• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/adaletplatformu
  • https://www.twitter.com/adaletplatformu

CUNTAYA DESTEK VEREN 4 DARBECİ PAŞAYA TERÖRE YARDIM YATAKLIKTAN, YARGIYA ALENEN BASKIDAN SORUŞTURMA... EMEKLİLİKLERİ İÇİN VERDİKLERİ MÜCADELEYİ TERÖRÜ ENGELLEMEK VE HERON KATLİAMCILARINI YARGILAMAK İÇİN GÖSTERMEYENLERİN, OYAK'IN MALVARLIKLARI ELKONSN

CUNTAYA DESTEK VEREN 4 DARBECİ PAŞAYA TERÖRE YARDIM YATAKLIKTAN, YARGIYA ALENEN BASKIDAN SORUŞTURMA ...
 EMEKLİLİKLERİ İÇİN VERDİKLERİ MÜCADELEYİ TERÖRÜ ENGELLEMEK VE HERON KATLİAMCILARINI YARGILAMAK İÇİN GÖSTERMEYENLERİN  VE OYAK'IN MALVARLIKLARI HAZİNEYE DEVİR EDİLMELİ...
 

O ziyarete soruşturma

'nde yatan muvazzaf askerleri ziyaret eden 4 komutan hakkında soruşturma açıldı.  'in de aralarında bulunduğu komutanların ziyaretini özel yetkili savcılık, "terör örgütüne yardım yataklık ve görevini kötüye kullanma" suçu kapsamında soruşturuyor

Geçen şubat ayında 'ni ziyaret eden dönemin Genelkurmay Başkanı'in de aralarında bulunduğu generaller hakkında Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca "terör örgütüne yardım ve yataklık" iddiası ile soruşturma yürütüldüğü ortaya çıktı. 2011/2036 soruşturma numarası verilen dosyada şüpheli olarak  Işık Koşaner, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Eşref Uğur Yiğit, eski Kara Kuvvetleri Komutanı Erdal Ceylanoğlu ve eski Hava Kuvvetleri Komutanı Hasan Aksay'ın isimleri geçiyor. Komutanlar, 18 Şubat 2011'de Balyoz davası kapsamında tutuklanarak Hasdal Cezaevi'ne konulan 24'ü general ve amiral toplam 102 muvazzaf subayı ziyaret etmişti. Bu ziyaret sonrası Genç Siviller ve Adalet Platformu, İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı'na ayrı ayrı suç duyurusunda bulundu. Edinilen bilgilere göre yapılan suç duyuruları birleştirildi ve soruşturma açıldı. 

4 KOMUTAN ŞÜPHELİ 

Dosya kapsamında bulunan Işık Koşaner'in ses kaydının Ankara'da benzer bir soruşturma yürüten Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Cemil Tuğtekin'e gönderildiği belirtildi.Yürütülen soruşturmanın ilk evresinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın görevsizlik kararı vererek dosyayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdiği öğrenildi. Yargıtay görev suçu bulsaydı komutanlar Yüce Divan'da yargılanacaklardı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, yaptığı incelemenin ardından dosyayı görev suçu olmadığı iddiası ile Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na iade ettiği öğrenildi. Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş, Yargıtay'dan gelen dosya üzerindeki çalışmalarını sürdürüyor. Komutanların soruşturma kapsamında önümüzdeki günlerde ifadeye çağrılabilecekleri belirtiliyor. 

SİLİVRİ'DE ASKER YASAĞI
Muvazzaf generallerden, Ergenekon ve Balyoz davası tutuklularına Silivri Cezaevi'nde yapılan ve kamuoyunda "genelkurmay desteği" olarak yorumlanan ziyaretlere Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yasak geldi. Sanıkları; sadece aileleri, avukatları ve yasa gereği kendilerinin talep ettikleri üç yakınları ziyaret edebilecek. 
......
 

