• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/adaletplatformu
  • https://plus.google.com/+ademçevik/posts
  • https://www.twitter.com/adaletplatformu

Anasayfa

 
  @tcbestepe @TC_Basbakan @Gocidaresi acil çağrı özbek #muhacir aile iadesine DurDe #enfal73 http://youtu.be/E_upVbD9JiM AdaletPlatformu.com
  #Öleceksin #ÖlmedenÖlün Hepimiz Ölecek Yaştayız #YaşayanKuran #ResulAllahınVefatYıldönümü #8Haziran #Vuslatİftarı FatihCami http://goo.gl/1acFLb @Tevbe24 #Nisa78
  KurtuluşKuranda KURANEVİ'nde Zemahşeri’nin “Keşşaf” Tefsiri OKUmaları Başlıyor Müfessir Üstad Hârun Ünal Hoca'dan Keşşaf Okumaları Her hafta Cumartesi Öğle Namazı Sonrası Fatih,Atikali Fevzipaşa Cad.126 Kurtuluş Kur'an'da BİRR Cemiyeti KURANEVİ'nde
  işbankdaki CHP İŞGALİNE DUR DE. 9 Temmuz 2015 Perşembe çağlayan Adliyesi 31. Asliye ceza “Türkiye Tarihinin En büyük Yolsuzluk Gasp Dosyası” Adem ÇEVİK: "CHP'nin İŞBANKası Hilafet Paralarının GASPIyla Kuruldu. CHP'ye GASP Serbest Mİ?... DAVASI..
  BASIN AÇIKLAMASI 23 Ocak 2014 Perşembe Saat: 09.00 Çağlayan Adliyesi Türkiye Tarihinin En Büyük Yolsuzluklarını, CHP - İŞ Bankası GASPlarını Açıklayacağız Millet ve Hilafet Paralarının Gaspçısı CHP-İŞ Bankası ile Mücadele Platformu AdaletPlatformu.
  Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü ve GUTA Katliamı’nın 100. Gününe Davet. 29 Kasım Cuma Namazı Sonrası Tüm Camiiler, İstanbul:FatihCamii, Ankara:HacıBayramCamii, İstanbul/Başakşehir Çınar Kongre Merkezi’ Konferanslar/Konserler Saat:19
  ADALETİ PLATFORMU İSRAİL HAKKINDA SUÇ DUYURUSU yaptı.
Arşiv >>  
#Öleceksin #ÖlmedenÖlün Hepimiz Ölecek Yaştayız #YaşayanKuran #ResulAllahınVefatYıldönümü #8Haziran #Vuslatİftarı FatihCami http://goo.gl/1acFLb @Tevbe24 #Nisa78
06.06.2017
#Öleceksin #ÖlmedenÖlün #YaşayanKuran #ResulAllahınVefatYıldönümü #8Haziran #Vuslatİftarı FatihCami http://goo.gl/1acFLb @Tevbe24 #Nisa78 https://twitter.com/KurtulusKuranda/status/870208151869693952
06.06.2017

  

Finansal Tetikçilikle Mücadele Platformu ve Adaleti Savunanlar Platformu ORTAK BASIN AÇIKLAMASI

Adaleti Savunanlar Platformu ve Finansal Tetikçilikle Mücadele Platformu yetkilileri yarın (Salı) saat 11.00 de İŞ Bankası İstanbul Levent’deki Genel Müdürlüğünün önünde bir basın açıklamasi yapacak.

 

Yarın, İŞ Bank’ın kuruluşunun 90. Yılı münasebeti ile yapılan bu basın açıklaması eş zamanlı olarak istanbul, Ankara, Mersin, Ordu, Siirt, Balıkesir, Denizli, Afyon/Bolvadin de de İŞ bankasi kurucu ortak ve mudilerinin katılımı ile yapılacaktır.

 

İŞ Bankasının 90. kuruluş yılı, aynı zamanda CHP'nin olağanüstü kurultayına da denk gelmektedir.. Bilindiği gibi, İŞ Bankasının mülkiyetine ilişkin halen derdest durumda bir çok dava bulunmaktadır.

 

Adaleti Savunanlar Platformu olarak Yargitay Cumhuriyet Başsacvılığını CHP kurultayı öncesi konuya müzaheret ederek Parti-Banka ilişkisinin sonlandırılması için harekete geçmeye cağırıyoruz.

 

Bugün İş Bankasının bilinen ortakları dışında Osmanlı İtibarı Milli Bankası ve ayrıca 23 Bankanın hisselerinin daha İş Bankasına intikal ettirildiği iddiasi sözkonusu.. Bu bankalarin ortaklarinin varisleri de bu bankadan hak talep etmektedirler.

 

Biz bankanın zarar görmesini istemiyoruz.. Çünki bugün seslerini yükselten binlerce kişi, bu bankanın gerçek sahipleri olduğu iddiasındadır.

