• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/adaletplatformu
  • https://www.twitter.com/adaletplatformu

mahkemeye aleni baskı yapan, "cunta terörüne yardım ve yataklıktan" soruşturulan cuntacı koşaner paşaya takipsizlik Koşaner Mahkemeye Baskı Yapmamış. Balyoz ve Ergenekonu savunan Cuntacı Koşaner'ın alenen mahkemlere yaptığı baskıları savcı göremedi

mahkemeye aleni baskı yapan, "cunta terörüne yardım ve yataklıktan" soruşturulan cuntacı koşaner paşaya takipsizlik
Koşaner Mahkemeye Baskı Yapmamış.
 
Balyoz ve Ergenekonu savunan Cuntacı Koşaner'ın alenen  mahkemlere yaptığı baskıları savcılar göremedi.
en basitinden cuntacıları savunmak için zorla her askerden 1 lira toplanttığını görse suçu-suçluyu övmek suça iştirak teröre yardım yataklıktan yasama yürütme ve yargı faaliyetklerini engellemekten dava açılması gerekirdi. takipsizlik kararına itirazımızı yapacağız. bülent arınça suikast planının, 27 nisan darbecisi yaşar büyükanıtın, 28 şubat darbesi mimarı demirel ve ismail hakkı karadayının ve destekcilerinin yakasını bırakmayacağız.. insanlığa karşı suç işleyen darbecilere karşı sessiz olmak onların suçuna ortak olmaktır. biz de lanet cuntacı varlıkların suçlarına ortak olmamak ve dilsiz şeytanlıktan kurtulmak için, 17 bin faili meçhulün hesabının sorulması gerekir. sadece 28 şubatın milletten gasp ettiği 400 milyar doların çalınmasına göz yummak yetim hakkını gasp etmek ve yolsuzluğa ortak olmaktır. cuntacı askerlerin rütbeleri derhal sökülmeli, mahmekemeler sonuçlanıncaya kadar cuntacı asker ve yargıçlar bürokratlar açığa alınmalıdır. tüm cuntacıların mal varlıklarına el konulmalı, danıştay cinayetlerine ortak olan oyak lağvedilmelidir. meclisin 35. maddeyi hala kaldırmamış olması işkencecisine tecavüzcüsüne aşıklıktır 17 defa ihale kanununu değiştirenlerin 35. madde için gayret göstermemelerini protokol sralamasnda askerlerin en azından 9. sıralarda yer alması ve acilen tsk'nin savunma bakanlığına bağlanması gerekmektedir. sahte bir diş doktorunun diplomasının iptal edildiği gibi hukuku ayaklar altına alan cuntayı savunan yargıçların  diplomaları iptal edilmelidir. bürokratlar da devlet görevi yapmamalıdırlar.
 cuntayı savunan ve cuntaya karışanlşar kesinlikle milletvekili adayı olamazlar diye yasa çıkarılmalıdır.
yemin etmeyen milletvekili olmaz hapistekilerin milletvekili maaşı alamayacakları hakkında verdiğim dilekce bir kaç ay uygulanmış ama maalesef işgüzar meclis başkanının düşüncesizce girişimi sonucu milletvekili olmayan hatta meclisi yıkma faaliyetlerine gireşenlere ödenen maaşlar ödetenlerden ve ödenenlerden tahsil edilmeli bundan sonra da ödeme yapılmamlıdır. cemil çiçek bizim paramızı cuntacılara peşkeş çekemez illada hapisteki sözde vekillere yardımcı olacaksa kendi cebinden ödemelidir. pkk ve kck terörünü savunan bdp li vekillere fezleke hazırlayanlar öncelikle pkk ve kck'nın arkasındaki israil destekli balyozve  ergenekon terörünü yani 17 milyon faili meçhülü savunan chp vekillerine fezleke düzenlenmelidir.
kadına şiddet uygulayanlar vekil seçilemez kanununa cuntacılar ve cuntayı savunanlar yani meclisin fewsh edilmesini savunanlar meclise gelemez vekil seçilemez bu millete ve meclisine  tecavüzcülerin tbmm ye gelmesi engellenmelidir. yani seçilemez maddesine konuşmalıdır. adem çeviktel.05322033274 www.adaletplatformu.org www.kurtuluskuranda.net twitter/facebook adaletplatformu 24/12/2012 saat.14

fotoğraf.JPGfotoğraf.JPG
  
-- 

Adalet Platformu Başbuğ'u şok etti

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un özel yetkili mahkeme tarafından tutuklanma kararının dayandığı hukuki gerekçe belli oldu. Yargılamanın özel yetkili mahkemelerde değil Yüce Divan'da yapılması gerektiği görüşlerini de geçersiz kılan bu gerekçe, sivil toplum kuruluşu Adalet Platformu'nun, generallerin Balyoz sanıklarını Hasdal cezaevinde ziyaret etmesi üzerine yaptığı bir suç duyurusuna dayanıyor.

06.01.2012 18:04 Türkiye tarihinde ilk kez bir Genelkurmay Başkanı 'terör örgütü üyesi ve yöneticisi" olduğu iddiasıyla sivil mahkemece tutuklanarak cezaevine kondu. Hukukçular, son yapılan anayasa değişikliğiyle Genelkurmay Başkanları ve kuvvet komutanlarının Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi'nde yargılanması gerektiğini belirtirken, özel yetkili mahkemenin Başbuğ'u neye dayanarak mahkum ettiğinin gerekçesi de belli oldu. Başbuğ, Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın özel yetkili cumhuriyet savcılığına gönderdiği bir "görevsizlik" kararına dayanılarak tutuklandı.

Adalet Platformu'nun generallere suç duyurusu

Başbuğ'un özel yetkili mahkemede yargılanıp yargılanmayacağı sorusuna yanıt ise yine özel yetkili Cumhuriyet savcılığından geldi. İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan bir suç duyurusunda, Genelkurmay Eski Başkanı Emekli Orgeneral Işık Koşaner ve kuvvet komutanlarının Balyoz soruşturması kapsamında tutuklanan generalleri Hasdal Cezaevi'nde ziyaret etmesi üzerine bir sivil toplum kuruluşu olan Adalet Platformu başkanı Adem Çevik komutanlar hakkında suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık, suç duyurusuna ilişkin görevsizlik kararı vererek dosyayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi. Yargıtay Cumhuriyet Eski Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, bu karara ilişkin 'görevsizlik' kararı vererek dosyayı 11 Nisan 2011 günü İstanbul'a gönderdi. Başsavcılık, darbe suçunun görev suçu olarak kabul edilmeyeceğini gerekçe gösterdi. Başsavcılığın bu kararı almasında, geçtiğimiz yıl Anayasa referandumunda kabul edilen anayasanın 145. maddesindeki değişikliğinin neden olduğu da ortaya çıktı. İşte başsavcılığını bu gerekçeyle suç duyurusunu İstanbul'daki özel yetkili savcılığa iade etmesi, Özel Yetkili Mahkemelerin hem Genelkurmay Başkanı hem de kuvvet komutanları hakkında soruşturma açabileceği şeklinde yorumlandı. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

Paşaların Hasdal ziyareti Yüce Divan'da değil, özel yetkili mahkemede yargılanacak

Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz...

 

 

ŞOK ses kaydı: Koşaner'den itiraflar

Önceki gün internete düşen, terörle mücadelede hata, ihmal ve zafiyetlerin itiraf edildiği Eski Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner'e ait olduğu iddia edilen ses kaydının ikinci bölümü bugün ortaya çıktı. Bugünkü bölümde Balyoz ve benzer davalarla ilgili çarpıcı itiraflar da yer alıyor. Koşaner, darbe içerikli, suç unsuru taşıyan belgeleri değil de o belgelerin dışarıya sızdırılmış olmasını eleştiriyor. Koşaner'in konuşması, cuntacı zihniyetin TSK'yı ne hale getirdiğini adeta çürütüp bitirdiğini çok çarpıcı şekilde gösteriyor. Koşaner, hükümete tepki için emekliliğine iki yıl kala diğer kuvvet komutanlarıyla birlikte istifa etmiş, istifa gerekçesinde Balyoz ve benzer davalarda subayların tutuklu yargılanmasını eleştirmişti.

ŞOK ses kaydı: Koşaner'den itiraflar
Önceki gün internete düşen, terörle mücadelede hata, ihmal ve zafiyetlerin itiraf edildiği Eski Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner'e ait olduğu iddia edilen ses kaydının ikinci bölümü bugün ortaya çıktı. Bugünkü bölümde Balyoz ve benzer davalarla ilgili çarpıcı itiraflar da yer alıyor. Koşaner, darbe içerikli, suç unsuru taşıyan belgeleri değil de o belgelerin dışarıya sızdırılmış olmasını eleştiriyor. Koşaner'in konuşması, cuntacı zihniyetin TSK'yı ne hale getirdiğini adeta çürütüp bitirdiğini çok çarpıcı şekilde gösteriyor. Koşaner, hükümete tepki için emekliliğine iki yıl kala diğer kuvvet komutanlarıyla birlikte istifa etmiş, istifa gerekçesinde Balyoz ve benzer davalarda subayların tutuklu yargılanmasını eleştirmişti.