Koşaner'e suç duyurusu
Adalet Platformu, Genelkurmay Başkanı Koşaner ve kuvvet komutanları hakkında, Balyoz darbe planına destek ve mahkemeyi etkilemekten suç duyurusunda bulundu. Birkaç gün önce, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları Hasdal Askeri Cezaevi’nde yatan 102 muvazzaf subayı ziyaret etmiş, bu ziyarete sadece iki kuvvet komutanı katılmamıştı. Kamuoyunu sarsan bu ziyaretle, Balyoz davasına bakan mahkemeye 'Biz Balyozcuların arkasındayız' mesajı verildiğini öne süren Adalet Platformu sözcüsü Adem Çevik, TCK ve anayasanın çeşitli maddelerine açık aykırılık taşıyan bu eylemin suç olduğunu ayrıntılarıyla belirttiği ve şüphelilerin yargılanmasını talep ettiği suç duyurusunu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na teslim etti.

'Balyoz' davası sanıklarını Hasdal Cezaevi'nde ziyaret eden Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ve kuvvet komutanları hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik, dilekçesini İstanbul Adliyesi'ne gelerek İstanbul Özel Yetkili Savcısı Hakan Karaalioğlu'na verdi. Komuta kademesinin 'Balyoz' sanıklarını ziyaret ederek darbecilere alenen destek verdiğini aktaran Çevik, "Resen soruşturma başlatmaları gereken savcılar, görevlerini yapmadığı için Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı olarak ben suç duyurusunda bulunuyorum." dedi. Çevik ayrıca CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında da Balyoz sanıklarına sahip çıkması nedeniyle, eski Genelkurmay başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ'u da delillerin karartılmasını sağladığı iddiasıyla şikâyet etti. İşte o suç duyurusu:

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA (CMK 250. Maddeye Göre Özel Yetkili ) 

Şüpheliler: Işık Koşaner Genel Kurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Necdet Özel, Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, Kemal KILIÇDAROĞLU CHP Genel Başkanı. İlker BAŞBUĞ Şeref madalyası verilmeyen GenelKurmay E Bşk. Soruşturma-inceleme ile tespit edilecek kişiler. Ayrıca organize suç örgütü kurarak ve yargıya baskı yaparak terör tüccarlığından RANT-menfaat elde edenler, yargısal siyasal medyatik askeri stratejik ve maddi destek sağlayanlar. Terörü, yolsuzluğu, işsizliği, kaosu, balyozu, ergenekonu, kafesi, irticayı, suikastları ve darbeyi adaletsizliği savunanlar. TBMM, Hükümet, Yargı faaliyetlerini, Adaleti engelleyen organize çete üyeleri. Anayasayı kaldıran ve TBMMeclisini FESH eden vatan hainlerine 12 Eylül DARBESİne suç duyurumuza adaleti uygulamayarak görevini ihmal eden, görevini kötüye kullanarak suça iştirak eden vatan hainliği yapanlar.

Müşteki: Adem ÇEVİK TCNo:12409824156 Toros sk. 17/14 Sıhhiye Ankara Tel:05322467411 www.adaletplatformu.net www.facebook.com/adaletplatformu www.twitter.com/adaletplatformu 

Suçlar: ALENEN YARGIYA BASKI YAPMAK, Görevi kötüye kullanmak, vatana ihanet, kaos, anayasal düzeni yıkmak, Darbeye teşebbüs, kanunları uygulamamak, TBMM’nin ve hükümetin faaliyetlerini engellemek. Yargıya baskı yapmak, emir ve talimat vermek, adaleti engellemek, suçu ve suçluyu övmek, suça iştirak, görevi kötüye kullanmak, teröre yardım ve yataklık, terör ve YARGI tüccarlarına ve uyuşturucu ticaretine yardım yataklık, kaos, işsizlik ve ekonomik psikolojik travmatik zararlar verilmesi, çıkar amaçlı organize suç örgütü kurmak ve üye olmak, emir-brifing-muhtıra alan savcı ve hakimlerin görev yapmasına göz yummak, devlet memuru olduğu halde siyaset yapmak, siyasi demeçler vermek, bir zümreye ayrıcalık. Anayasal düzeni ortadan kaldırmak ve çete anayasasını uygulamak, devlet malına zarar vermek, suçu ve suçluyu gizlemek, Uluslar arası hukuku ve sözleşmeleri uygulamamak.