 

İŞ Bankası hisselerinin, esasen Hilafet fonundan aktarılan kaynaklardan oluşturulduğu bilinmektedir.. Yasaya göre Hilafet ilga edilmediğine göre bu paranın ayrı bir fonda tutulması gerekirken bu para bir bankanın sermayesi için kullanılmış, daha da vahim olanı, bu para şahısların hesabına aktarılmıştır. Esasen riba haramdır. Dini vergilerden olusan bir paranın, şahıslara temlik edilmesinden öte bir riba kuruluşuna sermaye yapılması hiç bir şekilde kabul edilemez. Dahası Mustafa Kemalle ilişkilendirilen bu paranın yonetiminin laikçi bir siyasi parti olan CHP ile ilişkilendirilerek, hukuk dışı yollarla bir partinin şaibeli bir sermayenin yönetimine tayin edilmesi de ayni şekilde kabul edilemez.

 

Bugün bu konuya meydanlara çıkanlar arasında CHP li arkadaşlarımizda vardır. bunlarin bir kısmı, İş Bankasına baba ya da dedelerinin doğrudan sermaye koyarak ortaklık tesis ettikleri iddiasındadir. Ama bu kişilerde ortaklıklarinin resmi kayıtlarda gözükmemesinden şikayetçidirler..

 

Bu konuda, Hilafet Mana ve mefhum olarak Cumhuriyet ve TBMM nin şahsi manevisinde mündemiç olduğuna göre, Meclisi ve Cumhurbaşkanlığıni kendine emanet edilen bir kurum hakkında insiyatif üslenmeye ve konuyu araştırmaya davet ediyoruz.

Aynı şekilde Başbakanlik Makamını ve Devlet Denetleme Kurumunu harekete geçmeye çağırıyoruz.

Konunun hukuki yönden incelenmesi için, Adalet Bakanliğıni, Yargitay Cumhuriyet Başsavciliğini, Sayıştayi, DDK, TBMM, BDDK yi, iddialarla ilgili Cumhuriyet savciligini re'sen soruşturma açmaya davet ediyoruz..

 

CHP, eğer bu hukuk mücadelesinde arada kalmak istemiyorsa, bu kongreye ek ilk gündem maddesi ile İş Bankasi ile ilgili hukuk garabatine son vermek için konuyu gundeme alarak İş Bankası ile ilişkisini kesmelidir.. Eğer bunu yapmaz ise bu tartışmanin merkezinde yer alacak ve önümüzdeki günlerde mahkemelere savcılıklara sunacağımız belgeler karşısında bugün vermesi gereken kararı vermediği için pismanlık duyacaktir.

 

Finansal Tetikçilikle Mücadele Platformu olarak da bu ve benzer olaylarin takipçisi olarak, ulusal ve uluslararasI finansal operasyonlarin takipçisi olacağiz..

 

 

İş Bankasının CHP ile ilişkisi kesilmelidir.. İş Bankasindaki hilafet fonuna ait sermaye Diyanete devredilmelidir.. El konularak İş bankasina devredilen diğer bankalarin sermayelerinin saplerinin varislerinin haklark kendilerine ödenmelidir. İŞbank kuruluşundan bu yana bütun islemleri incelenerek tarihi gerçekleri ortaya çıkartılmalıdir. 26/08/2014

istanbul 05322033274, Ankara  05324757233,
Ordu 05419313841, Mersin 05324884324, Siirt 05415495633,

Balıkesir 05374627355, Denizli 05323759809, Afyon 05445765242

www.AdaletPlatformu.org

 

xxxxx 

 

İŞbank'daki Hilafet Hisseleri Diyanete Devir Olsun 
Basın Açıklaması: 
26 Ağustos 2014 Salı Saat:11 İŞbank/Levent Ankara/Ulus, Afyon/Bolvadin, Denizli, Mersin, Ordu, Siirt, K.Maraş, Muğla

 

XXXXXX

 

İŞBANK’daki CHP İŞGALİ SONLANDIRILSIN. Basın Açıklaması 26AğustosSalı Saat:11 İŞbank, İstanbul-Levent, Ankara-UlusMersin, Bolvadin,Denizli,Ordu, 

İŞBANK’daki CHP İŞGALİ SONLANDIRILSIN. 

İŞ Bankası Hilafet Paraları ve Osmanlı Milli Bankası Gasp Davası

İŞ Bankası incelemesini 3’e ayırmak gerekir. İşbank-CHP, İşbank-Hilafet ve İşbank-KurucuHisseler

1.    İŞBank’daki CHP ilişkisi sonlandırılmalı.

2.    İŞBank Kurulurken Hilafetin kurtarılması için Hilafet Fonundan gönderilen paralarla kurulduğundan Faizsiz HilafetBank olmalı.

3.    İŞBank ile birleşen Osmanlı İtibari Milli Bankası hissedarlarına 90 senedir verilmeyen hakları iade edilmeli.