Önceki gün Eski Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner'e ait olduğu iddia edilen ses kaydının ikinci bölümü video paylaşım sitesidailymotion.com'da yayınlandı. Terörle mücadelede hata, ihmal ve zafiyetlerin itiraf edildiği Eski Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner’e ait olduğu iddia edilen ses kaydı gündeme bomba gibi düşmüştü. O ses kaydında bu itirafların devamının geleceğinin notu düşülmüş ve VARAN 2: BEKLEYİN denilmişti. İşte yine Emekli Org. Işık Koşaner’e ait olduğu iddia edilen güncel konulara ilişkin çok çarpıcı itirafların yer aldığı şok ses kaydı video paylaşım sitesi dailymotion.com'da yayınlandı. Ayrıca bu ses kaydında konuşan kişinin Org. Işık Koşaner olduğu kesinleşti. Çünkü konuşmanın bir bölümünde "Yani ben Işık Koşaner olarak dava açabilirim" diyor...

BÖLÜM:2 - KOŞANER'DEN BALYOZ VE BENZER KONULARDA ELEŞTİRİLER

Önceki gün internete düşen, terörle mücadelede hata, ihmal ve zafiyetlerin itiraf edildiği Eski Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner'e ait olduğu iddia edilen ses kaydının ikinci bölümü bugün ortaya çıktı. Bugünkü bölümde Balyoz ve benzer davalarla ilgili çarpıcı itiraflar da yer alıyor. Koşaner, darbe içerikli, suç unsuru taşıyan belgeleri değil de o belgelerin dışarıya sızdırılmış olmasını eleştiriyor. Koşaner'in konuşması, cuntacı zihniyetin TSK'yı ne hale getirdiğini adeta çürütüp bitirdiğini çok çarpıcı şekilde gösteriyor. Koşaner, hükümete tepki için emekliliğine iki yıl kala diğer kuvvet komutanlarıyla birlikte istifa etmiş, istifa gerekçesinde Balyoz ve benzer davalarda subayların tutuklu yargılanmasını eleştirmişti.


SES KAYDINDAN SATIR BAŞLARI

1. Asker polis ilişkisi, gerekirse ortalığı ayağa kaldırırız.
2. Hukuka ne kadar saygılı olacağız, biz enayimiz?
3. Gazetecilerle ilişkiler, onlar ...
4. Erlerin subayların özel işlerinde kullanılması, kimi itini gezdiriyor kimi evini boyatıyor.
5. Şehit yakınları ile ilişkiler, bari yağmasak da gürleyelim.
6. Astların genelkurmay karargâhına yalan söylüyor.
7. Ergenekon ve balyoz davaları hakkındaki görüşleri ve itirafları, balyozda esas sorumluluk kimde?
8. Oyak için verilen mücadele, neden vergi vermek istemedikleri
9. Her kesin eşit süreli askerlik yapması, sivillerin aldıkları eğitim ne kadar önemli? 10. Sözleşmeli er kimin fikri?
11. Milli savunma bakanının açığa almama işlemini nasıl değerlendirdik ve ayim niye kalkmamalı?
12. Irak sınırını sivillerin koruması konusuna, her kes güler.
13. Sayıştay, ombudsman ve denetleme, artık paraları daha dikkatli kullanmalıyız.
14. Tsk yasa ve yönetmeliklerin dışına çıkmasını yol yaptık, hep böyle devam edecek sandık.
15. 35.madde kalksa ne olur? Bizim görevimiz biter mi? Biz niye burdayız?

Koşaner'in ses kaydı 1. bölüm: TSK'da yönetim zafiyeti | Koşaner'in ses kaydı 2. bölüm: Balyoz ve benzer konularda eleştiriler

İŞTE KONUŞMANIN TAM METNİ:

ASKER POLİS İLİŞKİSİ, GEREKİRSE ORTALIĞI AYAĞA KALDIRIRIZ.

Polisin askeri tutuklaması gücümüze gidiyor ama bizimkiler suçlarını örtbas etmek için asker olduğunu söylemiyor sonra karakolda söylüyor. Yok öyle! bu çok gücümüze giden bir konu olduğu için tekrar hepinize söyleyeceğim. Şimdi askeri şahıslar subay astsubay uzman neyse suç işlemez diye birşey yok. Suçu herkes işler. Bilerek işler taksirli olarak bilmeden de işler. Hep bunlar hayatın içinde olan şeyler. Bir askeri şahıs bir suçtan dolayı polis bölgesinde polisle muhatap olduğunda öncelikle asker olduğunu söylemesi lazım. Şimdi bizimkiler suçlarını örtbas etmek için önce söylemiyorlar. Karakola gidip de sopa yemeye başlayınca ben askerim diyor. İş işten geçiyor, öyle yok. Öyle dersen bana bakma. Baştan söyleyeceksin. Ben askerim hemşerim hüviyetim bu. Haa asker bir suç işlerse polis onu orada tutar kimi çağırır merkez komutanını çağırır, al bu herifi burdan der. Savcıya da bilgi verir. Merkez komutanı gereğini yapar. Savcı ne derse onu yapar. Şimdi baştan hüviyetimizi söylemediğimiz zaman polis bizi ite kaka alıyor karakola götürüyor. Başlıyor orda sıkılama sıkıya gelince askerim. Bu yanlış. Zorla karakola götürürlerse, gidin. O zaman rol bize geçecek. O zaman ortalığı ayağa kaldıracağım biz ne diyoruz. Asker olduğunuzu söyleyin. Beni burdan alma, merkez komutanını çağırın deyin. Yok kardeşim çağırmıyorum. Yürü karakola derse hiç karşı gelmeyin. Karakola gidin ama baştan asker olduğunuzu söyleyin. Karakola gittikten sonra rol bize geçecek. Bakın bunu ihmal etmeyeceğiz. Eğer benim bir rütbeli şahsımı karakola götürmüşse ondan sonra merkeze haber veriyorsa ortalığı ayağa kaldıracak. Ortalığı ayağa kaldıracak. Beni de arayacaksınız gerekiyorsa. Beni de arayacaksınız. Kanun diyor ki askeri şahsı karakola götüremezsin. Götürürsen ben de ortalığı ayağa kaldıracağım.

HUKUKA NE KADAR SAYGILI OLACAĞIZ, BİZ ENAYİMİZ?

Hukuk'a saygılıyız'ı yanlış anlamayın. Biz enayi değiliz.ağrı'da polise arkadaşlar haddini bildirdiler bakınız şu sözümüzü yanlış anlamayınız. Ben sık sık hukuka saygılıyız diyorum. Bunun anlamı şu. Biz enayi değiliz. Sadece biz hukuka saygılı olmayacağız. Bize karşı olanlar da hukuka saygılı olacaklar. Ben bunu ifade etmeye çalışıyorum. Ben hukuka saygılı olacağım ama sen de saygılı olacaksın. Sen de olacaksın. Ben de bunu hakkımı arayacağım. Nasıl arayacağız. El birliği ile arayacağız. Bir tanesi bu. Kanunlarımızda açık açık yazan bir konu. Eğer hüviyetini söylediği halde bir askeri şahsı karakola götürmüşlerse merkez komutanı derhal ortalığı ayağa kaldıracak. Ne yapacak. Gidecek merkeze. Almayacak adamı. Arayacak savcıyı. Bu heriften şikayetçiyim. İşlemini yap. İşte mırın kırın. Valiyi mırın kırın. Beni, bizi. Ben de ordan bakanlığı ayağa kaldıracağım filan. Ancak bunların böyle önleyebiliriz. Çünkü, bazı polislerimiz artık işi iyice azıya aldılar. Başınıza geliyordur, duyuyorsunuzdur.hani asker olsun da ne olursa olsun bir atalım içeri, hesap soralım gibi. Kendimizi de korumak zorundayız. Anlaşıldı mı bu iş. Kesinlikle geri adım atmayacaksınız. Hakkımız hukukumuz bu. Sen beni alamazsın ortalığı ayağa kaldıracaksınız. Bir yerde bunu ağrı'da mı nerde yaptılar bunu güzel bir. Di mi ağrı'da arkadaşlar yaptılar güzel. Haddini bildirdiler.

GAZETECİLERLE İLİŞKİLER, ONLAR ANALARINI BİLE SATAR

Basından uzak durun.gazeteci dediğin adam anasını bile satar onu oraya haber diye koyar. Arkadaşlar ne şekilde olursa olsun bakınız bir laf var benim çok hoşuma gidiyor. Hiçbir basın mensubu bize düşman olmaz. Ama dost da olmaz. Dost da olmaz. Basın, basın demek basın mensubunun görevi demek, haber olabilecek bir şeyi yakalarsa çok afedersiniz anasını bile satar onu oraya haber diye koyar. Hiçkimsenin gözünün yaşına bakmaz. Çünkü onun için en önemli şey haber bulmak gazeteye koymak. Para alıyor çünkü. Bir de manşete çıkarsa haber pirimi de varmış. Manşet oldun diye. Onun için gazetecilerle temasta mahalli olsun ulusal basından olsun televizyoncu olsun gazeteci olsun, uzak durunuz. Uzak durunuz. Nezaketinizle bilmem neyinizle uzaklaştırınız.

