• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/adaletplatformu
  • https://www.twitter.com/adaletplatformu

1.sayfa haberleri arşiv


  
  
irana uyarı mektubu... katliama karşı dilsiz şeytan kalmayalım ki cinayetlere ortak olmayalım...


Adalet Platformu, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'a, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e destek verdiği gerekçesiyle uyarı mektubu gönderdi.

Dr. Ramazan Uçar tarafından kaleme alınan mektup, Adalet Platformu Başkan Adem Çevik tarafından İran'ın istanbul Konsolosluğuna teslim edildi.

Esed'i ve katliamlarını 57 islam ülkesinin muhalafetine rağmen destekleyen İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecat'a "Katil Esedi ve katliamlarını destekleyerek işlenen cinayetlere ortak olmayın" uyarısını yapan www.ozgurlukbesteleri.com Editörü, Yetimler Cemiyeti YETİMCE Kurucusu ve Adalet Platformu Üyesi Dr. Ramazan Uçar; "Humeyni yaşasaydı Hamaney'i ve Ahmedinejat'ı azlederdi" dedi.

İranlı yöneticilerin Baas Nuseyri katliamını destekleyen İran anayasasını resmen ihlal ettiklerini belirten Uçar, Ahmedinejad'a ‘Açık Mektup'un gönderdiklerini duyurdu. Uçar, “Mısır'daki ve Tunus'taki özgürlük hareketlerini destekledik, şimdide Suriye halkının özgürlüğünü destekliyoruz. Tıpkı 33 yıl önce Şah diktatörlüğüne karşı İran halkının yanında olduğumuz gibi.

İran eli kanlı diktatörleri desteklemesi sonucu dünyada hızla yalnızlaşacak” ifadelerini kullandı.

Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik:

"Önümüzdeki haftalarda insan hakları kuruluşları, yardım dernekleri, yetim cemiyetleri, sendikalar ve sağduyu sahibi tüm STK'larla beraber İranlı yetkililere; "katil ve diktatör Esed'i desteklemeyin ki diktatörlük yıkılsın" mektup gönderme kampanyasını başlatacağız" dedi.

Ahmedinejad’a Uyarı Mektubu’nun tam metni: 

http://adaletplatformu.com/FileUpload/ds73862/File/ahmedinnejat_mektup.pdf 

http://adaletplatformu.com/?Syf=5&Id=71101 


 
 
Suriye Diktatörü Esat'ın Destekcisi AhmediNecata UYARI Mektubu
30 Ağustos 2012 Perşembe Saat:12 İran Konsolosluğu önü ist. www.AdaletPlatformu.com
 

 AHMEDİNECAT’A AÇIK MEKTUP

İran İslam Cumhuriyeti Devlet Başkanı Sayın Ahmedinecat Beyefendi,

Yıl 1979.

 Tam 33 yıl önce, ülkenizde “İslam Devrimi” gerçekleştiği günlerde bizler, “yolunda İslam’ın kardeşler olalım” marşını söylüyor ve inkılabı can-ı gönülden destekliyorduk. Yeryüzünde birİslam Devleti’nin kurulduğunu görmek, bütün müslümanları ve mazlumları umutlandırmış, onurlandırmış; hasretle beklediğimiz bir bahar, yüreklerimizin yangınını serinletmişti.

Hem bölgesinde, hem de dünyada adaletin, özgürlüğün, huzurun, barışın, yardımlaşmanın ve kardeşliğin timsali olacak “sembol bir ülke”nin doğuşu, bütün mazlumları coşkuya, sevince garketmişti.

Ümmetin arasındaki mezhebi farklılıkları bir kenara atmış, Kur’an’ın “kardeşlik” ilkesini esas alarak Ümmet-i Muhammed’in özlenen birlikteliğinin sağlanabileceğine inanmıştık.

O günler geldi; geçti.

Epeyce yara alsa da, kardeşlik ve birliğe dair inancımızı hâlâ korumaya gayret ediyoruz. İmanımız gereği buna kendimizi mecbur hissediyoruz.

Ancak, son dönemlerde, özellikle Suriye konusundaki politikası, İran’ın otuz üç yılda nereden nereye geldiğini çok açık göstermektedir.

Bir tarafta ülkenin sahibi olan mazlum halk, diğer tarafta küresel habasetin Suriye’deki yerel temsilcisi atanmış diktatör, katil, zalim, zorba Beşşar Esed ve avanesi...

Ezilen, horlanan, çoluk-çocuk, kadın-erkek, genç-ihtiyar ayırdedilmeksizin bütün insani erdemleri hiçe sayılarak öldürülen, zulmedilen halk; yakıp yıkılan, taş üstünde taş kalmayacak şekilde bombalanan şehirler, evler, caddeler, sokaklar... Bütün bu vahşeti seyreden, el altından destekleyendoğulu, batılı, kuzeyli emperyalistler siyonistler ve...

Bütün bunların yanında aynı cephede yer alan, hatta asker ve silah yardımı yapan İran İslam Cumhuriyeti...

Kabul edilebilir değil.

MÜSLÜMAN ZALİMDEN YANA OLABİLİR Mİ?

Sayın Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecat Beyefendi, soruyorum:

Müslüman idareciler ne zamandan beridir mazlumla zalimi birbirine karıştırır oldular?

Lütfen söyler misiniz, sizin dilinizde “zalim”in karşılığı nedir?

Yoksa siz, katile, diktatöre, işgalciye karşı direnene; baskıdan, işkenceden kurtulup özgürlük talep edenlere mi “zalim” diyorsunuz?

 Mazlum insanların özgürlük taleplerine tankla, topla, silahla karşılık veren genç ihtiyar, çoluk-çocuk demeden öldürenlerin, kadınların ırzına geçenlerin sizin literatürünüzdeki yeri “müttefik” midir?

KÜRESEL EFENDİLERİN OYUNUNA GELMEYİN

Küresel habaset; Tunus’ta, Mısır’da, Libya’da kaybettiği kuklalarının Suriye’deki“muadili” olan Esed’i ve Baas rejimini kaybetmek istemiyor.

Onlar, Suriye’deki “kukla diktatör” düşerse, sıranın tayin ettikleri öteki diktatörlere geleceğini, bunun ise kendi kurdukları dünya sisteminin yavaş yavaş tasfiye edilip yıkılacağı manasına geldiğini çok iyi biliyorlar.

Oysa dünyayı ne güzel (!) idare ediyorlardı.

Efendiler, geri bırakmak, sömürmek istedikleri ülkelerin başına entrikalarla, tezgâhlarla,”darbelerle” diktatörleri, uşakları (kendi halklarına karşı aslanları) tayin ettiler. Onlar da halkın hep enselerinde oldular.

Oysa aynı efendiler, kendi halklarına özgürlük, zenginlik, dünyayı kendi çiftlikleri gibi kullanma hakkını ve imkânını sundular.

 “Heva ve heves düzeni”nin temsilcileri şunu çok iyi bilmektedirler ki, Ortadoğu’da devrilen her krallık kendi kalelerinin kendi egemenliklerinin bir bir kaybedilmesi demektir.

Bu yerel kralların “onlar” açısından çok, ama çok büyük önemi vardır. Çünkü emperyalist emeller taşıyan bu “gelişmiş” ülkelerin, sömürü düzenlerinin sürmesi, bu atanmış krallara dikdatörlere bağlıdır. Aslında o krallar, kendi halkını emperyalistler adına kendi vatanında esir almış görevlilerdir. Zira onların kurduğu tezgâhla iş başına gelmişlerdir; onlar adına iş yapan atanmış valilerdir.

Nitekim baba Esed’in 1970 tarihinde cıa-mossad destekli bir darbe ile işbaşına getirildiği herkesin malûmudur. Mısır’da Hüsnü Mübarek’in, Libya’da Kaddafi’nin, Tunus’ta Burgiba ve sonrasında Bin Ali’nin ve diğer kralların iktidara geliş hikayeleri de hep aynıdır.

Peki, Sayın Ahmedinecat, bütün bu  tesbitler az bir tefekkürle, her yönüyle açık-seçik olarak görülmesine rağmen, acaba sizin tarafınızdan bu netlikte görülmüyor mu? Bu kadar fark nereden doğuyor?

Fark “dünyayı okuma” farklılığıdır.

Meydana gelen olayların, öncelikli tayin edici sebebleri, yönlendirici etkenleri, öncesi, sonrası ve “doğru tanımlanması” bakımından ciddi proplemler var...

 

 

DOĞRU KARAR İÇİN DOĞRU TANIMLAMA

Halk arasında “verem” olarak bilinen hastalığın etkeni olan “tüberküloz mikrobu” (koh basili) insanlık tarihinde uzunca bir süre “doğru tanımlanamadığı” için ilacı üretilememiş, tedavisi yapılamamış, çok sayıda insanın ölümlerine sebep olmuştur. Ne zaman Robert Koch tarafından Koh Basili uzun laboratuar çalışmaları sonucu doğru olarak tanımlanmış, akabinde de  ilaç üretilmiş ve bu amansız hastalık tedavi edilir olmuştur.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz en mühim şey, salim bir akılla olayları “doğru-dosdoğru tanımlamak”tır.

HER ŞEY ÖNCE “DOĞRU TANIMLANMA”YA MUHTAÇTIR

Sayın Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecat Beyefendi,

Toplumsal olaylar, devletler arası proplemler, savaşlar, taraflar, hastalıklar, mikroplar, ilaçlar gibi hemen her kavram ve nesne yeniden tanımlanmaya muhtaçtır.

Yoksa, birimizin “firavun”, “diktatör”, “katil”, “zalim”, “insanlık düşmanı” olarak tanımladığımıza, diğerimiz “dost”, “müttefik” diyebiliyoruz.

Doğru tanımlanmazsa, dostu düşman, düşmanı dost, münafığı müslüman, müslümanı fasık, şirki hakiki iman,  tevhidi şirk olarak tanıyabilirsiniz.

Musa (a.s)’ın Allah (c.c) tarafından kendisine bahşedilen olağanüstü hallerini (Asa’nın  büyükçe bir yılana dönüşmesi, elinin bembeyaz olup parıldaması gibi) biz iman edenler “mucize”olarak tanımlarken; Firavun ve avanesi bu halleri “sihir, büyü” olarak tanımlıyorlardı. Allah’ın elçisi, Peygamberi olan Musa (a.s)’a da “sihirbaz, büyücü” iftirasını atmalarının altında yatan bir sebeb de onların tanımlarındaki eksiklik ve yanlışlıktır. 

“Tanımlama da neyin nesiymiş?” denmemeli.

İnsan, doğru tanımlar Müslüman olur, yanlış tanımlar putperest olur... İbrahim (a.s) ilebabası veya Nemrut arasındaki tanımlama farklılıkları, birini müslüman yaparken, diğerlerini şedid kafirler yapıyordu.Nitekim, Nemrut  “ilah” olarak heva ve hevesini ve putları kabul ederken İbrahim (as) alemlerin Rabbi olan ALLAH’ı (cc) GERÇEK İLAH olarak  tanımlıyordu.

Peki, doğru tanımlamaya özellikle sosyal, siyasi olaylarda dikkat etmez ve hassasiyet gösterilmezse, bu hususlar yanlış tanımlanırsa ne olur?

Tam da bugün olanlarlar olur. Her şey birbirine karışır, işin içinden çıkılmaz bir hal alır. Bizim Anadolu’da “sapla samanı karıştırma” diye bir söz vardır. Karıştırırsa, çiftçinin tekrar ikisini ayırmak için epeyce yorulması gereklidir.

Bu bağlamda, “her şey önce doğru tanımlanmalıdır.” Çünkü “sonra”nın sıhhati o’na bağlıdır.

Peki bu işin içinden nasıl çıkacağız?

“Ortak bir kelime”ye gelerek ve “ortak bir dil”de buluşarak..

Bu nasıl mümkün olacak?

Bilgi kaynaklarını yeniden gözden geçirerek...

Peki, bizim,  tek Allah’a iman etmiştek kitaba, peygamberlere, meleklere, ahirete imanetmiş biz müslümanların bilgi kaynakları nelerdir?

Allah, Resul ve kitabın yolu çok açık ve belli değil mi? Kevni ayetler (yaratılışla alakalı ayetler-ilkeler) de yine çok net değil mi?

Her iki kaynağa baktığımızda görürüz ki, “mazlum” da bellidir, “zalim” de. Hem de yanlış anlamaya mahal vermeyecek derecede açıktır. Beyazla siyah kadar, gündüzle gece kadar birbirinden ayrılmıştır.

Kısaca, “zalim” zulmedendir, “mazlum” ise zulmedilendir.

Yani, eğer bir kimse insanlara ilahlık taslayan, baskı, korkutma, sindirme ile topluma işkence eden diktatör, adalet ve özgürlük gibi en temel insan haklarını ayaklar altına almış zorba; kadın, çocuk, yaşlı, genç demeden insanları en acımasız şekilde katleden katil ise bütün bunları kendinde toplayana ne denir?

Sayın Ahmedinecat; bütün tarih boyunca yazılmış sözlüklerde bunun adı “zalim”dir, “diktatör”dür, “haman”dır, “karun”dur...

Mazlum ise kısaca, “zulüm gören”dir.  

Bu atanmış diktatörlerin en temel görevi nedir?

El-CevapEkmeğini yediği halkı ve ülkesini “geri bırakmak”tır.

Evet, bu atanmış diktatörlerin en temel vazifesi budur.

Peki bunu nasıl yapıyorlar (başarıyorlar)?

Bu sorunun cevabını buraya sığdırmak zor. Ancak bu konuda yeterli izahatı “Ergenekon Bir Geri Kalma Aygıtıdır” adlı çalışmada bulmak mümkün. (Bkz: www.ozgurlukbesteleri.com)

Şu kadar söyleyeyim ki; bu konseptin temeli (son 1-1,5 asırdır dünyayı yönetenlerin ve sömürenlerin konsepti), “buharlı makine”nin keşfiyle birlikte değişen üretim konseptinin alt parametrelerindeki değişikliğe dayanıyor.

Buharlı makinenin keşfinden önce üretim, emek-yoğun konseptinde iken, alt parametreler ”bilek gücü, hayvan gücü, rüzgar gücü, su gücü” gibi fiziksel-mekanik unsurlardan oluşuyordu. Keşiften sonra bu konseptte önemli bir değişiklik oldu. Emek-yoğun üretimin yerini,teknoloji-yoğun üretim alınca, bu konseptin alt parametrelerini ”akıl, bilgi, sinerji ve özgürlük” aldı. Bunun siyasi yansımaları, tahmin edilenden çok daha fazla olacaktı.Ve oldu da. Çünki bu alt parametrelerden birisi blok edilerek hedef toplumun elini kolunu bağlamak mümkündü. Mesela bu alt parametrelerden en önemlisi olan akletmek bireysel ve toplumsal planda  “tutsak” edilirse artık o ülkenin-toplumun gelişmesi, ilerlemesi ve güçlenmesi engellenmiş oluyor.Tabi ki o ülke halklarının huzurunu,onurunu, mutluluğunu kaybetmesi de cabası.  O ülke gerikalmışlar hanesinde hayatiyetini sürdürmeye çalışıyor.  Kısaca söylemek gerekirse, bir ülkeyi sömürge yapmak, geri bırakmak istiyorsanız işgal zahmetine girmenize gerek yok artık. Başına, ister darbelerle, isterseniz değişik tezgahlarla bir diktatör getirin (atayın) yeter. Çünkü o diktatör halkın canına okuyacak, toplumu ve bölgeyi-coğrafyayı gelişmiş emperyalist ülkelerin kullanımına hazır hale getirecektir.

Akletmenin,düşünmenin en büyük engeli baskıcı rejimlerdir ve bütün oyun bu yeni üretim konseptinin en temel parametresi olan “akıl-akletmek” üzerinde oynanmaktadır. Diktatörler; hakim oldukları ülkelerde uyguladıkları baskı rejimleriyle, bilerek veya bilmeyerek “bireysel ve toplumsal aklı tutsak etmek”tedirler.

Aklı tutsak edilen bireyin,halkın, toplumun da artık her şeyi tutsaktır.

DİKTATÖR REJİMLER AKLI UYGULADIKLARI 5 YÖNTEMLE TUTSAK EDİYORLAR:

1.              Halkı korkutarak, baskı altında sindirerek… “Bireysel ve toplumsal akletme”ye en çok zararı bu şekilde veriyor. Tavuğu korkutursanız yumurtasını azaltıyor; yine aynı şekilde ineği korkutursanız sütünü azaltıyor. İnsanı ve toplumu korkutur, sindirirseniz,yeterince akledip-düşünemiyorüretemiyor; sadece kendi fiziksel varlığını sürdürme telaşına düşüyor.

2.              Toplumu “faydasız işler”le meşgul ederler. (terör, oluşturulan sun’i gündemler, futbol v.s.)

3.              Kaos ve istikrarsızlık ile toplumsal savrulma oluşturmaya çalışırlar.

4.              “Tek tip olarak kurgulanmış/kalıplayan” irrasyonel bir eğitim sistemi uygularlar.

5.              İnsan onuru ve kişiliğiyle örtüşmeyen, zihinlerde diktatöre-devlete kesin itaatin kazındığı askerlik eğitimi ve uygulamaları.

 “Gölge varlıklar,”

Fonksiyon olarak dikdatörler, halka gölge eden varlıklar gibidirler.

Bu gölge varlıkların durumu ürün yetiştirmede farklı metodlar kullanan”iki bahçıvan”ın hikayesi gibidir.

Birincisi ektiği nebatatı bahçedeki topraktan, sudan ve özellikle de güneşten en verimlişekilde istifade edecek şekilde dizayn ediyor. İkinci bahçıvan da bunun tam tersini yapıyor. Nebatatı toprak’tan, su’dan ve güneş’ten yeterince faydalandırmıyor. Her tarafa çardaklar-çadırlar kurarak,güneşle nebatat arasına perde oluşturarak bütün bitkileri gölgede bırakıyor.

O ikinci bahçıvan istiyor ki, görevli olduğu bahçede nebatat ancak ayakta durabilecek kadar havadan, sudan, topraktan ve güneşten istifade etsin.

Birinci bahçıvan sorumlu olduğu bahçedeki bitkilerin gelişmesi için elinden gelen her türlü katkı için çabalarkenikinci bahçıvan tam aksine, bitkilerin yetişmemesi, gelişmemesi için engellerkoyuyor.

Sayın Ahmedinecat beyefendi, baskıcı rejimler ikinci bahçıvan gibi hareket ederler. Onlar insanların en temel ihtiyacı olan özgürlüğeadaletedüşünmeye  perde olurlar. Sizce; Esed’ın Baas  rejimi hikayedeki hangi bahçıvanı temsil ediyor?

DİKTATÖRLERİN GERİ BIRAKMA FONKSİYONU

Sayın Ahmedinecat beyefendi, hiç düşündünüz mü, “geri kalmış ülkeler” neden geri kalıyorlar da adına “ilerlemiş” dediğimiz ülkeler nasıl oluyor da ilerliyorlar?

Hiç düşündünüz mü, neden geri kalmış ülkelerin başında hep baskıcı diktatörler vardır da, özellikle teknolojide gelişen ülkelerin düzenleri alabildiğine özgürlük üzerine kurulmuştur?

Cevap açıktır aslında.

Diktatörlerin, varlık sebepleri başında olduğu ülkeleri  geri bırakmaktır..

 Bir ülke düşünün.

Kırk kusur yıl sürekli darbe şartlarıyla yönetilsin (Suriyede olduğu gibi.)

 O halkın hali ne olur?

Suriyedeki diktatörü ve avanesini en gelişmiş batı ülkesinin başına getirin; görürsünüz nasılhalkın iflahını kesecek ve o ülke kısa sürede geri kalma moduna girecektir.

Emperyalist güçlerin taktikleri genelde  böyledir. Geri bırakmak istedikleri ülkelerin başına baskıcı bir diktatörü atarlar ve bütün aksaklıklardan halkı sorumlu tutarlar…

Sonra da bizler sorarız:

İslam ülkeleri neden geri kalıyorlar?... diye

Suriye’de Esed halkın desteğiyle mi göreve geldi?

Suriye’nin kaderi monarşi ile yönetilen diğer geri kalmış ülkelerden hiç de farklı değil.Mısır’da, Tunus’ta, Cezayir’de, Libya’da veya başka bir diktatörün tayin edildiği geri kalmış ülkelerde nasıl tezgâhlar döndürüldüyse, Suriye’de de durum aynıdır; çünkü bütün diktatörlüklerde süreç üç aşağı beş yukarı birbirine benzer.

Hikaye şu: Takvimler 1970’i gösterdiğinde, yani 42 yıl önce, bir darbe ile (darbelerin kimlerin tarafından yaptırıldığı artık malum) Baba Esed ve avanesi Suriye halkının üzerine bir kâbus gibi çöküyor. 42 yıl boyunca darbe hali ve tabiî ki sıkıyönetim devam ediyor. Baskıkorku, hapis, takipve  işkence günlük rutinlerden bazıları… Medya devletin tekelci medyası; fikir serdetmek vedüşünmek yasakeleştirmek külliyen yasak! Eğitim, adalet hak getire. Fazla söze hacet yok. Tamköleleştirilen bir topluluk...

 

BUGÜNLERE NASIL GELİNDİ?

Depremde fay hattı kırılmaya başladı mı, bir şekilde irtibatlı olan diğer kırılmalara engel olamazsınız. Değişen dünya, gelişen iletişim araçları, dünyanın bir köy haline gelmesiyle diktatörleringizlilik perdeleri bir bir yırtılmaya başladı. Bu kırılmadan nasibini ilk alan, Küresel habasetin Türkiye’deki kolu olan Ergenekon oldu.

Faylardaki bu hareketliliğin toplumsal yaşamdaki adı, “halkın özgürlük hareketi”dir. SonraTunus’taki diktatör kansız denecek kadar bir devrimle devrildi. Mısır’daki kral Hüsnü Mübarek de ellerinden kaydı, gitti. Kimlerin ellerinden? Adına daha iyi anlaşılsın diye “Küresel Ergenekon” diyeceğimiz emperyalist güçlerin ellerinden...

Libya’da çift taraflı çalıştılar. Bir taraftan sahnede özgürlük hareketini, yani halkı desteklerken, kapalı kapılar ardında Neron tabiatlı Kaddafi ile anlaştılar. Niçin? Daha çok kan dökmek ve halkın gücünü kırarak, güçlü bir şekilde gelmesine engel olmak için... Libya’da hakimiyeti kurarken halkıngüçlü bir iktidar kurmasını istemediler. Nihayet Kaddafi devrildi.

SIRA SURİYE’DE İDİ.

Üç dikdatörün devrilmesinin ardından sırası gelen döndüncü diktatörlük Suriye’deki Esedyönetimindeki Baas rejimi idi. Suriye’deki kralın diğerlerinden çok önemli bir farkı vardı. Suriye halkının yüzde 80’ni,  nüfusun yüzde 10 küsürü tarafından bir bakıma tutsak alınmış halde yönetiyordu. Halk özgürlük hareketini başlattığı zaman karşısında Mısır’daki Hüsnü Mübarek’ten, Libya’dakiKaddafi’den, hatta Şah Rıza Pehlevi’ninkinden farklı bir durum vardı. Yani Suriye “çifte işgal”le karşı karşıyaydı.

Ayrıca bu işin Suriye ile sınırlı kalmayacağını Batılı emperyalistler artık çok iyi anlamışlardı. Aslında engel olacakları bir güçleri olsa kesin engelleyeceklerdi. Ancak onların buna güçleriyetmeyecekti. Tek seçenekleri kalıyordu, gelişmeleri manipüle, hatta  dezenforme edip kendi çıkarlarınıkurtarma telaşına düştüler. Yaşanan trajedinin büyük olmasının onları hiç ilgilendirmediğini çok net olarak bir daha gördük. Zahiren özgürlük için ayaklanan halkı destekliyor gibi görünseler de, ortaya koydukları tavırlarla zımnen de olsa arka planda istisnasız hepsi zalim diktatör Esed’i desteklediler, hâlâ da destekliyorlar.

Buraya kadar, şeytani güçlerin özgürlük ve hak mücadelesinde, zalimin ve zulmün yanındaki tavırlarını anlamlandırabiliriz. Bu zalim emperyal güruhun dün İran’ın zalim diktatörü Şah Rıza Pehlevi’yi nasıl destekledilerse, bugün onun kan kardeşi olan Baasçı Esed’i desteklemeleri de bir bakıma normaldir.

Ama adında ayrıca “İslam” kelimesi bulunan, halkı müslüman bir ülkenin yapılmakta olan bu zulmü onlarla bir olup desteklemesini, hatta bizzat zulme iştirak etmesini kitabın neresine yazacağız? İran devrimi bu temeller üzerine yükselmedi. Devrim önderi İmam Humeyni’nin yolu bu değildi. Ehl-i Beyt’in yolu da bu değildi!…

Küresel habaset Dünyadaki özgürlük hareketlerini şimdilik İran eliyle durdurmak mı istiyor?.

 Ne kadar garip değil mi? Garip ama gerçek. Suriye, baskıcı zalim rejimlerden kurtulmak için birdönüm noktası. Ancak Suriye üzerinden bütün dünyadaki mazlum halklara şu mesaj verilmeye çalışılıyor:

Siz ne kadar çabalarsanız çabalayın size özgürlük yok. Bunun uğrunda ölseniz de, sürülseniz de bunu biz size haram ettik.”

Gerekirse işkencenin her türlüsünü, vahşetin binbir çeşidini uygulayarak canlanmış olanözgürlük ruhunu sindirmek, zorbalar eliyle insan onuruna baş eğdirmek istiyorlar. Aman ya Rabbi, bu başımıza gelenler ne hallerdir! İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme Allah’ım!...

Bugün, Küresel Habasetin senaryolaştırdığı, bütün dünyanın seyrettiği Suriye savaşında, başrolün İran’a verildiği trajedik tiyatroyu izliyoruz.

 

ŞER LOBİLERİNİN ÇALIŞMALARI

Özellikle medya cephesinde bu lobilerin kalemşörleri İran’a çok dikkatli bir şekilde gaz vermeye devam ediyorlar.

Bunlar, İran’ın Suriye’deki Baas rejimi için her şeyi yapmak zorunda olduğunu, İran’ın böylesine büyük bir stratejiyi (!) tarihi birikimlerinden dolayı belirlemesi gerektiğini söylüyorlar. Filistin’dekiHamasLübnan’daki Hizbullah için mutlaka Suriye’nin yanında olması gerektiğini açıkça ifade ediyorlar. Esed’in Baas rejimi için İsrail’e karşı aslında olmayan bir korunma kalkanı varmış gibi anlatarak, Esed’i destekleme konusunda haklılıklarını dile getiriyor ve ekliyorlar: İran’ın geleceği  Esed’in ayakta kalmasına bağlıdır!... Böylece, İran’ı gaza getirerek, manipüle ederek Esed’i desteklemeye itekleyen ustaca bir politikayı sahneliyorlar.

 

İSRAİL İLE AYNI DİLİ KULLANMAK!

Sayın Cumhurbaşkanı Ahmedinecat Beyefendi;

İsrail’in kullandığı dil ile sizin diplomaside kullandığınız dil ne kadar da birbirine benziyor. Sizin sözcülerinizle İsrail dışişleri bakanı kelimesi kelimesine aynı sözleri sarfediyorlar. Birkaç hafta önceLiberman ne demişti hatırlayın: “Suriye’deki rejim çökerse İran bölgedeki gücünü kaybeder” diyordu. Siz de aynısını demiyor musunuz? Siz de Baas rejimini destekleyen ifadeler kullanıyor, İsrail’le aynı argümanları öne sürüyorsunuz. Bu sadece bir tesadüf mü?

Birbiriyle hasım olan iki ülke, hayati bir konuda aynı dili kullanıyorsa bu sizce nasıl yorumlanmalıdır?

 

İSRAİL İLE AYNI CEPHEDESİNİZ

Sayın Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecat Beyefendi,  İsrail ile aynı cephede olduğunuzun farkında mısınız?

Soru şu: İşgalci İsrail, bağımsız, güçlü, gelişmiş bir Suriye ile mi komşu olmak ister, yoksa ülkesini on yıllardır “geri kalma modu”nda tutan, üçüncü dünya ülkesi olarak fakir ve güçsüz bırakanEsed diktatörlüğüyle mi?

Hiç tereddütsüz, İsrail, Esed’in kalmasını İran’dan daha çok istemektedir.

 

 

SON GÜNLERDE MEDYADA YER ALAN İKİ HABERLE BU SÖYLEDİKLERİMİZİ İZAH EDELİM.

İran medyasından aldığımız bir haberi aynıyla iktibas ediyorum.

“Nitekim Siyonist yetkililerin son aylardaki açıklamaları da teröristlerin ve onların savunucularınıngizli hedeflerini ortaya koymaktadır. Netanyahu başta olmak üzere Siyonist yetkililer defalarca Beşşar Esed’in devrilmesinin Lübnan Hizbullah’ına büyük darbe vuracağını açıkladılar. Nitekim Beşşar Esed’in devrilmesi planlarının başarısızlığa uğraması durumunun İsraillilerin Siyonizm tarihinde alacakları en büyük stratejik yenilgi olacağını da belirttiler. Siyonist rejimin savunma bakanı birkaç gün önce aynen şunları ifade etti: “Beşşar Esed’in devrilmesi İran’a ciddi bir darbe vuracak ve İran’ınLübnan ve Gazze’deki İsrail karşıtı unsurları büyük zarar görecektir.”

Dikkatli analiz edildiğinde bu haber hasım tarafından değil de ancak dost taraflarca yapılan iyi niyetli bir uyarıya benzemektedir. Yani tedbir alınması açısından yapılan dostça bir uyarıdır. Kullanılan dil yukarıda da belirttiğimiz gibi aynı dildir.

Bir taraftan “ortak dil basiretsizliği”ne yakalanırken, diğer taraftan ABD’nin   Suriye’deki özgürlük hareketinin (sözde basına sızdırılan) yetkilileriyle anlaşma imzaladığı haberlerini görüyoruz. Bu haberle ”Suriye Özgürlük Hareketi”ni doğrudan dış güdümlü bir hareket olarak tanımlamamız  isteniyor.

Suriye halkı özgürlüğünü elde etmek, onurlu, mutlu, güçlü, bağımsız  bir ülke olmak için on binlerce şehid vermekte, yine on binlercesi işkence altında, on binlercesi kayıp, binlerce çocuk yetimkalmış, şehirler harap olmuş, taş üstünde taş kalmamış, ekmek, su, ilaç sıkıntısı had safhada, çoluk-çocuk perişan olmuş halde iken; emperyalistler de oradaki vahşeti görmezden gelerek, hattadezenforme ederek bu kutlu özgürlük mücadelesini sulandırmak, tamamen art niyetle dış destekliithal bir harekete indirgeyip onurunu ve kutsaliyetini kaybettirmek istiyorlar. Mesela bu haber ilk bakışta halkın hayrına gibi gözükse de içerideki rejim tarafından milli hisleri, heyecanı harekete geçirenpsikolojik bir argüman olarak kullanılıyor. Dolayısıyla bir kısım Batı ve İsrail kaynaklı medya bu haberleri kasıtlı olarak yayarken, bir yandan da Esed’in elini en azından psikolojik yönden güçlendirmeye çalışıyor. Zaten zor durumda mücadele eden mazlum halk da bu dış güdüm iftirası ilepsikolojik travmaya uğratılıyor.

 

BAAS’I DESTEKLEMEK İSLAM’A UYGUN MU?

Sayın Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecat Beyefendi,

Çocuk-büyük, kadın-erkek, genç-ihtiyar ayrımı yapmadan savunmasız halkı hedef alıp suçsuzsivilleri öldürenler, her kim olurlarsa olsunlar ve bu katliamı her ne adına yaparlarsa yapsınlar, İslaminazarla baktığımızda katil değil midir? Böyle bir katliamın mazur görülmesi mümkün mü? Kim tarafından yapılırsa yapılsın, mazlum ve masum halka zulmedenler nasıl desteklenir?

Kırkbeş yıldır müslüman halkına baskı ve zulüm uygulayan, %12’lik bir azınlığa dayanan bir rejimi meşru saymak ve desteklemek, İslam’ın hangi ilkesine dayanıyor?

1981-1997 arasında 16 yıl Dışişleri Bakanlığınızı yapan ve hâlen İnkılab Rehberi'nin uluslararası siyaset konularındaki danışmasını vazifesini sürdüren  Dr. Ali Ekber Velayeti’nin, Tahran'da toplananBağlantısız Ülkeler Konferansı'nda yaptığı konuşmada söylediği “Kesin olan şudur ki, Suriye devletibu ülkedeki kanunî ve meşrû bir hükûmet olup, eğer muhaliflerin bir sözü varsa, Suriye devletiyle, barışçı bir şekilde müzakereye oturmalılar” sözünü kendi devrim sürecinizle karşılaştırmanız gerekmez mi? Nitekim aynı Velayeti, 33 yıl önce, Şah ve avanesi İslam Devrimcilerine aynı çağrıyı yaptıklarında, “biz tâğutlarla müzakereye kesinlikle   oturmayız” dememişler miydi?

Nasıl oluyor da, Suriye müslümanlarının Esed zalimine karşı ayaklanmasını “İslam Ümmeti'nin tek parça olmasını engellemek” olarak görüyorsunuz? Peki, yarım asırlık bir Baas diktatörlüğünü ayakta tutmaya çalışarak İslam Milleti'nin birliğine hizmet etmiş olunabilir mi?

 

İSLAM KARDEŞLİĞİ Mİ?

Sayın Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecat Beyefendi,

İran Anayasası, “İran devletinin yönetim şekli İslâm Cumhuriyeti’dir” der. Ardından, İslam Cumhuriyeti’nin hangi inançlar üzerine kurulu olduğu sıralanır. Bunların başında “La ilahe illallah” yer almaktadır. Madde-3’te ise, 2. maddede zikredilen gayelere ulaşılması amacıyla gerçekleştirilecek hususlar sayılır. İşte bu hususlardan üçüneİran’ın bugün yürüttüğü iç ve dış politika ve tutum açısından dikkat çekmek istiyorum:

1- “Her türlü diktatörlük, keyfi idare ve tekelcilik ruhunu kaldırmak.”