 “İŞ Bankasının kuruluşunda Hindistan’dan gelen hilafet paraları gasp edilmiştir. CHP’nin İŞbankdaki hissesi Diyanetin olmalıdır. CHP’nin İŞBank yönetim Kurulu Üyelikleri Diyanete veya Vakıflara devir edilmelidir.  Çünkü tarihi belgelere göre İş Bankasını’nınkuruluş sermayesinin %50 si Hindistan Hilafet Fonu’ndan

Siyasi partiler kanununa göre bakkal dükkanı bile açılamamakta iken CHP’nin İŞbank iştiraklerinde söz sahibi olması anayasaya hukuka ve siyasi partiler yasasına aykırıdır. Ergenekon ve paralel terör örgütleriyle ilişkili, Alman Vakıflarından ve istihbaratından yardım alan CHP’nin kapatılması için Yargıtay Başsavcılığına 3 defa başvurduk ama şikayetimiz sümenaltı edildi.     Türkiye 1946’ya kadar diktatörlük ile yönetildiğinden tek parti vardı. Şimdi CHP hissesi üye sayısına göre 73 partiye veya 76 milyona ait olmalı..” Bu sözler Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik’e ait. 
           İstanbul 22. Ve 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldığını da belirten  Çevik, “gasp etmek serbest, ama gasp etti demek suç. Bu nasıl İŞ? İşBank’daki CHP işgaline hukuksuzluğa göz yummak da suçtur, suça iştiraktir cezalandırılmalı” diyor.

        Hilafetin kurtulması için gönderilen paraların ve Osmanlı İtibari Milli Bankasının hisse senetlerinin akıbeti bilinmiyor… Bugün Arakan-Ruanyadaki, Keşmirdeki, Filistin Suriye ve Mısırdaki Müslümanlar zor şartlarda ama 100 sene önce Hilafet için para gönderilmişti İŞ Bankası Hilafet Bankasıdır. M. Kemal’in babası zengin değildi.

         Kur’an ve Ezan yasakcısı CHP''nin İş Bankasındaki otoritesine ve yönetimine son verilmeli, Hilafet ve Millet Paralarının hesabı sorulmalı ve CHP uhdesindeki İŞBANK hisseleri Diyanete devir edilmelidir. Hilafet paralarının hukuksuz elde edilmesi ile kurulan İŞBANKASI'nın faizcilik yapması da müslümanlara hakarettir.

Gelelim “Hilafet” Için M. Kemal Atatürk’e Gönderilen Paralara

Hindistan Hilafet Komitesi tarafından 26 Aralık 1921 tarihinden 9 Ağustos 1923 tarihine kadar gönderilen para miktarı, M. Kemal Atatürk’ün tuttuğu ve “Doğrudan doğruya emrime Hint Hilafet Komitesi’nden gelen meblağ” başlıklı listeye göre toplam 781.570 Türk lirasıydı.

Hindistan Müslümanlarının Milli Mücadele’de Türkiye’ye Yardımları, Mustafa Keskin (1919–1923), Kayseri: Erciyes Üniversitesi Yayınları, kitabındaki araştırmaya göre;

Hindistan Hilafet Fonu’ndan Hilafetin Kurtarılması için gönderilen paralar

Makbuz tarihlerine göre kaydedilmiş liste şöyledir:
26.12.1921’de:  144.400 Türk Lirası (26.000 Ingiliz Lirası)
06.02.1922’de:    36.300 Türk Lirası (6.000 Ingiliz Lirası)
18.02.1922’de:    25.320 Türk Lirası (4.000 Ingiliz Lirası)

20.02.1922’de:    32.300 Türk Lirası (5.000 Ingiliz Lirası)
22.02.1922’de:    64.700 Türk Lirası (10.000 Ingiliz Lirası)
02.03.1922’de:    32.300 Türk Lirası (5.000 Ingiliz Lirası)
28.03.1922’de:   131.500 Türk Lirası (20.000 Ingiliz Lirası)
18.04.1922’de:    33.150 Türk Lirası (5.000 Ingiliz Lirası)
02.05.1922’de:    32.000 Türk Lirası (5.000 Ingiliz Lirası)
31.05.1922’de:    26.800 Türk Lirası (4.000 Ingiliz Lirası)
26.06.1922’de:    42.120 Türk Lirası (6.000 Ingiliz Lirası)
05.07.1922’de:    35.500 Türk Lirası (5.000 Ingiliz Lirası)
12.08.1922’de:    35.900 Türk Lirası (5.000 Ingiliz Lirası)
13.02.1923’de:    14.000 Türk Lirası (2.000 Ingiliz Lirası)
19.03.1923’de:    19.410 Türk Lirası (3.000 Ingiliz Lirası)
27.03.1923’de:    68.000 Türk Lirası (10.000 Ingiliz Lirası)
09.08.1923’de:      7.770 Türk Lirası (1.000 Ingiliz Lirası)

——————————————————————————-
TOPLAM:          781.570 Türk Lirası (122.000 Ingiliz Lirası)

Hindistan Hilafet Komitesi tarafından gönderilen yardımlara ilaveten Selanikli Mustafa  Kemal’e başka yerlerden ulaştırılan yardımlar ise şöyle:

Natal İslam Gençlerine Yardım Cemiyeti’nden 24.05.1922 tarihinde 1.169 TL, 
Natal İslam Gençlerine Yardım Cemiyeti’nden 17.07.1922 tarihinde ise 2.904 TL
Antalya yolu ile Ankara’ya ulaşan 6.386 TL 
Londra’dan Nihat Reşat Bey vasıtasıyla: 619 TL, yine Nihat Reşat Bey vasıtasıyla: 2.091 TL
Raunyun Müslüman Cemiyeti’nden: 12.987 TL
Ranfute’den gelen çek içeriği: 24.300 TL
19.12.1922 tarihli bir makbuz içeriği: 3.800 TL
Raunyun Müslüman Cemiyeti’nden Nihat Reşat Bey vasıtası ile: 1.252 TL;
Bank-ı Osmanî vasıtasıyla: 3.075 TL
Fr. Hindistan’ından: 65.066 TL
Londra’dan Dr. Ensari tarafından: 35.570 TL
Kudüs’ten Hacı Faik Bey tarafından: 27 TL
Paris temsilcisi Ferit Bey tarafından: 191 TL
Paris temsilcisi Ferit Bey tarafından: 5.284 TL
Kudüs’ten Şeyh Mahmut Davudi’den: 800 TL
Londra’da Durban Cemiyeti’nden: 1.400 TL
08.05.1923 tarihli makbuz: 873 TL
Saint Lui Cemaat-i Islamiyesinden: 5.811 TL
Ağaoğlu Ahmet vasıtası ile: 731 TL
Durban Cemiyeti’nden: 2.475 TL
Osmanlı Bankası Londra Şubesi’nden: 1.242 TL
Durban Cemiyeti’nden 26.04 1923 tarihli: 1.400 TL
Durban Cemiyeti’nden: 2.475 TL
Fr. Hindistan’ın Kasılkıl Islam hanımları tarafından: 650 TL

12.02.1923 tarihli Dr. Ensari tarafından: 35.560 TL
12.08 1922 tarihli makbuz: 35.900 TL
——————————————————————————-
TOPLAM:254.038 TürkLirası (8.252 S Ingiliz) Toplam 1.035.000TL,130BİN Sterlin

58,650 TL, 1922 Haziran,Hindistan Hilafet Fonundan Hilali Ahmer Cemiyetine (http://egeweb2.ege.edu.tr/tid/dosyalar/VIII_1993/TIDVIII-1993-11.pdf)

Ayrıca Atatürk’ün Vasiyeti kitabında Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşadan 900.000 TL

Azerbaycan’dan 500 altın, Kıbrıs Türklerinden 320 Sterlin (kaynak, Yavuz Bahadıroğlu) ve Rusya-Özbekistan Buhara Hanlığından 1milyon altın geldiğini Buhara Hanının yaşayan oğlu anlatmaktadır.

Hindistan Müslümanları, işgale uğrayan Hilafet Merkezi Türkiye’ye yardım için büyük bir yardım kampanyası başlattılar ve Emir Ali başkanlığında Hint Hilafet Komitesi (İndian Committee of the Caliphate) aracılığıyla yardım topladılar. Para miktarı 1.5 milyon İngiliz Sterlini civarındaydı. O yıllarda 1 İngiliz Sterlini 9 Osmanlı Lirası, 1 lira da 6.6 saf altına denkti. Hemen Ankara’ya ulaştırılan bu para, Maliye Bakanlığı tarafından Hazine’ye değil doğrudan Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın emrine tahsis edildi ve Osmanlı Bankası’na yatırıldığı tarih kayıtlarda zikredilmektedir. İş Bankası da 2005 ve 2010 yılında 2 defa Pakistan’a şükran borcu için yardım gönderdiğini basın aracılığıyla duyurmuştur. Mustafa Kemal ise9/11/1338 (1922) de Seyyid Çotaniye Hindistandan gelen yardımlar işimize yaradı teşekkür mektubu göndermiştir.

İŞ BANKASINDAN HESAP SORULMASINI İSTİYORUZ.

1116 Sayılı Yasayla 1927 Yılında Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası Tüm Malvarlığıyla Birlikte İş Bankası A.Ş.’ye devredilmiştir ve Devredilen Kurucu Hisse Senedi Alanlar ise şunlar: 1- Osmanlı Maliyesi 50.000 adet hisse senedi, (Bugünkü adı Hazine Müsteşarlığı), 2- İttihat ve Terakki Cemiyeti Merkez-i Umumisi. 15.000. adet hisse senedi, 3- Osmanlı Donanma Cemiyeti 31.000 adet hisse senedi, 4- Harbiye Nezareti Muhaberat Dairesi 10.000 adet hisse senedi, 5- Askeri Demir Yolları 12.000 adet hisse senedi, 6- Evkaf-ı Şeriye Hümayun Nezareti 8.000 adet hisse senedi, (Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü), 7- Muvazzaf asker ve askeri sivil memur ile bazı eşrafın 274.000 adet hisse senedi.. Burada asıl soru şu: Bu hisseler nerede, ya da kimin hesabına kaydedildi.. Diyanet İş Bankası’na ortak olduğuna göre, bunun dini mahiyeti ne ya da bu hisselerin neması kime veriliyor ve ne şekilde kullanılıyor?