Kesinlikle birşey söylemeyiniz. Çünkü pire deve olacaktır. Yarın oraya çıkacaktır. Bakın şimdi bazı yaşlı gazeteciler hatırat yazıyorlar. Falan zamanda falan komutan bana bunu söylemişti. Öbürü de bunu söylemişti. Hep yazmışlar bir yerlere. Şimdi geçmişin hesabını bize soruyorlar. En iyisi basından uzak durmak. Basına ne söylenecekse biz söylüyoruz. Kimine şifahen, kimisine temas ederek, kimisinle telefonla mücadele ediyoruz. Ha basına ne söylenecek. Arkadaşlar, biz söylüyoruz.

Basın bize hakaret de ediyor. Bilmem ne de yaparak zor durumda bırakıyor. Bu herhalde sizin de gücünüze gidiyordur maalesef türk silahlı kuvvetlerinin yani genelkurmay başkanlığının tüzel kişiliği yok. Yani genelkurmay başkanlığına veya silahlı kuvvetlere yapılan bir hakareti dava açamıyoruz genelkurmay olarak, tüzel kişiliğimiz yok. Ne yapacağız? Şahıs olarak açmak lazım. Şahıs olarak açmak lazım. Yani ben ışık koşaner olarak dava açabilirim. Ama genelkurmay başkanı olarak o gazeteye dava açamıyorum. Kanun bu. Şahıs olarak açabiliriz.

Bizi zor durumda bırakan, hakaret eden gazetecilere, topladığımız paralarla (280.000-300.000 tl) dava açıyoruz şahıs olarak dava açmak kolay değil. Neden değil? En basit avukat parası 10 bin liradan başlıyor öyle mi? İfade verirken yanınızda duruyor adam 5 bin lira alıyor. İfade verirken. Bir de davaya girdi mi 5 bin daha alıyor. Bilmem ne yaptı 5 bin.

Arkadaşlarımız çok zor durumda. Başı sıkıntıda olanlar. Biliyorsunuz. Onlara da yardım topladınız verdiniz gene. Bunları yapıyoruz. Benim dediğim başka birşey hakarete uğrayanlara iftira atılanlara hepimiz bir elimizde paramız olsun şahsen dava açalım dedik öyle mi? Hani size yazdım gönderdim. Şimdi elimizde paramız olsun, şimdi hangimize bir hakaret geldiği zaman hemen haber verin. Avukatınız hazır, paranız hazır. Tazminat mı alacağız. Ceza mı verdirecez o birer liralar birikti 300 kaç? 280 300'e filan geldi. Yeter. Bu kadar istiyoruz. Bu birer liralar toplanıyor işte bir arkadaşımız için de ilk davayı açıyoruz inşallah onu kazanacağız. Avukatımız hazır. Şimdi siz sadece bu herif bana hakaret etti diyeceksiniz o kadar. Gereğini biz yapacağız. Bunu yapmak zorundayız altında eziliyoruz.

Ben hissediyorum bazı arkadaşlarımız bu hakaretlere maruz kalıyor. Tamam mı arkadaşlar korkmayın çekinmeyin, o parayı onun için topladık. Onun için tamamen kontrolümüzde. Bir kuruş bir yere sekmez, hiç merak etmeyin. Gayri kanuni olarak bir yere gitmez. Böyle bir imkânımızı kazanmış olduk.

ERLERİN SUBAYLARIN ÖZEL İŞLERİNDE KULLANILMASI, KİMİ İTİNİ GEZDİRİYOR KİMİ EVİNİ BOYATIYOR.

Herkesin gözü üzerimizde. Erleri kullanma işini yavaş yavaş kaldıralım. Yoksa kaldırtacaklar. Bakakalacağız böyle şimdi birkaç da idari konudan bahsedeyim. Tabi herkesin gözü üzerimizde. Nasıl üzerimiz de? Kim hangi asker kanunsuz iş yapıyor. Hangi subay er kullanıyor. Hangi subay, general, amiral her neyse köpeğini itini bilmem nesini askere gezdiriyor. Okuyorsunuz değil mi gazetede. Hangi subay çocuğunu arabayla bilmem nereye gönderiyor? Hangi bilmem ne okula gönderiyor. Eşini bilmem nereye gönderiyor. Herkesin gözü üzerimizde. Hiçbirşey artık gizli değil. Herkes birliğine sahip olsun.

Şu er kullanma işini yavaş yavaş piyasadan kaldırmamız lazım. Evinin badanasını askere yaptırıyor. Özel evinin badanasını hey Allah'ım. El birliği ile kaldıralım. Yoksa kaldıttıracaklar. Bakakalıcaz, bakakalıcaz böyle.

ŞEHİT YAKINLARINA SAYGIDA KUSUR EDİYORUZ. YAĞMASANIZ DA GÜRLEYİN

Bölgemizde bulunan şehitlerimizin yakınlarına gazilerimize arkadaşlar biraz ilgide kusur ediyoruz. İlla kapısını çalıp da ziyaret etmek değil, arasıra telefonla dahi olsa telefonla dahi olsa mutlaka herkes bölgesindeki gazi şehit ailesi gazilerimizle yakın temasını devam etsin. Yağmasak bile gürleyelim.

KÖY OKULLARINI TAMİR ETTİRELİM. KAYNAĞI VALİDEN, ORDAN BURDAN TIRTIKLARSINIZ

Bizim güzel âdetimiz vardı. Senede herkes bir iki köy okulunu elden geçirirdi filan. Onu pek yapamıyoruz herhalde. Köy okullarından en azından her sene birini ikisine el atalım. Bunun kaynağını validen ordan burdan tırtıklarsınız bunlar kolay hep yaptık bunu yav. İllaki ödenek gelecek değil. Mahallinden ayarlayacağız bu malzemeyi.

Personelimiz bize doğru bilgi vermiyor. Doğrusunu bilemeyince tedbir alamıyoruz. Olaylar doğru yansımadığı için sıkıntı yaşıyoruz bir de bizi en çok sıkıntıya sokan olaylardan bir tanesi bize doğru bilgi verilmemesi. Birliklerimizde her türlü olay olabilir. Vukuat olur, iyi olur, kötü olur. Birşeyler olur. Ama biz doğruyu bilemezsek arkadaşlar iş ortaya çıkınca doğrusu iş işten geçiyor. Ondan sonra da arkadaşımız diyor ki bize benle niye ilgilenmiyorsunuz. Ya ilgileneceğiz de sen bana baştan doğruyu söylemedin ki. Söyleseydin doğruyu biz ona göre belki bir yöntem birşey hafif birşey yapabilirdik. Ama iş işten geçtikten sonra geçmiş olsun.

Her ne olursa olsun lütfen doğruyu söyleyiniz. Bunu illa bilmem ne raporuna uzun uzun yazın demiyorum. Bu başka bir şey, doğru bilgiyi veriniz. Herkes üst makamına verirse doğru bilgiyi o bize gelir zaten. Biz de hah deriz böyle bir olay var ona göre hazırlıklı oluruz. Ama olayı doğru söyleyerek. Bundan biraz sıkıntımız var. Olaylar doğru yansımadığı için bize sıkıntıya düşüyoruz. Şimdi bu konuyu kapatıyorum.

BALYOZ'DA NAMERDİN ELİNE MALZEME VERDİK

Genel, silahlı kuvvetlerimizi sıkıntıya sokan bazı olaylardan bahsetmek istiyorum. Bir takım ele geçen bulgular nedeniyle silahlı kuvvetlerimizin pekçok personeli maalesef çeşitli suçlamalar nedeniyle soruşturma altında. Bazıları tutuklandı, çıktı tekrar girdi. Tekrar şeyyaptı. Birtakım olaylarla karşı karşıyayız. En büyüğü işte ergenekon diye bir olay çıktı. Onun tam teferruatını ben de tam olarak yav nedir bu ergenekon. Nerden çıktı. Kim ne halt etti filan. Çeşitli iddialar var ben de bilmediğim için birşey söylemek istemiyorum. Ama balyoz hakkında birşey söylemek istiyorum. Balyoz denen olay hakkında söylemek istiyorum.

Balyozla ilgili, bizde herşey imha edilmişti. Herşeyi iddianameden öğrendik şimdi balyoz denen yani 1. Ordu komutanlığı karargâhında 2003 yılında yapılan bir plan seminerinden dolayı ortaya atılan bu iddialar hakkında birşeyler söylemek istiyorum. Arkadaşlar, bu olayla ilgili seminerle ilgili evrakların hepsi imha edilmiş olduğu için olay ortaya çıkınca bir şey bulamadık. Araştırdık genelkurmayı, kara kuvvetlerini, 1. Orduyu ya nedir bu ne diyorlar bunlar filan. Balyoz malyoz hiçbir evrak bulamadık. Bir tane mesaj çıktı. Bunun için bir girişim yapamadık. Beklemek zorunda kaldık.

Biliyorsunuz bir gazeteci gitti bir çuval evrak verdi falan cdler midiler. O gazeteciye. O dönem içerisinde o cdleri de ele geçiremedik. Bize ne kadar doğru yazıldı ne yaptı onu da bilemiyoruz. Ne zaman ki iş iddianame hazırlandı vs. Bu cdler elimize geçtiği zaman olayın ne boyutta olduğunu neyin iddia edildiğini açık açık anladık.