İzah:19Şubat 2011’de TSK Komutasının Balyoz sanıklarına destek ziyareti Mahkemeye ALENİ BASKIdır. Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları Hasdal Askeri Cezaevi’nde yatan 102 muvazzaf subayı ziyaret etti. Balyoz davası kapsamında tutuklanarak Hasdal Cezaevi’ne konulan 24'ü general ve amiral toplam 102 muvazzaf subayın ziyaret edilmesi Mahkemeye biz Balyozcuların arkasındayız mesajı verildi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner,Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu,Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit,Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay ile Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Necdet Özel Hasdal Cezaevi’ne helikopterle gitti.

Ziyarette Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu'nun da bulunması TBMM’ye ve MİLLİ İRADEYE ALENEN HAKARETTİR AYRICA DARBEYE AÇIKÇA DESTEK VE MAHKEMEYİ TEHDİTTİR.

Komutanların tutuklu general-amiral ve subaylarla görüşmesi Balyoz Mahkemesi hakim ve savcılarına ALENEN BASKIdır. Balyozcu paşaları açığa almayarak delillerin karartılması suçlarını işlenmiştir. 

Helikopterle Hasdal ziyareti TCK 266., 288., 265/2 madde anayasanın 138. Maddesine alenen aykırıdır

Geçtiğimiz ay TSK sitesinden “TSK aksi yönde yapılan telkinlere rağmen, yargı sürecine sabrediyoruz” daha önce de İlker BAŞBUĞ “sabrımızı zorlamayın” tehditi.. TSK’daki Cuntadan TSK’ya ve mahkemeye Baskı.

YARGININ, TBMM ve hükümetin faaliyetlerini engellemek, vatana ihanet, anayasal düzeni ortadan kaldırmak, suça yardım-yataklık ve suça iştirak suçu işlenmiştir 251. Maddenin ve 288. Maddenin açık hükmüne rağmen adil yargılamayı engellemek ve etkilemek. 

BALYOZ’u ERGENEKONu, uyuşturucu ticaretini, silah ve terör rantının araştırılmasını engellemeye çalışarak suça iştirak edenler ve YARGIYA BASKI yapanlar, devam ettirenler ve emeği geçenler de suçludur.

“BALYOZ PLANI”, “Kafes planı”, “irtica eylem planı”, “tank skandalı” sarıkız, ayışığı, yakamoz, eldiven v.b. Soruşturma ile tespit edilecek “DARBE ve KAOS” planlarında adı geçenler, şikayete konu planların hazırlanması için talimat veren, hazırlayan ve suç için anlaşan, planın icrasında görev alan ve suça asli ve fer`i iştirak eden, suçu öven, suçluyu gizleyenler, suçluları azletmeyenler veya destekleyen veya resen soruşturma açmayanlar ve diğer şüpheliler. Subay Sicil Yönetmeliğinin 65. maddesini uygulamayarak görevini kötüye kullanan dolayısıyla delillerin karartılmasına aracılık yapan bakanlar da suça iştirak ediyor. 

Türkiye Cumhuriyeti SİLAHLI KUVVETLERİ kutsal olmayıp, mensuplarının suçlardan azade olabileceği de söylenemez. Hesap verebilir ve şeffaf olmayan yapılar elbette ki eleştiriye açık olmalıdır. TSK mensuplarının işlediği iddia edilen hususlarda etkin soruşturma ve faillerin yargılanarak cezalandırılmaları gerekir.