1916 - 1917 Yılında Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası ortaklık senedi alanlar: Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri birliklerde görevli asker ve sivil memur maaşından 50 Osmanlı lirası kesilmiş ve isimlerine yazılı kurucu ortaklık hisse senedi verilmiştir. Ayrıca eşraftan, Miralay Ali Rıza Keskiner, Bedriye Hanım (Koç İsmail), Kara Mehmet Ağa, Halilzade Mustafa Hikmet, Hacı Hasan Hüseyin Efendi, Şerif Ağa, vb, birçok insanımıza ve mirasçılarının hakları 90 yıldır ödenmemiştir. Binlerce vatandaşın hak kaybı ve mağduriyetleri sözkonusu..

http://www.haksozhaber.net/ataturkun-maasi-ve-mal-varligi-ne-kadar-di-32552h.htm Selanikli Kemalin babası dedesi anası zengin olmadığına göre sermayenin mirasın kaynağı nedir acaba…

Osmanlı daki 23 bankanın İş Bankasına devir edildiği iddia edilmektedir. 11 milyon adet kurucu hisselerin akıbeti bilinmemektedir.

“Cumhuriyet Halk Partisi Yönetimi” tarafından 1924 yılında kurulmuş bulunan “İş Bankasına” bu ilgili hisseler ve tüm mal varlıkları Vakıflara ait olan İşbank Müzesini de yıllardır bedava kullanıyor.     İş Bankası ile Osmanlı İtibari Milli Bankası birleşmesine karşı çıkan Genel Müdür Maliyeci Cevdet’in ölümünü de şüpheli ölüm olarak değerlendirilmektedir.

1930 yılında “Türk Tecimen Sosyetesi Şirketi” kurulmuş 112.712 ve 713bin hissesin izahı bilinmiyor

1956 yılında, İş bankası adına “Yardım Derneğini” kurulmuş yönetimde söz sahibi olunmuş

1958 yılında, bu derneğin MUNZAM “vakfa” dönüştürüldüğü yönetimde söz sahibi olduğu biliniyor.

90 yıldır bu bankaların hissedarlarına ödeme yapılmadığı gibi bilgi de verilmemiştir.

 “CHP VE İŞ BANKASINI YÖNETENLER” den hesap sormak için mahkemeler devam etmektedir. İşBankasınının 100.kuruluş yılı olan 26 Ağustosta Tüm Müslümanları İstanbul Leventdeki İş Bankası Merkez önünde yapacağımız basın açıklamasına bekliyoruz.

    2006 yılından beri Türkiye İş Bankası aleyhine Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası hissedarlarının mirasçıları adına İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinde muhtelif davalar açılmıştır.

Avukat Mahmut Doğan’ın takip ettiği davalar şunlardır:

•         İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/393 E. sayılı dosyası

•         İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/40 E. sayılı dosyası

•         İstanbul 31. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/413 E. sayılı dosyası

•         İstanbul 39. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/376 E. sayılı dosyası

•         İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/248 E. sayılı dosyası

•         İstanbul 48. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/224 E. sayılı dosyası

•         İstanbul 50.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/238 E. sayılı dosyası

Türkiye İş Bankası A.Ş. T.C. Cumhurbaşkanlığı makamına, T.C. Başbakanlık makamına, TBMM’ye  SPK’ya, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’a, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı’na ve Genelkurmay Başkanlığı’na ihbar dilekçeleri gönderildiğinden dolayı Av Mahmut Doğan ve Adem ÇEVİK’e İstanbul (9). Ve 22. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/304 E. ve  2013/215 sayılı dosyası ile toplam 160.000.TL’lık Manevi Tazminat davası açmıştır.

26.06.2013 tarihinde TVNET adlı televizyon kanalında yayınlanan ‘Tarih Atlası’ adlı programdaki beyanlarımdan dolayı da Türkiye İş Bankası A.Ş. İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/215   Esas sayılı dosyası ile 50.000.TL’lik ve ist. 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde de 20.000 TL’lik Manevi Tazminat davası açmış ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/10482  Soruşturma Numarası ile de suç duyurusunda bulunmuştur.  Maksadları göz korkutmak ve sindirmektir.
Mersin Tarsus CHP’li Burhan OCAKOĞLU “İŞbank ailemizin 170 trilyonunu gasp etti.” Diyerek suç duyurusunda bulunmuştur. Dünkü gazeteler İşBank yazamadılar.

Bu konuları yazan Gazeteci Yazar Abdurrahman Dilipak’a da suç duyurusu yapılmış Bakırköy savcılığı takipsizlik vermiştir.

26 Mart2014 tarihinde 365 müvekkil adına; Av. Mahmut DOĞAN’dan ihbar dilekçeleri

•         T.C. Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kuruluna (MASAK)

•         T.C. Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığına (VDK)

•         Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluna (BDDK)

•         T.C. Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığına (SPK)

•         Tasarruf Mevduat ve Sigorta Fonuna (TMSF) ihbar dilekçesi

•    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına Soruşturma No: 2014/45868 suç duyurusu dilekçesi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık – Toplumsal Olaylar ve Örgütlü Suçlar Bürosu

Ayrıca bu tür yolsuzluk, hukuksuzluklarla mücadele etmek için oluşturduğumuz Finansal Tetikçilikle Mücadele Platformumuz önümüzdeki haftalarda dernekleşecektir. Bu konuyla ilgili kitap çalışmalarımız devam etmekte olup elinde belge bilgi olanlar katkıda bulunabilirler.