Balyozda, bize üzen taraf neyimiz var neyimiz yok çaldırmışız. Konuşmalarımız dâhil.ne konuşuyorsak var adamların ellerinde, namerdin eline malzeme verdik. Şimdi bizi üzen taraf arkadaşlar birinci orduda her şeyimizi çaldırmışız. Her şeyimizi. Seminerle ilgili seminerle ilgili neyimiz var neyimiz yok çaldırmışız yetkisiz kişilere ulaşmış konuşmalarımız dâhil. Esas rezalet bu. Nasıl bu olur yav, nasıl bu olur. Ne konuşuyorsak var adamların elinde. Sıkıntı burda. Bu rezilliği yapmışız. Balyozun hikayesi bu. Suç olan kısmı da işin içerisinde olabilir, onu burada kaydı-ihtiyatla sayıyorum. Ama bunlar hep bizim aleyhimizdeki kişilerin eline çok güzel malzeme verdi. Maalesef namerdin eline malzeme verdik.

Balyozun, günahı, vebali 1.orduya ait.karargâhtan böyle planlar nasıl dışarı çıkar izahı yok kim verdi, biz verdik. Biz verdik. Hiç kimseyi suçlayamayız. Bunların günahı, vebali, hatası koskoca birinci orduda bir plan semineri yapılıyor tüm planlar tüm teferruatıyla milletin elinde şimdi. Bir de bu rezalet var. Nasıl olur yav, bir ordu karargâhından bu bilgiler nasıl çıkar yaa. Nasıl çıkar izahı yok. İzahı yok.

OYAK VERGİ VERİRSE EMEKLİLİĞİMİZDE ALDIĞIMIZ PARADAN %15 KESİLECEK. ŞİMDİ BUNUN MÜCADELESİNİ VERİYORUZ

Şimdi bu olumsuz ortamın yansımaları olarak silahlı kuvvetlerimizi sıkıntıya sokan bazı diğer olaylar var bilmenizi istiyorum kısaca. Söyleyeceğim. Birincisi arkadaşlar oyak ordu yardımlaşma kurumuyla uğraşıyorlar biliyorsunuz ordu yardımlaşma kurumu tamamen bizlerin maaşlarından kesilen işte bu kadar yıldır kesilen paralarla oluşturulan bir kurum. Genişletilmesi, büyütülmesi falan vesaire. Şimdi oyakı kamu kurumu olarak kamu kurumu olarak kabul etme eğilimindeler. Öyle olunca işte biz bazı vergilerden muafız biliyorsunuz sosyal yardımlaşma kurumu olmamız hasebiyle bazı vergilerden filan muafız. Ama kamu kurumu olduğumuz zaman olursak eğer, ki kamu ihale kurulu böyle istiyor mahkemeye verildi mahkeme maalesef lehimize karar vermedi o zaman vergi vermek durumunda kalacağımız için işlemlerden dolayı emekliliğimizde falan alacağımız paralarda bayağı yüzde onbeş civarında falan düşme sözkonusu olacak. Şimdi bunun mücadelesini veriyoruz. Biliniz diye söylüyorum. İşte maalesef propagandanın sonucu bu vergiden dolayı bir sıkıntı içindeyiz.

EŞİT SÜRELİ ASKERLİK DİYORUZ. SİYASİLER HOP OTURUP HOP KALKIYORLAR

Yine bizi ilgilendiren bir konu bu askerlik sistemi. Askerlik sistemi için her kafadan bir ses çıkıyor. Biz bizim yaklaşımımız şu oldu. Biz herkese eşit süreli tahsil mahsil bizi ilgilendirmez. Vatan hizmetidir diyoruz. Herkese eşit süreli askerlik olmalıdır. Bizim savımız bu. Bizim ısrarımız bu. Ama siyaset tabi başka düşünüyor. Herkese eşit süreli askerlik dediğimiz zaman allah siyasiler oturup kalkıyor.

Sözleşmeli er diye bir şey çıkardılar. Paralı er bir de sözleşmeli er diye birşey çıktı. Herhalde nedir diye merak ediyorsunuz. Bu da şöyle çıktı. Bizim teklifimiz arzumuz falan değil tabi. Biz herkese eşit süreli tek tip askerlik istiyoruz. Şimdi dediler ki hudutta gediktepe falan olayı olduktan sonra yav hudutta er olmuyor bu genç çocuklar olmuyor bunları profesyonel yapalım. Ve az daha uzman erbaşa dönüyorlardı. Şimdi uzman erbaş olmasın diye biz ısrar ettik. Erden gidelim diye. Bu sefer sözleşmeli er diye bişey çıkardılar. Bu şöyle olacak. Aynen er paralı er. Askerliğini yapmışlardan paralı er. Koğuşta kalacak. Aynı er, er statüsünde. Belli bir yaştan sonra ayıracağız ve eline tazminat vereceğiz. Böyle bir şey çıkabilir. Konuşma o. Aynı er statüsünde. Şeye ceza kanununa tabi, ancak maaşlı onun dışında bedel alacak belli bir yaşa kadar. Bununla da mücadele ediyoruz bir bilginiz olsun.

ASKERİ YARGIYI DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR. EN BÜYÜK SIKINTI AYİM'DE

Diğer bizi sıkıntıya sokacak bir konu arkadaşlar askeri yargı sitemini değiştirmeye çalışıyorlar. Emir veremedikleri için onu nasıl ortadan kaldırırız nasıl pasifleştiririz. Onun derdindeler. Balyoz terfilerle ilgili, sivil kesim zamanında açığa almak akıllarına gelmedi.herşey hukuka uygun ama imzalamazlarsa ne olacak? Hukuk boş bırakmış.

Söz oraya gelmişken terfi edemeyen terfileri onaylanmayan iki generalimizden bir amiralimizden söz etmek istiyorum. Bu arkadaşlarımızın terfisini engelleyen hukuki hiçbir engel yok arkadaşlar. Hukuken hiçbir engel yok. Çünkü her şey zamanında hukuka uygun olarak yapıldı. İdare dediğim sivil kesim zamanında açığa alma falan akıllarına gelmedi öyle birşey yapamadılar onun için herşey hukuka uygun olarak yürüdü. İşte itirazlar mitirazlar vsler. Takip ettiniz biliyorsunuz. Şu anda yüksek askeri idare mahkemesi tekrar terfi etmelerine karar verdi. Tekrar terfi kararnamelerini tekrar imzaladık. Tekrar gönderdik. Şimdi top imza makamında. Kim imza makamları. İki tane bakan. İşte içişleri bakanıyla milli savunma bakanı. Başbakan ve cumhurbaşkanı. Şimdi yasa bunları imzalayın diyor ve hiç şüpheniz olmasın ne kılıf takarsa taksınlar tamamen hukuka uygun yaptığımız şey ve haklıyız. Hiçbir şüpheniz olmasın. Ama, ama imzalamazsa nolur. Hukuğumuz orda boş. Ne olur, nasıl olacak ondan da şüpheliyiz. Irak sınırına siviller bakacakmış. Nasıl bakabilirler mi? Gülüyorsunuz değil mi? Bu kadar saçma şeylerle mücadele ediyoruz. Şaka gibi.

Yine bugünlerde çok gündemde entegre sınır yönetim sistemi diye sınırların sivil bir teşkilata verilmesi diye bir mevzu var. Yani işte Irak hududunu filan siviller bakacakmış. Arkadaşlarımız burda. Nasıl bakarlar mı arkadaş nasıl bakarlar? Tümen komutanım burda. Gülüyoruz, gülüyorsunuz. Yani bu kadar saçma şeylerle mücadele ediyoruz demek istiyorum.

AB'nin öyle falan isteği yok. Fazla kulak asmayın. Herkes işine devam etsin hala çıkıyorlar 50000 kişi alacağım. Sivil teşkilat kuracağım. Efendim avrupa birliği böyle istiyormuş. O da var ayrı bir hikaye. Böyle bir sıkıntı var. Fazla kulak asmayınız. Herkes işine devam etsin.

SAYIŞTAY KANUNU DEĞİŞİNCE PARA İŞLERİ ÇOK CİDDİYE BİNDİ

Dikkatinizi çekeceğim son iki konu arkadaşlar sayıştay kanunu değişti biliyorsunuz. Çok dikkat ediniz. Para işleri bundan sonra çok ciddiye bindi. Sayıştay denetleyecek. Sıkıntı olur yönergemizde bilmemnemizde ne diyorsa onun dışına katiyen çıkmayınız.