Anayasasının aksine İranSuriye’deki Nusayri diktatörlüğünü alenen destekliyor, hatta diktatörü ayakta tutmak için cepheye silah ve adam gönderme düzeyine varacak kadar yardım veriyor. O Baas ideolojisi ki, Nusayri anlayışa sahip ve “liderin ilahlığı” gibi tevhid ilkesine alenen ters biritikada sahip. Peki, böyle bir ideolojiyle yönetilen Suriye’deki Esed rejimini desteklerken, böylecekendi anayasanızın da bir çok temel maddesini ihlal ettiğinizin, daha da önemlisi, anayasanızda vurgulanan “La ilahe illallah” ilkesine de aykırı düştüğünüzün farkında mısınız?

2- “İslâm kardeşliğini ve genel yardımlaşmayı bütün halk arasında yaygınlaştırmak ve sağlamlaştırmak.”

3- “Dış siyaseti; İslâmi ölçüler ve bütün Müslümanlarla kardeşlik taahhütlerine bağlılık ve dünyanın bütün mustaz’aflarını himaye temelleri üzerine tanzim etmek.”

Sayın Cumhurbaşkanı, bütün bu maddeler her yönüyle açık ve net iken, İran yönetimi bugünSuriye politikası ile İslam’ın temel prensipleri yanında Devrimin önderi ve İran Anayasasınınruhuna da yabancılaşmış olmuyor mu?

 

KENDİ ANAYASANIZA AYKIRI DAVRANIYORSUNUZ

Sayın Cumhurbaşkanı ,

Anayasanızda da belirtildiği gibi, “Allah’ın yaratış ve kanun koymadaki adaletine” biz inanıyoruz ve bir gün bu adaletin tecelli edeceğini, zalimlerden hesap sorulacağını biliyoruz. Çünkü Rabbimiz böyle buyuruyor. Peki siz, hesap gününe neyle hazırlanıyorsunuz? Esed’in döktüğü kana ortak olarak mı, yoksa mazlumlara yardım ederek mi?

Anayasanızda “İnsanın yüce şeref ve değerine, onun Allah karşısında olan mesuliyetiyle beraber hürriyetine inanır” diyorsunuz.

Esed’in Baas diktatörlüğüne karşı hürriyet için mücadele eden Suriye müslümanlarınınhürriyet mücadelesini boğmaya yardımcı olmakla Anayasanızdaki “insanın hürriyetine inanır” ifadesiçelişmiyor mu?

Yine anayasanızda geçen şu ifade çok manidar: “Her türlü zulmetmeyi ve zulmedilmeyi, zorla egemenlik kurmayı ve egemenlik altına girmeyi reddederek, eşitlik ve adaleti, siyasi, iktisadi, içtimai ve kültürel bağımsızlığı ve milli birliği temin eder.” Peki, madem öyle, kendi anayasanızıçiğneme lüzumunu gerektirecek kadar sizi Esed’e taraftar kılan ulvi gerekçeleri söyler misiniz?

Anayasanızın üçüncü maddesinde yer alan bir hüküm, “Siyasi-sosyal her türlü özgürlüğü kanunlar çerçevesinde sağlamak”tan söz eder. Peki bu olanlar ne? Bunları nasıl açıklıyorsunuz? Yöneticilerin ne yaptıkları, ne söyledikleri kadar, dışarıdan bakıldığında bundan ne anlaşıldığını hesaba katmaları da gerekmez mi?

Kerbela’da yaşanan zulme isyan eden bir ekolün takipçileri olarak, Hama’da, Halep’te, Şam’da,Dera’da ve bütün Suriye sathında zulme maruz kalan Suriye halkının yanında yer almanız, zalimEsed’e karşı durmanız gerekmez mi?

 

NEREDE KALDI İSLAM KARDEŞLİĞİ?

Sayın Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecat Beyefendi,

Anayasanızın 7. maddesinde “Kuran’ın istişare emri”ne atıfta bulunuyorsunuz.” Suriye konusundaki tutumunuzu dünya müslümanlarıyla istişare ederek belirleseniz sizin için daha hayırlı olmaz mı?. İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısındaki istişare sonucunda bütün İslam ülkeleri ittifakla BaasçıSuriye’nin üyeliğini askıya alırken, siz bu istişareden çıkan sonuca muhalefet ederek yine sadece siz,zalimden yana tavrınızı sürdürdünüz.

Sahi siz, kiminle yaptığınız istişareye uyuyorsunuz?

Çin ve Rusya ile mi?

Müslüman ülkelerle istişareye muhalefet; Çin ve Rusya ile yapılan istişareye destek!

İslam Devrimi’nin geldiği nokta bu mu olacaktı?

Devam edelim. Anayasanızın 11. maddesinde de belirttiğiniz üzere, Enbiya Suresinin 92. ayetine göre bütün müslümanlar tek bir ümmettir. Bu ümmetin, kardeşlik hukuku içinde sadece Allah’a kulluk etmesi gerekmez mi? Sadece Allah’a kulluk etmek içinBaas diktatörlüğüne kulluğureddeden Suriye müslümanlarını desteklemek, sizin için Anayasal ve Kur’ani bir görev değil mi?

Yine, Anayasanızın 14. maddesi uyarınca İran İslam Cumhuriyeti, “gayri-müslim fertlere karşı güzel ahlak ve İslâmi adaletle davranmalı ve onların insani haklarına riayet etmeli”  diyorsunuz. Peki, gayrimüslimlere bile güzel ahlâk ve adaletle davranmayı ilke edinirken, Suriyeli müslümanlarakarşı neden güzel ahlak ve adalet ilkelerine göre davranmıyorsunuz?

Anayasanızda “İran genel siyasetini Müslüman milletlerin dostluk ve birleşmesi temeline oturtmalı ve İslâm dünyasının vahdetini (siyasi-kültürel-iktisadi alanlarda) gerçekleştirmek için sürekli çaba göstermelidir” diyorsunuz.

 Diyor olmasına diyorsunuz da, yapmıyorsunuzBu anayasayı uygulanmamak üzere mi hazırladınız? Peki, neden yapmadıklarınızı söylüyorsunuz? Bu, Kuran’da yerilen bir tutum değil mi?

 

 

DOSTÇA VE KARDEŞÇE…

Sayın başkan,

Türkiye’nin özellikle son on yıllık dönemde İran’la ilişkili dış politikası basit bir sınır komşusu olmasının ötesinde, kardeşlik merkezli hakim bir anlayışla yürütülmekte. Türkiyeli yöneticilerin İranlı heyetlerle görüşmesinde “kardeşim…” deyince nasıl da bir sevgiyleyürekten söylediklerini hissetmemek mümkün değildi. Sadece malum nükleer konuda değil, dünya kurtlar sofrasında ne zaman masaya İran’la alakalı konu gelse, bırakınız sıradan müttefikliği, gerçek dosta ve kardeşe nasıl sahip çıkılması gerekiyorsa o şekilde sahip çıkılıyordu. Zaten “mü’minler ancak kardeştirler” buyurulmuyor muydu? Bir bakıma imanımızın gereği idi böyle davranmak.

Buraya kadar iyi, güzel. Özellikle son dönemlerde bu dostluğa halel getirecek davranışlarla karşı karşıyayız. “İran yine nereye koşuyor?” diye sormadan edemiyor insan. Böylesine dostça, kardeşçe davranışların cevabı bu mu olmalıydı? Bin yıllık tarihi birikim hani nerede? Hakkaniyetle, adaletle, vefayla, sevgi ve kardeşlikle örülen tavırlar nerede?.

Sayın Başkan,

Siz de daha iyi bilirsiniz ki gerçek dostluklarzor zamanlarda  test edilen ve kazanılan dostluklardır. Gerçek dostun menfaatler söz konusu olduğundaki tavrı çok önemli. Meydana gelen bir olayla ilgili bireyler, toplumlar, hatta devletler ortaya koydukları  tavırla; heva ve hevesine uyan,menfaati merkeze alarak mı, yoksa hakkın ve adaletin temel ilkeler olarak kabullenildiği bir inançlamı hareket ediyorlar? Esas mesele bu. Değilse, birisinin isminin önünde veya sonunda İslam kelimesi geçmiş, geçmemiş, o kadar da önemli değil.

Bizler heva ve hevesin belirleyici olmasına karşı çıkarken; HakkınAdaletin ve Özgürlüğüntemel ilke olarak alındığı bir inanca sahibiz. Küresel habasetin Suriye’deki temsilcisi zalime, kendi halkını çocuk-büyük, kadın-erkek demeden katleden katile, halkına baskıyı, işkenceyi insafsızca uygulayan Baasçı Esed’e karşı onurunu, özgürlüğünüinsanlığını kurtarmak isteyen ve onun içincanıyla, malıyla savaşan, bu uğurda en çok sevdiklerini feda etmekten çekinmeyen, bunun için meşrumücadelesini veren özgürlük savaşçısı Suriye halkının yanında olacağız!

 

TÜRKİYE’DEKİ ERGENEKONCULARLA  SURİYE’DEKİ BAASÇILARI İTTİFAKI

Küresel habaset denen şer ittifakiSuriye halkının başına Esed gibi bir diktatörü bela ederken; güya demokrasi ile idare edilen Türkiye halkının başına da “Ergenekon” denilen “derin devlet”i musallat etmiştir. Ergenekoncularla Suriyedeki Baasçıların ittifakı inanın ki hiç tesadüf degil. Zira bunlar aynı ”fabrikasyon ürünü.” Yani aynı tornadan çıkmışlar. Aynı merkezden yönlendirildiklerini nasıl da açığa veriyorlar! Aynı çeşmeden su içerler, aynı mantaliteye sahiptirler.. (Allah’a şükür ki bu gün Türkiye’de ki Ergenekoncular artık o kadar etkili değiller.)

Sayın Başkan,

Bugün Türkiye’deki Ergenekon taraftarlarının, Suriye’deki Baasçıları desteklemesi sizce tesadüf mü? Eski Savak’ın Türk derin devleti ile eskiden yakın bir işbirliği içinde olduğunu biliyoruz. Bugünkü Suriye rejiminin Muhaberat’ı da öyle. Eskiye dayanan bu derin ilişkilerin yeniden canlandırılmaya çalışılmasına karşı çok dikkatli olunmalıdır, diyoruz.

 

“SIRA TÜRKİYE’YE GELECEK” BEYANATI

İran devletinin bir üst düzey yetkilisi, “sıra Türkiye’ye gelecektir” diye bir açıklamada bulunmuş! Bunu anlamakta güçlük çektiğimi belirtmek isterim. Bu iyi niyetli dostça bir bakış açısı değil. İyi bilinmelidir ki Türkiye’yi yakacak ateş İran’ı da yakar. Biz bileşik kaplar gibiyiz. Birbirimize karşı kazanacak bir zaferimiz yok. Belki birlikte kazanacağımız tek bir zafer var. Ayrıca, İranlı üst düzey yetkilininküresel habasetin ülkemizdeki temsilcisi olan (Suriye’dekinin muadili) “Derin Ergenekon”un Türkiye’de etkisiz hale getirildiğinden haberleri yok herhalde.

İRAN’IN, SURİYE’DE ESED’E DESTEK İÇİN ASKER GÖNDERMESİ, 
PKK’YA DESTEK VERMESİ KABUL EDİLEMEZ

Sayın Cumhurbaşkanı,

Bunlar doğru mu? Daha düne kadar savaştığı Pejak’a, bugün Türkiye’ye karşı yardım eden birİran! Anlamak çok zor. Bunlar şuyûu vukuundan beter hadiselerdir. Bir bakıma ateşle oynamaktır da.

Allah (c.c), Kitabında, “zalimlere yardım etmeyin, sonra ateş size de dokunur” buyurmaktadır. Haksızlıklar karşısında susanlar dilsiz şeytandır. Siz bunları bilmiyor olamazsınız.Allah (c.c) her şeyi görmekte ve bilmektedir. Hüküm O’na aittir. Herkese yaptıklarının hesabınınsorulacağı bir gün vardır ve herkes, o gün yardımlaştıklarıyla birlikte haşronulacaklardır...

DEĞİŞİM OLACAKSA ESED’LE OLSUN NE DEMEK?

Sizin üst düzey yetkilileriniz garip bir ifadeyle, “değişim olacaksa Esed’le olsun” diye bugünlerde dünya kamuoyuna sıkça beyanat veriyorlar.

Suriye’de değişim olacaksa Esed’le olsun demenin, ”Değişim olacaksa Şah’la olsun, Saddam’la olsun, Mübarek’le olsun” demekten ne farkı var?

Mısır’da veya Tunus’ta yaşanan özgürlük harekelerinde bir ülke çıkıp “değişimi Hüsnü Mübarek’le yapın, benim o ülke ile stratejik ilişkim var”, veya “Tunus için değişimi bin Ali ile yapın” deseydi, o devlet dünya kamuoyunda ne duruma düşerdi?

ESED ARTIK HALKINI REHİN ALMIŞ BİR KORSAN GİBİDİR.

Diktatörlüğünün yanında Esed, aynı zamanda halkını rehin alan bir korsandır. Korsanla mücadele etmek gerçekten kolay değildir. Çünkü elindeki rehinelere verdiği zarar ortadadır. Daha büyük zararvermeden bir an önce etkisiz hale getirilmelidir.

BAHANELER

İran istihbaratının şefi CeliliEsed’le olan görüşmesindeki beyanatında, “nasıl oluyor da kendi ülkelerinde bir kez bile seçim yapmamış Katar ve Suudi Arabistan demokrasi tellalı kesiliyor?” diye soruyor.

Önce şu tespiti yapalım. Bildiğim kadarıyla onlar halkına Esed gibi zulmetmiyorlar. Lakin bir ülke ister krallıkla idare ediliyor olsun, ister adına cumhuriyet densin, eğer halkının özgürlüklerine, en temel insan haklarına, onurlarına saygı duyup korumuyorsa; yani devlet zulmediyorsa, bu rüzgâr onların da kapısını çalacaktır.

Ölçü, yönetimin adının ne olup olmamasıyla ilgili değil. Ölçü halkına zulmedip etmemesiyle ilgili.

Bu özgürlük hareketleri öncelikle bütün baskı ve zulüm düzenlerinin kapısını çalacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Rejimin başındakiler değişimi kendi rızalarıyla kabul ederlerse ne âlâ! Ülkelerinde baş tacıedilirler. Onlar ya özgürlüğe kapılarını açacaklar, ya da zelil olarak halk tarafından el çektirilecekler. Ve bu bazı aklıevvellerin dediği gibi Amerika veya Batı istediği için değil, Allah (c.c.) istediği için olacaktır. Çünkü O, kullarına zulmü layık görmez. 

Bu kutlu mücadele inşaallah Suriye’de tamamlanır ve diğer baskıcı rejimler de son bulur.

 

Sayın Ahmedinejat,

Şunu biliniz ki bu özgürlük kazanımlarının gecikmesinin vebali size aittir. Bütün baskıcı rejimler bu geçitten geçeceklerdir. Dünya devletleri artık birbirlerine komşu şehirler gibidirler. Artık bir şehirdeözgürlük, onur, adalet, refah, huzur ve mutluluk yaşanırken, diğer şehrin; zalim, cahil, kukla birileri tarafından fakirleştirilip köleleştirilmesine dünyanın gelinen noktasında artık tahammül edilemez.

 

SAYIN AHMEDİNECAT, ŞU ÇIĞLIĞI DUYUN LÜTFEN;

Dera’lı bir gencin bir Arap televizyonuna verdiği beyanat özgürlük ruhunun çığlığıdır:

“Dört gündür sokaklarda, meydanlarda içimizden geldiği gibi haykırıyoruz. Hayatımda ilk defa korku duvarını aştım ve özgürlüğü iliklerime kadar hissettim. Bu hissi o kadar sevdim ki artık ondan vazgeçemem. Ölüm pahasına da olsa özgür kalacağım!

Sayın Ahmedinecat, bu çığlığa kulaklarınızı tıkamayın lütfen!

 

“YOLUNDA İSLAM’IN KARDEŞLER OLALIM” MARŞININ SÖZLERİNİ DEĞİŞTİRDİNİZ Mİ?!

Yolunda İslam’ın kardeşler olalım” marşındaki mısralarının yerini, bu günlerdeki uygulamalarınızla “yolunda mezhebimizin kardeşleri olalım”, veya “yolunda çıkarlarımızın müttefikleri olalım” mısraları mı aldı? Yoksa, “Yıkıldı Firavun, Haman ile Karun” dizesinin yerini ise ”yaşasın Firavun, Haman ve Karun ile ittifakımız” dizeleri mi aldı?

Siz görmüyor, bilmiyor zannedebilirsiniz. Ama bütün dünya müslümanları büyük bir ibretledüştüğünüz bu acı durumu takip ediyor ve tarihe not düşülüyor... Devir eski devir değil. Kitle iletişimaraçlarının gelişmesiyle artık bir çok şey sır değil. Yaptıklarınızın bütün insanlık tarafından, özellikleİslam alemi tarafından hayretle takip edilmekte olduğunu bilmelisiniz.

HUMEYNİ BU GÜNLERİ GÖRSEYDİ, YENİDEN KIYAMI BAŞLATIRDI.

Hayatını diktatörlerle mücadeleye adamış, bunun için sürgünlerde ömrünü tüketmiş birininemanetçileri, varisleri nasıl olur da dünden bugüne tamamen farklı tavır takınırlar? Nasıl oldu da birİslam devleti Baas rejimine destek verdi, İsrail ile aynı cephede yer aldı, küresel habislerin tiyatrosunda rol alarak dünya özgürlükler hareketinin, önünü kesmek rolünü üstlendi?

Filistin kampını bombalayıp onlarca Filistinlinin ölümüne sebeb olan Esed’in askerleriyle aynı cephede savaşa devam etmek nasıl açıklanmalı? Hangisini sayalım? Ortak işlenen cinayetleri mi? Ramazan ayında katledilen çocukları mı? Yok yok, saymayacağım, yeter artık! Mazlumun ahı artık Arş’a çıkmıştır. Artık sözün bittiği yerdeyiz.

Dünyanın onurlu, asaletli, vakur  duruşuyla tanıdığı, zalimin kesin düşmanı, mazlumun has dostu olan İmam Humeyni eğer yaşasaydı, herhalde sizleri affetmezdi. Yeniden diktatörlere ve destekçilerine karşı kıyamı başlatırdı…

Bu arada; İran’dan gelen deprem haberinin bizleri çok derinden üzdüğünü belirtmek isterim.Ölmüşlere Allah (c.c)’den rahmetyaralılara acil şifalar diliyoruz. İran halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Türkiye’li kardeşlerinin acı günde tatlı günde İranlı kardeşlerinin yanında olacağını belirtmek isterim.

Birimizin başına gelen bir felaket aslında hepimize uyarı niteliğindedir ve bunlara karşı tepkimiz, davranışlarımız sınama-imtihan içindir. Kardeşleriniz bir musibetle karşılaştığında bizlerin ne kadarfedakârlık yapacağımızın testidir aynı zamanda. Ben İranlı kardeşlerimin ayağına taş değsin, saçının teline zarar gelsin istemem. Duam ve hayallerim din gününde birlikte kurtulmuşlardan olmak. Kardeşler olarak birlikte olmamız, birbirimiz için dua etmemiz gerekir diye düşünüyorum...

 

SURİYE’DEKİ DİKTATÖRÜ DESTEKLEME GEREKÇELERİNİZ-BAHANELERİNİZ

1-      40 Yıllık baskıcı rejimiyle halkını dünyanın en geri kalmış ülkesi modunda tutan Baasçıdiktatörün İsrail’e büyük set olduğu yanılsaması,

2-      Değişimin Esed rejimi ile birlikte, onların uygun gördüğü şartlarda olması iddiası,

3-      Lübnan’da Hizbullah’ın, Gazze’de ise Hamas’ın  desteksiz kalacağı iddiası,

4- Suriye rejiminin İran’ın Batı ve İsrail’e karşı güçlü müttefiki olduğu iddiası,

5- Baas rejiminin düşmesiyle birlikte İran’ın bölgede gücünün zayıflayacağı iddası,

6- Mehdilikle alakalı iddialar ve Şam’daki Şia kültür mirası.

 

SAYIN CUMHURBAŞKANI, BUGÜN YAPTIKLARINIZLA ŞU ON BÜYÜK VEBALİ İŞLİYORSUNUZ:

1- Müslümanların kardeşliğine, birlik ve beraberliğine büyük zararlar veriyorsunuz.

2- Dış siyasetteki grupçu, mezheçi, emperyal yaklaşımınız sebebiyle İslam devleti adına insanlığa iyi örnek olmuyorsunuz.

3- Diktatörlerden kurtuluş mücadelesini başlatacak olan diğer ülke halklarının özgürlük mücadelesini başlatmalarına engel olmaya çalışarak, insanlık suçu işliyorsunuz.

4- Mübarek Ramazan ayına bile zerre kadar saygısı olmayan katil Esed’i desteklemekle akan kana, işlenen cinayetlere ortak oluyorsunuz. On binlerce insanın ölümüne sebep oldunuz, milyonlarca insanın evleri başlarına yıkıldı.

5- İran halkına ve şehidlerine hesabını veremeyeceğiniz bir şekilde, “İnkılabın var oluş ruhu”nu da incitiyorsunuz.

6- Direkt ve indirekt olarak, hatta aleni şekilde vermiş olduğunuz destek ile emperyalistlerin küresel habis sistemlerinin, hakimiyetlerini uzatmaya çalışıyorsunuz.

7- Küresel sistemlerin bir kanadı ile işbirliği yaparak soğuk savaş dönemindeki oyunlardan birinealet oluyorsunuz.

8- Kendi anayasanızda yazılanların zıddını yaparak anayasanızı ihlal ediyorsunuz..

9- İnsanlık ve özellikle de bütün müslüman halklar nezdinde mazlumlara karşı zalimden yana tavır almanızla oluşan ”menfi imaj” sebebiyle, İran devletine hafızalardan silinmeyecek şekilde zararveriyorsunuz.

10- İran’ın bu gün uyguladığı Suriye politikası; İran’ın dışlanması, yalnızlaşması sonucuna doğru götürüyor. Bir tarafta zalimden yana olan  tutumu, diğer tarafta bütün bir İslam alemini karşısına alması; küresel habasetin vermek istediği zarara kendisini açık hale getirmektedir. Kendini göz göre göre tehlikeye atan bu süreci İranlı yöneticilerin okuyamamış, görmemiş olması düşündürücüdür.

Tam da birilerinin Şii, Selefi, Sufi, Ilımlı İslam tartışmaları ile Arap-Fars Savaşı çıkartma çabalarının gündemde olduğu; dini, mezhebi, ideolojik, politik, felsefi farklılıkların çatışma zemini oluşturmak adına kışkırtıldığı bir zamanda İran’ın bu sürece söz gelimi koşarak kendi isteğiyle  sürüklenmesini anlayabilmiş değilim.

BİR ZAMANLAR SİZ DE MAZLUMDUNUZ...

Bir zamanlar siz de mazlumdunuz Sayın Cumhurbaşkanı... Zalim, diktatör Şah Rıza Pehlevive avanesi ile dünyadaki zalim destekçilerine karşı, Allah (c.c) İran halkına yardım etti ve zafer nasip eyledi. Güçlendiniz, iktidar sahibi oldunuz. Ne çabuk da mazlumluğu unuttunuz Sayın Cumhurbaşkanı? Zulmün âlâsını yapanlarla beraber oldunuz.

Haberlerde Devrim Muhafızlarınızın, Suriye topraklarına girdiklerini, müslümanları çocuk, ihtiyar, kadın demeden öldürdüklerini söylüyorlardı. Bunların doğru olduklarına inanmak istemiyorum.Ne yaptığınızın farkında mısınız siz? Mübarek Ramazan ayında bile müslümanı müslümanakırdırmak!... Siz Allah’tan korkmuyor musunuz?

İran Ramazan’da devam eden bu katliamlara göz yumarak, destek vererek tarihinin en büyük yanlışını yapmıştır, yapmaktadır. Cenab-ı Hak bu zülmu karşılıksız bırakmaz, bunu da böylece bilin. Anadolumuzda bir söz vardır “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste” diye. YineHadis-i şeriflerde “Mazlumun duasıyla Allah (c.c) arasında perde yoktur” ve “Mazlumun ahından korkun” denir. Zulümle abad olunmaz. Ve zülum devamlı olamaz.

YETER ARTIK! YAPILAN YANLIŞTAN DÖNÜNÜZ!

Allah (c.c), “Zalimlere yaklaşmayın ateş size de dokunur” buyurur. Hiçbir bahaneniz işlenilen bu cürümleri haklı çıkarmayacaktır. İşin şakası yoktur. İnsanlara ve toplumlara belli sürelerverilir. Eğer o toplumlar aklını başına toplamazlarsa, o zaman başlarına gelecekleri beklesinler. Müslümanların, aralarındaki meseleleri nasıl çözeceği bellidir. Zalime karşı nerede durulacağı da... Müslümanlar, aralarındaki meseleleri adalethakkaniyet ölçülerinde, istişare ile çözerler. Ailede karı-koca arasındaki problemlerden tutun da, müslümanlar arasındaki ihtilafların çözümüne kadar her şey çok net belirlenmiştir. Bir araya gelinip belirli olan evrensel ilkeler çerçevesinde meseleler hal yoluna gidilip selamete erdirilmelidir.

Çözüm çok girift ve zor görünüyor olsa da aslında bir o kodar da kolaydır. Çözüm istiyorsak zalimin zulmüne hep beraber engel olalım. 1970 yılında darbeyle gelen işgalci Baas Rejimine artık son verilmelidir.. Suriye Suriye Halkına Bırakılmalıdır.

NETİCE-İ KELAM

Sayın Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecat Beyefendi, son olarak  söylemek isterim ki;

Bütün bu söylediklerimi, “İslam kardeşliği” gereği, “kardeşin kardeşe yazdığı bir mektup” olarak düşünün. Ben bir tıp doktoruyum. Dünya Yetimler Cemiyeti Kurucusu ve Yönetim Kurulu Üyesiyim. Dünyada hergün yüzlerce çocuk savaşlar ve diktatöryal rejimler sebebiyle yetimkalmaktadır. Yetim hakkı yiyenlere “yazıklar olsun” buyuran Allah (c.c), çocukların yetim kalmasına sebeb olanlara, bu zulümleri işleyenlere ve  destekleyenlere ne der acaba?...

Bazı sözlerim acı gelse de bunları kardeşlik gereği söylemeye mecburum.

Siz İran Devleti Cumhurbaşkanısınız. Sorumluluk makamındasınız. İnancım gereği buuyarıları yapmak zorundayım. İmam Humeyni’nin sağlığında, Rusya Devlet Başkanına yazdığı mektubu bugün yeniden okumanızı öneririm. Ve tabiî bir de Hazret-i Ali (r.a)’nin Malik b. Eşter’e yazdığı mektubu da...

Efendimiz, Peygamberimiz, Önderimiz şöyle buyurur: “Mazlum da olsa, zalim de olsa müslüman kardeşinize yardım ediniz.” Ashab hemen soruyor: “Ya Rasulullah, mazluma yardımı anladık da, zalime nasıl yardım edelim?” Efendimizin cevabı çok manidar: ”Zalimin zulmüne engel olarak! der.

Bizler bu dünyada yaptığımız ve yapmamız gerekirken yapmadığımız, söylediğimiz ve söylememiz gerekirken söylemediğimiz her şeyin hesabını vereceğiz. Ve bizler, birbirimize şahid tutulacağız. Benim bu mektubum da bu anlamda bir kardeşlik borcudur...

Sayın Başkan sizleri yeniden temeli tevhid, adalet ve özgürlük olan kardeşlik ve barışda buluşmak üzere Allah’a emanet ediyor ve sözlerime son veriyorum.

 

Dr. Ramazan UÇAR

Adalet Platformu Üyesi

30.08.2012 İstanbul

www.AdaletPlatformu.com

 

 

  
 
 
 
Aydin Menderes de , Turgut Ozal. Esref Bitlis. Muhsin yazicioglu gibi oldurulmus olabilir... savcilik ve ailesi sac orneklerini almali... son telefon konusmalari da verilen ilaclarda incelenmeli ve vucudunda da adli tip arastirmasi yapilmalidir... http://www.facebook.com/vicdanmahkemesi
 
 
Çölaşan yüzde 58’e hakaretten yargılanacak
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı Tansel Çölaşan, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa değişikliği referandumunun ardından yaptığı hakaret davaya dönüştü


 

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı Tansel Çölaşan, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa değişikliği referandumunun ardından yaptığı hakaret davaya dönüştü. 12 Eylül referandumunda çıkan yüzde 58 “EVET” oyunu hazmedemeyen Tansel Çölaşan, “Evet diyen yüzde 58’lik kesim ‘hainlik, gaflet ve dalalet içindeler.

Yani sapıklık içinde” demişti. Kamuoyundan büyük tepki çeken bu açıklamayı yargıya taşıyan Adalet Platformu, Tansel Çölaşan hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Adalet Platformu’nun suç duyurusu üzerine Çölaşan hakkında iddianame hazırlandı. Hatay 1. Sulh Ceza Mahkemesi, savcılık iddianamesini kabul ederek ADD Başkanı Tansel Çölaşan’a yargılama yolunu açtı. Hatay 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nde açılan 2011-289 dosya numarasıyla yürütülecek ceza davası 24 Ekim 2011 Pazartesi Hatayda görülecek.

ÇEVİK: ‘EVET’ DİYENLER HAKSIZLIĞA SESSİZ KALMAMALI

ÇÖLAŞANA TAZMİNAT DAVASI İSE 26 Ekim Çarşamba günü Anakara 1. Sulh Hukukda görülecek.

Çölaşan hakkında suç duyurusunu yapan Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik, açtıkları 58 lira 42 kuruşluk tazminat davasının da “Evet” ve “Hayır” oylarının oranını sembolize ettiğine dikkat çekti. “Çölaşan’ın milletimize yaptığı hakarete sessiz kalamazdık” diyerek konuyla ilgili duyduğu rahatsızlığı dile getiren Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik, “Haksızlığa karşı susan dilsiz şeytan olmamak için suç duyurusu yaptık ve tazminat davası açtık. Darbeciler yargılansın diyen halkın yüzde 58’ini dava açmaya ve dilsiz şeytan olmaya davet ediyorum” diyerek kamuoyunu sessiz kalmamaya çağırdı.

CHP'nin rahibe afişlerine dava açıldı
Adalet Platformu'nun başvurusu üzerine, CHP'nin Avcılar Belediye Başkanlığı'nca asıldığı ortaya çıkan ve başörtülülere 'rahibe' olarak hakaret edilen afişler konusunda dava açıldı. 25 Ekim 2011 tarihinde Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülecek dava konusu rahibe afişleri, Eylül ayının ilk haftasında Avcılar ve Diyarbakır'da bilboardlara asılarak referandumda vatandaşlar 'hayır' oyu vermeye çağrılmıştı. Afişlerin kamuoyunda büyük tepki görmesi üzerine sorumluluğu önce üstlenmeyen CHP, İçişleri Bakanlığı'nın sorumluları tespit etmesiyle, zor durumda kalmıştı. Afişlerden sorumlu Avcılar Belediye Başkanı'nın disipline sevkedilerek cezalandırılacağı CHP'li yetkililerce açıklanmasına karşın, bugüne kadar bu konuda hiçbir adım atılmadı.

Adalet Platformu'nun, CHP'nin Avcılar Belediye Başkanlığı'nca asıldığı ortaya çıkan ve başörtülülere 'rahibe' olarak hakaret edilen afişlerine karşı açtığı dava 25 Ekim 2011 Salı günü görülmeye başlayacak. Davayı insan hakları kuruluşlarının ve ulusal medyanın takip edececeği bildiriliyor. Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülecek dava ile ayrıntılar aşağıda yer almaktadır:

Mahkeme: Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Mahkemesi, Dosya Yıl/No2010/3733, Dosya Türü: Ceza Dava Dosyası, Açılış Tarihi: 14/12/2010, Dosya Durumu: İddianamenin Değerlendirilmesi Sonrası Açılış, Dava Türü: Halkın Bir Kesimini Sosyal Sınıf Din Mezhep Cinsiyet, Bölge Farklılığına Dayanarak Alanen Aşağılama, Sesli Yazılı veya Görüntülü Bir İleti İle Hakaret. Duruşma Günü Saati: 25/10/2011 10:00

Taraflar:  BARIŞ KELEŞ Sanık, MUSTAFA DEĞİRMENCİ Sanık, ALİ ORAL Sanık, ALPASLAN KARADAĞ Sanık, SELÇUK GÜNEL Sanık, ERDEM ŞEKER Sanık, HAVİSE BABA Sanık, MÜJDAT GÖÇ Sanık, ADEM ÇEVİK Müşteki 
-- 
 
 
 
 
 
 
Özbekistan Dayanışma Platformu

29 Eylül Perşembe Saat.12

 

Özbekistan Konsolosluğu önü

Basın Açıklaması

SMS MESAJIODP-OZBEKHalkHareketi RusyaBaskanı imam FuadRüstemHoca Sehidoldu 29EylülSaat12 ÖzbekKonsoloslugu (CumaNamazıFatihCami CtesiSaat13 RusElciligi HUD113-05322033274
resimler


Özbekistan Halk Hareketi Rusya Temsilcisi Fuad Shakirhocaoglu Rustamhocaev evinin önünde şehid edildi. Özbek Muhaliflere ve Özebistan Halk Hareketi Lideri Muhammed Salih'e gözdağı vermek için işlenen siyasi cinayetler 29 Eylül Perşembe günü Saat.12'de Özbekistan Konsolosluğu önünde Basın Açıklaması yapılacak ve Katiller Lanetlenecek. Eylem Özbekistan ve Türkistan derneklerince yapılacak. Özbekistan hapishanelerinde 18.000 Müslümana işkence ediliyor.