Türkiye’deki modern ve post modern askeri darbelerin, sivillere muhtıraların, askeri harcamaların, JİTEM ve psikolojik harp dairesinin faaliyetlerinin, Çukurca, Reşadiye, Dağlıca, 33 asker ve diğer olaylardaki kusurların, kafes eylem planı, millete komplo planları, Lahikaların, yer altından çıkan silahların, suikast planları ve diğer onlarca hukuk dışı faaliyetlerin 12 Eylül ve 27 Mayıs darbesinin ve 28 Şubat postmodern darbesinin, 12 Mart ve 27 Nisan Muhtırasının ve tüm darbe planlarının TSK mensublarının gerçekleştirmiş olduğu bilimsel ve tarihi bir olgudur. Zalim askerler ve emrindeki yargıçlar bırakın başbakan-bakan asmayı dünya dönüyor denildiği için bile adam asabilirler. mutlaka darbecilerin acilen hesaplarının verilmesi gerekir. Hesap soramayanlarında sorgulanması gerekmektedir. Vatana ihanet edenler, cinnet geçirenler de derhal müşahede altına alınmalıdır.

Suç işlediği gerekçesiyle yargılananların açığa alınmaması, askeriyeden ve bürokrasiden uzaklaştırılmayıp , sahip çıkılmasi ve soruşturulmaması; üstelik terfi ettirilmesi görevi ihmal, vatana ihanet ve görevi kötüye kullanmaktır. siyaset yapmak, yargıyı etkilemek ve baskı yapmak ve kaos planları oluşturma suçları işlenmiş ve halen alenen hukuksuzluğa devam edilmesinden dolayı suça iştirak suçu işlenmesinin yanısıra organizeli şekilde yasama, yargı ve yürütme faaliyetleri engelleniyor.

Ayrıca Ergenekon PKK KCK israil stratejik işbirliği iddialarını, TSK+Yargı ve diğer kurumlardaki ilişkilerini araştırmamak. uyuşturucu ticareti ve terörden rant sağlayanların hala görevde kalmasını sağlamak görevi kötüye kullanmaktır. Vatana ve millete ihanet içinde olunmasıdır. Terör ve darbeden rant-çıkar sağlamak için ekonomik kriz çıkartmak dolayısıyla işsizliği çoğaltmak da suçtur. 400 milyar doların terör-silah harcamasında ve 30bin ölü, 20bin faili meçhul meydana gelmesinde terör tüccarı darbecilerin Balyozcuların rolü büyüktür.

Deliller: Tüm yasal deliller, tanıklar, haberler: 
www.samanyoluhaber.com/h_511952_balyoz-saniklarina-surpriz-ziyaret.html,
http://ergenekon.ws/mansetgoster.asp?haber_no=2993,
www.bugun.com.tr/kose-yazisi/143500-darbe-saniklarini-terfiyle-taltif-makalesi.aspx,
www.bugun.com.tr/kose-yazisi/143484-darbe-sorusturmalarini-anlamaya-calismak-makalesi.aspx,
http://www.stargazete.com/politika/askere-kim-telkinde-bulunuyor-haber-325891.htm,
www.haber7.com/haber/20110219/Hasdal-ziyareti-ve-darbeci-damarin-calistiginin-kanitlari.php
www.as-der.org.tr/genel/balyoz-tutuklamalari.html
www.facebook.com/video/video.php?v=384539888986
http://www.samanyoluhaber.com/h_508573_balyoz-saniklarinin-yakinlari-yol-keserek-eylem-yaptilar.html,
http://haksozhaber.net/news_detail.php?id=19697,
www.habereditor.com/news_detail.php?id=66704,
http://haksozhaber.net/news_detail.php?id=19177,
www.beyazgazete.com/video/2010/01/25/basbug-allah-allah-diyen-ordu-trtturk.html

Netice-i Taleb: Balyoz ve Ergenekon belgelerinden, Ses kayıtlarından ve şüphelilerin uygulamalarıyla görüldüğü gibi; anayasal düzeni ortadan kaldıran hatta uygulayan terör tüccarlığı yaparak görevini kötüye kullananlardan ve kamu malı helikopteri ve bulunduğu statüyü kullanarak alenen mahkemeye baskı yapanlardan suçu-suçluyu ve DARBEYİ-DARBECİLERİ övenlerden şikayetçiyim.