Ombudsman denen adam bize gelecek hesap soracak. Bu durumlara gelmemizin sebebi biziz. Hatalar yaptık. Bir de bu kamu denetçiliği ombudsman denen sistem yakın zamanda şeye girecek . Bu da her türlü idari şikâyette ombudsman denen adam bize de gelecek hesap soracak. Diyecek siz bu adamı dövmüşsünüz niye dövdünüz. Böyle bir ihtimal de var, ama daha yakında değil, kanun çıkacak. Bu sıkıntılı durumlara gelmemizin sebebi arkadaşlar maalesef biziz. Biziz. Bizleriz. Hata yaptık. Yanlış şeyler yaptık. İşimizi ciddiye almadık. İşte evrakımıza bilmem nemize sahip olmadık. Çaldırdık. Ortalıkta rastgele konuştuk. Konuşmalarımızı duydular. Ona buna suç yüklediler. Bilir bilmez konuştuk. Efendim. İmza atarken kâğıtlara dikkat etmedik. Yav nedir bunun. Herkes paraf etmiş ben de atayım altına bir imza dedik o iş nelere döndü geldi. Dikkat etmedik. Cep telefonlarımızla olur olmaz konuştuk. Malzeme verdik. Bilgisayarlarımızda lüzumsuz bilgileri depoladık. İşte geldiler aradılar. Bir sürü şey buldular. Hesabını veremiyoruz.

Yasa ve yönetmeliğin dışında hareket ettik. Hep böyle olacak zannettik. Ama maalesef içimizde hainler çıktı. Maalesef onu da bulamıyoruz yasaların yönetmeliklerin dışında hareket ettik. Bazen etmemiz gerekiyordu bazı dönemlerde. Ama bunu yol yaptık hep öyle olacak zannettik. Öyle devam ettik ve hakkımız olmayan bazı imkânları kullandık. Halen de var. Halen de var. Onlar da karşımıza çıkacak. Bir de maalesef içimizde, maalesef bizim içimizde maalesef helal süt emmemiş arkadaşlarımız da çıktı. Maalesef onu da bulamıyoruz. Belki birkaç kişi. Neticede maalesef çok malzeme vermişiz. Çok vermişiz malzeme.

35. MADDENİN BİR YERDE YAZMASI GEREKMEZ

Halkımız endişeli ama halkımızı korumak için 35. Maddenin bir yerde yazması gerekmez. Biz bunun için varız. Kimse bize akıl öğretemez. Halkımız biraz endişeli gibi gözüküyor. Şimdi kim ne derse desin arkadaşlar, kim ne söylerse söylesin. Bunun bir yerde yazması da gerekmez. Hani diyorlar ya 35. Maddeyi kaldır da bilmem ne maddeyi koy. İster koy ister koyma. Biz silahlı kuvvetler olarak bunun için varız. Bu bizim doğal tarihi görevimiz. Kimse bunun hakkında bize akıl öğretemez. Kimse bunun aksini bize söyleyemez. O zaman bizim varlığımızı inkâr ederiz. Bunu diyemez. Biz de bunu söylediğimiz zaman bazılarının hiç hoşuna gitmiyor. Biz bunu söyleyeceğiz. Ve bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da omuz omuza dimdik başımız dik vazifemizi müdrik bu duygularla kol kola omuz omuza görevimizi yapmaya devam edeceğiz. Bunun başka hiçbir çıkar yolu yok.

SAĞLAM DURMAZSAK BİZDEN SONRAKİLER DAHA BÜYÜK SIKINTILAR YAŞARLAR

Sağlam duruşumuzla milletimizin emrinde olduğumuzu ispatlamak göstermek mecburiyetindeyiz. Sağlam durmak durumundayız. Temellerimizi sarstırmamak durumundayız. Eğer biz gevşersek bizden sonrakiler çok daha zor durumda kalacaklar. Çok daha zor durumda kalacaklar. Onun için birbirimize inanmalı, hep birbirimizin yardımında bulunmalı, omuz omuza el birliğiyle dimdik tekvücut halinde durmak zorundayız. Bu sıkıntıları dile getirme ihtiyacını duyduğum için söylüyorum.

ONUN BUNUN PARALI ASKERİ DEĞİLİZ, BUNU HER ZAMAN GÖSTERMEK ZORUNDAYIZ

Biz milletin ordusuyuz. Onun bunun paralı askeri değiliz. Bunu da her zaman göstermek zorundayız biz milletin ordusuyuz. Bununla övünüyorum. Onun bunun paralı askeri ordusu bilmemnesi biz olamayız. Biz bunun için asker olduk. Onun için bu görevi seçtik. Onun için fedakârlığa katlanıyoruz. Biz milletin ordusuyuz. Milletin ordusu olduğumuzu da her zaman göstermek durumundayız. Zaten bize çok görevler yetkiler veriyor yasalarımız. Onları bilip onlara göre yapın konuşun tartışın. Hepinize sağlıklar başarılar dilerim.

Koşaner'in ses kaydı 1. bölüm: TSK'da yönetim zafiyeti | Koşaner'in ses kaydı 2. bölüm: Balyoz ve benzer konularda eleştiriler


BÖLÜM:1 - TSK'DAKİ ZAFİYETLERE DAİR KOŞANER AÇIKLAMALARI

Işık Koşaner'in konuşmasının 1. bölümü önceki gün internette yer almıştı. Bu 1. bölüm, TSK'da yönetim zafiyetiyle ilgiliydi. Ses kaydında, org. Işık Koşaner olduğu iddia edilen kişi, kurmaylarına mayınlardan insansız hava araçlarına (İHA) kadar pek çok konuda önemli açıklamalar yapıyordu. Ses kaydında Koşaner, kurmaylarına şu konularda itiraf niteliğinde değerlendirmelerde bulunuyordu:


1. Her yere kontrolsüz mayın döşedik.
2. Emir komuta birliğini sağlayamıyoruz.
3. Çatışma anında tim komutanlarımız mevziye silahını bırakıp kaçıyor.
4. Eğitim zafiyeti nedeniyle terörist diye masum erimizi kendimiz vurduk.
5. Sınır karakollarımız hatalı yapılmış, hantepe de hatalı. Halimiz Tam bir kepazelik.
6. İha skandalında, teşkilat yapımızın yanlış olduğu anlaşıldı.
7. Terörle mücadelede hiç kimsenin talimatına ihtiyacımız yok.
8. Operasyonlarda artık son bir yıldır mantıklı iş yapmaya karar verdik.
9. Artık her şeyi yasal zemine oturtmak zorundayız. Herkesin gözü üzerimizde.
10. Elimizdeki teknik imkânları kullanamıyoruz, eğitim ve tatbikatımız zayıf.

KARAKOLLARIMIZIN ÇEVRESİNDE VE HUDUTLARDA KONTROLSÜZ MAYIN DÖŞEDİĞİMİZİ SİVİLLERE SÖYLEYEMİYORUZ

Işık paşa: huduttakinin bile işareti yoktur.
Işık paşa: adam gidiyor basıyor bilmem ne yapıyor. Haberimiz yoktu. Ekip gönderdik Ankara’dan da geldiler sırayla bitirdiler. Bilmiyorum bitti mi daha devam ediyor mu?
Subaylar: devam ediyor komutanım.
Işık paşa: devam ediyor herhalde.
Subaylar: devam ediyor
Işık paşa: bunlar çok tehlikeli şeyler. Bunları kim döşemiş biz.
Subay: evet komutanım.
Işık paşa : biz. Şimdi ben desem ki yetkililere yav bizimkiler mayın döşemişlerdi 10 sene evvel 20 sene evvel başıboş bırakıp gitmişler ne derler? Döşerken aklınız nerdeydi derler. Maalesef döşeyen yine biziz. Di mi?
Subay: evet efendim

EMİR KOMUTA BİRLİĞİNİ SAĞLAYAMIYORUZ

Işık paşa : benim dikkatimi çeken birkaç konu var. Onları da hatırlatmak istiyorum. Bizi sıkıntıya sokan konulardan bir tanesi emir komuta birliğini bazen sağlayamıyoruz. Nerede bir operasyon bir harekat bir baskın vesaire bilmem ne varsa sorumlusu mutlaka bir komutanlık olacak. O bölgenin sorumlusu.

İhadan görüntü almak gibi büyük bir nimet var. Büyük bir imkan var. Olayın olduğu yere süratle bir ihayı getirip masamızın başından ekrandan adım adım görebiliyoruz, öyle mi? Görebiliyoruz. İhadan görüntü gören komutan mutlaka operasyona müdahale edip sevk
İdare etmeli.

Neden bunu söylüyorum. Önümüzde örneği var. Verelim örneğini, hepimiz öğrenelim. Bir daha o hataya düşmeyelim. İşte bu Hantepe mantepe olayında operasyon yapan komutan daha doğrusu sorumlu komutan 1. Tugay komando tugay komutanıydı ve kendisi arazideydi. Orda bilmem ne tepesindeydi. Ama ekrana bakan komutanlık civardaki komutanlığımız ona müdahale etme yetkisi yoktu. Böylece bir koordinesizlik oldu zamanında müdahale edemedik.