 

Özbekistan Halk Hareketi Rusya Temsilcisi Fuad Shakirhocaoglu Rustamhocaev evinin önünde katledildi.


 Özbek Muhaliflere ve Özebistan Halk Hareketi Lideri Muhammed Salih'e gözdağı vermek için işlenen siyasi cinayetler 29 Eylül Perşembe günü Saat.12'de Özbekistan Konsolosluğu önünde Basın Açıklaması yapılacak ve Katiller Lanetlenecek. Eylem Özbekistan ve Türkistan derneklerince yapılacak. Özbekistan hapishanelerinde 18.000 Müslümana işkence ediliyor.
Cuma günü Fatih Camiinde öğle namazına müteakip gıyabi cenaze namazı Cumartesi ise saat.13'de de Rusya konsolosluğuna katliamları lanetlemek için siyah çelenk konulacak.

Özbekistan Halk Hareketi, Özbekistanlılar Derneği, Özbekder, Özbek Dayanışma Platformu, Doğu Türkistan Derneği, Maarifder, Orta Asya Türkleri Derneği, Gariblerle Dayanışma Platformu ve Adalet Platformu gibi insan hakları cemiyetleri ile çeşitli gençlik kuruluşları ve siyasi partiler katliamları protesto eylemlerine destek veriyor.




Adalet Platformu olarak Katliamları ve,işkenceleri lanetleme eylemlerini destekliyoruz. 

30 Mayıs Cuma ve her cuma sonrası Kerimovu Lanetleyeceğiz. 
 www.adaletplatformu.com www.twitter.com/adaletplatformu www.facebook.com/adaletplatformu Adem ÇEVİK 05322033274

Not. Eyleme destek veren tüm kuruluşların listesi basın açıklaması sonrası bildirilecektir.
Özbek Dayanışma Platformu 05345517822



Fuad Shakirhoca oglu Rustamhocaev:
  1973 Ozbekistanin Andican sehrinde dogdu.

2005 13 Mayis Andican katliamindan sonra Rusya vatandasligina gecmisti.
Ozbekistan Halk Hareketi'nin Rusya temsilcisi olan Rustemhocaev imamlık da yapmıştı.

Daha once Ozbekistan Milli Guvenlik hizmeti tarafindan Fuad'in siyasi faaliyetini kesmesi konusunda bir kac defa tehdit edilmis idi.
24 Eylul Rusya'nin Ivanovo sehrindeki kendi evinin onunde suikasta ugradi. 2 kizi yetim kaldi.

Özbekistan Halk Hareketi Türkiye Temsilcisi:
Alibay Yolyahshi *0554- 987-32-94 ;*aliyulyashi@hotmail.com

http://www.rferl.org/content/exiled_uzbek_political_activist_shot_dead_in_russia/24340471.html

“Kerimov Rejiminin Sıradaki Cinayeti”

26/09/2011 by qulnoma

 
Rate This

 

Özbekistan Halk Hareketinin kurucularından ve Rusya’daki faal üyelerinden biri olan Fuat Şakiri(Rüstemhocayev Fuadbek Şakirhoca – Рустамхўжаев Фуадбек Шокирхўжа) 24 Eylül Cumartesi günü 21.55 sularında Rusya Federasyonu’nun İvanova şehrindeki evinin yakınlarında uğradığı silahlı saldırıda başına ve göğsüne aldığı kurşunlarla hayatını kaybetti. Mayıs 2005’teki Andican katliamından sonra Rusya’ya göç eden ve Rusya vatandaşlığına geçen Şakiri, Özbek muhalefetinin Rusya’daki önemli liderlerinden biriydi. Şakiri, arkasında iki kız çocuğu ve hamile bir eş bıraktı.

“Rusya, siyasi kimliğiyle tanınan bir insanın öldürülüşünü açıklığa kavuşturmalı.”  

Bu faciayı “Kerimov rejiminin sıradaki cinayeti” olarak niteleyen ÖHH lideri Muhammed Salih konuyla ilgili yaptığı açıklamada, bir ay kadar önce  Fuat Şakiri’nin Andican’daki evine gelen MXX (Milli Güvenlik Teşkilatı) görevlilerinin Şakiri’nin ailesini tehdit ettiklerini ve Fuat’ın siyasi faaliyetlerine devam etmesi durumunda onu yok edebilecekleri uyarısında bulunduklarını söyleyerek bu cinayette okların MXX ve İİV (Özbekistan İçişleri Bakanlığı)’yi işaret ettiğini belirtiyor. Muhammed Salih ÖHH adına yaptığı açıklamada “Kardeşimizin ölümünü Özbek halkının özgürlüğü yolundaki şehadet olarak görüyorum.” diyor.

Rusya Soruşturma Komitesi’nin İvanavo il idaresi basın sözcüsü Nadejda Suhanova, BBC’ye yaptığı açıklamada “Şu anda cinayetle ilgili bütün olasılıklar değerlendiriliyor, bilhassa Rüstemhocayev’in iş ilişkileri ve siyasi faaliyetlerine bağlı olasılıklar araştırılmakta.” diyor ve katillerin kaç kişi oldukları, şu ana kadar elde edilen bilgilerin neler olduğunu soruşturmanın güvenliği bakımından açıklayamayacağını ifade ediyor.

“Hakikat sancağını dikmek”

ÖHH kurucu teşkilatlarından AAT (Andican Adalet ve Kalkınma) teşkilatı başkanı Nurullah Maksudov (Нурулло Мақсудов)’un  yayımladığı başsağlığı mesajından bir bölüm:

 “Özbekistan’daki haksızlıkları görmezden gelmeyen, adaletsizlik karşısında kendi fikrini cesaretle ifade edebilen, vatandaşlarımızın aydınlık geleceği hakkında fikir üreten, dikta rejimine hiçbir şekilde boyun eğmeyen, hakikat sancağının dikilmesi yolunda yiğitçe mücadele eden Rüstemhocayev Fuatbek Şakirhocaoğlu’nun aziz hatırası kalplerimizde yaşayacaktır!”

Fuat Şakiri, ÖHH’nin Berlin’deki kurultayında:

qulnoma gündeliğinden




-- 

 

 

 

18 Ağustos 2011 Perşembe

tapınak şövalyelerine masonlara suç duyurusu

 


İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA
(250. Maddeye göre özel yetkili)iletilmek üzere
ÜSKÜDAR SAVCILIK MAKAMINA İSTANBUL

(KATLiAMLARI ÖNLEMEYE YÖNELİK ACİL TEDBİR ve MÜŞAHEDE TALEBLİDİR)

   Norveç'teki bombalı ve silahlı saldırılarıyla 70'e yakın kişiyi katleden, Türkiyeyi ve Müslimanları hedef alan  Türkiye de katliamlar için bir nevi işaret fişeği çakan, düğmeye basan Anders Behring Breivik'in Tapınak Şövalyesi olduğu ve bu Tapınak Şövalyelerinin Siyonizm Mason Locaları Kabbala ve Sabataistlerle ilişkileri olduğu Ergenekona selam gönderdiği ayrıca Kabbalacı seri katilin Türkiyeye de gelerek incelemelerde bulunduğu göz önüne alınarak Türkiyede de yapılması neredeyse kesin gibi görünen seri katliamların önlenmesi için Türkiyedeki Kabbalacı Tapınak Şövalyelerinin de tesbit edilerek önlem alınmasını,
   katilin örgütü Tapınak Şövalyeleri ile Türkiye Tapınak Şövalyelerinin irtibatlarının araştırılmasını Belhum-adal yani hayvandan daha aşağı olan bu tür katliamların önlenmesi için şüphelilerin tesbit edilerek müşahede altına alınması tüm insanlığın can ve mal güvenliği için acil mecburiyettir. 
Ergenekon ve Balyoz Mahkemelerinin yanısıra Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin de Norveç mahkemesindeki duruşmalara izleyici ve müdahil olarak katılması da bir zarurettir.
Tapınak Şövalyeleri ile ilgili Eski içişleri bakanı Saadeddin TANTAN'dan ve ilgili kişi ve kurumlardan da daha detaylı bilgiler alınabilir.
Kabbalaist Tapınak Şövalyeleri ile Ergenekon-Jitem katliamları arasındaki irtibatları TBMM ve Mahkemeler Norveçdeki mahkemeye müdahil olmalıdır.
  ilgili linkler aşağıdadır. 
  insanlığa karşı işlenen katliamlara sessiz kalarak dilsiz-şeytan olmamak verdiğim dilekcem ile ilgili Suça iştirak suçu işlememeniz için gereğinin acilen yapılmasını arz ve taleb ederim.  
18 Temmuz 2011
Adem ÇEVİK
Adalet Platformu Başkanı



Adalet Platformu: Ankara-Sıhhıye: Toros Sk.17/14

Tel.05322467411 www.adaletplatformu.net www.facebook.com/adaletplatformu www.twitter.com/adaletplatformuademgerede@gmail.com adaletplatformu@hotmail.com
Deliller:
http://www.haberpan.com/canan-aritman-selanikliyim-haberi/
 
yetkin arıtman tapınak şövalyesi üyesi haberi
KAYIT NO. 2011/4776


İLGİLİ MAKAMA (KATLiAMLARI ÖNLEMEYE YÖNELİK ACİL TEDBİR ve MÜŞAHEDE TALEBLİDİR)

Norveç'teki bombalı ve silahlı saldırılarıyla 100'e yakın kişiyi katleden, Türkiyeyi ve Müslimanları hedef alan  Türkiye de katliamlar için bir nevi işaret fişeği çakan, düğmeye basan Anders Behring Breivik'in Tapınak Şövalyesi olduğu ve bu Tapınak Şövalyelerinin Siyonizm Mason Locaları Kabbala ve Sabataistlerle ilişkileri olduğu Ergenekona selam gönderdiği ayrıca Kabbalacı seri katilin Türkiyeye de gelerek incelemelerde bulunduğu göz önüne alınarak Türkiyede de yapılması neredeyse kesin gibi görünen seri katliamların önlenmesi için Kabbalacı Tapınak Şövalyelerinin tesbit edilerek önlem alınmasını,
   katilin örgütü Tapınak Şövalyeleri ile Türkiye Tapınak Şövalyelerinin irtibatlarının araştırılmasını Belhum-adal yani hayvandan daha aşağı olan bu tür katliamların önlenmesi için şüphelilerin tesbit edilerek müşahede altına alınması tüm insanlığın can ve mal güvenliği için acil mecburiyettir. 
Ergenekon ve Balyoz Mahkemelerinin yanısıra Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin de Norveç mahkemesindeki duruşmalara izleyici ve müdahil olarak katılması da bir zarurettir.
Tapınak Şövalyeleri ile ilgili Eski içişleri bakanı Saadeddin TANTAN'dan ve ilgili kişi ve kurumlardan da daha detaylı bilgiler alınabilir.  ilgili linkler aşağıdadır. 
  insanlığa karşı işlenen katliamlara sessiz kalarak dilsiz-şeytan olmamak ve Suça iştirak suçu işlememeniz için gereğinin acilen yapılmasını arz ve taleb ederim.  
18 ağustos Pazartesi Adem ÇEVİK Adalet Platformu Başkanı
Adalet Platformu:
Ankara-Sıhhıye: Toros Sk.17/14
Bolu-Gerede: Çukurca-Kösreli Sk.14
Tel.05322467411 www.adaletplatformu.net www.facebook.com/adaletplatformu www.twitter.com/adaletplatformu ademgerede@gmail.com adaletplatformu@hotmail.com

Katlima Sessizseniz Siz de Katliamcısınız...Kabbalaist Tapınak Şövalyeleri ile Ergenekon-Jitem katliamları arasındaki irtibatları TBMM ve Mahkemeler Norveçdeki mahkemeye müdahil olmalıdırr.

Not: bu dilekce istanbul savcılığı dahil ilşgili tüm kurumlara gönderilmiştir.


Saldırgandan Ergenekon yorumu

Norveç'teki saldırıları gerçekleştiren Anders Behring Breivik, bin 500 sayfalık günlüğünde Ergenekon soruşturmasına da değiniyor.
Norveç'teki bombalı ve silahlı saldırılarıyla 100'e yakın kişiyi katleden Anders Behring Breivik, bunun gaddarca olduğunu kabul ettiğini, ancak "gerekli olduğunu düşündüğünü" söyledi. 
Polis, katliamın yapıldığı adada kurbanların cesetlerini aramayı sürdürürken, cuma günü iki yerde düzenlenen bombalı ve silahlı saldırılarda ölenlerin sayısının artmasından endişe ediliyor.
Her iki saldırıdan da Breivik sorumlu tutuluyor. Polis yetkilisi, ikinci bir saldırganın daha olabileceği üzerinde duruyor.
ARITMAN'IN EŞİ TAPINAK ŞOVALYESİGeçtiğimiz aylarda CHP'li Canan Arıtman'ın eşi Yetkin Arıtman, Türk ve Yunan masonları biraraya getiren büyük Rodos toplantısını organize etmişti. Bu Masonlar arasında Türkiye&Yunanistan bölgesinde ortak hareketin temelini atan çok kritik bir toplantıydı. Toplantı için Rodos'taki kadim tapınağın bakımının yapılmasında da Arıtman'ın emeği vardı. 
Türk ve Yunan biraderlerin Rodos adasındaki Tapınak Şövalyeleri'nin mabedinde ilk kez biraraya geldiği tarihi ayini CHP'li Canan Arıtman'ın eşi Yetkin Arıtman organize etmişti. Yetkin Arıtman, üst düzey yöneticileri arasında bulunduğu 'İzmir Vadisi' ayin için gerekli izni vermeyince, buluşmaya karşı çıkan 'biraderleri'ni ikna etmişti.
Yetkin Arıtman, İzmir Vadisi'nde 4 yıl Üstad-ı Muhteremlik (İzmir ve bölgesinin başkanı) görevinde bulundu. Eşi Canan Arıtman milletvekili olunca, "üstadı muhteremlik" görevini bırakarak, Loca'da karar alma komisyonlarında üst düzey görevler almaya başladı.
ÖNCE AYİNE İZİN VERİLMEDİ
'Bodrum Locası', Rodos adasındaki Kleoveolos Locası'ndan aldığı davet teklifini, geçen yıl Nisan ayında bağlı bulunduğu İzmir Vadisi'ne bildirdi. 'İzmir Vadisi' ise davete sıcak bakmadı. Özellikle Türk ve Mason localarının farklı ritinlere (İngiliz-İskoç) bağlı olduğu için aynı mabette ayin yapamayacaklarını savunan mason yöneticiler gerekli izni vermek istemediler.
İZİN İÇİN 'LOCA'DA LOBİ YAPTI
Büyük buluşma için izin sorun olunca Masonlar arasında yenilikçi fikirleriyle bilinen Yetkin Arıtman devreye girerek diğer yöneticileri ikna etti. Arıtman, Türk masonların "Yunanlı biraderleri" ile buluşması için Bodrum Locası'na gerekli iznin verilmesinden sonra 21 masonla birlikte 22 Nisan 2007 günü Marmaris'ten Rodos adasına geçti. 22 Nisanı 23 Nisana bağlayan gece, Tapınak Şovalyeleri'nden kalma büyük mabette Yunan masonlarla Türk masonlar ilk kez biraraya gelerek, tarihi ayini gerçekleştirdiler.
Yunanlı masonlarla yapılan toplu ayini 'Yunanistan Büyük Üstadı' yönetmişti. İzmir'de doktorluk yapan Jinekolog Op. Dr. Yetkin Arıtman ile bütün uğraşlarımıza rağmen görüşme imkanı bulamadık. Yetkin Arıtman'ın Rodos'a giden 21 mason arasında bulunup bulunmadığı bu nedenle netlik kazanmadı.
Masonların yenilikçi yüzü
Geçtiğimiz günlerde "Meclis'te türbanlı kadın kuaförü açılıyor" diyerek kuaföre baskın düzenleyen CHP'li Canan Arıtman'ın eşi Yetkin Arıtman, Türkiye Büyük Mason Locası'nın "İzmir Vadisi Üstad-ı Muhteremi" olduğu dönemde, masonluğun kapalı kapılar ardından kurtulması gerektiğini savundu ve halen bu fikri savunan grupla ortak hareket ediyor. Arıtman, kadınların da mason olabileceği fikrini de destekleyen nadir masonlar arasında bulunuyor. Arıtman ayrıca mason localarının yaşlı ve karamsar yapılarından sıyrılıp gençlerle daha yakın diyaloglar kurulmasını savunanlara verdiği destekle biliniyor. Yetkin Arıtman, bu görüşlerini 'İzmir Vadisi'nde zaman zaman pratiğe de geçirmişti. Arıtman, 12 Ocak 2003 günü bir gurup genci İzmir Vadievi'nin C Mabedinde ağırlamış ve burada gençlerin masonluk hakkındaki sorularını bizzat cevaplandırmıştı.
ERMENİLERLE GERİLİMİ KÖRÜKLEYEN GİZLİ GÜÇ
Türkiye ve Ermenistan arasındaki gerilimin sürekli olarak Türkiye dışı faktörlerden ve özellikle de Mason localarından körüklendiği biliniyor. İki ülkenin yakınlaşmasına Mason Locaları sakıncalı bulurken, aynı yöntemin Türkiye ve Yunanistan'ın yakınlaşmaması için de kullanıldığı belirtiliyor.
Bireysel özellikler açısından birbirine çok yakın olan Türkiye ve Yunanistan halkları arasında sorun yokken tepede böyle sorunlar olması da Türkiye ve Yunanistan'da çok güçlü olan "Selanikliler" faktörüne bağlanıyor.
Özellikle Medya dünyasında, Ermenistan ve Yunanistan'la ilişkilerde aşırı sert söylemlere sahip isimlerin Mason Locaları'na üye oldukları belirtiliyor.
2009'DAN BERİ SALDIRI PLANLIYORMUŞ
Norveç'teki bombalı ve silahlı saldırılarıyla 100'e yakın kişiyi katleden Anders Behring Breivik'in saldırıları 2009 sonbaharından bu yana planladığı bildirildi.
Breivik, saldırılardan önce internette yayımladığı 1500 sayfalık günlüğünde, terörün kitleleri uyandırma aracı olduğunu ve İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük canavar olarak nitelendirilmeyi beklediğini belirtiyor.
AFP'nin ulaştığı günlükte Breivik'in kişiliğine de ilişkin birçok ayrıntı görülebiliyor.
Günlük, "Sanırım bu son girişim (internete) olacak. Bugün 22 Temmuz Cuma, saat 12.51" diye sonlanıyor.
İngilizce yazılan ve "Bir Avrupa Bağımsızlık Bildirgesi-2083" başlıklı günlüğe "Andrew Berwick, Adaletsever Şövalyelerin Komutanı" olarak imza atan Breivik, günlüğünün bir bölümünde, Norveçli ve gerçek adının Anders Behring Breivik olduğunu açıklıyor.
Günlükte, başlıca hedefin sosyaldemokrat partinin yıllık toplantısı olduğunu yazan Breivik, Avrupa'da hedef alınacak ülkelerin de listesini yaptığı, ülkelerde yaşayan Müslümanların sayısına göre yapılan sıralamada Fransa'nın ilk sırada olduğu görülüyor. yeniakit-ertuğrulcesur
....


Tapınak şövalyeleri yeniden mi diriltiliyor?

Tapınak Şövalyeleri gerçeği Kudüs’te üç günde 70 bin kişinin öldürülmesi demektir.

.....




HIRİSTİYAN EL- KAİDESİ
Norveç ve batı dünyası şokta, dindar bir Hristiyan bunu nasıl yapar şaşkınlığı içindeler. Sanki haçlı seferlerini onların ataları yapmamıştı, sanki Bush 11 Eylül 2001 trajedisi  sonrası ilk sözü haçlı seferini ifade eden “Kutsal Savaş”  olmamıştı.
Psikolojik Savaşta “Algı Yönetimi” önemli bir alandır. Toplumsal algılamaları değiştirerek kılıcın alamadığı kaleler alınabiliyordu.
Dünya medyası “İslami terör” algısını yerleştirmek için çok uğraştı. Türkiye tecrübesi ve Arap baharı  bu algıyı boşa çıkarmaya başlamıştı.
Geçtiğimiz yıllarda batı da yaşayan bir müslümanlar “Her müslüman terörist değil ama her terörist müslüman” görüşüne cevap veremiyorlardı.
İslam dininin terör, şiddet ve despotizme müsait olduğu tarzındaki algıyı sorgulatmak için bu olay önemli bir fırsattır.
 Anders Breivik saldırıdan saatler evvel internete "Avrupa ülkelerinde siyasi ve askeri kontrolü ele geçirme ve kültürel muhafazakar politik gündem uygulama niyetinde olan küçük bir grubun parçası olduğunu" anlatan 1500 sayfalık manifesto yayınlıyor.
Bu manifesto gerçekse ve Breivik yalnız değilse, yakında bir hristiyan el- Kaidesinden söz edilecek.
İlk izlenim fanatik,Tapınak Şövalyeleri’nin beyaz üzerine kırmızı haç şeklindeki simgesini kullanan bireysel hareket gibi gözüküyor.
Kişinin hayatında tapınak şövalyeleri gibi eşcinsel, bekar, acımasız kendinden olmayanı karınca gibi gören “Kabalist Dogma”nın izlerini görmek mümkün.


New York Times, eski bir ABD devlet yetkilisinin sözlerinden hareketle soruşturmayı yürütenlerin bu manifestonun Breivik'e ait olduğunu düşündüklerini vurguluyor. Manifesto Breivik'in adının Anglikan versiyonuyla yani Andrew Berwick olarak imzalanmış.
Manifesto'da Breivik bir milyon kişiyi öldürecek ya da yaralayacak bir yangın çıkarılmasını öngörüyor ve  “Diyalog için zaman bitiyor. Barışa bir şans verdik. Silahlı direnme zamanı geldi" diyor.


'Liberalizm ve çok kültürlülük Avrupa Hristiyan medeniyetini yok ediyor.'
“2083: A European Declaration of Independence,” (2083: Bir Avrupa Bağımsızlık Deklarasyonu) olarak kaleme alınmış manifestoda, liberalizm ve çok kültürlülük "Kültürel Marksizm" ile aynı kefeye konuyor ve bunun Avrupa Hristiyan medeniyetini yok etmekte olduğuna değiniliyor.
Tapınak Şövalyeleri’ni yeniden diriltmek mümkün mü?
Bu sorunun cevabını şimdi vermek mümkün değil ama bunu isteyenlerin çoğaldığını bilmek gerekir. En önemli nedende çok kültürlülüğe karşı çıkan zihniyetin varlığıdır.
Manifesto dökümanında ayrıca Tapınak Şövelyeleri’nin yeniden diriltmek için Nisan 2002'de Londra'da bir gizli toplantı yapıldığı yazıyor. Toplantıya sekiz Avrupa ülkesinden 9 kişinin katıldığına değiniliyor.
Fakat katılımcıların ismi ya da onların Breivik'in planından haberder olup olmadığı yazmıyor. New York Times'a göre, soruşturmacılar muhtemelen şimdi bu insanların gerçekte var olup olmadığını ve onların Breivik ile ne tür bir bağlantıları olduğunu tespit etmeye çalışacak. (Kaynak; 24 Temmuz 2011 tarihli Haber Türk)
Tapınak Şövalyeleri gerçeği 1099’da Kudüs’te üç günde 70 000 kişinin öldürülmesi demektir.
Eğer batı değerler sistemi Tapınak Şövalyeleri’nin modern versiyonunu onaylıyorsa  “Hıristiyan El-Kaidesi”nin temelleri atılmış demektir.
Dünya içindeki gizli din görünüşlü ayrımcılıkla yüzleşmeze daha çok katliamlar görürüz. Algı yönetimi ile uğraşanlar terörün dininin olmayacağını da herhalde böylece anlayacaklar.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan - Haber 7ntarhan@gmail.com
 "DilsizŞeytanlık=BelhumAdallıktır" http://www.adaletplatformu.net/ Te:05322467411 Fax02123264144 MSN: AdaletPlatformu@hotmail.com 

 Adaletsizlik, Zulm, Darbecilik, Irkcılık, Şehvet Teşhirciliği, Kur'an ve Başörtüsü Yasağı ve %99'a Hakaret Beyinsizliktir.  http://www.kurtuluskuranda.net/ http://www.tebyin.de/ www.facebook.com/adaletplatformu  www.twitter.com/adaletplatformu ww.ademcevik.net Tevbe24 Hud113 Maide32/33 Nahl90  http://kuranyasagibeyinsizliktir.blogspot.com/ http://www.kuranmealisecmelidersolsun.com/ 

 TSK'NIN 27 MAYIS'TA VE 12 EYLÜL'DE TBMMECLİSİNİ İŞGAL ETMESİNİ LANETLİYORUZ. TSK, TBMM, HÜKÜMETE ÜLTİMATOM Tüm Balyozcu Ergenekoncu Darbeciler 65.maddeyle açığa ALINmazsa Gül Tayyip Arınç Şahin Davutoğlu İdam! AYİM, askeri yargıtay, askeri mahkemeler kaldırılmalı. Mehmetciklerin askeri gazinoda hizmetciliğine son verilsin. Jandarma tamamen TSK'dan ayrılmalı içişlerine bağlı kır polisi şeklinde görev yapmalı TSK sadece sınır savunmasıyla sınırlandırılmalı. 27 Nisan Muhtırası tsk.tr'den derhal kaldırılmalı Darbecilerin mal varlıklarına el konulmalı. oyak ve imtiyazları kaldırılmalı. YSK'nın ihale fesatı yargılanmalı. YAŞ ve Milli güvenlik dersleri kaldırılmalı. YÖK ve AYM'de askerler temsil edilmemeli Misakı Milli Belgesi bulunmalı. Meclisi Mebusan Misakı Milli Kurtuluş Müzesi Olmalı. Zırhlı kuvvetler ve askeri garnizonlar başkent dışına ve şehir dışına çıkarılmalı Balyoza muhtıralara sahip çıkarak mahkemelere baskı yapan Işıkara v.b. derhal azl edilmeli ve açığa alınmalı. Anayasada Başkomutanlık savaş sırasında Genel Kurmay başkanına devredilmemeli. 27 Nisan Muhtırası verdiği için hükümet tarafından verilen şeref madalyası iptal edilmeli Devlet protokolü sıralamasında da askerlere hadleri bildirilmeli. TSK MSB'ye bağlanmalı. Darbecilerin isimleri okullardan caddelerden kalkmalı. kaldırmayanlar yardım-yataklık suçu 12 yaş öncesi Kur'an Eğitim yasağı Kalksın. %99'la ve Kur'an ile savaşmak Beyinsizliktir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na (250.maddeye göre özel yetkili) Müşteki:Adem ÇEVİK TCNo:12409824156 Toros Sk. 17/14 Sıhhıye Ankara www.adaletplatformu.net Tel.05322467411 Fax.02123264144 Şüpheliler:TSK'nin TBMM'yi İŞGAL EDEN tüm 27 Mayıs ve 12 Eylül İşgalcileri ve Katliamcıları.Misaki Milli Belgesi'nin orjinalini ve Cumhuriyet Senatosu'na ait 1960-1980 belgelerini imha eden, kayıp eden 27 Mayıs ve 12 Eylül darbecileri. Devlet Arşivleri Genel Müdürleri, Genel Kurmay Başkanları, TBMM Başkanları, TBMM Arşiv Yetkilileri, Türk İnkılâp Tarihi Enstütüsü Yetkilileri, Genelkurmay Tarih ve Stratejik Etüt Başkanları Açıklamalar: Cuntacı TSK 27 Mayısta ve 12 Eylülde Millet İradesinin tecelligahı TBMM'ni alenen işgal edenler hukuka anayasaya tecavüz eden ekonomiye zarar veren arşivleri yok eden lanet darbecilerin cezalandırılması ve mal varlıklarına el konulması gerekir. insanlığa karşı suç işleyen darbeciler halen suç işlenmesi devam ettiğinden zaman aşımı söz konusu değildir. Balyoz, Ergenekon ve Cuntaya sahip çıkanlar dahil Tüm Darbeciler millete ve meclise karşı yani %99'a karşı savaş ilan etmelerinden dolayı müşahede altına ve açığa alınmalıdır. Genel Kurmay Başkanı Koşaner'in ve TSK komuta kademesinin Balyoza sahip çıkması alenen mahkemeye baskıdır ve 74 milyona hakarettir. Cuntacı TSK 27 Mayıs işgalini bugün yapsaydı Cumhurbaşkanı Başbakan, 3bakan, hatta Genel Kurmay Başkanına idam cezası verildi.  Balyozcular 65.maddeyle Açığa Alınmalı ki TSK içerisinde darbeciler ve darbe yapmayı düşünenler vazgeçsin. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş belgesi olarak kabul edilen Misak-ı Milli (Milli Yemin) orijinal belgesi bulunamıyor. TBMM arşivinde bulunması gereken Misaki Milli Belgesi'nin orjinali ve Cumhuriyet Senatosu'na ait 1960-1980 belgeleri 27 Mayıs ve 12 Eylül darbeci askerleri tarafından alınıp götürülmüştür.. Bu bilgi ve belgeler, Kozmik odada, ya da başka bir kamu kuruluşunun arşivinde ya da özel kişilerin depolarında bulunabilir. Arşiv, toplumun hafızasıdır. Tarihin referans kaynağıdır. Toplumsal bilinç bu geçmiş üzerine yükselir. Bir milletin geçmişini gasp etmek-çalmak, milli iradenin tecelli sürecini imha etmek, insanlığa karşı ağır bir suç, suikast ve ihanet anlamı taşır. Bu konuda Başta Meclis yetkilileri, o dönem yetkilileri, 12 Eylül Generalleri, TBMM de ve Senato da görev yapan askeri ve sivil personelin ifadeleri alınması gerekir. Ölmüş olanların yakınlarının bu açıdan sorgulanması icap eder. İddiaların soruşturularak, sanık ve tanıkların dinlenmesini, eldeki bilgi, belge, tanık ifadelerine göre, iddiaların sabit olması halinde sorumlular hakkında dönemin Meclis yetkilileri, 27 Mayıs ve 12 Eylül generalleri, Senato'da görev yapan askeri ve sivil personelin ifadelerinin alınmasını dava açılmasını talep ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusu kabul edilen Misak-i Milli belgesinin aslının ne Meclis, ne Genelkurmay, ne de Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nde olmadığı ortaya çıktı. TBMM Adalet Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, “Siyaset Kurumunun Ortak Günahı Yasama Reformu” adıyla yazdığı kitapta, ilginç bilgiler yer aldı. Kitapta, yasama reformuna olan ihtiyaçtan söz edilirken Meclis’in arşivinin önemine dikkat çekilerek, bu konuda rasyonel bir operasyona ihtiyaç olduğu belirtildi ve 12 Eylül döneminde siyasi parti evraklarının kağıt üretimine malzeme oluşturmak üzere SEKA’ya gönderildiği belirtildi. Yine kitapta Cumhuriyet’e giden yolun başlangıcı olan Misak-ı Milli belgesinin asıl nüshasının hala kayıp olduğunu anlatıldı. Kitapta, “Meclis arşivinde aslı bulunmayan Misak-ı Milli belgesinin Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nde, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde, Genelkurmay Tarih ve Staretejik Etüt Başkanlığı’nda da bulunmadığı anlaşılmıştır” denild Deliller/Tanıklar: 27 Mayıs ve 12 Eylül'de TBMM'yi işgalde görev alan tüm darbeciler ve darbeye yardım-yataklık yapanlar. Tüm yasal deliller, Ahmet İyimaya www.samanyoluhaber.com/h_558795_misak-i-millinin-orjinal-belgesi-kayip.html Netice-i Taleb: Darbecilik ve arşivleri yok etme ve Bu gibi suçlar, hükümeti cebren iskat, suikast ihtiva eden, silahlı ve örgütlü bir suç olduğundan, aynı zamanda insan hakları ihlaline ve insanlığa karşı suçlara dayanan bir suç olduğundan zaman aşımı söz konusu değildir. Arşiv bir milletin beynidir hafızasıdır bir ülkenin beynini ve geleceğini gasp eden darbeciler gasp-hırsızlık ve insanlığa karşı suçlardan da yargılanmalıdır. Bu süreçte, geciktirilmeden ve eğer hala belgeler belli bir yerde ise, imhasına fırsat vermeden, sanıkların kaçma, belgeleri karartmasına imkan tanınmadan, yargının da hukuki açıdan soruşturma başlatması ve bu konunun bu güne kadar gündeme gelmemesinin soruşturulması ve sorumlularının ve ihmali görülenlerin cezalandırılması, cadde-sokak-okullara verilen darbeci isimler kaldıroılmalıdır. Darbecilerin malvarlıklarına el konulması gerekir. 26 Mayıs 2011 Adem ÇEVİK (Sultanbeyli Savcılığı-kayıt no:2011/664)  http://tr.wikipedia.org/wiki/27_May%C4%B1s_Darbesi --  Adaletsizliğe, Zulme Dilsiz Şeytanlık ve Kur'anı Yasaklamak Belhum Adallıktır. ahzab57 bakara159-162-88 aliimran61-87 maide33 www.adaletplatformu.com www.Elbirligi.org www.ergenekon.ws Tel05322467411  www.facebook.com/adaletplatformu www.tevhidnesli.de www.kurandersi.com  www.tefsirdersi.com www.haksoz.net www.audioquran.net Tevbe24-12-36-111  Hud113 Maide32-33 Nisa75-76 Bakara191-195 Fatır22 Nahl90 Zümer36 Şura39 Enfal60   

Adaletplatformu Adaletkonseyi Tel.05322467411 Fax.02123264144   Toros sk. 17/14 Sıhhıye Ankara

Adaletplatformu Adalet 7temmuz saat.14 anayasa mahkemesi

 7temmuz2011 saat:11.30 ankara adliyesi 5. sulhceza'da TUZ KOKTU DEMEK HAKARETMİŞ... 

ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA    acil taleblidir  (14 Temmuzdan önce karara bağlanılmalıdır)Yemin törenine katılmayan ve yerine getirmeyenler vekil olmayacaklarından maaş alamazlar. Anayasanın 81. Maddesi gereğince milletvekilliğinin sağladığı hak ve alacakları kazanamamadığından ve kendilerine maaş ödenemeyeceğinden yemin ettirilinceye kadar maaş verilmemesi hukukun, ahlakın, aklın, vicdanın gereğidir. Yemin etmeyerek TBMM’yi boykot edenlere maaş ödenmesi TBMM’ye ve Millete hakarettir. Haksızlığa karşı susan dilsiz şeytan olmamak için; Vergilerimizin görev yapmayanlara maaş olarak verilmesinin acilen durdurulmasını ve suça iştirak suçuna ortak olmamamızı taleb ediyorumTürkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 81. maddesi “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler” hükmünü taşımaktadır.

Maddeden açıkca anlaşıldığı üzere; yemin, göreve başlamanın “ön koşulu”dur. And içmeyen yani yemin etmeyen vekil göreve başlayamaz.  Dolayısıyla da yemin etmediği için vekil de sayılmaz. Göreve başlamayanın ise; o görevden kaynaklanan hak ve yetkileri kazanması düşünülemez. Bu itibarla yemin etmeyen sözde vekiller milletvekili maaş alamazlar.

hukuki bir nedenle yemin törenine katılamaması ve bu engelin bilinmesi veya belgelenerek bildirilmesi halinde, engelin ortadan kalkmasından sonraki ilk oturuma katılarak yemin etmesi sağlanacaktır. Bu durumda olan kişilerin, başlangıçtan itibaren milletvekilliğinin sağladığı bütün hak ve yetkileri kazandıkları tartışmasızdır.

Ancak; zorunlu, hukuki ve geçerli bir neden olmaksızın, yemin törenine katılmayan, kasıtlı olarak katılmayacağını açıklayan kişilerin, milletvekilliği hak ve olanaklarından yararlanması düşünülemez. Zira Anayasa’ya göre, göreve başlamanın ön koşulu olan yemin’i yerine getirmeyeceklerini açıkca ifade ve beyan etmektedirler. Hukuk dışı ve geçersiz nedenlerle, Meclis açılışına katılmayan ve yemin etmeyen milletvekilleri maaş alamazlar, milletvekilliği sıfatını ve haklarını kazanamazlar. 
TBMM açılışına katılan fakat 74 milyonun gözü önünde mecliste yokuz diyenlerin namus üzerine nasıl yemin edecekleri de ayrı bir araştırma konusu ve diplomalarının iptal sebebidir.

Aksi uygulama, yasa dışı durumlara ve bir çok aksaklıklara yol açacaktır. Geçerli hiçbir neden olmaksızın yemin törenine katılmayan ve katılmayacağını açıklayan kişilere, milletvekili maaş ve diğer sosyal hak ve olanakların tanınması; hukukun genel ilkelerine, Anayasa ve yasalara aykırı olduğu gibi ahlaka, akla, mantığa da uygun değil

Milletvekilliğinin düşürülmesi, meclisin kararına ve belli sayıda milletvekilinin oyuna bağlıdır. Düşünelim ki, seçilen bir kişinin yemin etmemesi ve meclis çalışmalarına katılmaması halinde, yeterli sayı sağlanarak meclisde, bu kişinin vekilliğinin düşürülmemesi halinde, bu kişi seneler boyunca, milletvekili hak ve olanaklarından yararlanıp maaş alabilecek ancak meclisin kapısına bile uğramayacaktır. Bu durumun her türlü hak ve kurala aykırı olduğu açıktır.

 Yemin metnindeki proplem Amarika’da olduğu gibi her vekil inandığı kitap üzerine de yemin ettirilerek aşılabilinir. Zaten inkilaplara bağlı kalacağına yemin edenin şapka takma mecburiyeti wxq harflerini ve internet de www kullanması yemine aykırıdır. Çözüm darbecilerin yaptığı anayasayı ve kanunları değiştirmektir.

 Geçerli, hukuki, zorunlu bir neden olmaksızın, yemin törenine katılmayan ve yerine getirmeyen vekil adayları, milletvekilliğinin sağladığı hak ve alacakları kazanamazlar ve kendilerine maaş ödenemez.
 Önce Danıştay’dan bir karar:
Danıştay 6. Dairesi, 1983/266 esas sayılı dosyadan verilen karar: “Takdir komisyonunun üyelerinin yemin etmemesi, komisyon kararının iptaline sebeptir..”
Danıştay, yemin etmeden takdir komisyonu üyeliği yapanların kararının, geçersiz olduğunu hatırlatıyor.
Bir başka karar.. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 1997/10266 esas sayılı dosyasından verilmiş: “Görüşü hükme dayanak kabul edilen bilirkişiye yemin verilmemesi bozma sebebidir.”
Bir karar daha... Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 1997/4257 esas ve 1998/1444 karar: “Sanıklar R.U ve H.I için 6.9.1995 tarihli oturumda tercüman olarak tayin olunan Ö.M’a yemin verilmeden ifadeleri alınması suretiyle CMUK.nun 72 ve 252. maddelerine muhalefet edilmesi, ... “
Bir başka karar, Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 1998/3809 esas sayılı dosyasından: “5.4.1997 günlü celsede dinlenen ve beyanı hükme esas alınan tanık M.T.’ye yemin verilmemesi, kanuna aykırı,...”
Gördüğünüz gibi, Yargıtay da Danıştay da, kanunlarda yemin edilmesi gerektiğini belirten durumlarda yemin edilmemesini, şekli değil, esaslı bir eksiklik olarak görüyor.
Bilirkişi söz konusu ise, bilirkişinin raporu geçersiz oluyor.
Tanık ise söz konusu olan, tanıklığı geçersiz oluyor.
Tercümanlık söz konusu ise, tercüme raporu geçersiz oluyor. 
Bu yönde, yüzlerce, binlerce yargı kararı var.
Ama ben, biraz daha geniş olarak, en meşhur ve tartıştığımız konuya en yakın olanını size aktarayım.
Merhum Turgut Özal, TBMM tarafından cumhurbaşkanı seçilmiş. Ancak henüz yemin etmemiş. İşte tam o ara dönemde, bir medya organında kendisine hakaret ediliyor.
Cumhurbaşkanı’na hakaretten dava açılıyor.
Hakaret eden kişi mahkum ediliyor. Ancak yargılamanın sonunda, karar bozuluyor.. 
Gerekçe mi?
Gerekçe, yemin ile cumhurbaşkanlığı görevi başlar, yemin etmeyen kişi, cumhurbaşkanı seçilmiş ise de, henüz cumhurbaşkanı değildir. Cumhurbaşkanı olmadığı için de, ona yapılan hakaret, cumhurbaşkanına hakaret sayılmaz.
Bu kararın da tarihi ve numarasını verelim..
Merak edenler incelesinler.
Yargıtay Ceza Genel kurulu, E. 1990/9-84, K. 1990/106, T. 2.4.1990..
Ne deniyor kararda?
Kısaca alıntılayalım: “Hakaret suçu; seçimden hemen sonra, ancak and içmeden önce işlenmiştir. TCY’nın 158. maddesindeki suçun unsurları bakımından oluşmadığı, isabetsizliğinden bozulmasına, ...” 
Yargıtay Başsavcılığı karara itiraz etmiş: “Cumhurbaşkanı sıfatı seçimle kazanılmıştır. Bu sıfatın kazanılması andiçme şartına bağlanamaz. TCY’nın 158. maddesinde Cumhurbaşkanının, görevlerinden söz edilmeksizin, sıfatı itibariyle korunduğundan ve yeni seçilen Cumhurbaşkanı seçimle bu sıfatı iktisap ettiğinden Cumhurbaşkanına hakaret suçu oluşmuştur.”
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, itirazı reddetmiş.
Yani, “Cumhurbaşkanlığı sıfatı, seçilmekle değil, yemin etmekle kazanılır” demiş.
Şimdi CHP’nin hukukçu kurmayları, alsınlar bu Ceza Genel Kurulu kararını, şöyle bir okusunlar. Ondan sonra kendilerine bir yol haritası çizsinler. iki Ergenekon sanığını kurtaralım derken, hukuk katliamı yapılması doğru değildir.
Yukarıdaki dilekcem ile ilgili Devletin zarara uğramaması ve yemin etmeyenlere maaş verilirse vergi vermemin mantığı olamayacağından benim gibi milyonlarca kişi “vergimi vermeyeceğim” dememesi için acil işlem yapılarak tarafıma bilgi verilmesini diliyor Türkiyede 63 partiden yasak olmasına rağmen ticaret yapan (işbank) yurtdışından yardım alan, yolsuzluk odak noktası olduğu AYM tarafından tescillenen YaşamTV’ye alenen yardım yapan CHP’ye kanunların uygulanmasını arz ve taleb ediyorum.

Adem ÇEVİK  Toros sk.17/14 Sıhhıye/Ankara Tel.05322467411www.adaletplatformu.net   www.facebook.com/adaletplatformuademgerede@gmail.com

........ 

1-
http://tuzkoktudavasi.blogspot.com/ TuzKOKTU davası 7temmuz ankara 5.sulhceza saat.11.30

2-

tanzel çölaşan'a %58 'e hakaret suç duyurumuz DAVAYA DÖNÜŞTÜ.Hatay 1. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya.No.2011/289 58LİRA 42 KURUŞLUK TAZMİNAT DAVAMIZ DEVAM EDİYOR.

3- 

NAMUSU VE ŞEREFİ ÜZERİNE YEMİN ETMEYENLERE MAAŞ ÖDEMEK SUÇTUR VE TBMM'Yİ BOYKOTU ÖDÜLLENDİRMEKTİR. 7. TEMMUZ 2011 SAAT:14.14 DE ANAYASA MAHKEMESİNE, TBMM VE MALİYEYE BAŞVURU

4- 

organize suç örgütü kuran damla petrol sahiplerinin gasp-yağma ve adam kaçırma davası 8temmuz şişli 13.asliye ceza http://damlapetrol.blogspot.com/2010/10/sinan-alp-ocak-emrindeki-gasp-cetesi.html mahkeme ağır ceza yerine mahkemeye yapılan baskı sonucu asliye cezada görülüyor...


TUZ KOKTU DAVASI... TUZ KOKUTMAK 3 MAYMUNLARI OYNAMAK SERBEST LAKİN TUZ KOKTU DEMEK 3 MAYMUNLAR OYNANIYOR DEMEK YASAK DAVASI 7temmuz2011 saat.11.30 2011 ANKARA 5. SULHCEZA 2010/1798

JİTEM'den savcıya ‘dava aç' talimatı

Darbecilere karşı yaptığı suç duyurusu ve protesto eylemleriyle gündeme gelen Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik'in, geçtiğimiz günlerde Anayasa Mahkemesi'nin önünde düzenlediği protesto eylemi sonrasında polisler tarafından apar topar Ankara Adliyesi'ne götürüldüğü öğrenildi.


“DANIŞTAY ÖNÜNDE NİYE EYLEM YAPTIN?” SORGUSU
Ankara Cumhuriyet Savcısı Kürşat Kayral'ın talebi doğrultusunda şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan Çevik'e, “Danıştay önünde niye eylem yaptığı” soruldu. 08.06.2010 tarih ve 2010-1740 soruşturma numaralı tutanakta Çevik, “Basın açıklaması yaptım. Amacım hakaret kastı değil, ilgili kurumları hukuka saygılı olmaya davet etmektir. İfademin ve yargılamamın YARSAV üyesi olmayan kişilerce yapılmasını talep ediyorum” dedi. Darbecileri ve hukuksuzlukları protesto etmeye devam edeceğini söyleyen Çevik, 17.05.2010 tarihinde Danıştay önünde, üzerinde AYM, HSYK, JİTEM, YARGITAY, TSK ve DANIŞTAY yazılı kağıtlar, ortasına kokmuş balıklar ve üzerlerine de tuz dökerek “hukuk koktu” eylemi yapmıştı.

KERHEN GÖTÜRÜLDÜ...
Vakit'e konuşan Çevik, darbecilere yönelik mücadelesini sürdüreceğini belirterek, tutanağa yansımayan detayları şöyle anlattı: “8 Haziran 2010 tarihinde Anayasa Mahkemesi'nin önünde hukuksuz kararlarını protesto etmek gayesiyle yaptığım basın açıklaması sonrasında 19 basın mensubunun gözleri önünde 06 RBT 46 plakalı bir araca kendilerinin sivil polis olduğunu kimlik göstermeden söyleyen 3 kişi beni araca bindirerek ‘Basın savcısı Kürşat Kayral'a ifade için götürüyoruz' dediler. Ben de ‘Tebliğ yok, yazılı talimat-çağrı yok, gözaltı kararı yok. Ben kendim giderim' dediğimde ‘Savcı Kayral'ın talimatı' denilerek kerhen götürüldüm.”

İFADEYİ BİLE HAZIRLAMIŞLAR!
Çevik, şöyle devam etti: “Savcılığa giderken saat 11.15 civarı defalarca avukatım Berrin Yeşilyurt'u aradım ama maalesef ulaşamadım. Savcının odasına ifade için gittiğimde ‘Avukatım yok, sonra avukatımla gelip ifade vereyim' dediğimde savcı ‘Avukata gerek yok. İfaden zaten hazır. İmza atıp gidebilirsin. Seni alıkoymayacağız' dedi.”

SAVCI: “JİTEM İHBAR ETTİ, BEN DE SORUŞTURMA AÇTIM”
“İmzalamam için uzattığı kağıdı okuduğumda 17 Mayıs saat 11.00'de Danıştay önünde yaptığım tuz ve kokmuş balıklı basın açıklamasında ‘yaptığım eylemlerde yargıçlara hakaret ettiğim ve tüm suçlamaları kabul ettiğim' yazılı belge ben gelmeden hazırlanmış. Ben ‘Bu metne imza atmam. Kim şikayetçi?' dediğimde ‘JİTEM' dedi. Varlığı kabul edilmeyen JİTEM şikayetçi ise güzel gelişme. ‘Suçlamaları reddediyorum yazarsanız imzalarım' dedim. Öyle deyince ‘JİTEM ihbar etti, ben kendim soruşturma açtım' dedi.”

“O BİZİM BİLECEĞİMİZ İŞ”
“Ben de hemen çantamdaki Star, Vakit, Taraf, Bugün, Zaman ve Yeni Şafak gazetelerini çıkararak ‘Seyfi Oktay ile Kadir Özbek'in telefon-ses kayıtlarındaki anayasal düzeni değiştirmek için yargıçlara-mahkemelere etki yapan konuşmalara da dava açarsınız inşallah' dediğimde sert bir tavır ve ses tonuyla ‘o bizim bileceğimiz iş' dedi ve ‘Şikayete konu veya konular hakkında neyle suçlanıyorsam doküman-belge istiyorum' dediğimde de maalesef verilmedi.”
http://tuzkoktudavasi.blogspot.com/ TuzKOKTU davası 7temmuz ankara 5.sulhceza saat.11.30
Ebedi Saadet, Uyarı Feyz ve RABBani HAYAT REHBERİMİZ Kur'anı Anlayarak Oku-Okut, Yaşa-Yaşat.  KuraniHayatlı BİRR ÖMR Kuransız Bin Ömürden Üstündür.www.KuranKonseyi.com www.facebook.com/adaletplatformu  www.ademcevik.net+905322467411 Adaletsizliğe ve Zulme Dilsiz Şeytanlık, Kur'anın Hükümlerine Hakarete Sessizlik Belhum Adallıktır. Tevbe24 Hud113 www.tevhidnesli.de www.ergenekon.ws

-- 
"DilsizŞeytanlık=BelhumAdallıktır" www.AdaletPlatformu.net Te:05322467411 Fax02123264144 MSN: AdaletPlatformu@hotmail.com
 Adaletsizlik, Zulm, Darbecilik, Irkcılık, Şehvet Teşhirciliği, Kur'an ve Başörtüsü Yasağı ve %99'a Hakaret Beyinsizliktir.  www.kurtuluskuranda.net www.tebyin.de www.facebook.com/adaletplatformu  www.twitter.com/adaletplatformu ww.ademcevik.net Tevbe24 Hud113 Maide32/33 Nahl90  http://kuranyasagibeyinsizliktir.blogspot.com www.KuranMealiSecmeliDersOlsun.com 

 

 

 

 suç duyurusu 1 temmuz saat. 1 beşiktaş


ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI (özel Yetkili)’na ulaştırılmak üzere
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA 
      (CMK 250. Maddeye Göre Özel Yetkili )                                  ACİL MÜŞAHEDE TALEBLİDİR
 Şüpheliler: Kemal KILIÇDAROĞLU CHP’nin resmi Genel başkanı, Devlet BAHÇELİ MHP’nin resmi genel başkanı, Selahattin DEMİRTAŞ BDP’nin resmi genel başkanı,Işık KOŞANER Genel Kurmay Başkanı,
İnsanlığa karşı suç işleyen: Erkenekon-Balyoz-KCK Terör ve darbesini alenen savunanlar,. Darbeciliğe ve teröre yardım-yataklık yapan ve suçu-suçluyu savunan s
oruşturma-inceleme ile tespit edilecek kişiler.  

Müşteki: Adem ÇEVİK TCNo:12409824156 Toros sk. 17/14 Sıhhıye Ankara Tel:05322467411www.adaletplatformu.net www.facebook.com/adaletplatformu www.twitter.com/adaletplatformu 
Suçlar: ALENEN YARGIYA BASKI YAPMAK, suçu ve suçluyu övmek, kaos, anayasal düzeni ortadan kaldırmak, anayasa 138. ve 10. madde ihlali. TCK 277., 288., 215., 216., 40., ve 217.madde ihlali ve tehdit. 
Darbeye teşebbüs, kanunları uygulamamak, Yargının, TBMM’nin ve hükümetin faaliyetlerini engellemek. Yargıya baskı yapmak, yargıya emir ve talimat vermek, Balyoz-Ergenekon ve KCK yargıçlarını terör örgütlerine hedef göstermek, adaleti engellemek, suça iştirak, teröre yardım ve yataklık, bir zümreye ayrıcalık. Anayasanın ve kanunların uygulanmasını engellemek, suçu ve suçluyu gizlemek, insanlığa karşı suç
özet/İzah: Anayasanın ilk maddelerinde: Türkiye Cumhuriyeti Hukuk Devletidir ve hiç bir kimseye ayrıcalık tanınamaz.Anayasaya 12 Eylül 1980-1982’de silahlı askeri darbeyle yapılan anayasanın değiştirilmesini istemeyen CHP-MHP-BDP’lilerde uymalıdır
12 Haziran Seçimleri sonrasında Ergenekon-Balyoz-KCK mahkemelerine alenen baskı yapan CHP-MHP-BDP Yetkilileri 12 Eylül referandumunda anayasayı-TBMM ve siyasi partileri ortadan kaldıranlar yargılanmasın diyenlerin 12 Eylül darbe kanunları devam etsin demeleri akla, mantığa, vicdana, hukuka, adalete ve ruh sağlığına aykırıdır. İnsanlığa karşı suç işlemek ve darbecileri savunmak  şizofrenik ve paronayak bir durumdur ki tedavi edilmelisi için  darbeciler müşahedeye alınmalıdır. Bir siyasetci ve hukukcu darbeyi-darbecileri savunamaz. mecliste olduğu halde 74 milyon karşısında mecliste yokum diyen yalancıların, Darbecileri değil TBMM’yi boykot edenlerin, Silahlı darbe yaparak millet iradesine tecavüz eden tecavüzcüleri ve millete ve meclisine silah doğrultanları sahiplenmesi Stockholm sendorumu gibi katiline ve tecavüzcüsüne aşıklıktır ki bu ruh hali acilen müşahede altına alınmalıdır. Müşahede altında akıl ve ruh sağlıklarında proplem yoksa acilen darbeciliğe ve teröre yardım-yataklıktan yargılanmalıdırlar. Sigarayla intihar edenlerin yaşam hakkına tecavüz eden sigarayı cebinde taşıması gibi Silahla 27 mayıs darbesi yapanlara hizmet eden Oktay ekşinin bugün TBMM başkanı olması darbeciler çalışıyr     Işık KOŞANERCamilere Balyoz planıyla halkın %99’unsa savaş açan balyozcuları sahiplenmesi müşahedeyi gerektiriri.Selahattin DEMİRTAŞ’ın 12  Eylül referandumunda Patilerinin defalarca kapatılmasına rağmen parti kapatmak başsavcının elinden alınmasın demesi müşahede sebebidir.Kemal KILIÇDAROĞLU’nun: Ergenekon- Balyoz-KCK’dan sanık sözde milletvekillerini tahliye etmeyen hakim ve savcıların derhal HSYK tarafından Habertürk TV’de açıkladığı gibi görevden alınmasını istemesi ve “kımıldarsa ölür” raporu olan haberalın tahliyesini isteyerek haberalın ölmesine sebebiyet verecek olması müşahede sebebidir.Devlet BAHÇELİ’nin: 4415 sayılı yasayla 633 sayılı kanunun ek-3. Maddesini 22.07.1999 yılında kanunlaştırarak 12 senedir kanunla Allah’ın  Kur’anını 15 yaş öncesine yasaklaması Allaha ve%99’a savaş açmaktır ki müşahede sebebidir. Ayrıca Başörtülüleri fişleyen Camilere balyoz planı yapan Engin ALAN’ a sahip çıkması da müşahede sebebidir. TSK daha önceki muhtıra açıklamalarında da Ballyozu ve balyozcu komutanları savunmuş etki altındaki mahkeme üyeleri tahliye vermek zorunda kalmış ve deliler de karartılmıştır hatta balyoz savcılarının görev yerleri değiştirilmiştir. Şemdinli de olduğu gibi Balyozcular iyi çocuktur iyi komutanlardır kefiliz denilerek mahkemeye etki edilmiştir. 27 Nisan da verdiği muhtırada TBMM ve milli iradeyi alenen silahla tehdit etmiştir. Komuta kademesinin çoğunluğunun cuntaya bulaştığından ve sürekli darbe yapmalarından dolayı da TSK lağvedilmeli ve yeniden yapılandırılmalıdır.
    Açıklamalar
TSK-CHP-MHP’nin alenen Balyozculara Ergenekonculara destek vermesi de alenen suçtur. Yargıçlara brifing veren TSK ve TSK'dan brifing alan yargıçlar “darbe görev suçudur” gerektiğinde yine kendilerinin illegal bir müdahale izlenimini oluşturmuştur. Mahkemelerin üzerinden F-16 uçuran Saldıray BERK'e, “Kaos ve darbe için Öcalandan yararlanalım” ve “darbeci Cihaneri ses kaydındaki gibi kopya belge ile kurtaralım”a emirle parti kapatmada TSK'nın rolü olduğu söylenmektedir.    28 Şubat sürecinde Namaz kılanlara ve başörtülülere irtica ve mürteci diyerek aşağılanmış görevlerinden atılmış ayrımcılık ve soykırım suçu işlenmiştir. Orduda namaz kılan 1600 kişi atılmış. 28 şubat darbesinden sonra 50 milyar dolar bankaların içi boşaltılarak Türkiye halkına ihanet edilmiştir. 10 haziran 1997 de anayasa mahkemesi, danıştay, yargıtay vb. Yüksek yargı mensublarına emir-talimatla birifingler verilerek suç işlenmiştir.  TSK'daki cuntacılar alenen mahkemelere baskı yapması ve ergenekona, balyoza kafese irticaya poyrazköye atabeylere sahip çıkması da suça iştiraktir ve suçu-suçluyu övmektir. Re'sen soruşturma açmamak da suçtur .
    
19Şubat 2011’de TSK Komutasının Balyoz sanıklarına destek ziyareti Mahkemeye ALENİ BASKIdır.
      Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının Hasdal Askeri Cezaevi’nde yatan 102 muvazzaf subaya ziyarette  bulunması: YARGIYA, HÜKÜMETE, TBMM’ye ve MİLLİ İRADEYE ALENEN HAKARETTİR  AYRICA DARBEYE AÇIKCA DESTEK VE MAHKEMEYİ TEHDİTTİR. Belki de Bu tehdit sonucu Engin ALAN aday yapılmıştır
     Komutanların tutuklu general-amiral ve subaylarla görüşmesi Balyoz Mahkemesi hakim ve savcılarına ALENEN BASKIdır. Balyozcu paşaları açığa almayarak delillerin karartılması suçlarınişlenmiştir.
 
 
Helikopterle Hasdal ziyareti TCK 266., 288., 265/2 madde anayasanın 138. Maddesine alenen aykırıdır
 Geçtiğimiz ay TSK sitesinden 
“TSK aksi yönde yapılan telkinlere rağmen, yargı sürecine sabrediyoruz” daha önce de İlker BAŞBUĞ “sabrımızı zorlamayın” tehditi.. TSK’daki Cuntadan TSK’ya ve mahkemeye Baskı. Millete tehdit.
      
YARGININ, TBMM ve hükümetin faaliyetlerini engellemek, vatana ihanet, anayasal düzeni ortadan kaldırmak, suça yardım-yataklık ve suça iştirak suçu işlenmiştir 251. Maddenin ve 288. Maddenin açık hükmüne rağmen adil yargılamayı engellemek ve etkilemek suçları işlenmiştir
      BALYOZ’u ERGENEKONu, uyuşturucu ticaretini, silah ve terör rantının arıştırılmasını engellemeye çalışarak suça iştirak edenler ve YARGIYA BASKI yapanlar, devam ettirenler ve emeği geçenler de suçludur
       “BALYOZ PLANI”, “Kafes planı”, “irtica eylem planı”, “tank skandalı” sarıkız, ayışığı, yakamoz, eldiven v.b. Soruşturma ile tespit edilecek “DARBE ve KAOS”  planlarında adı geçenler,   şikayete konu planların hazırlanması için talimat veren, hazırlayan ve suç için anlaşan, planın icrasında görev alan ve suça asli   ve fer`i iştirak eden, suçu öven, suçluyu gizleyenler,  suçluları azletmeyenler veya destekleyen veya resen soruşturma açmayanlar ve  diğer şüpheliler. Subay Sicil Yönetmeliğinin 65. maddesini uygulamayarak görevini kötüye kullanan dolayısıyla delillerin karartılmasına aracılık yapan bakanlar da suça iştirak ediyor.      Türkiye Cumhuriyeti SİLAHLI KUVVETLERİ dahil  CHP-MHP-BDP kutsal olmayıp, mensuplarının suçlardan azade olabileceği de söylenemez.  TSK-CHP-MHP-BDP-KCK-ERGENEKON-BALYOZ mensuplarının işlediği iddia edilen hususlarda  ayrımcılık yapılmadan etkin soruşturma ve faillerin yargılanarak cezalandırılmaları gerekir.    Türkiye’deki modern ve post modern askeri darbelerin, sivillere muhtıraların, askeri harcamaların, JİTEM ve psikolojik harp dairesinin faaliyetlerinin, Çukurca, Reşadiye, Dağlıca, 33 asker ve diğer olaylardaki kusurların, kafes eylem planı, millete komplo planları, Lahikaların, yer altından çıkan silahların, suikast planları ve diğer onlarca hukuk dışı faaliyetlerin 12 Eylül ve 27 Mayıs darbesinin ve 28 Şubat postmodern darbesinin, 12 Mart ve 27 Nisan Muhtırasının ve tüm darbe planlarının TSK mensublarının gerçekleştirmiş olduğu bilimsel ve tarihi bir olgudur. Zalim askerler ve emrindeki yargıçlar dün olduğu gibi bugün de başbakan-bakan adam asabilirler. mutlaka darbecilerin acilen hesaplarının verilmesi gerekir. Hesap soramayanların da sorgulanması gerekmektedir. Vatana ihanet edenler, cinnet geçirenler de derhal müşahede altına alınmalıdır. Tüm darbecilerin malvarlığına el konulmalıdır.   Suç işlediği gerekçesiyle yargılananların açığa alınmaması, askeriyeden ve bürokrasiden uzaklaştırılmayıp , sahip çıkılmasi ve soruşturulmaması; üstelik terfi ettirilmesi görevi ihmal, vatana ihanet ve görevi kötüye kullanmaktır. siyaset yapmak, yargıyı etkilemek ve baskı yapmak ve kaos planları oluşturma suçları işlenmiş ve halen alenen hukuksuzluğa devam edilmesinden dolayı suça iştirak suçu işlenmesinin yanısıra organizeli şekilde yasama, yargı ve yürütme faaliyetleri engelleniyor.      Ayrıca Ergenekon PKK KCK israil stratejik işbirliği iddialarını, TSK+Yargı ve diğer kurumlardaki ilişkilerini araştırmamak. uyuşturucu ticareti ve terörden rant sağlayanların heron ihanetlerinin ve  GATA da askerleri kobay olarak kullananların hala görevde kalmasını sağlamak görevi kötüye kullanmaktır. Vatana  ve millete ihanet içinde olunmasıdır. Terör ve darbeden rant-çıkar sağlamak için ekonomik kriz çıkartmak dolayısıyla işsizliği çoğaltmak da suçtur. 400 milyar doların terör-silah harcamasında ve  30bin ölü, 20bin faili meçhul meydana gelmesinde terör tüccarı darbecilerin Balyozcuların  ve tüm darbecilerin rolü büyüktür. Lanaet darbeci Balyozcuların, Ergenekoncuların ve KCK’lıların ve teröre yardım yataklık yapanların, çetelerin adil yargıçlarca yargılanıyor olması faili meçhullerin ve terörün azalmasıyla sonuçlanmıştır.  Deliller: tüm yasal deliller, tanıklar ve ilgili haberler   www.ergenekon.wswww.tsk.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_Basin_Aciklamalari/2011/BA_05.htm  Neticei Taleb:MAHKEMELERE DARBESEVERLERCE BASKI YAPILDIĞI 74 MİLYONUN VE MAHKEME HEYETİNİN DE MALUMU12 haziran seçimleri sonrası CHP, MHP ve BDP yetkilileri yaptıkları açıklamalarla alenen Yargı-Yasama ve Yürütme tehdit edilmiştir. Balyoz, Ergenekon ve KCK  belgelerinden, şüphelilerin uygulamalarıyla görüldüğü gibi; anayasal düzeni ortadan kaldıran hatta uygulayan,  görevini kötüye kullananlardan, bulunduğu statüyü kullanarak alenen mahkemeye baskı yapanlardan suçu-suçluyu ve DARBEYİ-DARBECİLERİ övenlerden şikayetciyim.       Şüphelilerin; TCK'nın halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik etme suçunu düzenleyen 216. maddesi, mahkemeyi etkilemek suçunu düzenleyen 288. Ve 277. Maddesi çerçevesinde yargılanmaları gerekiyor. "Şüpheliler ayrıca TCK'nın 'silahlı örgüt kurarak anayasal düzeni değiştirmek ve değiştirmeye çalışanlara yardım ve yataklık,    Yargının ve hükümetin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, seçilmiş meşru hükümete silahlı isyan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs v.b.suçlarını düzenleyen 309,310, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316, 318, 319,maddelerinden de suça iştirak suçu-suçluyu övme maddeleri göz önünde bulundurularak da yargılanmalıdırlar.       Ayrıca diğer suçlar için de ilgili anayasalara yasalara kanunlara ve maddelere aykırılığın yanı sıra;, Anayasa 138.madde ihlali,  anayasa 10. Madde ihlali, anayasa 2. Madde ihlali,214.madde, 213., 215.,216., 217., 218., 265., 266., 251., 39. 38/1. Ve 40.madde,125.madde, 220.madde, Hasta olmadığı halde kımıldarsa ölür hasta raporu alan aldıranların ve imzalayanların da hatta mecliste olduğu halde 74 milyonun gözü önünde mecliste yokuz diyenlerin doktorluk ve avukatlık diplomalarının da iptali gerekir.      Yukarıdaki iddialardan dolayı ilgililere Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerinin uygulanması kamu davası açılmasını ve tüm medyada çıkan bu iddialarla ilgili idari veya hukuki kamu davası veya soruşturma açmayanlar, delillerin karartılmaması için yetkilileri açığa almayanlar ve görevden azletmeyenler veya istifasını istemeyenler, darbecilerin malvarlığına el koymayanlar,  TSK ve Yargı mensublarının da içinde bulunduğu CUNTAcılarla 27mayıs-12mart cuntacıları, 28şubat-27nisan muhtıracıları ve Ergenekon-Balyoz-Kafes-İrtica-Susurluk-pkk-kck-bçg-gladio vb. Çetelerle bağlantılarının araştırılmasını özellikle insanlığa karşı suç işlenmesinden dolayı TCK 77. maddeyele de cezalandırılmalarını  talep ederiz. Anayasayı, evrensel hukuku,uluslararası anlaşmaları uygulamayanlar da suçludur     10 Aralık 2003 yılında anlaşması imzalanmış ve 9 Kasım 2006’da anlaşma yürürlüğe girmiş “Yolsuzlukları ve Görev Suistimallerini Önlemeye Yönelik BM Sözleşmesi”ni Yolsuzlukla Savaş kanunlarını anayasa 90.madde ve 5506 sayılı kanun çerçevesinde uygulamayarak görevini ihmal eden ve dolayısıyla görevini kötüye kullanan tüm yetkililerle ilgili de işlem yapılmasını dilerim.      01.07.2011 Adem ÇEVİK  www.adaletplatformu.net

367 krizi mimarı Başbuğa suçduyuru 7haziran saat13.13 beşiktaşADLiyesi 

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

(250. Maddeye Göre Özel Yetkili)

MÜŞTEKİ                 : Adem ÇEVİK

www.adaletplatformu.net Toros Sk.17/14 Sıhhıye Ankara Tel.05322467411 Fax.02123264144 ademgerede@gmail.com

ŞÜPHELİLER               : 1-367 Darbecileri, 28 Şubat darbecisi Orgeneral İ.Hakkı Karadayı, 27 Nisan Muhtıracısı Orgeneral Yaşar Büyükanıt,  İrtica ve Islak imza Muhtıracısı Orgeneral İlker Başbuğ

Balyoz Muhtıracısı Orgeneral Işık Koşaner ve de 27 Mayıs ve 12 Eylül Darbecileri

                                      2-Yapılacak hazırlık soruşturması sonunda tespit edilecek  diğer tüm suç şerikleri.