İşBankasınının 90.kuruluş yılı olan 26 Ağustos2014 Saat.11’de Tüm sağduyu sahiblerini İstanbul Levent’deki İş Bankası Genel Müdürlüğü önünde yapacağımız basın açıklamasına bekliyoruz. aynı tarih ve saatte aynı anda tüm Türkiye’de İş Bank Şubeleri önünde basın açıklamaları yapılması çağrısında bulunuyoruz.
#CHPişbankdanEliniÇeksin #İŞbankdakiCHPhisseleriDiyanetinOlsun #İSbankasi90YıllıkHaklarimiziVer
 26 Ağustos Salı Saat:11'de Basın Açıklaması Çağrımızı destekleyenler: İstanbul-Levent, Ankara-Ulus, Mersin, Tarsus, Siirt, Muğla, Afyon, Bolvadin, Denizli, Ordu

Son olarak diyoruz ki Menderes ve arkadaşları İŞ Bankasındaki bu hukuksuzluğa dur dedikleri için 27 Mayıs Lanet Darbesi yapılmış ve tekrar CHP İŞbank ortaklığı sürüyor.

Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olan CHP’nin İŞ Bankası üzerindeki otoritesine derhal son verilmeli, yapılan kanunsuzluklar, hukuksuzluklar ve mağduriyetler acilen giderilmelidir. TBMM, DDK, BDK, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcığı göreve davet ediyoruz. Türkiye tarihinin en büyük ve en köklü yolsuzluk ve gasplarına dur demezseniz sizlerde suça iştirak edersiniz. Altın kaçakcılığı, uyuşturucu, kara para aklama’dan hakkında dava açılan İş Bankası’na geçtiğimiz yıllarda 54milyon ve 74 milyon yani trilyonluk cezalar kesildiği basına yansımıştır. Hindistan’da Hilafet Fonu araştırmaları devam ediyor. Suç Duyurularımız olacak.

Adem Çevik
Araştırmacı-Gazeteci-Yazar
Adalet Platformu Başkanı
www.AdaletPlatformu.com +905322033274







-- 
"Zulme Dilsiz Şeytanlık Belhum Adâllıktır" www.adaletplatformu.com  Âdem ÇEVİK
www.FarkTel.net ajans14 www.KurtulusKuranda.net Tel:05322467411

 

XXXX 

 

CHP-İŞBANK gaspDAVASI MAHKEMESİ DAVET
25 Kasım 2014 Saat: 10:35

İstanbul Çağlayan Adliyesi
“Türkiye Tarihinin En büyük Yolsuzluk Gasp Dosyası”

 

Finansal Tetikçilikle Mücadele Platformu Basın Sözcüsü Adem ÇEVİK:  "GASP Yapmak Serbest, CHP-İşbank GASP Yaptı” demek Yasak
22. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/215  25 Kasım Saat:10:25

 

 www.AdaletPlatformu.org 05322033274

 

isbankzedelerPlatformu@gmail.com 

www.adaletplatformu.com/?Syf=5&Id=95059 
www.yeniakit.com.tr/yazarlar/abdurrahman-dilipak/yine-is-bankasi-4581.html 
www.habervaktim.com/yazar/61254/28-subat-dediniz-de.html www.habervaktim.com/yazar/63384/hay-allah.html 
www.youtube.com/watch?v=81u7H6VYWIk www.youtube.com/watch?v=s4QIJcUIH-U

Adem Çevik: “CHP-İŞBANK Hilafet Paralarını ve milletin kurucu sermaye paralarını GASP Etti”, “CHP’nin İŞBANK hisseleri Diyanet’in Olsun”  ve İŞbank müzesi hukuksuz yollarla gasp edilerek işbank malı olmuştur. dediğim için CHP'nin işbankası hakkımda dava açtı . gaspetmek serbest gaspetti demek suç. baklava çalmak serbest banka gaspetmek, hilafet ve yetim parasını  gaspetmek serbest “CHP-İŞBANK kendinden 4 kat büyük Osmanlı İtibari Milli Bankası’nın 400.000 hissesini GASP Etti”

OSMANLI İMPARATORLUĞU VE BU VATANIN MİLLETİ ADINA;

Hazine, Evkaf, Ensar, Askeri Demir Yolları Ve Deniz Kuvvetleri Hümayunu, Eşrafı tarafından paraları peşin ödenmiş olan; 11 milyon adet kurucu hisseler. “Cumhuriyet Halk Partisi Yönetimi” tarafından 1924 yılında kurulmuş bulunan “İş Bankasına” bu ilgili hisseler ve tüm mal varlıkları mecburi devredilmiş ve yutulmuştur. 2014 yılı geldi hala yutulmaya devam etmek içinde neden bu kadar çırpınışlara destek mi? Yoksa; Devlet ve Millet tarafından ilgili bankaların kurulması için paraları peşin ödenmiş ancak yutulmuş bu hisselerin asıl sahiplerine iadesi için mi?