KÜÇÜK BİRLİKLERİMİZ SAĞLAM DEĞİL, EĞİTİMSİZ. GERİSİ ÇORAP SÖKÜĞÜ GİBİ GELİR

İkinci önemli konu arkadaşlar küçük birlik seviyesinde sevk ve idarede çok zayıfız. Jandarma, JÖH'ü (jandarma özel harekat) filan ayrı tutuyorum. Onlar hakkaten çok tecrübeli profesyonel olmuşlar artık. Sözüm onlara pek değil. Daha ziyade bizimkilere. Küçük birlik seviyesindeki tim komutanı kol komutanı eğer o adamına sahip olup da sevk idare edemezse iş buradan kopar. Hani derler ya bir nal bir at kurtarır. Bir at bir ordu kurtarır. Süvari kurtarır. Süvari bilmem neyi kurtarır. Neticede memleket kurtulur. İşte biz o nal o nal bizim komando kolumuz, komando timimiz her neyse motorlu kolumuz orada eğer sağlam duramazsak, tutamazsak birliğimizi görevinin başında gerisi çorap söküğü gibi gider. Niye bunu söylüyorum. Bunu da söyleyelim. Duymayanlar da duysun.

ÇATIŞMA ANINDA TİM KOMUTANLARIMIZ MEVZİYE SİLAHINI BIRAKIP KAÇIYOR.

2 terörist 30 askerimizi kaçırıyor. Yav rezalet benim tim komutanı, unsur komutanı diye koyduğum arkadaşım önce mevzide silahını bırakıp da kaçarsa biz bu işi yürütemeyiz. Biz bu eğitimi yapmamışız yetiştirememişiz demektir. Rütbesi de var kolunda o orda silahını bırakıp da mevzisini kaçarsa tabiki mevzimiz çöker tabi ki zayiat veririz. İki tane adam geliyor karşıdan 30 kişiyi kaçırıyor geri gidiyoruz yav rezalet. Olacak şey değil. Neden? Sevk idare edemediğimiz için timimizi. Uzatmadan söylüyorum. Tim komutanı ve unsur komutanı her ikisi de kendi personelini göreceği yerde bulunur. Sesle, varsa telsiziyle timinin adamlarını tek tek sevk idare eder. Zamanı geldiği zamanda ateş açtırır. Yerinden kıpırdama der. Kaçma der. Ben burdayım der. Sevk idare eder. Onu gezinde tutar bu çatışmayı yürütür. Öyle oluyor mu. Nadiren böyle oluyor. Nadiren böyle oluyor. Eeee, fazla detaya girmeyelim ama çoğu yerde çat pat dediğin zaman o oraya bu buraya birkaç gözü kara arkadaş dayanıyor dikkat ediyor, şey yapıyor. Lider pozisyonunda olanlar piyasada yoklar. En acısı da silahını da bırakıp da gidenler. Roj tv silahın numarasını da beraber gösteriyor. Öyle mi? Silahın numarasını da gösteriyor. Ben olsam o rütbelinin yerine insan içine çıkmam. Ama utanmıyor adam. Bunlarla iş yapamayız. Yoksa canı sıkılan çeker gider. Ondan sonra mevzimize de girilir. Bir sürü de şehit veririz. Artık herşey milletin önünde açık arkadaşlar.

EĞİTİM ZAFİYETİ NEDENİYLE TERÖRİST DİYE MASUM ERİMİZİ KENDİMİZ VURDUK

Kabahatli biziz bakın yine örnek, dilimin ucuna geliyor söylemek istemiyorum. Böyle timi mimi sahip olmazsa orda bir tane karaltı görür tak diye ateş eder başlar sesi duyan herkes ateş etmeye basıldık diye. Arkadaşımızı bir erimizi alnından vururuz. Vurduk mu? Haberiniz var mı? Var değil mi? Olayı takip ediyorsunuz. Herkesin cebinde artık telsiz var eskisi gibi de değil. Bak ben ateş ediyorum. Herkes sussun diyeceksin. Herkes duyacak. Kimse bir şey yapmayacak. Bir kişi edecek. Bunu gayet kolay yapmak ama eğitimle bunu yaparsanız olur. Bırakırsanız keyfine gider adam ateş et der. Vay basıldık diye herkes silaha sarılır. Bir masum erimizi alnından pat diye vururuz. Kabahatli biziz.

SINIR KARAKOLLARIMIZ HATALI YAPILMIŞ, HANTEPE DE HATALI. HALİMİZ TAM BİR KEPAZELİK

Arkadaşlar bir üssü bir tepeyi bir kritik araziyi korurken esas mevzi kazıp gömülmektir. Tabi kayalık sert yerlerdeyiz ve tabi kazıp gömülmek mümkün olmuyor çoğu zaman. Ne yapıyoruz o zaman? Kum torbası bol. Kum torbasını üst üste koya koya kulübemsi hani karakolların etrafında nöbet kulübesi gibi böyle kulübeler meydana getiriyoruz. Bir de delik açıyoruz önünde burdan gelecekler bakıcaz diye. Böyle bir koca hedef oluyor. Arkadaşlar karanlıkta gece görüş aleti olmasa bile ben rpg7 ile 200 metreden onu tak diye vururum. Bak bu yaşımda vururum. İsterseniz deneyelim. Böyle kulübe yapıyorsunuz ona mevzi diyor bazıları. Mevziye girdik deyince o kulübenin içine giriyorlar. Ondan sonra ilk rokette orası vuruluyor. Öyle oldu değil mi hantepede. Üsteğmenimiz de orda gitti. Koşuştular hepsi peşinden mevziye giriyoruz diye. Ondan sonra roket de oraya geldi. Hedef orası o mevzi değil ki. Öyle mevzi mi olur. Nerede görülmüş şey? Bu uygulamayı varsa hala lütfen kaldırın. Bize ne lazım. Bize ateş mevzii lazım. Çatışmaya gireceğimiz için. Ateş mevzii lazım.

İşte hantepede ihanın görüntüsünde bile belli. Koştular içine girdiler değil mi? Seyreden var mı? Vardır herhalde. Adam da geldi el bombasını üzerlerine atıyor. Şey atar gibi. Tam bir kepazelik halimiz. Neden işte lider yok ortalıkta. Lider yok. Bu hale geldik. Bakın bunları söylememe gerek bile yok. Hepimiz askeriz bunun için komutanız yaa... Çok zayıfız bu konuda.

İHA SKANDALINDA, TEŞKİLAT YAPIMIZININ YANLIŞ OLDUĞU ANLAŞILDI

Emir verecek olan arazideydi, şimdi görüntünün başında. Boşluk istemiyorum

Kuvvet komutanızla beraber, hava kuvvetleri komutanımızla beraber bu İhaların işte gönderilişini görüntü aktarmasını yerlerinde bir daha inceledik. Şunu gördük ki eğer zamanında uygun şekilde iha'ları kullanabilsek, bize çok çok büyük bir imkân kazandırıyor. Ama bunu yerinde zamanında görüntüyü izleyen komutan, hakikaten o görüntüde gördüğü operasyona müdahale edebilecek bilgide ve tecrübede olması gerekir. Ordaki nöbetçi subayın yapacağı bir iş değil o. Demek ki önce ilgili komutan fırlayıp bu işin başına gelmesi süratle durumu değerlendirmesi topçu mu attıracak, uçak mı isteyecek, helikopterleri mi gönderttirecek ne talep edecekse etmesi ve alttaki birlik komutanıyla da direk temasta olup helikopteri yönetmesi lazım, topçuyu tanzim ettirmesi lazım, nereye atacağını söylemesi lazım. İha'nın Nereyi takip etmesi gerektiğini hangi tarafı söylemesi lazım. Ekranın başında olup da harekâtı sevkedecek komutan ihayı da sevkedecek.

Bundan sonra ben dediğimde iha geç geldi sağa git dedim sola git dediydi falan filan yok arkadaşlar. Yok. Herkes işine sahip olacak. Herkes ne istiyorsa onu söyleyecek. Ona göre ihayı kullanacak. Ona göre de helikopter mi getirecek bilmem ne mi getirecek. İşte gerekli
İşlemi yapacak. Buna dikkat edelim.

EYLEMSİZLİK KARARI BİZİ BAĞLAMAZ

şimdi tabi terör örgütünün önümüzdeki dönemde ne yapacağı biraz siyasi. Artık tamamen örgüt siyasal alana angaje oldu. Biliyorsunuz seçime kadar eylemsizlik diye bir karar aldılar. Bu da hakikaten eylemlerini yani kırsal kesimdeki eylemlerini azalttılar. Bu karar tabi kesinlikle tabii bizi bağlamaz. Bizi hiç ilgilendirmez. Bizim eylemsizlikle alakamız yok. O kadar bu son dönemde herşey serbest dendi ki halkımıza işte herkes istediğini söyleyebilir, istediğini talep ediyor, istediğini bilmem ne yapıyor saçma sapan şeyler. Tabi çoğunun bunun düşünülmesi bile mümkün değil.