SUÇLAR                   :  1- Anayasayı İhlal (TCK m.309) 

2- Yasama organına karşı suç (TCK m.311)

                                       3- Hükümete karşı suç (TCK m.312)

           4- İnsanlığa Karşı suç (TCK M.77)

a-Suç Tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 765 Sayılı Mülga Türk Ceza Kanununun 147 nci maddesinde düzenlenen “Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren iskat veya vazife görmekten cebren men etmek, bunları teşvik eylemek”

b-Halen yürürlükte bulunan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun “Hükûmete Karşı Suç” başlığını taşıyan 312 nci maddesinde düzenlenen “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmak veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek”


  SUÇ TARİHİ : 28 Şubat 1997 postmodern darbesi, 27 Nisan 2007 e-muhtırası ve Balyoz Muhtırası 2011


OLAYLAR               :3 Haziran 2011 tarihli Zaman Gazetesi haberine göre;
Genelkurmay'ın, 2007'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahalesi belgelendi. Dönemin Genelkurmay İstihbarat Şube Müdürü Albay Turgut Ak'ın hazırladığı bilgi notuna göre, Org. İlker Başbuğ, Anavatan lideri Erkan Mumcu'ya şu mesajı göndermiş: "Anayasa Mahkemesi'yle konuştuk, AKP'yi kapatacaklar. Erdoğan, Gül ya da Arınç seçilirse TSK müdahale edecek.”

Savcılar 367'ye derhal soruşturma açmalı
Genelkurmay'ın 2007'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahalesini ortaya koyan belge, hukukçuların tepkisini çekti. Emekli yargıtay savcısı Ahmet Gündel: Silahlı Kuvvetler'in siyasete müdahalesi anayasal suçtur. Dolayısıyla derhal özel yetkili savcılar bu konuda harekete geçmelidir. İddialar çok ciddi ve önemli.. Eski savcı Gültekin Avcı: Eğer milletvekillerine silahlı bir tehdit söz konusu ise Türk Ceza Kanunu'nun 311. ve 312. maddelerine göre soruşturma başlatılmalı. Şayet silahlı değil de sözlü bir müdahale yapılmışsa o zaman da Askeri Ceza Kanunu'nun 148. maddesine göre işlem yapılmalı. Sivil savcılar artık mecburen devreye girmek zorunda.
 DP Başkanı ZEYBEK'de habervaktim.com a verdiği mülakatta “Çetin DOĞAN ekibi 10milyon kişiyi öldüreceklerini duymuştum”dedi

1-  Şüpheliler: 28 Şubat darbecisi Orgeneral İ.Hakkı Karadayı, 27 Nisan Muhtıracısı Orgeneral Yaşar Büyükanıt,  İrtica ve Islak imza Muhtıracısı Orgeneral İlker Başbuğ,

Balyoz Muhtıracısı Orgeneral Işık Koşaner ve de 27 Mayıs ve 12 Eylül Darbecileri

                                   2- İnternet sitelerinde ve basın organlarında yer alan ve şüpheliye ait olduğu belirtilen ses kayıtlarında ve haberlerde aşağıdaki beyanlarda bulunduğu anlaşılmaktadır.

Mumcu zaten teklifi yapan pezevenk kendisi, ben cumhurbaşkanlığı seçimine kesinlikle girme dedim, girmedi o olmadı, o girseydi seçiliyordu. Abdullah Gül olmadı, gaye oydu, Abdullah Gül olmayınca seçime gidecekti.”

“ Ben bir iki kişiye daha telefon ettim sakın girmeyin diye. İşte bazı bir iki milletvekiline, Halk partiden oraya geçmiş olanlar.. Şimdi adam diyor ki; efendim bizim başkan diyor, tabi bu teklifi yapan bizim başkan diyor Mumcu için. Bu diyor gireceğine göre bizim de kesinlikle girmemiz lazım, işte anladığım kadarıyla girin diyor onu açık söylüyor falan, e gir kardeşim dedim ben de gir ve şey ver, çekimser ver, gir ve çekimser ver..”

Genelkurmayın düşünmesi lazım artık, bu işi bir tek Silahlı Kuvvetler temizler artık. Eğer şu seçimlerden de başarılı olunmazsa Silahlı Kuvvetlerin bunu halletmesi lazım Bunlar yani cumhurbaşkanlığına kadar, kendi adamlarından biri gelir, gene seçimde de ekseriyetle başa geçerlerse o zaman asker temizler bunu. “

Ondan sonra İstanbul Belediyesi’nden gelmiş imam kökenli adamın, oraya geçiyor imam, böyleşey olur mu?”

Hocayı, Demirel ile konuştum. “Mutlaka gitmesi lazım, biliyorsunuz dev gazeteler verdi nizamiyeden döndük” dedim.. Nizamiyeden döndük lafı enteresandır yani, bu demektir ki bir halt olmasaydı biz... Ne dersem onu yaparlardı. Hoca’ya “Ayrıl” dedim ayrıldı. Daha ne olsun? Bunu cumhurbaşkanı dahil herkes kabul etti. Biz partiyi kapattık yav. Valla aynı kafadan gidiyorlar, kafaların değişmesi lazım.”

28 Şubat’tan sonra Bodrum’a gitmiştim. Hatta gazeteler yazdı, manşet attılar “Karadayı yoruldu da Bodrum’a gitti” falan diye. Şimdi orada Mesut Yılmaz ile bir araya geldik. Berna hanım, benim hanım, dördümüz oturduk. Mesut Bey’e dedim ki; “Mesut Bey, size altın tepside bir iktidar teslim ediyoruz. Altın tepside önünüze kondu. Bunu iyi değerlendirin.” Kimin yanında, eşinin yanında. “Biz sizin arkanızdayız, sizi sonuna kadar destekleyeceğiz, ama benim bazı taleplerim var, Bunlar 1: Siyasi partiler kanunu değiştireceksiniz, 2: Seçim kanunu mutlaka değişeceksiniz, 3: Sekiz yıllık eğitimi mutlaka sağlayacaksınız, 4: Milletvekilliği dokunulmazlığını kürsü dokunulmazlığına çevireceksiniz.” Ondan sonra 7-8 şey söyledim. Hepsini sırıtarak dinledi... Şimdi Yılmaz da kaypak.”

(...) Hemen gittim cumhurbaşkanına hepsini aynen anlattım, birinci sefer ne dediyse anlattım. Cumhurbaşkanı kalktı, “Ben deli miyim” dedi. “Bu adamların saçma saçma şeyiyle sizin emekliliğinizi nasıl onaylarım” falan dedi. Demirel cumhurbaşkanlığını fevkalade iyi yaptı, ilişkilerimiz de fevkalade iyiydi. Hatta bir gazeteye beyanat verdi, “Darbeyi Karadayı önledi” diye. Tabii çok iyi ilişkilerimiz vardı, ben ne dersem onu yapardı. Mesela Adana’ya gidecek efendim şu mesajı verirseniz iyi olur, kesinlikle, bir de bir birimizden hiçbir şeyi saklamazdık.”

                3- Şüpheliler bu beyan ve benzeri söylemleri ve eylemleri yaptığı sırada Genel Kurmay başkanlarıdırlar, aşağıda belirtilen mevzuat kapsamına göre görev yapmaları gereklidir. 

211 sayılı T.S.K. İç Hizmet K. Madde 43  :

Türk Silahlı Kuvvetleri her türlü siyasi tesir ve düşüncelerin dışında ve üstündedir. ...Silahlı Kuvvetler mensupları..., her türlü siyasi ... nutuk ve beyanat vermeleri ve yazı yazmaları yasaktır.”

T.S.K. İç Hizmet Yönetmeliği Madde 127 : Silahlı Kuvvetler mensupları gazete ve risalelere iç ve dış siyaseti hakkında yazı yazamazlar. Hükümet… aleyhinde tenkitte bulunamazlar ...”

4 - Yasa ve yönetmeliğe göre siyasi konularda ve özellikle sivil yönetim olan hükümete karşı genel kurmay eski ve yeni başkanlarının veya başka bir askerin açıklama yetkisinin olmadığı ve bu fiillerin yasak hallerden sayıldığı açıktır. Yasağa aykırı hareket edildiği alenen ve de ses kayıtları ile ve haberlerle sabit hale gelmiştir.

5- Bilindiği üzere Anayasanın 6. maddesi “ Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. 
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.” denilmektedir.

Anayasa’ da Cumhurbaşkanının nasıl seçileceği belirtili kurallara bağlanmış ve sadece TBMM’nin Cumhurbaşkanını seçeceği ve egemenliğin kullanılması hususu açıkça belirtilmiştir. Bunlar içerisinde Genel Kurmay başkanlığının seçime müdahale etmesi, kaynağını Anayasadan almayan bir fiili durumdur. Ayrıca, hükümeti temsil eden başbakan’a ayrıl şeklinde bir ifade de dahi bulunması, bulunduğu konum itibari ile oldukça tehlikeli ve milletin egemenlik yetkisine açık bir müdahale niteliğindedir. Ayrıca, dönemin Cumhurbaşkanı hakkında ifade edilen , “ben ne dersem onu yapardı” ve "Anayasa Mahkemesi'yle konuştuk, AKP'yi kapatacaklar. Erdoğan, Gül ya da Arınç seçilirse TSK müdahale edecek.” şeklindeki beyanları da bu çerçevede ele alındığında suç unsurlarının tamamlandığı ortaya çıkmıştır. 

6- Türk Ceza Kanunun 309. maddesi “Cebir ve şiddet kullanarak,

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü.... düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar ” Şeklindedir.  

Silahlı kuvvetlerin yegane görevi ülkeyi, savaşa ve yoğun silahlı şiddete karşı savunmaktır. Anayasal düzene karşı sivil, demokratik tepkilere karşı silahlı savunma, TSK’nın görevi değildir. Aksi halde silahı elinde bulunduran bu güç, beğenmediği her konuya karşı kendisine vazife çıkarıp kaos oluşturabilir. Bu durum Anayasanın özü ve ruhuna uymaz.

Şüpheliler,  Anayasa’da; Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Egemenliğin kullanılmasının hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı hususu ve hiçbir kimse veya organı kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağı hükmüne karşı çıkarak suç işlemiş, taraf olarak müdahale etmiştir.

Anayasada kuvvetler ayrılığı prensibine göre gücün; yasama, yürütme ve yargı makamlarınca bağımsız bir halde kullanılacağı belirtilmektedir. Bu üç gücün dışında, TSK’nın da; egemenliğe ve Cumhurbaşkanlığı seçimine müdahale etme hakkı ve yetkisi olduğu belirtilmemiş, aksine müdahale etmemesi gerektiği yasayla açıklanmıştır. Genelkurmay’ın silahlı gücüyle,“taraf olduğu ve diğer beyanları”, atılı suçu oluşturmaktadır.

7- Türk Ceza Kanunun 311. maddesi , yasama organına karşı suç

başlığında “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini...nin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs edenler …. cezalandırılırlar.”  Şeklindedir.

Şüphelinin Cumhurbaşkanı seçilmesi görev ve yetkisi tamamen TBMM’ye ait iken muhalefet partisi lideri ve diğerleri ile görüşme yapması, ona telkin ve emir niteliğinde beyanlarda bulunması, başka milletvekillerine girme şeklinde beyanlarda bulunması yasama organının yaptığı seçime müdahale niteliğindedir. Milli iradenin tecelligahına tecavüz tüm Türkiyeye ve insanlığa karşı bir suçtur.

8- Türk Ceza kanunun 312. maddesi “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye

Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ….verilir.” şeklindedir. Şüpheli, hükümet lideri Başbakana ayrılması şeklinde beyanlarda bulunduğunu, muhalefet liderine altın tepsi için hükümeti verdiğini, ondan bazı yasaları çıkarması istediğini ve Cumhurbaşkanının her dediğini yaptığını beyan etmektedir. Bu durum, yukarıda belirtilen suçun unsurlarının oluştuğunu üstelik TCK 77 de belirtilen insanlığa karşı suçlar kapsamına girdiğini ortaya çıkarmaktadır.

                 9- Şüpheliler orgenerallerdir.  Hukuk devletinde, ayrıcalıklı bir konum ve yargılama olamaz. Yasa önünde herkesin eşit olması gerekir. Şüphelilerin eylemleri anayasayı ihlal, yasamaya, hükümete, insanlığa karşı suç niteliğinde değerlendirildiğinden, sivil yargılama mercileri yetkilidir. Hatta Balyoz muhtırası da yargıya müdaheledir ve anayasa138.madde ihlali

                        10- Şüpheliye ait ses kaydının kendisine ait olup olmadığı öncelikle ele alınması gereken bir konu olup, Savcılığın bu konularda da inceleme yapması gereklidir. Ayrıca haberlerde ve konuşmalarda isimleri geçen tüm kişilerinde bu beyanların doğruluğu konusunda tanıklıklarına başvurulmasını talep ediyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti olup, hukukun üstünlüğü ilkesi gereğince, ceza yasalarında suç olarak düzenlenen ve müeyyidesi gösterilen bir suçu her kim işlerse işlesin, kanun önünde eşittir. Rütbesi, unvanı ne olursa olsun, suç işleme yetkisine ve cezadan muaf olma ve  yargı dokunulmazlığı imtiyazlarına sahip olamaz.

T.C.Anayasası gereği, Yargı bağımsızdır. Hiçbir baskı, telkin ve tesir altında kalmaksızın suçlar hakkında kamu adına re’sen soruşturma açar ve Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanır.

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 158 nce maddesi gereğince bir suçun işlendiğini öğrenen özel ve tüzel kişiler, öğrendikleri suçu ihbarla mükelleftirler.

İş bu nedenlerle şikayet başvurusunda bulunmak gerekmiştir.

DELİLLER  :

Eski ve yeni Genelkurmay başkanlarından Emekli Orgeneral İsmail Hakkı KARADAYI’nın, 27 Nisan Muhtıracısı Orgeneral Yaşar Büyükanıt,  İrtica ve Islak imza Muhtıracısı Orgeneral İlker Başbuğ,

Balyoz Muhtıracısı Orgeneral Işık Koşaner ve de 27 Mayıs ve 12 Eylül Darbecileri internete düşen ve tüm medya organlarınca deşifre edilerek yayınlanan 28 Şubat , 27 Nisan ve Balyoz Darbesine ilişkin açıklamaları,  hatta 12 Eylül ve 27 Mayıs Darbelerinin ve süreclerinin sene-i devriyesi tarihli özellikle Taraf , Zaman, Star, Şafak, Akit, Bugün Gazetelerinde www.ergenekon.ws de yayımlanan söz konusu darbeye ilişkin gizli belgeler, şüphelilerin ve yapılacak hazırlık soruşturması sonunda tespit edilecek ve soruşturma sonunda genişletilecek diğer kişiler,

www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1142322&title=367-krizinin-perde-arkas%C4%B1

http://www.ergenekon.ws/mansetgoster.asp?haber_no=3394  www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=204769, aksiyon Degisi 861.sayı 6/12 haziran. Mazlumder bir daha yaşanmaması için kitapçığı, darbeci kuşatma nesil yayınları, daha güçlü orduya asder yayınları.
http://www.haber7.com/haber/20090218/Karadayinin-ucuncu-ses-kaydi-VIDEO.php ,http://haber.vatanim.com.tr/haberdetay.asp?Newsid=225485&Categoryid=1
zaman, taraf, star, akit, bugün ve yeni şafak gazetelerinin olaya ilişkin nüshaları ve sair tüm deliller.

NETİCE-İ TALEP    : Arz ve izah edilen ve re’sen tespit edilecek nedenlerle,

Yukarıda adı ve açık kimliği yazılı şüpheliler ile yapılacak hazırlık soruşturması sonunda suça iştirak eden diğer kişiler hakkında;

1- Anayasayı İhlal (TCK m.309)  2- Yasama organına karşı suç (TCK m.311) 3- Hükümete karşı suç (TCK m.312)

4-İnsanlığa karşı suç (TCK m.77)

suçlarından ve soruşturma sonucunda tespit edilecek diğer suçlardan yasal işlem yapılmasını,kamu davası açılmasını  ve cezalandırılmalarını talep ederiz.  Millet iradesine ve tecelligahı Türkiye Büyük Millet Meclisini işgal eden ve halkımızn %99'una alenen ve topyekün savaş ilan eden Tüm darbecilerin ve darbeye teşebbüs edenlerin müşahede altına alınmalarını , görevlerinden açığa alınmayanların acilen açığa alınmalarını,  tüm mal varlıklarına el konulmasını ve darbecilerin isimlerinin bulunduğu kurum ve kışla isimlerinin kaldırılmasını veya başlarına “LANET” kelimesinin eklenmesini, Cuntacı askerlerin emriyle açıldığı aşikar olan iktidar partisine kapatma davasının ve kararının düzeltilmesini  367 hokkabazlığının yok hükmünde olmasını, TSK'nın Millet Meclisini işgalden vazgeçmesi için anayasaya aykırı olan ve darbecilere işgal yolunu açan iç hizmet kanunu 35.maddenin kaldırılması için gereğinin yapılmasını, ŞÜPHELİLERİN MENFAAT OLUŞTURMAK İÇİN ORGANİZE ÇETE ÜYELİĞİNDEN CEZALANDIRILMALARINI arz ve taleb ederiz.  07 Haziran 2011 Adem ÇEVİK

 

  

TSK'NIN27 MAYIS'TA VE 12 EYLÜL'DE TBMMECLİSİNİ İŞGAL ETMESİNİLANETLİYORUZ.

 

 YARGITAY 1. BAŞKANLAR KURULU BAŞKANLIĞI’NAiletilmek üzere İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA

 Konu: Alenen Görevi kötüyekullanan ve görevi ihmal eden dolayısıyla suça iştirak suçu işleyen yargıçlarınyargılanması için suç duyurusuMüşteki: Adem ÇEVİK TC N.12409824156 Toros Sk.17/14 Sıhhıye Ankara www.adaletplatformu.netTel:05322467411 Fax.02123264144 ademgerede@gmail.comadaletplatformu@hotmail.com 

Şüpheliler:
  Ersan ÜLKER, HüseyinEKEN, Yargıtay 11.Ceza Daire Üyelerinin yanı sıra soruşturma sonunda tesbitedilecek diğer şüpheliler.ve YSK üyeleri

İzah:   Yargıtaya kimse emir ve talimat veremez.Yargıtay vatandaşlar arasında ayrımcılık yapamaz.  Suçu suçluyu gizleyen, görevi ihmal eden vegörevi kötüye kullanan yargıçlar kanunları uygulamayarak ve vatandaşlararasında ayrımcılık yaparak anayasal düzeni değiştirmeye alenen teşebbüsetmişlerdir ki bu darbecilik suçudur.  Menfaat temin etmek için Organize suç örgütü şüphesi araştırılmalıdır.
      Yargıtay 11. Ceza Dairesi, kaldığıevin havuzunun altındaki gizli bölmelerde 3.5 milyon Telsim kontör kartınısaklayan Cem Uzan’ın 3.5 yıl hapse mahkum olmasına neden olan Küçükçekmece7’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararını bozdu. İlhan Cihaner ve Cem Uzan’ınlehine karar veren, Gürsel Tekin’in dosyasını 1.5 yıldır bekleten Yargıtay 11.Ceza Dairesi, Çuvallar dolusu evrakıincelemeden  ‘Kayıp Trilyon’ davası olarak bilinendavada, Eski başbakanlardan merhum Necmettin Erbakan’ın cezasını ise skandalkararla onamıştı.
   Yargıtay'da bekleyenGürsel Tekin Dosyasından 5 önemli evrağın kaybolması ve dosyanın bekletilmesi  skandaldır. Bu dosya resmen boşaltılmış. Bu,dosyanın karar verilmemesine yönelik bir girişim. Bu işlemi gerçekleştiren kişiGürsel Tekin’in avukatı Özlem TEKİN ise avukatlık hayatı biter. Eğer GürselTekin bu işlemi yaptırdıysa, siyasi hayatı biter. Yargıtay üyelerinin menfaatilişkileri var mı araştırılmalıdır.
    Telsim şirket müdürünün itirafınarağmen kararı bozan, Cihaner’i fotokopi kopyayla tahliye eden, Gürsel Tekin’inmenfaat sağladığı dosyasını bekleten kaybeden, internetteki ses kayıtlarını vekaos planlarını alenen uygulayan, Yargıtay 11. Ceza Dairesi başkan ve üyelerinin banka hesap hareketlerininve memur maaşı kıyasıyla mal varlıklarının incelenmesini eğer yargıç tüccarlığımenfaati elde ettilerse mal varlıklarına el konulmasını dilerim. 
 Yargıtay 11. Ceza Dairesi Üyesi Hüseyin EKENve diğer YSK üyeleri ve de başkanlarının son 7 senede yaptıkları oy vereferandum pusulalarından baskısında devleti trilyonlarca zararauğrattıklarından, şaibeli ihalelerden dolayı da mal varlıklarının veartışlarının incelenmesini soruşturma sonuçlanıncaya kadar mal varlıklarına elkonulmasını dilerim.  
Yargıtay Başsavcılığı Gürsel Tekin'in avukatı Özlem Arslan'ın, 2Aralık 2010 tarihinde müvekkili Gürsel Tekin'in dosyasını Yargıtay DağıtımBölümü'nde incelediğini, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı'nın, 24 Ocak 2011tarihinde Gürsel Tekin'in dosyasında eksiklik olduğunu saptadığını açıkladı 
Yargıtay’da Gürsel Tekin için zamanadeta donmuş 
     CHP’li Tekin’in Kadıköy 3. AğırCeza’dan aldığı 2 yıl 6 ay hapis cezası 478 gündür Yargıtay’da. Tebliğname 12Haziran’a kadar geciktirilirse Tekin dokunulmazlık zırhına bürünerek hapistenkurtulacak.
     CHP Genel Başkan Yardımcısı GürselTekin’in milletvekili olmasının önündeki en büyük engel olan Yargıtay’daki“resmi belgede sahtecilik” dosyası için zaman durdu. Dosyadaki bazı belgelerinkaybolması ve yerine konması ile uzayan süreç, tebliğname engeline takıldı.Temyiz sürecinin işleyebilmesi için  Tekin’e ulaşması gerekentebliğnamenin yapılamadığı ortaya çıktı. 12 Haziran’a kadar tebliğnamegeciktirilirse Tekin dokunulmazlık kazanacak.  
    2 yıl 6 ay hapse mahkum oldu  Tekin’in resmi evrakta sahteciliksuçlamasıyla aldığı 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla ilgili Yargıtay 11. CezaDairesi’nde bulunan dosya, bir türlü temyiz incelemesine tabi tutulamıyor.Dosya Yargıtay Başsavcılığı’ndayken önce içindeki en önemli belgelerden,“iddianame, nüfus ve sabıka kaydı, Tekin’in savunmasını içeren savunma zaptı,duruşma tutanakları, gerekçeli karar, bilirkişi yemin zaptı” kayboldu. Kaybolanbelgelerin ikmali için yerel mahkeme ile yapılan yazışmalar nedeniyle 478 güngeçti. Tekin’in dosyası şimdi de tebliğname engeline takıldı. CMK uyarıncaYargıtay Başsavcılığı’nın dava dosyası için “bozma” veya “onama” istekligörüşünün taraflara iletilmesi gerekiyor. Temyiz incelemesi tebliğnamenintaraflara ulaşmasından 7 gün sonra başlıyor. Yargıtay Başsavcılığı’nıngörüşünün  Tekin’in eline ulaştırılamadığı belirlendi. Tebliğname 12Haziran’dan sonra ulaşırsa, milletvekili olacağından alacağı cezadan dakurtulmuş olacak. 

    
Ceza onanırsa adaylığı düşecek Gürsel Tekin, resmi belgedesahtecilik suçundan aldığı cezanın Yargıtay 11. Ceza  tarafından onanmasıhalinde, işlediği suç “yüz kızartıcı” olduğu için adaylığı düşecek. Cezaevinede girmesi gündeme gelecek olan Tekin’in, siyasi hayatının bitmesi mümkün.Ancak karar 12 Haziran’dan önce çıkmazsa Tekin, milletvekili dokunulmazlığıkazanacağından hapis tehlikesini de atlatmış olacak.   
     
Görevi kötüye kullanmak vesahtecilik  CHPGenel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı olduğudönemde Belediye encümeninin 10 Mart 2005’de Suadiye Moviplex Sinema Salonu’nunyapımında ruhsata aykırı ilave bulunduğu için yıkım ve para cezasını dikkatealmamakla suçlandı. Gürsel Tekin’in, karara rağmen 26 Mayıs 2006’da sayınumarası da vermeden binaya ruhsat vermesi yargıya taşındı. Gürsel Tekin’in, görevkötüye kullanmak suçlamasıyla yargılandığı Kadıköy 5. Asliye HukukMahkemesi’ndeki dosyası, ‘evrakta sahtecilik’ içerdiği gerekçesiyle mahkemetarafından Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. 
    
Mahkemeden 3 yılda karar çıktı Gürsel Tekin’in Kadıköy 3. AğırCeza Mahkemesi’ndeki davası 3 yıl sürdü. Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi, GürselTekin’i 24 Aralık 2009’da “Resmi Evrakta Sahtecilik” ve “Görevi KötüyeKullanmak” suçlarından 2 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum etti. İtiraz hakkınıkullanan Gürsel Tekin dosyayı temyize götürdü. Yargıtay Başsavcılığı’na gidendosyadan esrarengiz bir şekilde belge kayboldu. Bunun üzerine Yargıtay 11. CezaDairesi dosyayı, eksik belgenin tamamlanması için Kadıköy 3. Ağır CezaMahkemesi’ne gönderdi. Tekin’in dosyasının tamamlanarak, Yargıtay 11. CezaDairesi’ne gelmesi 478 gün sürdü. Dosya 23 Mart 2011 tarihinde daireyeulaşabildi. 
     
Cihaner'i  Ergenekon üyesi olarak yargılandığı davadafotokopi üzerinden tahliye eden Yargıtay 11. Ceza Dairesi olduğu öğrenildi.CİHANER de TSK’nın sahip çıktığı Saldıray BERK ile aynı davadan yargılanıyor… Yargıtay11. Ceza Dairesinin tartışmalı kararlara imza atması askeri brifingleri aklagetiriyor

Deliller:
 Tüm yasal deliller. www.habervaktim.com/haberyazdir.php?id=183217http://haksozhaber.net/news_detail.php?id=21907http://m.haber7.com/haberDetay.php?id=748563&title=G%C3%BCrsel%20Tekin'i%20kurtarma%20operasyonu%20mu?www.stratejikboyut.com/haber/gursel-tekine-yargitay-kiyagi--48759.htmlhttp://www.habervaktim.com/haberyazdir.php?id=183217 
  

Netice-i Taleb
: Yukarıda açıklandığı organize bir şekilde görevi ihmal, görevikötüye kullanma, ihaleye fesat ve fesata aracılık, suçu gizlemek, delillerikarartmak, suça iştirak  suçlarınınalenen işlendiği ortadadır. Anayasayı ve Kanunları uygulamamak, suçluya gözyummak, suça iştirak, anayasal düzeni değiştirmek ve uygulamak, yardım-yataklık,ayrımcılık, anayasal düzeni ortadan kaldırmak, siyaset , mahkemeye baskı,Hukukun Gereğini yapmayanların azledilmesini, açığa alınmalarını, malvarlıklarına el konulmasını ve adaleti engelleyenlerin cezalandırılmalarını vedewww.adaletplatformu.net www.ergenekon.ws/mansetara_act.asp?aranacak=stkduyuru-ap
   dekiYargıtay 1. Başkanlar kuruluna hukukun uygulanması için yazdığımız dilekcelereinceleme-araştırma yapmadan “takdir hakkı” denilerek hukukun uygulanmasınıengellememenizi  dilerim. 01.06.2011 AdemÇEVİK

NOT: İstanbul Nöbetci Savcısı Faruk Kurtoğlu imzalı 2011/2-744 kayıt no havalesi UYAP aracılığıyla Yargıtayagönderildi.

 

TSK,TBMM, HÜKÜMETE ÜLTİMATOM

  1. Tüm Balyozcu Ergenekoncu Darbeciler 65.maddeyle açığa ALINmazsa Gül Tayyip Arınç Şahin Davutoğlu İdam!

  2. AYİM, askeri yargıtay, askeri mahkemeler kaldırılmalı. Mehmetciklerin askeri gazinoda hizmetciliğine son verilsin.

  3. Jandarma tamamen TSK'dan ayrılmalı içişlerine bağlı kır polisi şeklinde görev yapmalı

  4. TSK sadece sınır savunmasıyla sınırlandırılmalı. 27 Nisan Muhtırası tsk.tr'den derhal kaldırılmalı

  5. Darbecilerin mal varlıklarına el konulmalı. oyak ve imtiyazları kaldırılmalı. YSK'nın ihale fesatı yargılanmalı.

  6. YAŞ ve Milli güvenlik dersleri kaldırılmalı. YÖK ve AYM'de askerler temsil edilmemeli

  7. Misakı Milli Belgesi bulunmalı. Meclisi Mebusan Misakı Milli Kurtuluş Müzesi Olmalı.

  8. Zırhlı kuvvetler ve askeri garnizonlar başkent dışına ve şehir dışına çıkarılmalı

  9. Balyoza muhtıralara sahip çıkarak mahkemelere baskı yapan Işıkara v.b. derhal azl edilmeli ve açığa alınmalı.

  10. Anayasada Başkomutanlık savaş sırasında Genel Kurmay başkanına devredilmemeli.

  11. 27 Nisan Muhtırası Büyükkanıt'a verilen şeref madalyası iptal edilmeli

  12. Devlet protokolü sıralamasında da askerlere hadleri bildirilmeli. TSK MSB'ye bağlanmalı.

  13. Darbecilerin isimleri okullardan caddelerden kalkmalı. kaldırmayanlar yardım-yataklık suçu

  14. 12 yaş öncesi Kur'an Eğitim yasağı Kalksın. %99'la ve Kur'an ile savaşmak Beyinsizliktir.

     

İstanbulCumhuriyet Başsavcılığı'na (250.maddeye göre özel yetkili)

Müşteki:AdemÇEVİK TCNo:12409824156 Toros Sk. 17/14 Sıhhıye Ankarawww.adaletplatformu.netTel.05322467411Fax.02123264144

Şüpheliler:TSK'ninTBMM'yi İŞGAL EDEN tüm 27 Mayıs ve 12 Eylül İşgalcileri veKatliamcıları.MisakiMilli Belgesi'nin orjinalini ve CumhuriyetSenatosu'na ait 1960-1980belgelerini imha eden, kayıp eden 27 Mayıs ve 12 Eylüldarbecileri. Devlet Arşivleri Genel Müdürleri, Genel KurmayBaşkanları, TBMM Başkanları, TBMM Arşiv Yetkilileri, Türkİnkılâp Tarihi Enstütüsü Yetkilileri, Genelkurmay Tarih veStratejik Etüt Başkanları

Açıklamalar: Cuntacı TSK 27 Mayısta ve 12 Eylülde Millet İradesinintecelligahı TBMM'ni alenen işgal edenler hukuka anayasaya tecavüzeden ekonomiye zarar veren arşivleri yok eden lanet darbecilerincezalandırılması ve mal varlıklarına el konulması gerekir.insanlığa karşı suç işleyen darbeciler halen suç işlenmesidevam ettiğinden zaman aşımı söz konusu değildir. Balyoz,Ergenekon ve Cuntaya sahip çıkanlar dahil Tüm Darbeciler milleteve meclise karşı yani %99'a karşı savaş ilan etmelerinden dolayımüşahede altına ve açığa alınmalıdır. Genel Kurmay BaşkanıKoşaner'in ve TSK komuta kademesinin Balyoza sahip çıkması alenenmahkemeye baskıdır ve 74 milyona hakarettir. Cuntacı TSK 27 Mayısişgalini bugün yapsaydı Cumhurbaşkanı Başbakan, 3bakan, hattaGenel Kurmay Başkanına idam cezası verildi. 
Balyozcular65.maddeyle Açığa Alınmalı ki TSK içerisinde darbeciler vedarbe yapmayı düşünenler vazgeçsin.

TürkiyeCumhuriyeti'nin kuruluş belgesi olarak kabul edilen Misak-ı Milli(Milli Yemin) orijinal belgesi bulunamıyor. TBMMarşivinde bulunması gereken Misaki Milli Belgesi'nin orjinali veCumhuriyetSenatosu'na ait 1960-1980belgeleri 27 Mayıs ve 12 Eylül darbeci askerleri tarafından alınıpgötürülmüştür.. Bu bilgi ve belgeler, Kozmik odada, ya da başkabir kamu kuruluşunun arşivinde ya da özel kişilerin depolarındabulunabilir. Arşiv, toplumun hafızasıdır. Tarihin referanskaynağıdır. Toplumsal bilinç bu geçmiş üzerine yükselir. Birmilletin geçmişini gasp etmek-çalmak, milli iradenin tecellisürecini imha etmek, insanlığa karşı ağır bir suç, suikast veihanet anlamı taşır. Bu konuda Başta Meclis yetkilileri, o dönemyetkilileri, 12 Eylül Generalleri, TBMM de ve Senato da görev yapanaskeri ve sivil personelin ifadeleri alınması gerekir. Ölmüşolanların yakınlarının bu açıdan sorgulanması icap eder.İddiaların soruşturularak, sanık ve tanıkların dinlenmesini,eldeki bilgi, belge, tanık ifadelerine göre, iddiaların sabitolması halinde sorumlular hakkında dönemin Meclis yetkilileri, 27Mayıs ve 12 Eylül generalleri, Senato'da görev yapan askeri vesivil personelin ifadelerinin alınmasını dava açılmasını talepediyorum.