 

TÜRKİYE TARİHİNİN EN BÜYÜK YOLSUZLUK VE GASPI CHP iŞBANK İŞBİRLİĞİYLE GERÇEKLEŞMİŞTİR.
1930 yılında “Türk Tecimen Sosyetesi Şirketini” belli isimler adına kurmuşlar. Ve bu bankalara ait 112.712 adet hisseyi bedavadan yutmuşlar. Tekrar, Bu da yetmemiş; 1934 yılında, 713.Bin adet hisseyi ilave ederek bedavadan alıp yutmuşlar. Tekrar, Bu da yetmemiş; 1956 yılında, İş bankası adına “Yardım Derneğini” kurup iz kaybettirip yutmuşlar. Tekrar, Bu da yetmemiş; 1958 yılında, bu derneği MUNZAM “vakfa” dönüştürüp iz kaybettirip yutmuşlar. Kısaca; Deve kuşu misali; “Devletin ve Milletin” hisselerini kendi ceplerine indirip yutmuşlar.

 

 

KONYA VE KARAMAN İLE CİVAR İLLERDE YAŞAYAN AHALİ TARAFINDAN KURULMUŞ VE PARALARI ÖDENMİŞTİR. Ve Bu Bankalardan Bazılarının İsimleri;
· Karaman Millî Bankası 100.000 adet kurucu hisse · Karaman Çiftçi Bankası 100.000 adet kurucu hisse
· Ermenak Ahali Bankası 100.000 adet kurucu hisse · Konya İktisadi Millî Bankası 150.000 adet kurucu hisse
· Vb isimli diğer bankalar listesi devam ediyor…
90 yıldır bu bankaların hisselerini yutan “CHP VE İŞ BANKASINI YÖNETENLER” acaba bu
hakları insanlarımıza ne zaman iade edecektir? CHP''nin İş Bankasındaki ortaklığına ve yönetimine son verilmeli, Hilafet ve Millet Paraları hesabı sorulmalı ve CHP temelli kapatılmalı ve İŞBANK hisseleri Diyanete deviredilmeli. Hilafet paralarının hukuksuz elde edilmesi ile kurulan İŞBANKASI'nın faizcilik yapması müslümanlara hakarettir.

 



"Zulme Karşı Dilsiz Şeytanlık Belhum Adâllıktır.  Zalimliğe/Adaletsizliğe Sessizlik Ateş ve Helaktır.  Zulme Uğrayanlar Elbirliğiyle Haklarını Alırlar"

                  

 Finansal Tetikçilikle Mücadele Platformu 

AdaletPlatformu.org 
05322033274


"Zulme Karşı Dilsiz Şeytanlık Belhum Adâllıktır. 
Zalimliğe/Adaletsizliğe Sessizlik Ateş ve Helaktır. 
Zulme Uğrayanlar Elbirliğiyle Haklarını Alırlar"

OSMANLI İMPARATORLUĞU VE BU VATANIN MİLLETİ ADINA;

Hazine, Evkaf, Ensar, Askeri Demir Yolları Ve Deniz Kuvvetleri Hümayunu, Eşrafı tarafından

paraları peşin ödenmiş olan; 11 milyon adet kurucu hisseler.

Cumhuriyet Halk Partisi Yönetimi” tarafından 1924 yılında kurulmuş bulunan “İş

Bankasına” bu ilgili hisseler ve tüm mal varlıkları mecburi devredilmiş ve yutulmuştur.

2014 yılı geldi hala yutulmaya devam etmek içinde neden bu kadar çırpınışlara destek mi?

Yoksa; Devlet ve Millet tarafından ilgili bankaların kurulması için paraları peşin ödenmiş ancak

yutulmuş bu hisselerin asıl sahiplerine iadesi için mi?

Bu da yetmemiş;

1930 yılında “Türk Tecimen Sosyetesi Şirketini” belli isimler adına kurmuşlar. Ve bu

bankalara ait 112.712 adet hisseyi bedavadan yutmuşlar.

Tekrar, Bu da yetmemiş;

1934 yılında, 713.Bin adet hisseyi ilave ederek bedavadan alıp yutmuşlar.

Tekrar, Bu da yetmemiş;

1956 yılında, İş bankası adına “Yardım Derneğini” kurup iz kaybettirip yutmuşlar.

Tekrar, Bu da yetmemiş;

1958 yılında, bu derneği MUNZAM “vakfa” dönüştürüp iz kaybettirip yutmuşlar.

Kısaca; Deve kuşu misali; “Devletin ve Milletin” hisselerini kendi ceplerine indirip yutmuşlar.

KONYA VE KARAMAN İLE CİVAR İLLERDE YAŞAYAN AHALİ TARAFINDAN KURULMUŞ VE

PARALARI ÖDENMİŞTİR. Ve Bu Bankalardan Bazılarının İsimleri;

 Karaman Millî Bankası 100.000 adet kurucu hisseler.

 Karaman Çiftçi Bankası 100.000 adet kurucu hisseler.

 Ermenak Ahali Bankası 100.000 adet kurucu hisseler.

 Konya İktisadi Millî Bankası 150.000 adet kurucu hisseler.