BİLGİ ALMAK İÇİN HALKIN NABZINI TUTUN, HERKESE YAKIN OLUN

Polisle, itle mitle, temas kurun onun için size diyorum ki arkadaşlar lütfen bulunduğunuz yerde nabız tutun. Bakın halkın içinde olun. Kışladan lojmana lojmandan kışlaya dediğimiz zaman bunu anlayamıyoruz. Nabız tutmamız lazım. Polisle itle mitle bilmem neyle yakın temasta olmamız lazım. Hakkaten bu söylenenler oluyor mu? Halk buna ne diyor. Ne kadar destekliyor. Ne kadar desteklemiyor. Saçma mı buluyor. Ne, nasıl oluyor yani bunları kimlerden öğreneceğiz. Sizden öğreneceğiz. Sizden öğreneceğiz. Öncelikle jandarmadan öğreneceğiz ha. Jandarmalar. Sizden öğreneceğiz. Buna ihtiyacımız var. Bizim için biz hiçbir zaman eylemsizlik falan filan öyle birşey ağzımıza almadık. Bizim için eylemsizlik söz konusu değil arkadaşlar. Kesinlikle değil. Terörle mücadelede hiç kimsenin talimatına ihtiyacımız yok. Kimse bize harekâtı azalt diyemez biz hiçkimsenin talimatına filan ihtiyacımız da yok. Tabi ki mücadelemiz devam edecektir. Kimse de bize bunu durdur diyemez. Dese bile bunu kabul etmeyiz.

Bir kere bunu hiç unutmayınız. Kesinlikle yok hareketi azalt. Bilmem ne yap. Operasyonu azalt ne bizim ağzımızdan çıkar, duyamazsınız ne diğer komutanlarımızın ağzından çıkar. Biz her zaman olduğu gibi teröre karşı mücadelede bir adım bile geri duramayız. Operasyonlarda artık son bir yıldır mantıklı iş yapmaya karar verdik. İstihbarat almadan taburla beraber arazide gezmeyeceğiz. Ancak geçen seneden beri biraz daha mantıklı olarak bu işi yapmaya karar verdik. İşte eskiden büyük bölgeleri aramak için taburlar hadi araziye diziliyorduk. Hadi arıyorduk tarıyorduk bu arada 10 kişi mayına basıyordu beş kişi bilmem ne oluyordu. Düşüyordu kalkıyordu yaralanıyordu neticede de hiçbir şey bulamıyorduk verdiğimiz zayiatla kalıyorduk. Onun için dedik ki istihbarata dayalı gerçek duyuma dayalı birşey elde ettiğimiz zaman bunun usulünü yolunu valiyle maliyle ayarlayalım ve derhal buna operasyon yapalım. Artık buna jandarma mı yapar beraber mi yaparız. Bir taburla mı yaparız, iki bölükle mi? Bu ordaki mahalli komutanın yapacağı iş. Dedik ve sanıyorum bunda da haklıyız. Yani boşu boşuna birlikleri sevketmektense bir bilgi alıp bir istihbarat alıp ona yönelmek ha o da boş çıkabilir çıkar çıkar yüzde yüz garanti diyemeyiz tabi. Ama yeterli kuvvetle, yeteri kadar kuvvetle bunu yapmak zorundayız. Bütün herşey buna geliyor.

BAZI YERLERDE BİRLİKLERİMİZ KIPIRDAMIYOR NİYE?

Bazı yerlerde hareket yok. Bazı bölgelerimizde hiç kıpırdama yok. Ne jandarmada ne bizde. Ne oldu bitti mi bu adamlar? Öyle değil. Öyle mi? Bunlara rahat vermememiz lazım. Öyle bir hava varsa eğer kafanızdan lütfen çıkartın. Öyle şey yok. Artık herşeyi yasal zemine oturtmak zorundayız. Herkesin gözü üzerimizde çok dikkat edin herkesin gözü üzerimizde. Bir ufacık hata yapılırsa basına taşınıyor, manşetlere taşınıyor onun için herşeyi yasal bazda yapmak durumundayız. Bizim yasalarımız hani bazen kızıyoruz mızıyoruz ama bize gerekli yetkiyi veriyor. Dikkatli incelersek kullanırsak işte valiyle konuşmak suretiyle falan bize gerekli yetkiyi veriyor. Tabi önce jandarmamız yapıyor. Bizde onların peşinden ona destek olarak yapıcaz.

Emasyanın yerine yapılacak yeni protokol üzerinde çalışıyoruz biraz evvel söz ettim. Emasya protokolü kalktığı için iller arasındaki harekette biraz sıkıntımız olacak gibi geliyordu. Ama arkadaşlarımız söylediler, valiler gene anlaştı filan diye biz bunu yeni bir protokolle yasal baza oturtmaya çalışıyoruz. Onu da hazırlar hazırlamaz size tekrar gönderecez. Ona şey yapıcaksınız. O konulara da sahip olacaksınız ve daha rahat edeceksiniz.

ELİMİZDEKİ TEKNİK İMKÂNLARI KULLANAMIYORUZ, EĞİTİM VE TATBİKATIMIZ ZAYIF

Neyimiz varsa kullanın. İşte havada bilmem ne helikopteri hazır bulundururuz, bilmem ne, çağırırız gerekirse. Bulundurun. Çağırın. Şimdi rahatız. Yani sıkışık durumda değiliz. Her türlü imkânınızı kullanın bakın hertürlü imkânımızı kullanın diyorum. Ama teması da kurduktan sonra işte ben bunu kaçırdım, gittiler gece karanlığında kayboldular. Bizde herşey var. Gece de görüyoruz gündüzde görüyoruz. Hertürlü imkânımız var. Onu kaçırmayacağız. Ona göre tedbir alacağız. Marifet kaçırdım demek değil. Temas kurunca kaçırmak yok. İnatla, cesaretle üzerine gidip sonucu almamız lazım. Elimizdeki aracımızı, gerecimizi, dürbünümüzü, techizatımızı işte ne varsa, iyi bilin. Silahımızın kabiliyetlerini iyi bilin. Bilmeliyiz ki onu ona göre kullanmalıyız.

SINIR BİRLİKLERİMİZ VE ZAAFİYET

Şimdi sınır birliklerimizin biraz daha profösyonel olması için, yani profösyonel asker falan demiyorum. Bir sınır eğitim merkezi teşkil Ettik biliyorsunuz herhalde. Şey olan, eğitilmiş birliklerimizi, Erlerimizi oraya gönderiyoruz.

ERGENEKON SÜRECİNDE ÇIKAN SES KAYITLARI ÇOK ÖNEMLİ İŞLER BAŞARDI

26 Ağustos 2011 - Mahmut Övür (Sabah): İki gündür eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner'e ait olduğu ileri sürülen bir konuşmayı dinliyoruz. Müthiş bir konuşma. Bu konuşma, Özal döneminden bu yana askeri vesayete karşı süren mücadelede sivillerin ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Yapılan her eleştiriyi "TSK düşmanlığı" olarak niteleyenlerin dönüp dönüp bu konuşmayı dinlemesinde yarar var. Belki o zaman "Şu ortam dinlemeleri de çok oldu" deyip gerçeği görmezlikten gelmezler.


Elbette bu dinlemeler ürkütücü ve özgürlüğü daraltıcı yasa dışı dinlemelerdir ama ne ilginçtir ki bugüne kadar ortaya çıkan konuşmalar tam aksi bir işlevi yerine getirdi. Darbecileri susturdu, kendi döşediği mayınla Çukurca'da ölen 7 askeri şehit olarak sunup bizi kandıran zihniyeti deşifre etti, Heronlar gerçeğini bize gösterdi. Şimdi de bizzat en üst komutan olduğu ileri sürülen birinin ağzından bırakın diğerlerini bir erin alnından nasıl vurulduğunu öğrendik. Bilişim teknolojisi, Wikileaks belgeleriyle eski dünyayı sarsıp şeffaflaştırdığı gibi, ses kayıtları, darbe günlükleri de bizim eski devletin kirli ilişkilerini ortaya döküyor. Bunun bir zafiyetten çok bir temizliğe yol açtığı çok açık. Koşaner'e ait olduğu iddia edilen konuşma şu ana kadar ne Milli Savunma Bakanı, ne de Genelkurmay Başkanlığı tarafından yalanlanmadı. Aslında daha öncekiler de aynı şekilde önce ret edilseler de sonradan gerçek oldukları anlaşıldı. Hatta Çukurca'daki mayın patlatılması nedeniyle dönemin komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya ve Tuğgeneral Zeki Es şu anda yargı önünde... (Mahmut Övür / Sabah)

ANASINI SATMAK

Derya Sazak (Milliyet): Eski Genelkurmay Başkanı’na ait olduğu öne sürülen ses kaydının ikinci bölümü de yayınlandı. Koşaner bu kez medya ve balyoz soruşturmasıyla ilgili değerlendirmeler yapıyor. Ordu kavramı ve TSK’nın gelişen “iletişim” dili üzerine kitap yazan “akredite” akademisyenlerin “sözcükler”ini çöpe atıp “kışla” ağzıyla konuşuyor: “Basın mensubu, haber olabilecek bir şeyi yakalarsa çok afedersiniz anasını bile satar. Onu oraya haber diye koyar. Hiç kimsenin gözünün yaşına bakmaz. Çünkü onun için en önemli şey haber bulmak. Gazeteye koymak. Para alıyor çünkü. Bir de manşete çıkarsa haber pirimi de varmış. Manşet oldu diye... Onun için gazeteci olsun, televizyoncu olsun uzak durunuz.”


İşte 2011 yılında “darbeye teşebbüsten” tutuklu generallerin hak ve hukuklarını savunmak adına Genelkurmay Başkanlığı’ndan “istifa” eden paşanın medya analizi. Medyanın teknoloji ve insan kaynakları açısından devrim yaptığı bilişim çağında bir asker gazetecileri, “haber için anasını bile satarlar!” diye tanıtabiliyor. Komutanın üslubu asıl kendi mesleğiyle ilgili “zaaflar”ı dışa vuruyor: Hantepe, heronlar, arkadaşını vuran erler, “tam bir kepazelik!”