TürkiyeCumhuriyeti'nin tapusu kabul edilen Misak-iMilli belgesinin aslının ne Meclis, ne Genelkurmay, ne de DevletArşivleri Genel Müdürlüğü’nde olmadığı ortaya çıktı.TBMM Adalet Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, “Siyaset KurumununOrtak Günahı Yasama Reformu” adıyla yazdığı kitapta, ilginçbilgiler yer aldı. Kitapta, yasama reformuna olan ihtiyaçtan sözedilirken Meclis’in arşivinin önemine dikkat çekilerek, bukonuda rasyonel bir operasyona ihtiyaç olduğu belirtildi ve 12Eylül döneminde siyasi parti evraklarının kağıt üretiminemalzeme oluşturmak üzere SEKA’ya gönderildiği belirtildi. Yinekitapta Cumhuriyet’e giden yolun başlangıcı olan Misak-ı Millibelgesinin asıl nüshasının hala kayıp olduğunu anlatıldı.Kitapta, “Meclis arşivinde aslı bulunmayan Misak-ı Millibelgesinin Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nde, Türkİnkılap Tarihi Enstitüsü’nde, Genelkurmay Tarih ve StaretejikEtüt Başkanlığı’nda da bulunmadığı anlaşılmıştır”denild

Deliller/Tanıklar:27Mayıs ve 12 Eylül'de TBMM'yi işgalde görev alan tüm darbecilerve darbeye yardım-yataklık yapanlar. Tüm yasal deliller, Ahmetİyimaya www.samanyoluhaber.com/h_558795_misak-i-millinin-orjinal-belgesi-kayip.html

 

Netice-iTaleb:Darbecilik ve arşivleri yok etme ve Bu gibi suçlar, hükümeticebren iskat, suikast ihtiva eden, silahlı ve örgütlü bir suçolduğundan, aynı zamanda insan hakları ihlaline ve insanlığakarşı suçlara dayanan bir suç olduğundan zaman aşımı sözkonusu değildir. Arşiv bir milletin beynidir hafızasıdır birülkenin beynini ve geleceğini gasp eden darbeciler gasp-hırsızlıkve insanlığa karşı suçlardan da yargılanmalıdır. Bu süreçte,geciktirilmeden ve eğer hala belgeler belli bir yerde ise, imhasınafırsat vermeden, sanıkların kaçma, belgeleri karartmasına imkantanınmadan, yargının da hukuki açıdan soruşturma başlatmasıve bu konunun bu güne kadar gündeme gelmemesinin soruşturulmasıve sorumlularının ve ihmali görülenlerin cezalandırılması,cadde-sokak-okullara verilen darbeci isimler kaldıroılmalıdır.Darbecilerin malvarlıklarına el konulması gerekir. 27 Mayıs 2011Adem ÇEVİK (Sultanbeyli Savcılığı-kayıt no:2011/664)

  

http://tr.wikipedia.org/wiki/27_May%C4%B1s_Darbesi

 

not. sultanbeyli cumhuriyet savcısı necati demir havalesi ve 2011/664 kayıt numarasıyla uyap aracılığıyla isatnbul özel yetkili beşiktaşa gönderildi.

 

Konuyla ilgili basın açıklamamız 27 mayıs cuma saat:10 da fındıklı daki meclisi mebusan binası önündedir tüm basın mensublarını ve darbesavarları bekliyoruz.tsk bugün tbmm'yi işgal etseydi... tbmm'nin işgaline ve anayasanın ve partilerin feshinecumhurbaşkanı gül, başbakan tayyib, dış işleri bakanı davutoğlu ve başbakan yardımcısı arınç'ın idamına karar verilecekti... acilen tüm balyozcular mahkeme sonuçlanıncaya kadar açığa alınmalı balyozculara sahip çıkan siayset yapan koşaner vb. azl edilmeli ve açığa alınmalıdır.

kanun hükmünde kararnameyle acilen 35.maddeve askeri mahkemeler kaldırılmalıdır.

12 yaş öncesine 13 senedir uygulanan akıl mantık vicdan dışı kur'an eğitimi yasağı tüm müslümanlara hakarettir bu utanç yasağı da derhal kararnameyle kaldırılmalıdır.

darbecilerden kurtulmk için açığa alma ve kur'an yasağını 8 hazirana kadar kaldırmadığınız takdirde başbakan başta olmak üzere bakanlara ve vekillere askeri künyeleriniz göndericektir. bilgilerinize

TBMM ve %99 karşı savaşmak beyinsizliktir tüm darbeciler müşahede altına alınmalıdır.misakı milli belgesi kayıp olduğu gibi ilk meclis yani meclisi mebusan binası da kayıptır. arşiv bir milletin beynidir
arşivsiz millet beyinsiz insana benzer.  
bugün meclisi mebusan da nü resimleri yapılması veya meclisi mebusan binasının müze olmaması millete hakarettir. meclisi mebusan tbmm'nin çalışma ofisi ve müze olmalıdır.adem çevik adalet platformu başlanı 
-- 
www.AdaletPlatformu.net Adaletsizliğe ve Zulme DilsizŞeytanlık BelhumAdallıktır Kur'an'ı Yasaklamak Allaha'a Hakaret ve Beyinsizliktir. Tel05322467411 www.facebook.com/adaletplatformu www.twitter.com/adaletplatformu Fax.02123264144 h





-- 


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na
(250. maddeye göre özel yetkili

Suçlar: İnsanlığa karşı suç, Halkı kin nefret ve düşmanlığa sevketmek, inanca hakaret, kaos çıkarmak, aşağılama, rencide etme, kutsal değerlere  alenen hakaret, bölücülük, ayrımcılık, 125.maddeyi ve 216.maddeyi alenen ihlal, mobbing, TCK77, Suç uydurmak, askerlikten soğutmak, öldürmeye teşebbüs Tck82, itaatsizlik, darbecilik, meclise ve hükümete karşı suçlar

Şüpheliler: Orgeneral ÇEVİK BİR, Orgeneral Çetin DOĞAN, Orgeneral Doğu AKTULGA vd. 28 Şubat Darbecileri ve araştırma Soruşturma sonucunda tesbit edilecek diğer şüpheliler.

 Müşteki: Adem ÇEVİK, TC No. 12409824156 Tel.05322467411 www.adaletplatformu.net
Toros sk.17/14 sıhhıye ankara Fax.02123264144

 Açıklamalar: Habervaktim Genel Yayın yönetmeni Fatih AKKAYA’nın DP Genel Başkanı Namık Kemal ZEYBEK ile yaptığı röportajta açıkca halkın %99 unu düşman görenlerin islama irtica, müslümana mürteci gözüyle bakarak namaz kılanlara ve başörtülülere ayrımcılık baskı yapılarak ve halkı kin nefret düşmanlığa sevk ederek, kaos ve darbecilik yaparak; Müslümanlığa karşı soykırım suçu ve insanlığa karşı suç işleyenlerin cezalandılırması talebidir.  Çetin DOĞAN daha önceki açıklamalarında stadlara 200 bin kişi dolduracağını söylediğinden şahsımı da tehdit etmiştir. Dolayısıyla Balyoza da müdahil olmayı dilerim.

 ORDU İÇİNDE İKİ CUNTACI GRUP VARDI   O dönem ordu içinden hükümet üyelerine de haberler geldiğini kaydeden Zeybek, “Ordu içinde iki ayrı cuntacı grup oluşmuştu. Bunlardan bir tanesi Çevik Bir'in başını çektiği gruptu. Daha çok onlar Amerika ve İsrail eksenli hareket ediyorlardı. Ama onlarınki daha çok göz önünde olan şeylerdi ve tehlikeli değildi. İkinci grup ise başını Doğu Aktulga'nın çektiği gruptu ki, asıl darbeci grup bunlardı. Ve çok tehlikeli bir şekilde geliyorlardı. 
   ON MİLYON İNSANI ÖLDÜRMEYİ PLANLIYORLARDI 
   Bunlar dini tamamen ortadan kaldırmayı düşünüyorlardı. Suriye ve Irak'taki Baas rejimi gibi bir rejim kurmak istiyorlardı. Ne kadar dindar varsa, hepsini öldürmeyi planlıyorlardı. On milyon insanı öldürmeyi planladıklarından söz ediliyordu. Tehlike büyüyordu. O dönem basını da yanlarına aldılar. Medyayı kullandılar.” dedi.

Deliller:/Tanıklarhttp://habervaktim.com/haber/186166/on_milyon_insani_oldureceklerdi.html Namık Kemal ZEYBEK DP Genel Başkanı ve 28 Şubat Bakanı, Fatih AKKAYA Habervaktim.com Genel Yayın Yönetmeni. Tüm yasal deliller ve tanıklar.

Netice-i Taleb: Yukarıda arz ve izah edilen ve resen tesbit olunacak sair nedenlerle bulunduğu statüyü kullanarak alenen hükümete baskı yapanlardan suçu-suçluyu ve DARBEYİ-DARBECİLERİ övenlerden şikayetciyim. şüpheliler insanlığa, millet iradesinin teceligahı meclise ve seçtiği hükümete karşı alenen suç işlemişlerdir. darbeci Ruh yapısındaki komutanlar %99 u müslüman olan halka ve inançlarına hakaret edenlerin, ayrımcılık yapanların, acilen ve tedbiren müşahede altına alınmasını, kamu davası açılmasını, soruşturma sonuçlanıncaya kadar da organize bir cunta çetesi gibi kutsal değerleri aşağılayan hakaret eden şüphelilerin açığa alınmalarını ve cezalandırılmalarını dilerim.

        Şüphelilerin; İnsanlığa Karşı işlenen suçlar TCK 77. maddeden , TCK'nın halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme suçunu düzenleyen 216. maddesi, görevi kötüye kullanma suçunu içeren 257. maddesi ve "Şüphelilerin ayrıca TCK'nın 'silahlı örgüt kurarak anayasal düzeni değiştirmek ve değiştirmeye çalışmak ve hükümetin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, seçilmiş meşru hükümete silahlı isyan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs v.b.suçlarını düzenleyen 309,310, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316, 318, 319,den yargılanmalı.

         Ayrıca diğer suçlar için de ilgili anayasalara yasalara kanunlara ve maddelere aykırılığın yanı sıra;, Anayasanın din ve vicdan özgürlüğüne baskı ihlali, 214.madde, 213., 216., 217., 218., 265., 266., 251., 39. 38/1. Ve 40.madde,125.madde, 220., 277., ve 288. madde,  657 sayılı devlet memurları kanununa , askeri kanunlara göre de işlem yapılmasını Türk Ceza Kanunu'nun 81.maddesine düzenlenen ''olası kast ile öldürmeye teşebbüs'', 82. Maddesiyle cezalandırılmasını
      Yukarıdaki iddialardan dolayı ilgililere Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerinin uygulanması kamu davası açılmasını ve tüm medyada çıkan bu iddialarla ilgili idari veya hukuki kamu davası veya soruşturma açmayanlar, delilerin karartılmaması için açığa almayanlar ve görevden azletmeyenler veya istifasını istemeyenler de  ayrıca anayasayı ve evrensel hukuku ve uluslararası anlaşmaları uygulamayanlarda suçludur. Şüphelilerden Her Türkiye vatandaşı gibi bende bizzat manevi ve maddi zarar gördüm ve görmekteyim. 
Şüphelilerin Milli iradenin teceligahı meclise, hükümete darbe yapmaları ve inancıma hakaret dolayısıyla şahsıma karşı da suç işlenmiştir.  Müsliman olmamdan dolayı da Rencide edilmem, aşağılanmam, kutsal değerlerime, ayrımcılıktan, kaostan, askerlikten soğutmaktan, halkı kin nefret ve düşmanlığa sevkten, insanlığa karşı suçlardan cezalandırılmalarını ve tüm darbecilerin tüm mal varlıklarına el konulmasını arz ve  taleb ederim. 20 Mayıs 2011 Adem ÇEVİK  

NOT. dilekcemiz bugun 20 mayıs cuma saat. 9 da Savcı Hüseyin AYAR'A elden teslim edildi.
ayrıca ekte tarayarak gönderdiğim Hava harp akademileri komutanı 2 ay sonra hava kuvvetelri komutanı olması beklenen bilgin BALanlının görevini kötüye kullanarak menfaaat temin etmesi yani hırsızlıktan ve gasptan suç duyurusu yaptık değerlendirebilirsiniz. ademçevik05322467411 ADEMÇEVİK: BALANLININ YAPTIĞI GASP VE HIRSIZLIKTIR BU SUÇTAN DA YARGILANMALI VE HEMEN AÇIĞA ALINMALIDIR.
http://yenisafak.com.tr/Gundem/?t=20.05.2011&i=320011 
adalet platformu 10 mayısta YSK üyeleri için ihaleye fesattan, devleti zarara uğratmaktan ve görevi kötüye kullanmaktan sultanbeyli savcılığına suç duyurusu yapmış tüm ysk üyelerinin açığa alınması için hsyk, yargıtay danıştay adalet bakanlığı cumhurbaşkanlığı ve başbakanlığı göreve davet ederek ysk üyelerinin açığa alınmalarını taleb etmişti.
adalet platformu 13 mayısta da gerede cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla antalya cumhuriyet başsavcılığına hükümeti alaşağı etmeli diyen Antalya İl Jandarma Komutanı olan Albay İsmail Ekici hakkında suç duyurusu ve içişleri bakanlığına açığa alınma talebinde bulunmuş hemen soruşturma açılması sonrasındahttp://ergenekon.ws/mansetgoster.asp?haber_no=3291 ALBAY ismail EKİCİ Avukat Hayrullah KARADENİZ'İ AdaletPlatformu başkanı Adem ÇEVİK'E ELÇİ GÖNDEREREK TÜM MÜSLÜMANLARDAN, SÜLEYMANCILARDAN VE KÜRTLERDEN yanlış anlaşılmalardan dolayı ÖZÜR DİLEDİĞİNİ hakaret kasdının olmadığını  VE ŞİKAYET DİLEKCESİNİ GERİ ÇEKMESİNİ RİCA ETMESİ ÜZERİNE ADEM ÇEVİK: ALBAYIN YAZILI MÜRACAATINI BEKLEYECEK VE ŞİKAYET DİLEKCESİNİ GERİ ÇEKEBİLECEĞİNİ İFADE ETTİ.
--
DUYURU.
  TSKnın TBMMyi İŞGALİne Millet İradesine Tecavüzüne Lanet 27MAYISsaat12 Meclisi-Mebusan-İSTANBUL

www.AdaletPlatformu.net Adaletsizliğe ve Zulme DilsizŞeytanlık BelhumAdallıktır Allaha/Kur'an'a Hakaret Beyinsizliktir. Tel05322467411 www.facebook.com/adaletplatformu www.twitter.com/adaletplatformu Fax.02123264144 h


ÇANKIRI CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA  

Şüpheliler:  Çankırı Garnizon Komutanı Albay Engin KABADAŞ,  Kandıra Tugay Komutan Yardımcısı Kurmay Albay Ali Çankır, Işık KOŞANER Genel Kurmay Başkanı, Genel Kurmay 2. Başkanı Aslan GÜNER, TSK Komuta kademesi. Darbe yapan, darbeyi-darbeciliği savunan ve siyaset yapan soruşturma-inceleme ile tespit edilecek halkı kin nefret ve düşmanlığa sevkeden kişiler. 

 

Müşteki: Adem ÇEVİK TCNo:12409824156 Toros sk. 17/14 Sıhhıye Ankara Tel:05322467411 www.adaletplatformu.net www.facebook.com/adaletplatformu www.twitter.com/adaletplatformu  Fax.02123264144 - 03122325619

Suçlar: HALKI KİN NEFRET ve DÜŞMANLIĞA SEVKETMEK  TCK216, KUTSAL DEĞERLERE HAKARET, AYRIMCILIK, Siyaset yapmak Askeri Ceza Kanunu 148.md. Alenen yargıya baskı yapmak, Görevi kötüye kullanmak, suçu ve suçluyu övmek vatana ihanet, kaos, anayasal düzeni ortadan kaldırmak, anayasa 138. ve 10. madde ve TCK 288., 215., 40., ve 217.madde ihlali ve tehdit. Darbeye teşebbüs, kanunları uygulamamak, Yargının, TBMM’nin ve hükümetin faaliyetlerini engellemek. Kutsal değerlere hakaret, yargıya emir ve talimat vermek, Balyoz yargıçlarını terör örgütlerine hedef göstermek, adaleti engellemek, suça iştirak, teröre yardım ve yataklık, devlet memuru iken siyaset yapmak, bir zümreye ayrıcalık. Anayasanın ve kanunların uygulanmasını engellemek devlet malına zarar vermek, suçu ve suçluyu gizlemek, Uluslararası hukuku ve sözleşmeleri uygulamamak.

İzah:Çankırı’da TSK emrince siyaset yapan komutanı AÇIĞA Alın  http://ergenekon.ws/mansetgoster.asp?haber_no=3243 www.tsk.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_Basin_Aciklamalari/2011/BA_05.htm

Cuntacılık ve siyaset yapan TSK ayrı bir devlet midir ki web adresinde “GOV” veya “MİL” uzantısı kullanmıyor. TSK ve OYAK LAĞVEDİLMELİDİR. Siyasi demeçler veren, mahkemeleri,TBMMyi Hükümeti alenen tehdit edenler istifa etmiyorlarsa AZL edilmeli

06 Nisan 2011 SAAT15:20 NO:BA - 05 / 11 koduyla yayımlanan yargıya emir-talimat muhtırası aşağıdadır

1.   5-7 Mart 2003 tarihinde 1’inci Ordu Komutanlığında yapılan bir plan semineri ve bu seminerle ilişkilendirilmeye çalışılan ve bir darbe planı olduğu iddia edilen planla ilgili olarak başlatılan kovuşturma işlemi devam etmektedir.

2.   Halen tutuklu bulunan 163 askeri personelin, tutuksuz yargılanmak üzere yaptıkları müracaat 5 Nisan 2011 tarihinde itiraz mahkemesi tarafından ikinci kez reddedilerek, tutukluluk hallerinin devamına karar verilmiştir.

3.   Devam eden yargı sürecine müdahale anlamına gelebilecek davranışlardan özellikle kaçınan Türk Silahlı Kuvvetleri, yargılamayı etkilemeyecek şekilde, çeşitli defalar açıklamalar yaparak, ilgili makamları bilgilendirerek, yapılan seminerin ne olduğunu, nasıl yapıldığını, neleri kapsadığını ve kimlerin hangi emirlerle katıldığını tereddüte yer bırakmayacak şekilde izah etmiştir. Benzer hususlar, savcılık makamlarınca görevlendirilen bilirkişi raporlarında da açık bir şekilde yer almaktadır.

4.   Hal böyle iken, Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevli ve emekli 163 personelinin tutukluluk halinin devamını anlamakta güçlükçekilmektedir.

5.   Bu nedenle, dün verilen tutukluluk halinin devamına ilişkin kararı kamuoyunun bilgisi için olduğu gibi yayınlıyoruz.

MAHKEMELER MİLLET ADINA KARAR VERİR MAHKEMEYE VE TBMM’YE HAKARET 74 MİLYONA HAKARETTİR TEHDİTTİR…

 

    TSK daha önceki muhtıra açıklamalarında da Ballyozu ve balyozcu komutanları savunmuş etki altındaki mahkeme üyeleri tahliye vermek zorunda kalmış ve deliler de karartılmıştır hatta balyoz savcılarının görev yerleri değiştirilmiştir. Şemdinli de olduğu gibi Balyozcular iyi çocuktur iyi komutanlardır kefiliz denilerek mahkemeye etki edilmiştir. 27 Nisan da verdiği muhtırada TBMM ve milli iradeyi alenen silahla tehdit etmiştir. Komuta kademesinin çoğunluğunun cuntaya bulaştığından ve sürekli darbe yapmalarından dolayı da TSK lağvedilmeli ve yeniden yapılandırılmalıdır. Çankırı ve Kandıradaki skandal komutanlar açığa alınmalıdır..

     TSK 'nın alenen Balyozculara destek vermesi de emir komuta zinciri içersinde Çankırı Garnizonda siyaset yapılması halkı kin nefret ve düşmanlığa sevki ve ayrımcılık, kutsal değerlere hakaret alenen suçtur. Yargıçlara brifing veren TSK ve TSK'dan brifing alan yargıçlar “darbe görev suçudur” gerektiğinde yine kendilerinin illegal bir müdahale izlenimini oluşturmuştur. Mahkemelerin üzerinden F-16 uçuran Saldıray BERK'e, “Kaos ve darbe için Öcalandan yararlanalım” ve “darbeci Cihaneri ses kaydındaki gibi kopya belge ile kurtaralım”a emirle parti kapatmada TSK'nın rolü olduğu söylenmektedir.

 

    28 Şubat sürecinde Namaz kılanlara ve başörtülülere irtica ve mürteci diyerek aşağılanmış görevlerinden atılmış ayrımcılık ve soykırım suçu işlenmiştir. Orduda namaz kılan 1600 kişi atılmış. 28 şubat darbesinden sonra 50 milyar dolar bankaların içi boşaltılarak Türkiye halkına ihanet edilmiştir. 10 haziran 1997 de anayasa mahkemesi, danıştay, yargıtay vb. Yüksek yargı mensublarına emir-talimatla birifingler verilerek suç işlenmiştir.  TSK'daki cuntacıların alenen mahkemelere baskı yapması ve ergenekona, balyoza kafese irticaya poyrazköye atabeylere sahip çıkması da suça iştiraktir ve suçu-suçluyu övmektir. Re'sen soruşturma açmamak ve subay sicil yönetmeliği 65. Maddeye göre açığa almamak da suçtur

.

    19Şubat 2011’de TSK Komutasının Balyoz sanıklarına destek ziyareti Mahkemeye ALENİ BASKIdır.

      Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının Hasdal Askeri Cezaevi’nde yatan 102 muvazzaf subaya sahip çıkması: ÇANKIRI Garnizon Komutanı Engin KABADAŞ’ın ve Kandıra Tugay Komutan Y. AliÇANKIRYARGIYA, HÜKÜMETE, TBMM’ye ve MİLLİ İRADEYE ALENEN HAKARETTİR  AYRICA DARBEYE AÇIKCA DESTEK VE MAHKEMEYİ TEHDİTTİR.

     Komutanların tutuklu general-amiral ve subaylarla görüşmesi Balyoz Mahkemesi hakim ve savcılarına ALENEN BASKIdır. Balyozcu paşaları açığa almayarak delillerin karartılması suçları işlenmiştir.

 Helikopterle Hasdal ziyareti TCK 266., 288., 265/2 madde anayasanın 138. Maddesine alenen aykırıdır

 Geçtiğimiz ay TSK sitesinden “TSK aksi yönde yapılan telkinlere rağmen, yargı sürecine sabrediyoruz” daha önce de İlker BAŞBUĞ “sabrımızı zorlamayın” tehditi..TSK’daki Cuntadan TSK’ya ve mahkemeye Baskı. Millete ve Meclise hakaret tehdit

 

      YARGININ, TBMM ve hükümetin faaliyetlerini engellemek, vatana ihanet, anayasal düzeni ortadan kaldırmak, suça yardım-yataklık ve suça iştirak suçu işlenmiştir . 251. Maddenin ve 288. Maddenin açık hükmüne rağmen adil yargılamayı engellemek ve etkilemek ve TCK 216. Madde suçları işlenmiştir. ŞÜPHELİLER CEZALANDIRILAMIYORLARsa  DARBE ile mi YÖNETİLİYORUZ?

      BALYOZ’u ERGENEKONu, uyuşturucu ticaretini, silah ve terör rantının arıştırılmasını engellemeye çalışarak suça iştirak edenler ve YARGIYA BASKI yapanlar, devam ettirenler ve emeği geçenler de suçludur

       “BALYOZ PLANI”, “Kafes planı”, “irtica eylem planı”, “tank skandalı” sarıkız, ayışığı, yakamoz, eldiven v.b. Soruşturma ile tespit edilecek “DARBE ve KAOS”  planlarında adı geçenler,   şikayete konu planların hazırlanması için talimat veren, hazırlayan ve suç için anlaşan, planın icrasında görev alan ve suça asli   ve fer`i iştirak eden, suçu öven, suçluyu gizleyenler,  suçluları azletmeyenler veya destekleyen veya resen soruşturma açmayanlar ve  diğer şüpheliler. Subay Sicil Yönetmeliğinin 65. maddesini uygulamayarak görevini kötüye kullanan dolayısıyla delillerin karartılmasına aracılık yapan bakanlar da suça iştirak ediyor.

     Türkiye Cumhuriyeti SİLAHLI KUVVETLERİ kutsal olmayıp, mensuplarının suçlardan azade olabileceği de söylenemez. Hesap verebilir ve şeffaf olmayan yapılar elbette ki eleştiriye açık olmalıdır. TSK mensuplarının işlediği iddia edilen hususlarda  ayrımcılık yapılmadan etkin soruşturma ve faillerin yargılanarak cezalandırılmaları gerekir.

    Türkiye’deki modern ve post modern askeri darbelerin, sivillere muhtıraların, askeri harcamaların, JİTEM ve psikolojik harp dairesinin faaliyetlerinin, Çukurca, Reşadiye, Dağlıca, 33 asker ve diğer olaylardaki kusurların, kafes eylem planı, millete komplo planları, Lahikaların, yer altından çıkan silahların, suikast planları ve diğer onlarca hukuk dışı faaliyetlerin 12 Eylül ve 27 Mayıs darbesinin ve 28 Şubat postmodern darbesinin, 12 Mart ve 27 Nisan Muhtırasının ve tüm darbe planlarının TSK mensublarının gerçekleştirmiş olduğu bilimsel ve tarihi bir olgudur. Zalim askerler ve emrindeki yargıçlar dün olduğu gibi bugün de başbakan-bakan adam asabilirler. mutlaka darbecilerin acilen hesaplarının verilmesi gerekir. Hesap soramayanların da sorgulanması gerekmektedir. Vatana ihanet eden cinnet geçirenler de derhal müşahedeye alınmalı. Tüm darbecilerin malvarlığına el konulmalıdır.

   Suç işlediği gerekçesiyle yargılananların açığa alınmaması, askeriyeden ve bürokrasiden uzaklaştırılmayıp , sahip çıkılmasi ve soruşturulmaması; üstelik terfi ettirilmesi görevi ihmal, vatana ihanet ve görevi kötüye kullanmaktır. siyaset yapmak, yargıyı etkilemek ve baskı yapmak ve kaos planları oluşturma suçları işlenmiş ve halen alenen hukuksuzluğa devam edilmesinden dolayı suça iştirak suçu işlenmesinin yanısıra organizeli şekilde yasama, yargı ve yürütme faaliyetleri engelleniyor.

      Ayrıca Ergenekon PKK KCK israil stratejik işbirliği iddialarını, TSK+Yargı ve diğer kurumlardaki ilişkilerini araştırmamak. uyuşturucu ticareti ve terörden rant sağlayanların heron ihanetlerinin ve  GATA da askerleri kobay olarak kullananlarınhala görevde kalmasını sağlamak görevi kötüye kullanmaktır. Vatana  ve millete ihanet içinde olunmasıdır. Terör ve darbeden rant-çıkar sağlamak için ekonomik kriz çıkartmak dolayısıyla işsizliği çoğaltmak da suçtur. 400 milyar doların terör-silah harcamasında ve  30bin ölü, 20bin faili meçhul meydana gelmesinde terör tüccarı darbecilerin Balyozcuların  ve tüm darbecilerin rolü büyüktür.

 

Deliller: tüm yasal deliller, tanıklar ve ilgili haberler   www.habervakti.com/?id=41742&page=news_details http://ergenekon.ws/mansetgoster.asp?haber_no=3243 www.youtube.com/watch?v=B9_KQmheIAY  www.tsk.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_Basin_Aciklamalari/2011/BA_05.htm www.youtube.com/watch?v=Yz9ks8ecz1U www.tsk.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_Basin_ Aciklamalari/2007/BA_08.html 

 

Netice-i Taleb:  27Nisan2007 ve 6Nisan2011 de www.TSK.TR Web sayfasında yayımlanan MUHTIRA  ve SES kayıtlarıyla alenen Yargı-Yasama ve Yürütme tehdit edilmiştir. Balyoz ve Ergenekon belgelerinden, şüphelilerin uygulamalarıyla görüldüğü gibi; anayasal düzeni ortadan kaldıran hatta uygulayan,  görevini kötüye kullananlardan, disiplinsiz emre itaatsizlerin  ve bulunduğu statüyü kullanarak alenen mahkemeye baskı yapanlardan suçu-suçluyu ve DARBEYİ-DARBECİLERİ övenlerden şikayetciyim.

       Şüphelilerin; TCK'nın halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik etme suçunu düzenleyen 216. maddesi, görevi kötüye kullanma suçunu içeren 257. maddesi ve mahkemeyi etkilemek suçunu düzenleyen 288. Maddesi çerçevesinde yargılanmaları gerekiyor. "Şüpheliler ayrıca TCK'nın 'silahlı örgüt kurarak anayasal düzeni değiştirmek ve değiştirmeye çalışmak,   Yargının ve hükümetin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, seçilmiş meşru hükümete silahlı isyan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev yapmasını engellemeye teşebbüs v.b.suçlarını düzenleyen 309,310, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316, 318, 319,maddelerinden de yargılanmalı.