Şüphelilerin; TCK'nın halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme suçunu düzenleyen 216. maddesi, görevi kötüye kullanma suçunu içeren 257. maddesi ve mahkemeyi etkilemek suçunu düzenleyen 288. Maddesi çerçevesinde yargılanmaları gerekiyor. "Şüpheliler ayrıca TCK'nın 'silahlı örgüt kurarak anayasal düzeni değiştirmek ve değiştirmeye çalışmak, yargının ve hükümetin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, seçilmiş meşru hükümete silahlı isyan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs v.b.suçlarını düzenleyen 309,310, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316, 318, 319,maddelerinden de yargılanmalı." 

Ayrıca diğer suçlar için de ilgili anayasalara yasalara kanunlara ve maddelere aykırılığın yanı sıra;, Anayasa 138.madde ihlali, 288.madde, 214.madde, 213., 216., 217., 218., 265., 266., 251., 39. 38/1. Ve 40.madde,125.madde, 220.madde, 657 sayılı devlet memurları kanununa , askeri kanunlara göre de işlem yapılmasını, 

Yukarıdaki iddialardan dolayı ilgililere Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerinin uygulanması kamu davası açılmasını ve tüm medyada çıkan bu iddialarla ilgili idari veya hukuki kamu davası veya soruşturma açmayanlar, delilerin karartılmaması için açığa almayanlar ve görevden azletmeyenler veya istifasını istemeyenler de ayrıca anayasayı ve evrensel hukuku ve uluslararası anlaşmaları uygulamayanlarda suçludur

10 Aralık 2003 yılında anlaşması imzalanmış ve 9 Kasım 2006’da anlaşma yürürlüğe girmiş “Yolsuzlukları ve Görev Suistimallerini Önlemeye Yönelik BM Sözleşmesi”ni Yolsuzlukla Savaş kanunlarını 90.madde ve 5506 sayılı kanun çerçevesinde uygulamayarak görevini ihmal eden ve dolayısıyla görevini kötüye kullanan tüm yetkililerle ilgili de işlem yapılmasını dilerim. 21.02.2011 Adem ÇEVİK

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3006 
Hasdal'ın kararttığı değerler

Gültekin Avcı (Bugün): Orgeneraller, Hasdal Askeri Cezaevi ziyaretini yapmamalıydı, yapamamalıydı. Genelkurmay'da taassup devam ediyor. Polis modern ve profesyonel dönüşümünü tamamladı. Ama postmodern darbenin aktörü, modern tavırlar bile göstermiyor. Postmodern çağın askeri için sadece üniforma yeterli değil. Düşünsel dinamikler itibarıyla 27 Mayıs 1960 darbesinden bugünün Genelkurmay'ına esaslı bir değişim yok. Hâlâ soğuk savaş refleksleri, hâlâ sivil üstü ima ve inisiyatifler. Her tutuklamada komuta kademesiyle dikkat celbedici toplantılar yapan veya başbakana koşup medyanın tansiyonunu yükselten generallerin demokrasi ve hukuk bilinci yoktur. Demokrasiye bağlılık sözle değil hal diliyle gösterilir. İlker Başbuğ, korgenerale TSK adına Ergenekon tutuklu ziyareti yaptırdı diyorduk. Bu sefer inanılmaz bir şekilde Org. Koşaner ve komuta kademesi toplu bir şekilde Hasdal'a indi.