SES KAYITLARININ SIZDIRILMASI KAMUNUN HABER ALMA HAKKI

Koşaner’in ses kayıtları kimilerinin savunduğunun aksine “özel alan”a ilişkin değil. Evet, “ortam dinlenmesi”nin savunulacak bir yanı yoktur. Ancak konuşmaları internete düşen kişi Genelkurmay Başkanı’dır. Ve her biri “soruşturma açılması”nı gerektiren, ölümle sonuçlanmış olaylarla ilgili bugüne dek ne yapıldığını bilmiyoruz. Ancak bu ses bantlarının sızdırılmasıyla Güneydoğu’da yaşananlar “aleniyet” kazanmaktadır. Vietnam Savaşı’nda Savunma Bakanlığı’nın savaşın ne yönde seyrettiği konusunda hazırlattığı “Pentagon Belgeleri” Amerikan medyasına yansıyınca yönetim Washington Post ve NewYork Times’ın yayınlarını durdurmaya çalışmış, ancak yüksek mahkeme bu isteği “kamunun haber alma hakkı” gerekçesiyle reddetmiştir. O gazeteler Watergate skandalıyla ABD Başkanı Nixon’u istifaya mecbur bırakmışlardır.
 
Emekli paşa, subaylarına “bunlar anasını bile satarlar” diye gazetecilerden uzak durma çağrısı yaparken internet andıçlarından söz etmiyor ancak telefonla ve özel temasla ne söylenecekse söylediklerini belirtiyor. Paşanın “OYAK’a gelecek vergilerin emekli maaşlarını yüzde 15 azaltmasın diye mücadele ettikleri”ni açıklaması da Güneydoğu içerikli o konuşma açısından başka bir talihsizlik! Ve Balyoz itirafı: “Balyozun vebali günahı 1. orduya ait. Karargâhtan böyle planlar nasıl dışarı çıkar izahı yok. Neyimiz var neyimiz yok çaldırmışız!” Bütün bunlar için özür dilenecek mi? Hesap sorulacak mı? (Derya Sazak / Milliyet)

KİM SIZDIRMIŞSA SIZDIRMIŞ, İYİ Kİ DE SIZDIRMIŞ

27 Ağustos 2011 -  Nazlı Ilıcak (Sabah): Işık Koşaner'in ses kayıtları yeni bir tartışma başlattı. Sözlerinin muhtevası mı önemli, yoksa, sesinin gizlice kayda alınıp, internete verilmesi mi? Koşaner'i kayda alan, muhtemelen hitap ettiği subay grubunda bulunanlardan biri. Teknoloji o derece ilerledi ki, kimseye fark ettirmeden konuşulanları kaydedebiliyorsunuz. Öyleyse, sanki organize bir "köstebek" vakasıyla karşı karşıya kalmışız gibi "telekulak" tepkisi göstermek yersiz kaçmıyor mu?


Tabii ki, Genelkurmay Başkanı'nın konuşmasının, asıl, muhtevası çok önemli. "Yeni bir şey yok" diyebilirsiniz. Bir çok kere dile getirilen yetersizlikten ve ihmalden o da yakınıyor. Yeni bir şey yok ama, şikâyet eden, bozuk işleyişi düzeltme mevkiinde bulunan kişi olunca iş değişiyor. İnsan öfkeleniyor! Neden aynı tenkitleri dile getirenleri düne kadar, neredeyse vatana ihanetle suçladınız? Onlara "kötü niyet" atfettiniz? Ayrıca, madem kolay hedefti, niçin "kum torbası mevzi"lerden vazgeçmediniz? Neden sevk ve idarede koordinasyonu sağlayacak adımlar atılmadı? Heronlardan yeterince istifade edilmedi? Koşaner'in sözleriyle tam "kepazelik" yaşanırken, hangi gerekçeyle "kol kırılır, yen içinde kalır" anlayışıyla hareket edildi? Bu zaafları bile bile anne kuzucukları ölüme mi gönderildi? Koşaner'in konuşması, çürüyen bir yapıyı gözler önüne serdiği için çok önemli. Kim sızdırmışsa sızdırmış. İyi ki de sızdırmış. Hiç değilse profesyonel birlikler kurmanın, terörle mücadeleyi İçişleri Bakanlığı denetiminde yürütmenin doğru ve haklı bir tercih olduğu anlaşıldı. (Nazlı Ilıcak / Sabah)

FLAŞ!!! KOŞANER SES KAYDINI KABUL ETTİ: SÖYLEDİKLERİMİN ARKASINDAYIM

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Işık Koşaner, bir yabancı internet sitesinde kendisine ait ses kayıtlarının yayımlanmasıyla ilgili olarak, ''Ses kayıtlarında, Balyoz belgelerinin çaldırılması' ifadesi kesinlikle yer almamaktadır. İfade edilen, o tarihlerde icra edilen plan seminerine yönelik ses kaydı ve bir kısım bilgi ve belgelere ilişkindir'' ifadelerini kullandı.Koşaner, Anadolu Ajansına yaptığı yazılı açıklamada, bir yabancı internet sitesinde şahsına ait ses kayıtlarının yayımlanmasının ardından çeşitli basın yayın organlarında bu konuyla ilgili çok sayıda haber ve yoruma yer verildiğini belirtti.


Koşaner, ''Bu haber ve yorumların bir kısmının şahsı üzerinden direkt olarak tüm varlığını borçlu olduğu ve her şeyden çok sevdiği Türk Silahlı Kuvvetlerini (TSK) hedef alması, halen devam etmekte olan bir takım davalarla ilişkilendirilmeye çalışılarak yargıyı etkilime amacını taşıması ve kutsal vatan için canlarını feda eden aziz şehitlerin ruhlarının ve onların değerli yakınlarının vicdanlarını rencide edecek nitelikte olması'' nedeniyle tarafından bir açıklama yapma zorunluluğunun ortaya çıktığını kaydetti.

Koşaner, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

''İfadelerde terörle mücadele konusunda yer alan, 'Bizim hiç kimsenin talimatına falan da ihtiyacımız yok' cümlesinin maksadı, çarpıtılan haberlerde yer aldığı gibi 'Sivil otoriteye bir başkaldırı' değil; aksine o dönemde, 'TSK bölücü terör örgütüne karşı neden operasyon yapıyor?' şeklinde bir kampanya yürütenlere karşı, birlik komutanlarını uyarmak, yasal haklarını kendilerine hatırlatmaktır. Yoksa teröristle mücadelenin hangi yasa ve usullere göre yapıldığı bellidir.

İfadelerde, halen devam etmekte olan bir dava ile ilgili olarak yer alan sözler de çarpıtılarak kamuoyuna sunulmuştur. Ses kayıtlarında, açık ve net olarak 'seminerle ilgili evrakın hepsi imha edilmiş olduğu için olay ortaya çıkınca bir şey bulamadık' şeklinde yer alan ifade, bazı basın organlarında 'Balyoz ile ilgili tüm evrakı biz imha ettiğimiz için her şeyi iddianameden öğrendik' şeklinde verilmiştir. Varlığı dahi henüz kanıtlanmamış olan bir planın imhasından söz etmek mantık dışıdır. Ses kayıtlarında, 'Balyoz belgelerinin çaldırılması' ifadesi kesinlikle yer almamaktadır. İfade edilen, o tarihlerde icra edilen plan seminerine yönelik ses kaydı ve bir kısım bilgi ve belgelere ilişkindir. Unutulmamalıdır ki plan semineri ile halen devam eden dava ile ilgili konular birbirinden farklıdır.

Son olarak en büyük üzüntüm, her zaman büyük kıymet verdiğim, acılarını daima yüreğimde hissettiğim şehitlerimizin ve onların değerli ve kederli ailelerinin bu vesileyle istismar edilmesidir. Ailelerimiz şundan emin olmalıdır ki TSK'da meydana gelen her ölümlü olay mutlaka askeri savcılık tarafından soruşturulur ve gerekirse sorumlular hakkında dava açılır. Ancak burada üzücü olan ise intihar ettiği yargı kararıyla da tespit edilmiş bir askerimizin bu ifadelerle ilişkilendirilmeye çalışılmasıdır.'' (Zaman)

Koşaner'in ses kaydı 1. bölüm: TSK'da yönetim zafiyeti | Koşaner'in ses kaydı 2. bölüm: Balyoz ve benzer konularda eleştiriler

 

"Zulme Karşı Dilsiz Şeytanlık Belhum Adâllıktır. Zalimliğe/Adaletsizliğe Sessizlik Ateş ve Helaktır. Zulme Uğrayanlar Elbirliğiyle Haklarını Alırlar" Âdem ÇEVİK  +905322467411  http://www.kuranformu.com/forum/index.php?topic=276.0 www.twitter.com/adaletplatformu 
 www.KurtulusKuranda.net ajans14 GRD Danışmanlık


2293 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam6
Toplam Ziyaret159388