       Ayrıca diğer suçlar için de ilgili anayasalara yasalara kanunlara ve maddelere aykırılığın yanı sıra;, Anayasa 138.madde ihlali, 288.madde, 214.madde, 213., 216., 217., 218., 265., 266., 251., 39. 38/1. Ve 40.madde,125.madde, 220.madde,  657 sayılı devlet memurları kanununa , askeri ceza kanunlarına  , Askeri Ceza Kanunu'nun 148. maddesindeki siyasi nutuk atma suçuna göre işlem

      Yukarıdaki iddialardan dolayı ilgililere Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerinin uygulanması kamu davası açılmasını ve tüm medyada çıkan bu iddialarla ilgili idari veya hukuki kamu davası veya soruşturma açmayanlar, delillerin karartılmaması için açığa almayanlar ve görevden azletmeyenler veya istifasını istemeyenler, darbecilerin malvarlığına el koymayanlar,   ayrıca anayasayı ve evrensel hukuku ve uluslararası anlaşmaları uygulamayanlar da suçludur

     10 Aralık 2003 yılında anlaşması imzalanmış ve 9 Kasım 2006’da anlaşma yürürlüğe girmiş “Yolsuzlukları ve Görev Suistimallerini Önlemeye Yönelik BM Sözleşmesi”ni Yolsuzlukla Savaş kanunlarını 90.madde ve 5506 sayılı kanun çerçevesinde uygulamayarak görevini ihmal eden ve dolayısıyla görevini kötüye kullanan tüm yetkililerle ilgili de işlem yapılmasını dilerim.      03.05.2011 Adem ÇEVİK  www.adaletplatformu.net

 NOT. BU DİLEKCEMİZ, BAŞBAKANLIĞA, ADSALET BAKANLIĞINA,MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞINA, İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA, cumhurbaşkanlığına, TBMM'ye ÇANKIRI CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA GÖNDERİLMİŞTİR.konseyi
 

 

 

 

YARGITAY   1. BAŞKANLAR KURULUBAŞKANLIĞI’NAKonu: Alenen Görevi  kötüye kullanan ve görevi ihmal eden taraflıyargıçların yargılanması için suç duyurusuMüşteki: AdemÇEVİK TC N. 12409824156 Toros Sk.17/14 Sıhhıye Ankara www.adaletplatformu.net  Tel:053224674112Şüpheliler:  YSK BaşkanVekili Kırdar ÖzsoyluDanıştay 2.D.Üye , YSK üyesi Hüseyin Eken Yargıtay 11.Ceza D.üyesi  İzah: Verdiği kararla ülkede kaosa neden olan Yüksek Seçim Kuruluhakkında ilginç bir iddia gündeme geldi. Ergenekon sanığı İlhan Cihaner'emilletvekilliği yolunu açan YSK'nın iki üyesinin, Cihaner'i kurtaran yüksekyargı üyeleri olduğu belirlendi. YSKBaşkanvekili Kırdar Özsoylu'nun Cihaner'in Adalet Bakanlığı aleyhine açtığıdavaya bakan Danıştay 2. Daire'nin üyesi olduğu kaydedilirken, YSK üyesiHüseyin Eken'in ise Cihaner'i Ergenekon üyesi olarak yargılandığı davadafotokopi üzerinden tahliye eden Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin üyesi olduğuöğrenildi.   CİHANER de TSK’nın sahipçıktığı Saldıray BERK ile aynı davadan yargılanıyor… YSK'nınverdiği iki karar Cihaner'in Denizli'den 2. Sıra kontenjan adayı olarak listeyegirmesini sağladı. Cihaner'in aday gösterilmemesinden sonra YSK geçmişkararlarının ve teamülün tersine CHP'nin kontenjan aday göstermek zorundaolduğunu bildirdi. Bunun üzerine CHP eski Genel sekreteri Adnan Keskin,demokratik bir tavır göstererek ön seçimlerde seçilen adayları YSK'ya bildirdive kontenjan aday gösterilmeyeceğini belirtti. Ancak YSK kendi geçmişine tersdüşerek "Kontenjan aday göstermek zorundasınız" dedi. Bunun üzerineCHP listede 2. sırada bulunan Melike Basmacı Kayhan'ı kontenjan aday olarakgösterdi.CHP'yebüyük markaj  Kayhan'ı da 4'e karşı 7 oyla reddeden YSKönseçime katılan hiçbir ismin kontenjan olarak gösterilemeyeceğini bildirdi.Tüm bu gelişmeler yaşanırken Cihaner'in aday gösterilmesi için CHP baskı altınaalındığı iddia edildi. Gelişmeler üzerine de CHP'nin kontenjan adayı olarakCihaner'i aday göstermek zorunda kaldığı kaydedildi. Eski Genel Sekreter,Denizli 1. sıra milletvekili adayı Keskin'in sözleri de tüm gelişmeleri özetlernitelikteydi. Keskin "CHP kendi iradesi dışında, YSK kararı doğrultusundabir kişiyi kontenjan adayı göstermek zorunda kaldı" dedi. Cihaner'inDenizli'den aday gösterilmesinde YSK'nın hamleleri büyük rol oynadı. YSK'dakararlara imza atan üyelerden, YSK Başkan Vekili Kırdar Özsoylu ve HüseyinEken'in isimleri dikkat çekti. Adalet Bakanlığı aleyhine 10 bin lira tazminatdavası açan Cihaner'in bu davasına Özsoylu'nun da üyesi olduğu Danıştay 2.Dairesi bakıyor. Özsoylu'nun abisi Özsoylu'nun da CHP Kütahya il teşkilatıyönetim kurulu üyesi olduğu öğrenildi. Yine Eken de Cihaner'in fotokopi dosyaüzerinden tahliye eden ekipte yer aldı. Bu arada CHP'li İsa Gök'ün Cihaner içindevreye girdiği ve Kılıçdaroğlu ile görüşerek listeye alınmasını sağladığı daöne sürüldü.     Deliller: Tüm yasal   delillerwww.bugun.com.tr/haber-detay/151862-ysk-cihaner-icin-iki-kez-direnmis-haberi.aspx

Netice-i Taleb: Yukarıdaaçıklandığı gibi YSK Başkanvekili Kırdar Özsoylu'nun (Cihaner'in Adalet Bakanlığı aleyhine açtığı davaya bakan Danıştay2. Daire'nin üyesi) ve YSK üyesi HüseyinEken'in (Cihaner'i Ergenekon üyesi olarak yargılandığı davada fotokopiüzerinden tahliye eden Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin üyesi) organize bir şekilde görevi ihmal  ve görevi kötüye kullanmasuçlarını alenen işlediği ortadadır. kanunları uygulamamak, suçluya göz yummak,suça iştirak, ayrımcılık, anayasal düzeni ortadan kaldırmak, siyaset , mahkemeyebaskı. Hukukun Gereğini yapmayanların azledilmesini ve istifalarınınistenmesini ve cezalandırılmalarını dilerim. 27.04.2011 Adem ÇEVİK

 

 

 

 

YARGITAY   1.BAŞKANLAR KURULU BAŞKANLIĞI’NA

Konu: Yargıçların görevi  kötüyekullanması ve görevi ihmalden yargılanması için suç duyurusuSuçlar: Görevi ihmal, görevikötüye kullanmakMüşteki: Adem ÇEVİK TC NO. 12409824156 Toros sk.17/14 sıhhıye Ankara www.adaletplatformu.net                       Tel:053224674112 Fax.02123264144Şüpheliler: Yargıtay Cumhuriyet BaşSavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, YargıtayCumhuriyet Savcısı Aydın Çayan vdİzah: YALÇINKAYA,454 GÜNDÜR TEKİN'İN DOSYASINI BEKLETİYORGürsel Tekin, Resmi evrakta sahteciliksuçundan dolayı Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandı. Kadıköy 3. AğırCeza Mahkemesi, 24 Aralık 2009 tarihinde, Gürsel Tekin'in işlemlerini resmibelgede sahtecilik olarak niteledi ve 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırdı.Gürsel Tekin, söz konusu cezayı temyize götürdü. Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcısıAbdurrahman Yalçınkaya, Gürsel Tekin dosyasını 454 gündür Yargıtay 11. CezaDairesi'ne göndermedi! Ceza onanırsa, Gürsel Tekin milletvekili olmadığıgerekçesiyle cezaevine gidecek.GÜRSEL TEKİN'İ KORUYAN SAVCI YARSAV'IN KURUCULARINDAN!Ergenekon’dan dinlenenlerden Kadıköy3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 'Resmi evrakta sahtecilik yapmak' suçundan 2yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin'indosyasının kimin tarafından korunduğu ortaya çıktı.Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Aydın Çayan'ın,Yeniakit’in 23 Mart 2011 tarihli "Tekin'i kim koruyor?" başlıklımanşetinden 1 gün sonra  25Mart 2011 tarihinde Gürsel Tekin'e ait 'yüz kızartıcı suç' dosyasına dair kararının 'bozulması' yönünde mütalaaverdiği öğrenildi. Gürsel Tekin dosyasını bekleten Aydın Çayan, YARSAV kurucuüyelerinden... Çayan, YARSAV'ın 47. üyesi... Çayan'ın mütalaasından 2 gün sonraGürsel Tekin'in dosyası 28 Mart 2011 tarihinde Yargıtay 11. Ceza Dairesi'negeldi. Çayan'ın adı, Ergenekon operasyonu çerçevesinde yasalyollardan dinlenen hakim ve savcıların arasında geçiyordu. Öte yandan CHP GenelBaşkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Yargıtay 4. Hukuk Dairesi eski Başkanı MustafaKıcalıoğlu'nu İş Bankası Yönetim Kurulu Üyeliği'ne ataması ile dikkat çekmişti. 
SUADİYE MOVİEPLEX'E SAHTE RUHSAT! Kadıköy Belediyesi Encümeni,Suadiye Movieplex sinema merkezinde garaj olması gereken iki katın sinemasalonu olduğu gerekçesiyle yıkım kararı vermiş, Kadıköy Kaymakamlığı'nagönderilen yazıda da; "İlçemiz sınırlarında bulunan Movieplex adlı sinemamerkezine ait İmar İşleri Müdürlüğü'nün ilgili yazısında projesine aykırıolarak inşa edildiği, yapının sinema olarak ruhsatsız faaliyette bulunduğubelirtilmekte ve gerekli işlemlerin yapılması istenmektedir" denilmiş.Gürsel Tekin, hem Kadıköy Belediyesi Encümeni'nin "Suadiye Movieplex"sinema salonu hakkındaki yıkım kararını uygulamamış hem de söz konusu sinemamerkezine sahte ruhsat vermiş! Deliller: Tüm yasal   delillerwww.hicretder.com/?Syf=18&Hbr=148328 http://haksozhaber.net/news_detail.php?id=20453 http://yenisafak.com.tr/Gundem/?i=314747

Netice-iTaleb: Yukarıda açıklandığı gibi linklerde izah edildiği şekildede görüldüğü gibi Ergenekon’dan dinlenen savcılardan Aydın ÇAYAN ve Ergenekonemrince parti kapatma davası açtığı iddia edilen Abdurrahman YALÇINKAYA’nınorganize bir şekilde görevi ihmal  ve görevi kötüye kullanma suçlarınıalenen işlediği ortadadır. kanunları uygulamak suçluya göz yummak, suçaiştirak, siyaset yapmak vb suçlara karşı Hukukun Gereğini yapmayanlarınazledilmesini ve istifalarının istenmesini ve cezalandırılmalarını dilerim.

26.04.2011 Adem ÇEVİK

........dağıtım GEREĞİ HSYK ÜYELERİ 

 

 

 

O DİLEKÇEYİ BEN VERMEDİM”

Ahttp://www.rotahaber.com/goz-gore-gore-yalana-dava_162606.html 'Göz göre göre yalan'a dava

 

Habertürk, Hürriyet ve Taraf'ın “YSK kararının arkasındaki muhbir” ilan ettiği Adem Çevik dava açtı.

         

Mevlüt PEKER-ROTAHABER / ÖZEL

 

Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik, CHP, MHP ve BDP’den milletvekili adayı gösterilen Ergenekon, Balyoz ve KCK sanıklarının adaylığının iptal edilmesi için YSK’ya başvuru yapmış, başvuruya sadece KCK sanığı olduğu için Hatip Dicle’nin adını koymuştu.

 

Dilekçede Prof. Mehmet Haberal, İlhan Cihaner, Mustafa Balbay, Sinan Aygün, Engin Alan, Tuncay Özkan, Hanefi Avcı, Çetin Doğan, Hasan Atilla Uğur ve Doğu Perinçek’in yanı sıra Hatip Dicle ile birlikte KCK davası tutuklu sanıkları Faysal Sarıyıldız, İbrahim Ayhan, Kemal Aktaş, Selma Irmak, Gülseren Yıldırım’ın adaylıklarının iptalini isteniyordu.

 

HEDEF: ERGENEKON VE BALYOZ'LA MÜCADELE

 

Rotahaber'e konuşan Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik "Hakkımda alenen yalan haber yapan hatta haberin içinde bile kendilerini yalanlamış olan Taraf, Hürriyet ve Habertürk gazetelerine dava açtım" dedi. Haberi görünce çok şaşırdığını belirten Çevik, "Bu üç gazete hakkımdaki haberi büyük verdiği için çabuk gördük ve Ergenekon ile Balyoz sürecinin küçük de olsa hasar görmemesi için aceleyle dava açtık. Avukatlarım bu haberi işleyen başka basın kuruluşları var mı, bunu tespit edecek ve onlar hakkında da dava açacağız. Burada biz hedef tahtasına oturtulduk. Ergenekon ve Balyoz ile mücadele gölgelenmek isteniyor. Yapılan sadece budur. Bizim verdiğimiz dilekçe doğrudan Ergenekon ve Balyoz ile ilgili." şeklinde konuştu.

 

SİLAHLI FOTOĞRAF!

 

Gazetelerde ayrıca başka bir eyleme ait silahlı fotoğrafının kullanılarak farklı anlam yüklendiğini belirten Adem Çevik rahatsızlığını şu şekilde dile getirdi:

 

"Silahlı fotoğrafımı bu haberde kullanınca başka anlam çıkıyor. O fotoğrafta ben oyuncak silahı elime alarak Saldıray Berk'in Erzurum'da mahkeme üzerinden uçak uçurmasını, mahkeme etrafından tank yürütmesini protesto etmek için aldım. O spesifik fotoğrafın bu haberde kullanılması tamamen yanlış bir anlam çıkardı ortaya. Bundan da ciddi rahatsızlık duydum. Gözden düşürmek, mücadeleyi zayıf düşürmek amacıyla kullanıldı o fotoğraf."

 

"12 İSİMDEN SADECE 1'İ VAR"

 

Avukat Berrin Yeşilyurt tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim edilen suç duyurusunda, Hürriyet ve Habertürk gazetelerinin Çevik’i kasıtlı olarak hedef gösterdikleri belirtildi. Dilekçede, 20 Nisan 2011 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde Çevik’in kast edilerek “Muhbir yaktı” haberinde “1968 Gerede Doğumlu, BDP’nin tüm bağımsızları için fezleke gibi dosya ve dilekçe veren muhbir 12 bağımsızın adaylığını iptal ettirdi” şeklinde hedef gösterildiği ve 21 Nisan 2011 tarihli Habertürk gazetesinde de “O Dilekçeyi Ben Vermedim” dediği halde “O dilekçeyi ben verdim” diye yalan haber yapılarak “Kasıtlı olarak hedef gösterildiği” kaydedildi.

 

“O DİLEKÇEYİ BEN VERMEDİM” DEDİ, "O DİLEKÇEYİ BEN VERDİM" YAZILDI

 

Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik'in avukatı Berrin Yeşilyurt, müvekkili adına şu açıklamayı yaptı:

 

21Nisan 2011 tarihli Habertürk Gazetesi’nde “O DİLEKCEYİ BEN VERMEDİM” dediğihalde ve haberin içinde fezleke gibi dilekce verenin müvekkilim Adem ÇEVİKmiş gibi sunularak kasıtlı hedef gösterilmiştir.

 

Müvekkilim Adalet Platformu Başkanı  Adem ÇEVİK  20 Nisan 2011 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde 21 Nisan tarihli Habertürk ve çeşitli medya organlarında alenen iftira ve itham edilerek hedef gösterilmiştir.

 

Müvekkilim kast edilerek “MUHBİR YAKTI, 1968 Gerede Doğumlu, BDP’nin tüm bağımsızları için fezleke gibi dosya ve dilekce veren Muhbir 12 Bağımsızın adaylığını iptalettirdi” denilerek manşetten hedef gösterilmiştir. Kaos oluşturmaya çalışanların iftirasına maruz kalmıştır.

 

Müvekkilim ve arkadaşları herhangi bir dosya göndermemişler ve yaptıkları açıklamalarda gizli-muhbir şeklinde değil aleni açık ve medyayla paylaşılarak 16 kişi için itiraz dilekcesi verilmiştir. Medya da yer alan 12 kişiden sadece 1 kişi AdaletPlatformu’nun listesinde yer almıştır.

 

14 Nisan 2011 Tarihinde saat 10’daİstanbul Sirkeci Adliyesine giderek İstanbul İl Seçim Kuruluna arkadaşlarıyla beraber dilekçe veren müvekkilimin dilekcesinde adaylığı iptal edilen 12kişiden sadece Hatip DİCLE’nin ismi vardır . diğerleri Ergenekon ve Balyozsanıklarıdır.

 

“Mahkemelere baskı olmaması ve TSKmuhtırası gereği aday olan Balyozcuların Ergenekoncuların adaylıklarının Anayasa 138. Ve TCK 277. ve 288. madde gereği iptali” için verilen dilekcelerine  İstanbul,Antalya, İzmir vd seçim kurulları ret kararı vermiştir.

“TBMM’yi ortadan kaldırmaya çalışan darbe sanıklarını mecliste istemiyoruz” diyerek kamuoyu oluşturmak için 19-20 Nisan 2011 tarihinde verilmesi gereken dilekceyi erkenden 14 Nisan daverdiler ve Seçim Kurulları da Ret  kararlarınıda  19 Nisan’da verdi.

 

İtiraz dilekçelerinin reddedilmesi üzerine müvekkilim adına ben Avukat Berrin YEŞİLYURT olarak dün 19 Nisan 2011 tarihinde saat:15’detekrar dilekce verdik.

 

Ergenekon, Balyoz ve KCKsanıklarının adaylıkları iptal edilsin ve “TSK Muhtırası ve ODA Tv emri gereğince askerlik bile yapmayanların fotokopitahliyeli Cihaner’in vb. aday olanların da adaylıkları da iptal edilsin itirazdilekcesinden ibaret olduğu ve basın toplantısıyla itiraz yapılan 16 isimaçıklanmıştır www.adaletplatformu.net  Adalet Platformu’nun Dilekcelerindeki15 isme yer  vermek yerinevermediğimiz ve haberimiz olmayan bir dosyalı-dilekce ile

 

Müvekkilimi teröre ve teröristlere hedef haline getirenler başta Hürriyet Gazetesi, Habertürk Taraf Avukat Cabbar LEYGARA ve diğer medya organları olmak üzere maksatlı haber yapanlar hesabını mahkemelerde vereceklerdir.

 

ÇARE: YSK’da  da HSYK gibi seçimle görevlendirme olmalıdır. Yüksek Seçim Kurulu Üyeleri TSK muhtırasından etkilenmediğinigöstererek TBMM’yi ortadan kaldırmaya çalışan Ergenekoncu Balyozcularınadaylıklarını iptal etmeli ki DEMOKRASİ YÜRÜSÜN.

 

YSK; TBMM Yetkisindeki Cumhurbaşkanlığı süresine de karışarak Milli İradeyi ipotek altına almamalı.

 

Sırrı SAKIK: “48 saaatte ne değişti YSK Başkanıyla görüştük problem yok demişti”

 

Adnan KESKİN: “Cihaner CHP iradesi dışında aday yapıldı” sözleri İsraille işbirliği içinde olduğu iddia edilen ODA TV emretti CHP Cihaner’i aday yaptı haberleri hep beraber düşünüldüğünde “Anayasayı ve TBMM’yi fesh eden 12 eylüldarbecilerinin yargılanmasına hayır” diyen partiler CHP MHP ve BDP adayyapılmaması gerekenleri aday yaparak seçime kaos bulaştırmak ve yeni anayasayapacak meclisi tıkamak istiyorlar.  TBMM’yiortadan kaldırmaya çalışanların Meclise gitmesi akla-mantığa aykırıdır.

  Hürriyet, Taraf ve Habertürk'e suçduyurusu yapıyoruz.

 

ROTAHABER

Adalet Platformu Başkanı Adem ÇEVİK adına  
Avukat  Berrin YEŞİLYURTGüven Hukuk Bürosu berrinyesilyurt@hotmail.com 

21Nisan saat.14de CNNtürkde SAAT 14.30DA Startvde SAAT 15 DE TGRTHABERDEYİZ 

Hilal Tv'deyiz 16 Nisan Saat:19 Anahaber 

canlıyanın bugun 14 nisan saat.16 ülketv
saat.16.22 kanala
saat.17.30 cemtv
darbeci balyozcu vekil istemiyoruz

 http://www.facebook.com/event.php?eid=181679278540799

 www.adaletplatformu.net www.facebook.com/adaletplatformu www.twitter.com/adaletplatformu 05322467411

 www.facebook.com/adaletplatformu

  

CİHANER İÇİN YSK'YA İTİRAZ....BASIN AÇIKLAMASI 18 nisan pazartesi SAAT.10 Bolu Gerede ADLİYESİ İLÇE SEÇİM KURULU BAŞKANLIĞI 

YSK, TSK MUHTIRASI ALTINDA KALMASIN. TBMM'DE DARBECİ VEKİL İSTEMİYORUZ. TÜM MAHKEMELERTBMM VE YSK;  TSK MUHTIRACILARINA BOYUN EĞMESİN


Adalet Platformu Ergenekon Balyoz ve KCK sanıklarının adaylıklarının iptali için 10 İLİN İL SEÇİM KURULUNA ve Yüksek Seçim Kurulu'na başvurarak 15 darbe sanığının adaylıklarının insanlığa karşı suçlar tck 77 çerçevesinde iptalini istemişti. Fotokopilerle kanunalra aykırı tahliye edilen ilhan CİHANER',n adaylığının ptali için de 18 pazartesi saat.10 da bolu gerede ilçe seçim kuruluna itiraz dilkekcesi verecek olan Adalet Platformu başkanı  Adem ÇEVİK : 10 ilin il seçim kuruluna ve Yüksek Seçim Kurullarına toplu dilekce vermek için imza kampanyası açtılar ve tüm illerden imza topluyorlar ve imzalı dilekcelerle ysk ya başvuruyorlar. YSK'ya şimdiye kadar 77 dilekce göndermişler.

Zonguldak, Ankara, İzmir, İstanbul, Antalya, Diyarbakır, Şanlıurfa, Şırnak, mardin ve Van il seçim kurullarına da başvuran Adalet PLatformu Başkanı Adem ÇEVİK: "TBMM'ye karşı Darbecilik suçundan yargılananlar vekil de aday da olamaz" dedi. 

Genel Kurmayın 6 Nisan muhtırasından ve tehditinden ne kadar etkilendiği YSK'nın Balyozcu ve Erkenekoncu adaylara tavrıyla ortaya çıkacak... 

Partilerin aday göstermesi ve YSK'nın anayasaya aykırı adayları onaması halinde YSK TSK'dan etkilenmiş olacak. silahlı terör örgütü ergenekona ve ibadethanelere bomba balyoz plancılarına ve de darbecilere sahip çıkan partiler mahkeme üzerinde baskı oluşturmuş olacak.


YÜKSEK SEÇİM KURULU ve DENİZLİ İL SEÇİM KURULU BAŞKANLIĞI'NA ulaştırılmak üzere

GEREDE İLÇE SEÇİM KURULU BAŞKANLIĞI’NA 


KONU: TBMM ve ANAYASAYI İLGA DARBE SUÇUYLA YARGILANANLARIN ADAYLIKLARININ İPTALİ

ÖZET:  Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne dolayısıyla Milli İradeye, TC Hükümeti ve yargıya karşı darbecilik ve silahlı isyan suçlarından yargılanan 24. dönem milletvekili adaylarından Ergenekon, Balyoz ve KCK'dan yargılananların adaylıkları Anayasanın 14., 76., 81. ve 83. maddeye aykırı olmasından dolayı yargı sürecine müdahaledir, görevi kötüye kullanmaktır ve suça iştiraktir. anayasa 10.madde: kimseye imtiyaz tanınamaz. Bu durum Anayasa 138. TCK 277. ve 288. Mahkemelere de baskıdır. Bu durum Teröre yardım ve yataklıktır suçu ve suçluyu övmektir ve MAHKEMEYE ALENİ BASKIDIR. TSK’nın Balyozcuları sahiplenme suçuna YSK’nın alet olmamasını, Ergenekon, Balyoz ve KCK’yi sahiplenen partilerin suça iştirak suçu da işlemelerinden dolayı işlem yapılmasını 

Aşağıda isimleri belirtilenlerin de adaylıklarının iptal edilmesini dilerim.

MÜŞTEKİ: Adem ÇEVİK TC No: 12409824156 Bahçelievler Mehtap Sk. 18 GEREDE BOLU www.adaletplatformu.net adaletplatformuotmail.com Tel.05322467411

     ADAYLIKLARININ İPTAL EDİLMESİ GEREKEN KİŞİLER:

Ergenekon tutuklusu Prof. Dr. Mehmet Haberal /Zonguldak / CHP

****Ergenekon sanığı Fotokopi Tahliyeli Erzincan eski Başsavcısı İlhan CİHANER / Denizli / CHP

Ergenekon tutuklusu Gazeteci Mustafa Balbay / İzmir / CHP 

Ergenekon sanığı Eski ATO Başkanı Sinan Aygün / Ankara / CHP

Balyoz tutuklusu TSK’dan Emekli Korgeneral Engin Alan / İstanbul / MHP

Ergenekon sanığı Tuncay Özkan / İstanbul / Bağımsız 

Devrimci karargah ve Ergenekon tutuklusu eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı / İstanbul / Bağımsız 

Ergenekon ve Balyoz davalarının tutuklusu TSK emeklisi Orgeneral Çetin Doğan / İstanbul / Bağımsız 

Ergenekon ve Balyoz davası tutuklusu TSK emeklisi Jand. Albay Hasan Atilla Uğur / Antalya / Bağımsız

Ergenekon tutuklusu İP Genel Başkanı Doğu Perinçek / İzmir /Bağımsız

BDP'nin açıkladığı bağımsız adaylar 

KCK davası sanığı olan tutuklu Hatip Dicle / Diyarbakır

KCK davası sanığı olan tutuklu Faysal Sarıyıldız / Şırnak

KCK davası sanığı olan tutuklu İbrahim Ayhan / Şanlıurfa

KCK davası sanığı olan tutuklu Kemal Aktaş / Van 

KCK davası sanığı olan tutuklu Selma Irmak / Şırnak

KCK davası sanığı olan tutuklu Gülseren Yıldırım / Mardin

 İZAH: Bilindiği gibi Anayasanın 83’ncü maddesinde ki düzenleme, milletvekillerinin meclis çalışmaları, oy, söz ve düşüncelerinden ötürü yasama sorumsuzluğunu ve ceza kovuşturmalarına karşı yasama dokunulmazlığını öngörmüştür. Yasama dokunulmazlığı hükmüne göre, seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. 

   Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14’üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. 

    Yasama dokunulmazlığı koruması milletvekilliği sıfatının kazanılmasıyla, milletvekilliği de yemin ile (anayasa 81.madde) başlayıp ve kaybedilmesiyle sona erer, 

     Seçimler sırasında tutuklu (CMK100) bulunan kişilerin de milletvekili seçilmeleriyle dokunulmazlıktan faydalanamayacakları anayasa kuralı olduğu açıktır.

     


     İnsanlığa karşı suç işleyen darbecilerin; TBMM’yi ve  anayasal düzeni ortadan kaldıran sanıkların Milli iradenin tecelligahında temsil edilmesi,  tecavüzcüsüne aşıklıktır ki akla mantığa aykırı olup tedaviye muhtaç şizofrenik ve paranoyak bir durumdur. Siyaset TSK’nın vesayetinden kurtulmalıdır.

Kanaatimize göre, Anayasa madde 83’te belirtilen dokunulmazlık kapsamı dışında bırakılan hallerden birinin varlığı halinde milletvekili seçilen kişinin tutuklanmasına karar verilmesi için Meclis kararına gerek yoktur, tutuklama kararının meclise bildirilmesi yeterli olacaktır.

    BDP Milletvekili Sabahat Tuncel ile ilgili uygulamada, mahkemenin “Milletvekili sıfatının kazanılması” gerekçesi ile verdiği tahliye kararına Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın Anayasanın 14’ncü maddesi çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucu haklı bulunarak kabul edildiğini ve daha sonra tutukluluk sebeplerinin ortadan kalkması gerekçesiyle ikinci bir tahliye kararı verildiği bilinmektedir

    Şu anda Özel Yetkili Mahkemelerin yapısı dikkate alınırsa, mevcut mahkemelerin, benzer gerekçelerle dokunulmazlık nedeniyle tahliye kararı vermemeleri yeni bir kaotik hukuki tartışma ortamı yaşanmasına engel olunacaktır.

     Bunun yanı sıra, ceza yargılamasında koruma tedbiri olarak düzenlenen tutuklama tedbirinin özel yetkili mahkemeler eliyle bir cezalandırma yöntemi olarak uygulandığı gerçeğine karşı asıl mücadele yine yargı süreci içerisinde bir hukuk mücadelesi şeklinde sürdürülmeli.

    Yargı kararını etkisiz hale getirmek sonucunu doğuracak bu olayın hep savunduğumuz yargı bağımsızlığı söylemiyle çelişen yargı sürecine dolaylı bir müdahale sayılacağı açıktır.

DELİLLER:  Tüm yasal ve kanuni deliler.  Anayasa'nın 14. maddesi kapsamına giren bir suç nedeniyle hakkında soruşturma yürütülen milletvekilleri dokunulmazlıktan yararlanamıyor. Bu madde kapsamında kalan suçlar ise TCK'da yer alıyor. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302), Anayasa'yı ihlal (madde 309), Yasama organına (TBMM) karşı suç (madde 311), Hükümete karşı suç (madde 312), Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyan (madde 313) ve Silahlı örgüt (madde 314) gibi suçlardan yargılananlar vekil de aday da olamazlar.

        Anayasa'nın 14'üncü maddesi

Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. anayasa hükümlerinden hiçbiri, devlete veya kişilere, anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.

       Anayasa'nın 83'üncü maddesi

…Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclis'in kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla anayasanın 14'üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam, durumu hemen ve doğrudan doğruya TBMM'ye bildirmek zorundadır. TBMM üyesi hakkında, seçiminden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır; üyelik süresince zamanaşımı işlemez. Tekrar seçilen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma, Meclis'in yeniden dokunulmazlığını kaldırmasına bağlıdır…”

NETİCE-İ TALEB: Yukarıda açıklanan izah ile insanlığa karşı işlenen suçlar çerçevesinde (TCK77) DARBE teşebbüsüyle, TBMM ve anayasayı ilga  suçuyla yargılananların Milli irademizi, TBMM'yi, Hükümeti, ve yargıyı ipotek altına almalarının engellenmesi ve darbe teşebbüsünün gerçekleşmemesi, mahkemelere baskıların önlenmesi, YSK’nın, TBMM’nin ve Siyasetin TSK vesayetinden darbecilerden kurtulması için;   anayasaya ve kanunlara aykırı olan darbe sanıklarının ve askerlik de yapmayan İLHAN CİHANER’in adaylıklarının iptal edilmesini dilerim.

-- 

www.AdaletPlatformu.net Adaletsizliğe ve Zulme DilsizŞeytanlık BelhumAdallıktır Tel05322467411 www.facebook.com/adaletplatformu www.twitter.com/adaletplatformu 


 

-- 
www.AdaletPlatformu.net Adaletsizliğe ve Zulme DilsizŞeytanlık BelhumAdallıktır Tel05322467411 www.facebook.com/adaletplatformu www.twitter.com/adaletplatformu 

 

DARBECİ VEKİL İSTEMİYORSANIZ BU DİLEKCEYİ BULUNDUĞUNUZ EN YAKIN YERDEKİ SEÇİM KURULUNA ELDEN VEREBİLİRSİNİZ.

BALYOZCU KAFESCİ ERGENEKONCU KCK SANIKLARININ ADAY OLDUĞU İLLERDEYSENİZ YUKARIDAKİ DİLEKCEYİ DOSYALAR BÖLÜMÜNDEN İNDİRİN DARBECİLERİN ADAY OLMADIĞI İLLERDEYSENİZ DİLEKÇENİN BAŞINA YÜKSEK SEÇİM KURULUNA ULAŞTIRILMAK ÜZERE İBARESİNİ YAZALIM LÜTFEN. MASRAFSIZ. HER GÜN İMZA TOPLUYORUZ. İSTERSENİZ FAX VE MEKTUPLA DA BAŞVURABİLİRSİNİZ.  

BALYOZ MUHTIRASINA SUÇ DUYURUSU ve TSK'YA MİLLETTEN ÜLTİMATOM 8 Nisan Cuma Saat:14 Beşiktaş Adliyesi


İSTANBULCUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA 
(CMK 250. Maddeye Göre ÖzelYetkili )


Şüpheliler:
Işık KOŞANERGenel Kurmay Başkanı, Genel Kurmay 2. Başkanı Aslan GÜNER,
TSKKomuta kademesi. Darbe yapan, darbeyi-darbeciliği savunans
oruşturma-incelemeile tespit edilecek kişiler. 

Müşteki:AdemÇEVİK TCNo:12409824156 Toros sk. 17/14 Sıhhıye AnkaraTel:05322467411www.adaletplatformu.netwww.facebook.com/adaletplatformuwww.twitter.com/adaletplatformu


Suçlar:ALENEN YARGIYA BASKI YAPMAK, Görevi kötüye kullanmak, suçu vesuçluyu övmek vatana ihanet, kaos, anayasal düzeni ortadankaldırmak, anayasa 138. ve 10. madde ve TCK 288., 215., 216., 40.,ve 217.madde ihlali ve tehdit.
Darbeyeteşebbüs, kanunları uygulamamak, Yargının, TBMM’nin vehükümetin faaliyetlerini engellemek. Yargıya baskı yapmak,yargıya emir ve talimat vermek, Balyoz yargıçlarını terörörgütlerine hedef göstermek, adaleti engellemek, suça iştirak,teröre yardım ve yataklık, devlet memuru olduğu halde siyasetyapmak, siyasi demeçler vermek, bir zümreye ayrıcalık. Anayasanınve kanunların uygulanmasını engellemek devlet malına zararvermek, suçu ve suçluyu gizlemek, Uluslar arası hukuku vesözleşmeleri uygulamamak.


İzah:www.tsk.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_Basin_Aciklamalari/2011/BA_05.htm

TSKayrı bir devlet midir ki web adresinde “GOV” veya “MİL”uzantısı kullanmıyor. TSK ve OYAK LAĞVEDİLMELİDİR.
Siyasidemeçler veren, mahkemeleri, TBMM ve Hükümeti alenen tehditedenler istifa etmiyorlarsa derhal AZL edilmelidir.

06Nisan 2011 SAAT15:20NO:BA- 05 / 11 koduyla yayımlanan yargıya emir-talimat muhtırasıaşağıdadır


1.   5-7Mart 2003 tarihinde 1’inci Ordu Komutanlığında yapılan bir plansemineri ve bu seminerle ilişkilendirilmeye çalışılan ve birdarbe planı olduğu iddia edilen planla ilgili olarak başlatılankovuşturma işlemi devam etmektedir.
2.   Halentutuklu bulunan 163 askeri personelin, tutuksuz yargılanmak üzereyaptıkları müracaat 5 Nisan 2011 tarihinde itiraz mahkemesitarafından ikinci kez reddedilerek, tutukluluk hallerinin devamınakarar verilmiştir.
3.   Devam eden yargı sürecinemüdahale anlamına gelebilecek davranışlardan özellikle kaçınanTürk Silahlı Kuvvetleri, yargılamayı etkilemeyecek şekilde,çeşitli defalar açıklamalar yaparak, ilgili makamlarıbilgilendirerek, yapılan seminerin ne olduğunu, nasıl yapıldığını,neleri kapsadığını ve kimlerin hangi emirlerle katıldığınıtereddüte yer bırakmayacak şekilde izah etmiştir. Benzerhususlar, savcılık makamlarınca görevlendirilen bilirkişiraporlarında da açık bir şekilde yer almaktadır.
4.   Halböyle iken, Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevli ve emekli 163personelinin tutukluluk halinin devamını anlamaktagüçlükçekilmektedir.
5.   Bu nedenle, dünverilen tutukluluk halinin devamına ilişkin kararı kamuoyununbilgisi için olduğu gibi yayınlıyoruz. Kamuoyuna saygı ileduyurulur.

TSKdaha önceki muhtıra açıklamalarında da Ballyozu ve balyozcukomutanları savunmuş etki altındaki mahkeme üyeleri tahliyevermek zorunda kalmış ve deliler de karartılmıştır hatta balyozsavcılarının görev yerleri değiştirilmiştir. Şemdinli deolduğu gibi Balyozcular iyi çocuktur iyi komutanlardır kefilizdenilerek mahkemeye etki edilmiştir. 27 Nisan da verdiği muhtıradaTBMM ve milli iradeyi alenen silahla tehdit etmiştir. Komutakademesinin çoğunluğunun cuntaya bulaştığından ve süreklidarbe yapmalarından dolayı da TSK lağvedilmeli ve yenidenyapılandırılmalıdır.
TSK'nın alenen Balyozculara destek vermesi de alenen suçtur.Yargıçlarabrifing veren TSK ve TSK'dan brifing alan yargıçlar “darbe görevsuçudur” gerektiğinde yine kendilerinin illegal bir müdahaleizlenimini oluşturmuştur. Mahkemelerin üzerinden F-16 uçuranSaldıray BERK'e, “Kaos ve darbe için Öcalandan yararlanalım”ve “darbeci Cihaneri ses kaydındaki gibi kopya belge ilekurtaralım”a emirle parti kapatmada TSK'nın rolü olduğusöylenmektedir.