"Efendim insaf edin tutuklu olanlar silah arkadaşları büyütülmemeli" denemez. Emniyet Genel Müdürü, tutuklanan Emniyet Genel Müdür Yardımcıları'nı neden ziyaret etmedi? Emniyetin komuta kademesi tutuklanmıştı. Üstelik tutuklanan Em. Gn. Md. Yardımcıları'nın suçu Hasdal'dakiler gibi ağırlaştırılmış müebbet hapsi gerektirecek vahamette suçlar da değil. Ayrıca tutuklanan emniyet mensupları için özel şartlarla donatılmış bir Hasdal yok. "Aman iyi davranın, moralleri bozulmasın" tarzında kayırılacakları bir ortam yok. Hepsi sivil cezaevlerine konuyorlar. Askeri mevzuata göre, tutuklanan veya mahkûm olan muvazzaf unsurlar askeri cezaevlerine konuyorlar. Hangi suç olursa olsun. Anayasal eşitlik prensibi nerede kaldı? Sivil mahkemenin tutukladığı muvazzafların da sivil cezaevlerine konulması gerekiyor. Mevzuat değişikliği yapılmalı. Zira suç da askeri bir suç değil. Askeri cezaevleri sivil cumhuriyet savcılarının kontrolünde değil.

Ordular siyasal ve ideolojik refleksler gösterdikçe, halk desteğini kaybederler ve toplumdan koparlar. TSK sadece bir ideolojik kampın hayat garantörü ve silahlı gücü imajı vermemeli. Bugünün askerini geçen asırların 'savaşçı'sından ayıran esas nokta profesyonelliktir. Profesyonel asker insanlara, ülkesine, milletine hissi veya ideolojik hassasiyetle bakmaz. Duygusal ve ideolojik refleksler gösteren bir askeri bürokrasi, devletin apolitik enstrümanı olma konumunu kaybeder. Böyle bir panoramada silahlı kuvvetlerden değil, silahlı siyasetten bahsetmek gerekir. Türkiye ve dünya kamuoyunun yakından takip ettiği Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda bürokratik aygıtlardan zirvede bir itina beklenir. Sükûnet ve etkisizlik içinde bulunması gereken birinci konum Genelkurmay'dır. Zira bu bürokrasi içinden pek çok emekli ve muvazzaf unsurun soruşturulması, tutuklanması ve yargılanması söz konusudur. Ve geçmişten bugüne darbe suçunu işleyenler sadece bu yapı içinden çıkmıştır.

Genelkurmay Başkanı'nın komuta kademesiyle darbe tutuklularını ziyareti, bu minvalde yürütülen soruşturma ve yargılamaları kasvete boğar. TSK'nın halk nezdindeki itibarını erozyona uğratır. Adalet duygusunu karartır. Yargıya ve kamuoyuna ciddi bir psikolojik harekâttır yapılan ziyaret. Her hal ve tavrının kamuoyunda nasıl algılanacağı konusunda kılı kırk yaran Genelkurmay, komuta kademesinin Hasdal'daki görünümünün nasıl yorumlanacağını iyi bilmektedir. ABD'nin meşhur başkanlarından Woodrow Wilson 1915'te Savunma Bakanı Henry Breckinridge'i acil olarak Beyaz Saray'a çağırmıştı. Başkan Wilson elindeki Baltimore Sun gazetesini sallayarak savunma bakanını sert bir şekilde azarlıyordu. Gazete Genelkurmay Başkanlığı'nın, Almanlar'la savaşa hazırlandığı haberini vermişti. Savunma Bakanı konudan haberi olmadığını söyleyince Wilson, "Derhal araştır eğer bu doğruysa, Genelkurmay'daki bütün yetkilileri derhal görevden al ve sen de Washington'u terk et" emrini verdi. ABD'de sivil yönetim kendi inisiyatif ve egemenlikleriyle hareket eden generallere asla müsamaha göstermedi. (Gültekin Avcı / Bugün

