1917’de İttihat ve Terakki hükümetlerinin eski Maliye Bakanı Cavit Bey tarafından kuruldu. Banka, Cavit Bey’in İzmir suikastına karıştığı gerekçesiyle idam edilmesinden sonra 1927 yılında İş Bankası’na devredildi. Bu devrin ardından İtibar-ı Milli Bankası’nın hissedarları da doğal olarak İş Bankası’ndan alacaklı hale geldi. Bu hissedarların kimliği ise bir hayli ilginç kişilerden oluşuyor.
Damat Ferit’ten Adatepe’ye
Önce, Osmanlı’nın sadrazamı Damat Ferit’in Ürdün’de yaşayan torunları, Nakşi Şeyhi Küçük Hüseyin Efendi’nin müritleri, Kayserili bazı esnaf ve Mustafa Kemal’in manevi kızı Ülkü Adatepe’nin çocukları, İş Bankası’na başvurarak hisselerinin yenilenmesini ve bugüne dek ödenmeyen temettülerinin kendilerine ödenmesini istedi. Onların ardından şimdi de Birinci Dünya Savaşı’nda çarpışan ve bir kısmı Kurtuluş Savaşı’nda şehit olan muvazzaf subayların torunları, biriken alacakları için İş Bankası’na başvurmaya hazırlanıyor.
Mirasçılar, 1917’de kurulan İtibar-ı Milli Bankası’nın hisselerinin o dönemde 4000 civarında muvazzaf subaya satıldığını, ardından 1927’de İş Bankası’na devredilen İtibar-ı Milli Bankası hissesine isabet eden kar payından bugüne kadar hiç temettü verilmediğini ileri sürüyor. Şehit torunları, İş Bankası’ndan önce Genelkurmay Başkanlığı’na bir ihbar mektubu göndererek, İş Bankası’ndaki haklarının aranmasını istedi. Mirasçılar, Genelkurmay harekete geçmediği takdirde mahkemeye gideceklerini ve bireysel olarak bankaya dava açacaklarını ifade etti.
58 bin hisse nerede
Şehit mirasçıları, Genelkurmay Başkanlığı’na yazdıkları mektupta, 58 bin İtibar-ı Milli Bankası hissesinin İş Bankası hisseleri ile değiştirilip değiştirilmediğini ve bu hisselerin zaman aşımına uğrayan kar paylarının Merkez Bankası’na aktarılıp aktarılmadığının tespitini talep etti. 
Mektupta ayrıca, konunun araştırılması ve muvazzaf subayların mirasçılarına kar paylarının aktarılmasının sağlanması istendi. Şehit subay torunları, mektuplarını Genelkurmay Başkanlığı’nın yanı sıra Cumhurbaşkanlığı, TBMM ve Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığı ile Mali Suçları Araştırma Kurulu’na da gönderdi.
Mirasçılar, 1933’de çıkartılan 2308 sayılı yasaya göre, Merkez Bankası’nın Ankara şubesindeki 330-10-400 numaralı hesabına İş Bankası’nın hiç para yatırmadığını iddia ediyor. Bu hesaba para yatırılmadığına göre, İtibar-ı Milli Bankası temettülerinin zaman aşımına uğrayan kısmının İş Bankası nezdinde bir hesapta tutulduğu düşünülüyor. Şehit torunları işte bu hesabın peşinde...



















MİSAFİR
16 Mart 2013 Cumartesi 08:44

Osmanlı Donanma Cemiyeti’ne ait 31.000 adet, Harbiye Muhaberat Dairesi’ne ait 10.000 adet, Askeri Demir Yollarına ait 12.000 adet ve toplamda GENEL KURMAY BAŞKANLIĞI’NA ait 53.000 adet hisse senedi ne oldu ..? 
Ayrıca, İstiklal harbinde tamamına yakını 1.Milyon civarı ŞEHİT DÜŞMÜŞ MUVAZZAF ASKERLERİN maaşlarından kesilen ve kayıtları bulunan (Genel Kurmay Başkanlığı’nın arşiv kayıtlarında istiklal harbi şehitlerimizin kayıtları vardır) hisse senedi ne oldu ..? 
Osmanlı Maliyesi’nin 50.000 adet hisse senedi ne oldu ..? Osmanlı Devletinin tamamında bulunan ve yaşayan Eşrafa satılan 3.Milyon hisse senedi ne oldu ..? 
Milli banka mal varlığının devrinden sonra İş Bankası hisse senetleriyle değiştirilip değiştirilmediği ve ne olduğu niçin açıklanmıyor ..? 
Osmanlı Milli bankası’nın 1926 yılındaki mal varlığı devirden sonra Türkiye İş Bankası’nın takas yaptım dediği 4.000.000 adet (REŞAT ALTINI) değerindeki hisse senetleri ne oldu ..? İş Bankası bu senetleri 87 yıldır değerlendirdi ve senetlerle birlikte gelirleri ne olu ..?
SELANİKLİ MUSTAFA KEMALİN verdiği 250.000 TL’sı karşılığı vasiyeti üzere CHP’ye %28,09 yönetim ve gelir payı hakkı verilmiş, İstiklal Şehitlerinin her birinin maaşlarından kesilen 500 adet REŞAT ALTINI değerinde hisse senetleri ve Genel KURMAY BAŞKANLIĞI’NA ait 53.000 adet REŞAT ALTINI değerinde hisse senetleri ile TOPLAMDA 4.000.000 adet REŞAT ALTINI değerindeki hisse senetlerine karşılık olarak da %31,48 yönetimde ve gelirde pay hakkı vermiş gibi gözükerek asla hiçbir şey vermeyen İş Bankası bir kör kuruş koymadan bankanın %40,73 yönetiminden ve gelirinden de ASLAN PAYINI almış ..? 
1.000.000 MİLYON ŞEHİDİMİZ ADINA ŞEHİTLERİMİZİN 5-10 MİLYON MİRASÇILARI İLE TÜRKİYE CUMHURİYETİ GENEL KURMAY BAŞKANLIĞIMIZ VE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAŞBAKANIMIZ VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANLIĞIMIZ VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN İLGİLİ SORUMLU KURUMLARI OLARAK İSTİKLAL ŞEHİTLERİMİZ ADINA ELBETTE BU HESAPLAR SORACAK VE HAKLILARIN HAKLARI ALINACAKTIR.

www.adaletplatformu.com 
"haksızlığa karşı dilsiz şeytanlık belhum adallıktır" âdemçevik


11171 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam3
Toplam Ziyaret159385