    28Şubat sürecinde Namaz kılanlara ve başörtülülere irtica vemürteci diyerek aşağılanmış görevlerinden atılmışayrımcılık ve soykırım suçu işlenmiştir. Orduda namaz kılan1600 kişi atılmış. 28 şubat darbesinden sonra 50 milyar dolarbankaların içi boşaltılarak Türkiye halkına ihanet edilmiştir.10 haziran 1997 de anayasa mahkemesi, danıştay, yargıtay vb.Yüksek yargı mensublarına emir-talimatla birifingler verilerek suçişlenmiştir.  TSK'daki cuntacılar alenen mahkemelere baskıyapması ve ergenekona, balyoza kafese irticaya poyrazköyeatabeylere sahip çıkması da suça iştiraktir ve suçu-suçluyuövmektir. Re'sen soruşturma açmamak da suçtur .
19Şubat2011’de TSK Komutasının Balyoz sanıklarına destek ziyaretiMahkemeye ALENİ BASKIdır.
Genelkurmay Başkanıve kuvvet komutanlarının Hasdal Askeri Cezaevi’nde yatan 102muvazzaf subaya ziyarette bulunması: YARGIYA, HÜKÜMETE, TBMM’yeve MİLLİ İRADEYE ALENEN HAKARETTİR AYRICA DARBEYE AÇIKCA DESTEKVE MAHKEMEYİ TEHDİTTİR.
Komutanların tutuklugeneral-amiral ve subaylarla görüşmesi Balyoz Mahkemesi hakim vesavcılarına ALENEN BASKIdır. Balyozcu paşaları açığaalmayarak delillerin karartılması suçlarınişlenmiştir.

HelikopterleHasdal ziyareti TCK 266., 288., 265/2 madde anayasanın 138.Maddesine alenen aykırıdır
Geçtiğimiz ay TSK sitesinden 
“TSKaksi yönde yapılan telkinlere rağmen, yargı sürecinesabrediyoruz”daha önce de İlker BAŞBUĞ “sabrımızı zorlamayın”tehditi.. TSK’daki Cuntadan TSK’ya ve mahkemeye Baskı. Milletetehdit.
YARGININ,TBMM ve hükümetin faaliyetlerini engellemek, vatana ihanet,anayasal düzeni ortadan kaldırmak, suça yardım-yataklık ve suçaiştirak suçu işlenmiştir 251. Maddenin ve 288. Maddenin açıkhükmüne rağmen adil yargılamayı engellemek ve etkilemek suçlarıişlenmiştir
BALYOZ’u ERGENEKONu, uyuşturucu ticaretini,silah ve terör rantının arıştırılmasını engellemeyeçalışarak suça iştirak edenler ve YARGIYA BASKI yapanlar, devamettirenler ve emeği geçenler de suçludur

       “BALYOZPLANI”, “Kafes planı”, “irtica eylem planı”, “tankskandalı” sarıkız, ayışığı, yakamoz, eldiven v.b.Soruşturma ile tespit edilecek “DARBE ve KAOS”  planlarındaadı geçenler, şikayete konu planların hazırlanması içintalimat veren, hazırlayan ve suç için anlaşan, planın icrasındagörev alan ve suça asli   ve fer`i iştirak eden, suçuöven, suçluyu gizleyenler,  suçluları azletmeyenlerveya destekleyen veya resen soruşturma açmayanlar ve  diğerşüpheliler. Subay Sicil Yönetmeliğinin 65. maddesiniuygulamayarak görevini kötüye kullanan dolayısıyla delillerinkarartılmasına aracılık yapan bakanlar da suça iştirak ediyor.

     TürkiyeCumhuriyeti SİLAHLI KUVVETLERİ kutsal olmayıp, mensuplarınınsuçlardan azade olabileceği de söylenemez. Hesap verebilir veşeffaf olmayan yapılar elbette ki eleştiriye açık olmalıdır.TSK mensuplarının işlediği iddia edilen hususlarda ayrımcılıkyapılmadan etkin soruşturma ve faillerin yargılanarakcezalandırılmaları gerekir.

    Türkiye’dekimodern ve post modern askeri darbelerin, sivillere muhtıraların,askeri harcamaların, JİTEM ve psikolojik harp dairesininfaaliyetlerinin, Çukurca, Reşadiye, Dağlıca, 33 asker ve diğerolaylardaki kusurların, kafes eylem planı, millete komplo planları,Lahikaların, yer altından çıkan silahların, suikast planları vediğer onlarca hukuk dışı faaliyetlerin 12 Eylül ve 27 Mayısdarbesinin ve 28 Şubat postmodern darbesinin, 12 Mart ve 27 NisanMuhtırasının ve tüm darbe planlarının TSK mensublarınıngerçekleştirmiş olduğu bilimsel ve tarihi bir olgudur. Zalimaskerler ve emrindeki yargıçlar dün olduğu gibi bugün debaşbakan-bakan adam asabilirler. mutlaka darbecilerin acilenhesaplarının verilmesi gerekir. Hesap soramayanların dasorgulanması gerekmektedir. Vatana ihanet edenler, cinnet geçirenlerde derhal müşahede altına alınmalıdır. Tüm darbecilerinmalvarlığına el konulmalıdır.

Suçişlediği gerekçesiyle yargılananların açığa alınmaması,askeriyeden ve bürokrasiden uzaklaştırılmayıp , sahip çıkılmasive soruşturulmaması; üstelik terfi ettirilmesi görevi ihmal,vatana ihanet ve görevi kötüye kullanmaktır. siyaset yapmak,yargıyı etkilemek ve baskı yapmak ve kaos planları oluşturmasuçları işlenmiş ve halen alenen hukuksuzluğa devam edilmesindendolayı suça iştirak suçu işlenmesinin yanısıra organizelişekilde yasama, yargı ve yürütme faaliyetleri engelleniyor.

  AyrıcaErgenekon PKK KCK israil stratejik işbirliği iddialarını,TSK+Yargı ve diğer kurumlardaki ilişkilerini araştırmamak.uyuşturucu ticareti ve terörden rant sağlayanların heronihanetlerinin ve GATA da askerleri kobay olarak kullananlarınhalagörevde kalmasını sağlamak görevi kötüye kullanmaktır. Vatana ve millete ihanet içinde olunmasıdır. Terör ve darbedenrant-çıkar sağlamak için ekonomik kriz çıkartmak dolayısıylaişsizliği çoğaltmak da suçtur. 400 milyar doların terör-silahharcamasında ve 30bin ölü, 20bin faili meçhul meydana gelmesindeterör tüccarı darbecilerin Balyozcuların ve tüm darbecilerinrolü büyüktür.

 

Deliller:tüm yasal deliller, tanıklar ve ilgili haberlerwww.tsk.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_Basin_Aciklamalari/2011/BA_05.htm

 

Netice-iTaleb: 6 Nisan da www.TSK.TR Web sayfasındayayımlanan MUHTIRA ile alenen Yargı-Yasama ve Yürütme tehditedilmiştir. Balyoz ve Ergenekon belgelerinden, şüphelilerinuygulamalarıyla görüldüğü gibi; anayasal düzeni ortadankaldıran hatta uygulayan, görevini kötüye kullananlardan ve kamumalı helikopteri ve bulunduğu statüyü kullanarak alenen mahkemeyebaskı yapanlardan suçu-suçluyu ve DARBEYİ-DARBECİLERİövenlerden şikayetciyim.

Şüphelilerin;TCK'nın halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik etme suçunudüzenleyen 216. maddesi, görevi kötüye kullanma suçunu içeren257. maddesi ve mahkemeyi etkilemek suçunu düzenleyen 288. Maddesiçerçevesinde yargılanmaları gerekiyor. "Şüpheliler ayrıcaTCK'nın 'silahlı örgüt kurarak anayasal düzeni değiştirmek vedeğiştirmeye çalışmak, Yargının ve hükümetin göreviniyapmasını engellemeye teşebbüs, seçilmiş meşru hükümetesilahlı isyan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin göreviniyapmasını engellemeye teşebbüs v.b.suçlarını düzenleyen309,310, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316, 318, 319,maddelerinden deyargılanmalı." 

  Ayrıcadiğer suçlar için de ilgili anayasalara yasalara kanunlara vemaddelere aykırılığın yanı sıra;, Anayasa 138.madde ihlali,288.madde, 214.madde, 213., 215.,216., 217., 218., 265., 266., 251.,39. 38/1. Ve 40.madde,125.madde, 220.madde,  657 sayılı devletmemurları kanununa , askeri kanunlara  göre de işlemyapılmasını,

Yukarıdakiiddialardan dolayı ilgililere Türk Ceza Kanununun ilgilimaddelerinin uygulanması kamu davası açılmasını ve tüm medyadaçıkan bu iddialarla ilgili idari veya hukuki kamu davası veyasoruşturma açmayanlar, delillerin karartılmaması için açığaalmayanlar ve görevden azletmeyenler veya istifasını istemeyenler,darbecilerin malvarlığına el koymayanlar, TSKve Yargı mensublarının da içinde bulunduğu CUNTAcılarla27mayıs-12mart cuntacıları, 28şubat-27nisan muhtıracıları veErgenekon-Balyoz-Kafes-İrtica-Susurluk-pkk-kck-bçg-gladio vb.Çetelerle organik-inorganik bağlantılarının araştırılmasınıözellikle insanlığa karşı suç işlenmesinden dolayı TCK 77.maddeye göre de cezalandırılmalarını arz ve talep ederiz.Anayasayı,evrensel hukuku,uluslararası anlaşmaları uygulamayanlar dasuçludur

10Aralık 2003 yılında anlaşması imzalanmış ve 9 Kasım 2006’daanlaşma yürürlüğe girmiş “Yolsuzlukları ve GörevSuistimallerini Önlemeye Yönelik BM Sözleşmesi”ni YolsuzluklaSavaş kanunlarını 90.madde ve 5506 sayılı kanun çerçevesindeuygulamayarak görevini ihmal eden ve dolayısıyla görevini kötüyekullanan tüm yetkililerle ilgili de işlem yapılmasını dilerim. 08.04.2011 Adem ÇEVİK www.adaletplatformu.net 

halkın %99'u müslüman ama millet adına lanet karar veren LANETLİLER MİLLETE ve ALLAHA SAVAŞ AÇIYOR!



  http://tuzkoktudavasi.blogspot.com/

TuzKoktuDAVAsı 7temmuz Ankara 5. SulhCeza 

 TUZKOKTU DAVASI

TuzKoktuDAVAsı 22Şubat Ankara 5. SulhCeza Saat10 www.AdaletPlatformu.net

BalyozaTSK desteğine ve Mahkemeye Baskıya suç duyurusu 21 Şubat 2011SAAT:11 Beşiktaş Adliyesi

http://balyozalanet.blogspot.com/2011/02/balyoza-aleni-tsk-destegi-tskdan.html

 

                                             İSTANBULCUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA 

      (CMK 250. Maddeye Göre Özel Yetkili)  
Şüpheliler:
 Işık Koşaner Genel Kurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri KomutanıOrgeneral Erdal Ceylanoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı OramiralEşref Uğur Yiğit, Hava Kuvvetleri Komutanı OreneralHasan Aksay,  Jandarma Genel KomutanıOrgeneral Necdet Özel, Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, 
Kemal KILIÇDAROĞLU CHP Genel Başkanı.
 İlker BAŞBUĞŞeref madalyası verilmeyen GenelKurmay E Bşk.
   Soruşturma-incelemeile tespit edilecek kişiler.      Ayrıcaorganize suç örgütü kurarak ve  yargıyabaskı yaparak terör tüccarlığından RANT-menfaat elde edenler, yargısal siyasalmedyatik askeri stratejik ve maddi destek sağlayanlar. Terörü, yolsuzluğu,işsizliği, kaosu, balyozu, ergenekonu, kafesi, irticayı, suikastları ve darbeyiadaletsizliği savunanlar. TBMM, Hükümet, Yargı faaliyetlerini, Adaleti engelleyenorganize çete üyeleri    Anayasayıkaldıran ve TBMMeclisini FESH eden vatan hainlerine 12 Eylül DARBESİne suçduyurumuza adaleti uygulamayarak görevini ihmal eden, görevini kötüyekullanarak suça iştirak eden vatan hainliği yapanlr    Müşteki: Adem ÇEVİK TCNo:12409824156Toros sk. 17/14 Sıhhıye Ankara Tel:05322467411 www.adaletplatformu.net www.facebook.com/adaletplatformuwww.twitter.com/adaletplatformu Suçlar:ALENEN YARGIYA BASKI YAPMAK, Görevi kötüye kullanmak, vatana ihanet, kaos,anayasal düzeni yıkmak, Darbeye teşebbüs, kanunları uygulamamak,TBMM’nin ve hükümetin faaliyetlerini engellemek. Yargıya baskı yapmak, emir vetalimat vermek, adaleti engellemek, suçu ve suçluyu övmek, suça iştirak, görevikötüye kullanmak, teröre yardım ve yataklık, terör ve YARGI tüccarlarına veuyuşturucu ticaretine yardım yataklık, kaos, işsizlik ve ekonomik psikolojiktravmatik zararlar verilmesi, çıkar amaçlı organize suç örgütü kurmak ve üyeolmak, emir-birifing-muhtıra alan savcı ve hakimlerin görev yapmasına gözyummak, devlet memuru olduğu halde siyaset yapmak, siyasi demeçler vermek, birzümreye ayrıcalık. Anayasal düzeni ortadan kaldırmak ve çete anayasasınıuygulamak, devlet malına zarar vermek, suçu ve suçluyu gizlemek, Uluslar arasıhukuku ve sözleşmeleri uygulamamak.İzah:19Şubat 2011’de TSK Komutasının Balyozsanıklarına destek ziyareti Mahkemeye ALENİ BASKIdır.
  
Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları Hasdal Askeri Cezaevi’nde yatan 102muvazzaf subayı ziyaret etti. Balyoz davası kapsamında tutuklanarak HasdalCezaevi’ne konulan 24'ü general ve amiral toplam 102 muvazzaf subayın  ziyaret edilmesi Mahkemeye biz Balyozcularınarkasındayız mesajı verildi
      Genelkurmay Başkanı Orgeneral IşıkKoşaner,
Kara KuvvetleriKomutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu,Deniz KuvvetleriKomutanı OramiralEşref Uğur Yiğit,Hava KuvvetleriKomutanı OrgeneralHasan Aksay ile Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Necdet Özel Hasdal Cezaevi’nehelikopterle gitti.Ziyarette Birinci Ordu KomutanıOrgeneral Hayri Kıvrıkoğlu'nun da bulunması TBMM’ye ve MİLLİ İRADEYE ALENENHAKARETTİR  AYRICA DARBEYE AÇIKCA DESTEKVE MAHKEMEYİ TEHDİTTİR.
     Komutanların tutuklu general-amiral vesubaylarla görüşmesi Balyoz Mahkemesi hakim ve savcılarına ALENEN BASKIdır.Balyozcu paşaları açığa almayarak delillerin karartılması suçlarınıişlenmiştir.    Helikopterle Hasdal ziyaretiTCK 266., 288., 265/2 madde anayasanın 138. Maddesine alenen aykırıdırGeçtiğimiz ay TSK sitesinden “TSK aksi yönde yapılantelkinlere rağmen, yargı sürecine sabrediyoruz” daha önce de İlker BAŞBUĞ “sabrımızızorlamayın” tehditi.. TSK’daki Cuntadan TSK’ya ve mahkemeye Baskı.YARGININ, TBMM ve hükümetin faaliyetleriniengellemek, vatana ihanet, anayasal düzeni ortadan kaldırmak, suça yardım-yataklıkve suça iştirak suçu işlenmiştir 251. Maddenin ve 288. Maddenin açık hükmünerağmen adil yargılamayı engellemek ve etkilemek.  BALYOZ’u ERGENEKONu, uyuşturucuticaretini, silah ve terör rantının arıştırılmasını engellemeye çalışarak suçaiştirak edenler ve YARGIYA BASKI yapanlar, devam ettirenler ve emeği geçenlerde suçludur       “BALYOZPLANI”, “Kafes planı”, “irtica eylem planı”, “tank skandalı” sarıkız, ayışığı,yakamoz, eldiven v.b. Soruşturma ile tespit edilecek “DARBE ve KAOS”  planlarındaadı geçenler,   şikayete konu planlarınhazırlanması için talimat veren, hazırlayan ve suç için anlaşan, planınicrasında görev alan ve suça asli   ve fer`i iştirak eden, suçu öven,suçluyu gizleyenler,  suçluları azletmeyenler veya destekleyen veyaresen soruşturma açmayanlar ve  diğer şüpheliler. Subay SicilYönetmeliğinin 65. maddesini uygulamayarak görevini kötüye kullanan dolayısıyladelillerin karartılmasına aracılık yapan bakanlar da suça iştirak ediyor.      TürkiyeCumhuriyeti SİLAHLI KUVVETLERİ kutsal olmayıp, mensuplarının suçlardan azadeolabileceği de söylenemez. Hesap verebilir ve şeffaf olmayan yapılar elbette kieleştiriye açık olmalıdır. TSK mensuplarının işlediği iddia edilen hususlardaetkin soruşturma ve faillerin yargılanarak cezalandırılmaları gerekir.    Türkiye’deki modernve post modern askeri darbelerin, sivillere muhtıraların, askeri harcamaların,JİTEM ve psikolojik harp dairesinin faaliyetlerinin, Çukurca, Reşadiye,Dağlıca, 33 asker ve diğer olaylardaki kusurların, kafes eylem planı, milletekomplo planları, Lahikaların, yer altından çıkan silahların, suikast planlarıve diğer onlarca hukuk dışı faaliyetlerin 12 Eylül ve 27 Mayıs darbesinin ve 28Şubat postmodern darbesinin, 12 Mart ve 27 Nisan Muhtırasının ve tüm darbeplanlarının TSK mensublarının gerçekleştirmiş olduğu bilimsel ve tarihi birolgudur. Zalim askerler ve emrindeki yargıçlar bırakın başbakan-bakan asmayıdünya dönüyor denildiği için bile adam asabilirler. mutlaka darbecilerin acilenhesaplarının verilmesi gerekir. Hesap soramayanlarında sorgulanmasıgerekmektedir. Vatana ihanet edenler, cinnet geçirenler de derhal müşahedealtına alınmalıdır.   Suçişlediği gerekçesiyle yargılananların açığa alınmaması, askeriyeden vebürokrasiden uzaklaştırılmayıp , sahip çıkılmasi ve soruşturulmaması; üstelikterfi ettirilmesi görevi ihmal, vatana ihanet ve görevi kötüye kullanmaktır.siyaset yapmak, yargıyı etkilemek ve baskı yapmak ve kaos planları oluşturmasuçları işlenmiş ve halen alenen hukuksuzluğa devam edilmesinden dolayı suçaiştirak suçu işlenmesinin yanısıra organizeli şekilde yasama, yargı ve yürütmefaaliyetleri engelleniyor.      ayrıcaErgenekon PKK KCK israil stratejik işbirliği iddialarını, TSK+Yargı ve diğerkurumlardaki ilişkilerini araştırmamak. uyuşturucu ticareti ve terörden rantsağlayanların hala görevde kalmasını sağlamak görevi kötüye kullanmaktır.Vatana  ve millete ihanet içindeolunmasıdır. Terör ve darbeden rant-çıkar sağlamak için ekonomik kriz çıkartmakdolayısıyla işsizliği çoğaltmak da suçtur. 400 milyar doların terör-silahharcamasında ve 30bin ölü, 20bin failimeçhul meydana gelmesinde terör tüccarı darbecilerin Balyozcuların  rolü büyüktür.Deliller:tüm yasal deliller, tanıklar, haberler www.samanyoluhaber.com/h_511952_balyoz-saniklarina-surpriz-ziyaret.htmlhttp://ergenekon.ws/mansetgoster.asp?haber_no=2974www.bugun.com.tr/kose-yazisi/143500-darbe-saniklarini-terfiyle-taltif-makalesi.aspxwww.bugun.com.tr/kose-yazisi/143484-darbe-sorusturmalarini-anlamaya-calismak-makalesi.aspxhttp://www.stargazete.com/politika/askere-kim-telkinde-bulunuyor-haber-325891.htmwww.haber7.com/haber/20110219/Hasdal-ziyareti-ve-darbeci-damarin-calistiginin-kanitlari.php  www.as-der.org.tr/genel/balyoz-tutuklamalari.htmlwww.facebook.com/video/video.php?v=384539888986http://www.samanyoluhaber.com/h_508573_balyoz-saniklarinin-yakinlari-yol-keserek-eylem-yaptilar.htmlhttp://haksozhaber.net/news_detail.php?id=19697www.habereditor.com/news_detail.php?id=66704http://haksozhaber.net/news_detail.php?id=19177www.beyazgazete.com/video/2010/01/25/basbug-allah-allah-diyen-ordu-trtturk.htmlTaraf Gazetesi ve Vakit Gazetesi 20.02.2011 tarihindeki ziyaret yargıya baskıhaberleri ekleriNetice-i Taleb: Balyoz ve Ergenekon belgelerinden, Ses kayıtlarından ve şüphelilerinuygulamalarıyla görüldüğü gibi; anayasal düzeni ortadan kaldıran hattauygulayan terör tüccarlığı yaparak görevini kötüye kullananlardan ve kamu malıhelikopteri ve bulunduğu statüyü kullanarak alenen mahkemeye baskı yapanlardansuçu-suçluyu ve DARBEYİ-DARBECİLERİ övenlerden şikayetciyim.       Şüphelilerin;TCK'nın halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme suçunu düzenleyen 216. maddesi,görevi kötüye kullanma suçunu içeren 257. maddesi ve mahkemeyi etkilemek suçunudüzenleyen 288. Maddesi çerçevesinde yargılanmaları gerekiyor. "Şüphelilerayrıca TCK'nın 'silahlı örgüt kurarak anayasal düzeni değiştirmek vedeğiştirmeye çalışmak, yargının ve hükümetin görevini yapmasını engellemeyeteşebbüs, seçilmiş meşru hükümete silahlı isyan, Türkiye Büyük MilletMeclisi'nin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs v.b.suçlarını düzenleyen309,310, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316, 318, 319,maddelerinden deyargılanmalı."       Ayrıca diğer suçlar için de ilgili anayasalara yasalarakanunlara ve maddelere aykırılığın yanı sıra;, Anayasa 138.madde ihlali, 288.madde,214.madde, 213., 216., 217., 218., 265., 266., 251., 39. 38/1. Ve 40.madde,125.madde,220.madde,  657 sayılı devlet memurları kanununa , askeri kanunlara göre de işlem yapılmasını,       Yukarıdakiiddialardan dolayı ilgililere Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerininuygulanması kamu davası açılmasını ve tüm medyada çıkan bu iddialarla ilgiliidari veya hukuki kamu davası veya soruşturma açmayanlar, delilerinkarartılmaması için açığa almayanlar ve görevden azletmeyenler veya istifasınıistemeyenler de  ayrıca anayasayı ve evrensel hukuku ve uluslararasıanlaşmaları uygulamayanlarda suçludur10 Aralık 2003yılında anlaşması imzalanmış ve 9 Kasım 2006’da anlaşma yürürlüğe girmiş“Yolsuzlukları ve Görev Suistimallerini Önlemeye Yönelik BM Sözleşmesi”ni YolsuzluklaSavaş kanunlarını 90.madde ve 5506 sayılı kanun çerçevesinde uygulamayarakgörevini ihmal eden ve dolayısıyla görevini kötüye kullanan tüm yetkililerleilgili de işlem yapılmasını dilerim. 21.02.2011 Adem ÇEVİK  
www.adaletplatformu.net

TuzKoktuDAVAsı 22Şubat Ankara 5. SulhCeza Saat10 www.AdaletPlatformu.net http://www.facebook.com/event.php?eid=181679278540799
Ebedi Saadet, Uyarı Feyz ve RABBani HAYAT REHBERİMİZ Kur'anı Anlayarak Oku-Okut, Yaşa-Yaşat.  KuraniHayatlı BİRR ÖMR Kuransız Bin Ömürden Üstündür. www.KuranKonseyi.com www.facebook.com/adaletplatformu  www.ademcevik.net +905322467411 Adaletsizliğe ve Zulme Dilsiz Şeytanlık, Kur'anın Hükümlerine Hakarete Sessizlik Belhum Adallıktır. Tevbe24 Hud113 www.tevhidnesli.de www.ergenekon.ws







Bilgi
TUZ KOKTU DAVASI... TUZ KOKUTMAK 3 MAYMUNLARI OYNAMAK SERBEST LAKİN TUZ KOKTU DEMEK 3 MAYMUNLAR OYNANIYOR DEMEK YASAK DAVASI 22 ŞUBAT 2011 ANKARA 5. SULHCEZA 2010/1798
http://www.habervaktim.com/haberoku.php?id=126109
http://www.showhaber.com/adalet-platformu-baskani-cevikten-danistay-onunde-kokmus-balik-ve-tuzla-eylem-291994.htm
http://www.netgazete.com/News/697416/danistay_saldirisini_tuzla_protesto_ettiler_.aspx

http://mercanmedya.com/say/s10.aspx?habid=760http%3A%2F%2Fwww.mercanmedya.com%2Fsay%2Fs10.aspx%3Fhabid%3D609

JİTEM'den savcıya ‘dava aç' talimatı

Darbecilere karşı yaptığı suç duyurusu ve protesto eylemleriyle gündeme gelen Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik'in, geçtiğimiz günlerde Anayasa Mahkemesi'nin önünde düzenlediği protesto eylemi sonrasında polisler tarafından apar topar Ankara Adliyesi'ne götürüldüğü öğrenildi.


“DANIŞTAY ÖNÜNDE NİYE EYLEM YAPTIN?” SORGUSU
Ankara Cumhuriyet Savcısı Kürşat Kayral'ın talebi doğrultusunda şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan Çevik'e, “Danıştay önünde niye eylem yaptığı” soruldu. 08.06.2010 tarih ve 2010-1740 soruşturma numaralı tutanakta Çevik, “Basın açıklaması yaptım. Amacım hakaret kastı değil, ilgili kurumları hukuka saygılı olmaya davet etmektir. İfademin ve yargılamamın YARSAV üyesi olmayan kişilerce yapılmasını talep ediyorum” dedi. Darbecileri ve hukuksuzlukları protesto etmeye devam edeceğini söyleyen Çevik, 17.05.2010 tarihinde Danıştay önünde, üzerinde AYM, HSYK, JİTEM, YARGITAY, TSK ve DANIŞTAY yazılı kağıtlar, ortasına kokmuş balıklar ve üzerlerine de tuz dökerek “hukuk koktu” eylemi yapmıştı.

KERHEN GÖTÜRÜLDÜ...
Vakit'e konuşan Çevik, darbecilere yönelik mücadelesini sürdüreceğini belirterek, tutanağa yansımayan detayları şöyle anlattı: “8 Haziran 2010 tarihinde Anayasa Mahkemesi'nin önünde hukuksuz kararlarını protesto etmek gayesiyle yaptığım basın açıklaması sonrasında 19 basın mensubunun gözleri önünde 06 RBT 46 plakalı bir araca kendilerinin sivil polis olduğunu kimlik göstermeden söyleyen 3 kişi beni araca bindirerek ‘Basın savcısı Kürşat Kayral'a ifade için götürüyoruz' dediler. Ben de ‘Tebliğ yok, yazılı talimat-çağrı yok, gözaltı kararı yok. Ben kendim giderim' dediğimde ‘Savcı Kayral'ın talimatı' denilerek kerhen götürüldüm.”

İFADEYİ BİLE HAZIRLAMIŞLAR!
Çevik, şöyle devam etti: “Savcılığa giderken saat 11.15 civarı defalarca avukatım Berrin Yeşilyurt'u aradım ama maalesef ulaşamadım. Savcının odasına ifade için gittiğimde ‘Avukatım yok, sonra avukatımla gelip ifade vereyim' dediğimde savcı ‘Avukata gerek yok. İfaden zaten hazır. İmza atıp gidebilirsin. Seni alıkoymayacağız' dedi.”

SAVCI: “JİTEM İHBAR ETTİ, BEN DE SORUŞTURMA AÇTIM”
“İmzalamam için uzattığı kağıdı okuduğumda 17 Mayıs saat 11.00'de Danıştay önünde yaptığım tuz ve kokmuş balıklı basın açıklamasında ‘yaptığım eylemlerde yargıçlara hakaret ettiğim ve tüm suçlamaları kabul ettiğim' yazılı belge ben gelmeden hazırlanmış. Ben ‘Bu metne imza atmam. Kim şikayetçi?' dediğimde ‘JİTEM' dedi. Varlığı kabul edilmeyen JİTEM şikayetçi ise güzel gelişme. ‘Suçlamaları reddediyorum yazarsanız imzalarım' dedim. Öyle deyince ‘JİTEM ihbar etti, ben kendim soruşturma açtım' dedi.”

“O BİZİM BİLECEĞİMİZ İŞ”
“Ben de hemen çantamdaki Star, Vakit, Taraf, Bugün, Zaman ve Yeni Şafak gazetelerini çıkararak ‘Seyfi Oktay ile Kadir Özbek'in telefon-ses kayıtlarındaki anayasal düzeni değiştirmek için yargıçlara-mahkemelere etki yapan konuşmalara da dava açarsınız inşallah' dediğimde sert bir tavır ve ses tonuyla ‘o bizim bileceğimiz iş' dedi ve ‘Şikayete konu veya konular hakkında neyle suçlanıyorsam doküman-belge istiyorum' dediğimde de maalesef verilmedi.”

  

3.3.3 GENELKURMAY+MSB+BAŞBAKANLIK ÖNÜNDE ALLAHA CAMİLERE VE MİLLETE SAVAŞ AÇANLARI, DARBECİLERİ, BALYOZCULARI LANETLEYECEĞİZ. 

MİLLETE İHANET İÇİNDE OLANLARA 65.MADDEYİ İŞLETMEYEREK DARBE DESTEKCİLERİNİ LANETLEYECEĞİZ.

3MART SAAT3 TSK-MSB-BAŞBAKANLIK ÖNÜNDE ALLAHA ve MİLLETE SAVAŞ AÇAN tüm LANETLİLERİ LANETLEYECEĞİZ. 

dilsizşeytan ve belhümadal olmamak için lanetleyeceğiz... zulme sessizlik esfeli safilinliktir... www.facebook.com/adaletplatformu www.adaletplatformu.com

http://www.facebook.com/event.php?eid=187551481269123   

Adaletsizliğe ve Zulme Dilsiz Şeytanlık Belhum Adallıktır  www.adaletplatformu.net www.Elbirligi.org Tel05322467411 www.facebook.com/adaletplatformu Tevbe24-12-36-111 Hud113 Maide32 Nisa76 Bakara191-195 Nahl90 Zümer36 Şura39 Enfal60

 

RABB Zulmü Engellemeyi ve ADALETİ EMRediyor. Nahl90 

İnsan:Zulmü Engeller. 
Hayvan:Zulme Buğzeder/Seyreder. 
EsfeleSafilin:Zulme SessizŞeytandır. 
Bel'am: Zulmü Destekler ve Allaha Akıl Verir. 
BelhumAdal:Zulmsever 
Karun:Zulmden Rantlanır. 
Beyinsiz:Zulmekör, Zulmeköle, Zalimine, Katiline Tecavüzcüsüne Aşık. 
Firavun:Zalim.
Şeytan:Şeytanın Gönüllü Kölesi   Şeytanın Avukatı: Şeytanın parasız askeri 
Zulme Karşı SessizŞeytanlık Ateştir, Helaktır, Beyinsizliktir ve BelhumAdallıktır. HUD113 

TEVBE24:De ki; «Eğer babalarınızı, evlâtlarınızı, kardeşlerinizi, eşlerinizi, hısım akrabanızı, kazandığınız malları, bozulmasından korktuğunuz ticareti ve hoşunuza giden evleri (PARTİNİZİ, TAKIMINIZI,LİDERLERİNİZİ,ŞEYHİNİZİ,ARABANIZI,YEMEĞİ,ŞEHVETİ), EVlerinizi Allah'dan, Peygamber'den ve Allah yolunda cihad etmekten daha çok seviyorsanız Allah emrini azabını gerçekleştirinceye, yapacağını yapıncaya kadar bekleyiniz. Allah TEVHİDİyoldan çıkmışlar güruhunu fasıkları doğru yola iletmez.» 

www.adaletplatformu.net www.islamkonseyi.com

Kurşun Gazeli:  
Savaşa girdi kalbim bin yara aldı beni
Ne denli acı varsa aradı buldu beni  
Seni bir bomba gibi taşımak bu göğüste 
Bir Ebubekir kıldı bir Ömer kıldı beni  
Kurmak bize düştü bu kalbi sökülmüş çağı
Buyruk en ağır yükün altına saldı beni  
Atıldık kurşun gibi kentin alanlarına 
Bir kaç put ve taş gördü birden irkildi beni  
Parça parça bir yürek delik deşik bir bağır 
Bir beş değil sevgili bin kurşun deldi beni  
Bir de bakışlarındır kurşun gözlerin senin 
Kılı kıpırdamadı el gördü geldi beni  
Bir katılık döşenmiş upuzun bulvarlara 
Adım atar atmaz bir donma aldı beni  
Böyle çıktım alana ve yürüdüm yürüdüm 
Ne görebildi kimse ne anlayabildi beni  
Ve put alanlarından geçtim 
İbrahim gibi 
Bir savaş bildi beni bir eylem bildi beni  OsmanSarı 

İİH   İhlal İhbar Hattı  

Her Tür Hak İhlallerini İhbar edin ki Elbirliği ile zulmü engelleyelim ve Adaleti Sağlayabilelim

İletişim Bilgileşim Tearüf Bilgileri: 

http://www.adaletplatformu.net/ http://www.facebook.com/adaletplatformu

http://twitter.com/adaletplatformu http://www.facebook.com/group.php?gid=150527364984183 ihlalihbarhatti@gmail.com  

MSN: adaletplatformu@hotmail.com Tel/Sms: +905322467411 

 



6408 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam6
Toplam Ziyaret159388