Darbecilik en yüz kızartıcı suçtur

23 Şubat 2011 - Gülay Göktürk (Bugün): Genelkurmay Başkanı, Hasdal'daki komutanlar zimmet, rüşvet ve irtikaptan yargılanıyor olsaydı yine ziyaretlerine gider miydi? Tutuklu eşleri, kocaları "nitelikli dolandırıcılık"tan tutuklanmış olsaydı Anıtkabir'e gidip eşlerini tutuklayan mahkemeyi Ata'ya şikayet eder miydi? Hadi gittiler diyelim; kamuoyu onların bu densizliğine isyan etmez miydi? Biliyorum, nasıl olur da tutuklu komutanların durumunu yüz kızartıcı suçlardan yargılananlarla bir tutarsın denecek. Zaten bütün mesele de burada... Mesele, halkın seçtiği bir hükümeti düşürmek için kumpaslar kuranların, darbe tezgahlayanların yüzlerinin kızarmamasında. Eşlerinin ve çocuklarının da eziklik duymak yerine onları onurlu bir görev için risk alan kahramanlar olarak görmeye devam etmelerinde... Mesele, darbeciliğin hâlâ yüz kızartıcı bir suç olarak görülmemesinde... Bir hırsız bir kişinin malına mülküne göz dikmişken; darbecinin koca bir halkın en değerli mülküne, kendi kendini yönetme hakkına göz diktiğinin ve bunun bir halka karşı işlenebilecek en büyük suç olduğunun kavranılmamasında...

Türkiye'de herkes kendine göre suç ayrımcılığı yapıyor. Kimilerine göre "mubah suçlar" ve "mubah olmayan suçlar" var sanki. AK Parti'yi indirmek uğruna darbecilik yapmak mubah mesela. İsterse TCK'da suç olduğu yazsın... Kimisi "bölücü teröristler", "yurtsever teröristler" diye ikiye ayırıyor teröristleri. PKK şiddet kullandığı zaman bölücü terörist diye saldırıyor ama cuntacılar cami bombalayıp namaza durmuş insanları öldürmeyi, gazetecilere suikast düzenlemeyi planladığında buna "vatanseverlik" diyor. Kimisi "siyasi suç", "adi suç" ayrımı yapıyor. Böylece, siyasi suç gibi bir kavram icat etmekle kalmıyor; suçların bir kısmını "adi" olarak nitelediğine göre diğerlerini de "asil" saymış oluyor. Suçları yüz kızartanlar-kızartmayanlar olarak tasnif edenler ise bazı fiilleri hem suç olarak tanımlamış hem de bu suçları işlemenin utanılacak bir şey olmadığını söylemiş oluyor. O zaman neden suç? Suç olup da ayıp olmayan bir fiil olabilir mi?
 
Biz bu farklı suç tasniflerinden çok çektik ve hâlâ da çekiyoruz. Türkiye'de "benim teröristim iyidir" yanlışı bir türlü temizlenemedi zihinlerden. Herkes siyasi ideolojik çizgisini beğendiği grupların şiddetini şiddet saymadı. Sol tandanslı kamuoyu yıllar yılı bu yüzden PKK şiddetine karşı tavır alamadı. Kürt davasını haklı gördüğü için, bu dava uğruna şiddet kullanılmasını da haklı gördü. Şimdi aynı şeyi Kemalistler yapıyor. AK Parti'yi düşürme hedefini destekledikleri için, bu hedef uğruna bütün yöntemleri mubah görüyor, şiddet kullanılmasını (yani darbecilik yapılmasını) açık açık ya da mahcup bir biçimde destekliyorlar.

Üstelik onların bir mazereti daha var: Hayatları boyunca onlara ordunun siyasetin üstündeki büyük ağabey olduğu öğretilmiş. Ordunun cumhuriyeti koruma ve kollama misyonuyla taçlandırıldığı bir düzen içinde yetişip bugünlere gelmişler. Ordunun muhtıra vermesinin de, vesayet kurmasının da, vesayet dışına çıkanlar olduğunda düdük çalıp Meclis'i tatil etmesinin de gayet doğal karşılandığı on yıllar yaşanmış. Ama bir gün işler değişmiş. Komutanlar eskiden beri yaptıklarını yapmaya kalktıklarında "bu en büyük suçtur" denmiş. İşte bu değişikliği bir türlü intikal edemiyorlar. Zamanında aynı şeyi yapanlar omuzlar üstünde taşınırken, şimdikilerin hapse tıkılmasını bir türlü anlayamıyorlar.

Genelkurmay Başkanı Koşaner'in darbe sanıklarına yaptığı ziyaretin "mesleki dayanışma jesti" olarak görülüp normal karşılanmasının ardında da; tutuklu ailelerinin Anıtkabir ziyaretinin toplumda bir şaşkınlığa ve infiale neden olmamasının ardında da, toplumun bir kesiminin bu "yeni durumu" algılamada yaşadığı zorluk yatıyor. Ve bana kalırsa bu algılama zorluğu Türkiye'nin darbeci-vesayetçi gelenekle mücadelesinin en çetin faslını oluşturuyor. Diyebiliriz ki, darbecilikle en zorlu hesaplaşma mahkeme salonlarında değil, zihinlerde yapılacak gibi görünüyor. (Gülay Göktürk / Bugün)

Hasdal ziyaretinin perde arkası

02 Mart 2011 - Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner ve kuvvet komutanları, Balyoz Davası kapsamında Hasdal Askeri Cezaevi’nde tutuklu bulunan 24’ü general 102 muvazzaf subayı 17 Şubat'ta sürpriz bir şekilde ziyaret etmişti. Yaklaşık 3,5 saat süren görüşmede neler konuşulduğu sanık avukatlarından birinin anlatımıyla ortaya çıktı. Vatan Gazetesi'nden Kenan Butakın'ın haberine göre, tutuklu sanık Koramiral Kadir Sağdıç, Tümamiral Ali Semih Çetin ve Tuğamiral Mehmet Fatih Ilğar’ın avukatı Celal Ülgen, görüşmede tutuklu bulunan 24’ü general 102 muvazzaf subayı “Kor” rütbesindeki 5 subayın temsil ettiğini söyledi. Görüşmede ayrıca tutuklu bulunan alt rütbede bir subay da yer aldı. 

Ülgen’in verdiği bilgiye göre, komutanlarla görüşen ‘Kor’ rütbesindeki subaylar Harp Akademileri Komutan Yardımcısı Korgeneral Yurdaer Olcan, Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu, MEBS Başkanı Koramiral Kadir Sağdıç, Korgeneral Nejat Bek ve Korgeneral Mustafa Korkut Özarslan. Ziyarette Org. Koşaner, 5 “Kor” general ve amiralin tutuklamalarla ilgili şikayetlerini dinledi. Ülgen’in verdiği bilgiye göre, Genelkurmay Başkanı’nın cevabı ise şöyle oldu: “Biz sizin büyük bir komplo ile karşı karşıya olduğunuzu biliyoruz. Sabırlı olun Türk yargısı bunu çözecektir. Genelkurmay olarak bizim yapacağımız başka bir şey yok. Sizin arkanızdayız ya da yanınızdayız diyemeyiz. Ama sizlerden biriyiz, sizlerin içindeyiz.” Avukat Ülgen, bu görüşmenin kendisine müvekkillerinin aktardığını söyledi. (Vatan)

FLAŞ FLAŞ!!! Balyoz'da 163 tutuklama: Günboyu yaşananlar | Tarihi gün, 11022011: Mısır ve Türk balyozculara darbe

BALYOZ İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP | Balyoz Planı manşetlerimiz

(22 Şubat 2011), son güncel.: (02 Mart 2011)   http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3006    yazdır/print




1943 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam6
Toplam Ziyaret159388