 Vb isimli diğer bankalar listesi devam ediyor…

90 yıldır bu bankaların hisselerini yutan “CHP VE İŞ BANKASINI YÖNETENLER” acaba bu

hakları insanlarımıza ne zaman iade edecektir? CHP''nin İş Bankasındaki ortaklığına ve yönetimine son verilmeli, Hilafet ve Millet Paraları hesabı sorulmalı ve CHP temelli kapatılmalı ve İŞBANK hisseleri Diyanete deviredilmeli. Hilafet paralarının hukuksuz elde edilmesi ile kurulan İŞBANKASI'nın faizcilik yapması müslümanlara hakarettir.

Ancak Şimdilik;

Osmanlı İtibar-İ Milli Bankası Ve Hak Sahipleri Adına, 
Ve Sonra;

İlave Edilecek Diğer Bankaların Kurucu Hisse Senedi Sahipleri Veya Mirasçıları

Adına Açılan Davaların  Duruşmasına;

Sizleri de 25 kasım 2014  tarihinde Saat:10:00 da istanbul Çağlayan adliyesindeki 90 yıllık ilk hak gasplarının iadesi ve alınması için;

İş bankası Hk.’da açılan mahkemelerin 90 yıllık duruşmasına davet ediyoruz.

 

 


Millet ve Hilafet Paralarının Gaspçısı CHP-İŞBank ile Mücadele İnisiyatifi  AdaletPlatformu.org 05322033274 @AdaletPlatformu @ademcevik 

BASIN AÇIKLAMASI 23 Ocak 2014 Perşembe  Saat: 09.00 Çağlayan Adliyesi
Türkiye Tarihinin En Büyük Yolsuzluklarını, CHP - İŞ Bankası GASPlarını Açıklayacağız 
www.AdaletPlatformu.org  www.twitter.com/AdaletPlatformu www.facebook.com/AdaletPlatformu

 

---------------------------------- 

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Filistin Mülteci Hakları Derneği Başkanvekili  Adem Çevik: “Filistin’i işgal eden BM’dir. BM Filistin işgalini kaldırmalı, veya siyonizmin güdümünde olmayan Adil ve Bağımsız bir Birleşmiş Milletler Teşkilatı kurulmalı, dünyamız 5’li Çete’den acilen kurtarılmalıdır.”
     
    Filistin Mülteci Hakları Derneği Başkanvekili, ŞAM-ı Şerif Derneği ve Bilad-i Şam Platformu Genel Koordinatörü Âdem Çevik: Siyonizm insanlık suçudur ve insanlığa karşı suç işleyen İsrail Terörizmin ana kaynağıdır. İsraili haklı gören mantık tecavüzcüsüne aşıklığı savunma  mantığıdır hatta mantıksızlığıdır diyen Çevik:
“1977 yılında Birleşmiş Milletler, 29 Kasım gününü ʻFilistin Halkıyla Dayanışma Günüʼ olarak ilan etti. Amaç, bu gün ile, BMʼnin Filistin’i iki ayrı devlete bölme planını karara baǧladıǧı 29 Kasım 1947 tarihini anmaktır. Tüm camiiler Mescidi AKSA’nın birer şubeleridir.  Müslümanların zilletten kurtulması için ilk kıblemiz Mescidi AKSA başta olmak üzere Suriye ve Mısır  işgalden ve darbecilerden kurtarılmalıdır.  Çünkü Filistini işgalden kurtarmanın Yolu Suriye ve Mısır’dan geçer. Bu hafta tüm camilerde Filistin işgali- Guta ve R4bia Katliamlarını lanetlenecek,  dualar yapılacak ve çeşitli ülkelerde de  BM, İsrail, Suriye, Mısır konsoloslukları önlerinde de basın açıklamaları olacak.
       Ne var ki, mevcut duruma baktı
ǧımızda, o zamanki bölme planı ile Filistinʼin şimdiki işgal altındaki hâli arasında büyük bir çelişki olduǧunu tespit ediyoruz. İsrail tüm BM kararlarını hiçe saydıǧı hâlde kendisine karşı herhangi bir yaptırım uygulanmamıştır. Bu bakımdan BM, sadece bir tarihi anmış olmakla kalmayıp, Ortadoǧu barışı ile ilgili kendi iddiasına riayet etmek durumundadır.
      
Çünkü netice itibarıyla, Filistin halkı, 65 yıldır en zor ve insanlık dışı şartlar altında yaşamak zorunda bırakılmıştır. İsrail’in sürekli saldırıları, tecrit duvarları, ambargoları sebebiyle de bölgede kalıcı bir barışın yakın zamanda kurulabilmesi ihtimali daha da azalmış durumdadır.
       Ancak bölgede kalıcı barışın sağlanabilmesi için
Filistinʼin, Birleşmiş Milletlerʼe tam üye olarak kabul edilmesi, büyük bir sembolik anlam taşımasının yanısıra Filistinliler için geleceklerini inşa edebilecek bir perspektif sunulması anlamına de gelecektir. Öte yandan, uluslararası topluluk İsrailʼin, baǧlayıcı uluslarası hukuka riayet etmesi için elinden gelen herşeyi yapmak zorundadır. Dünya, mazlum bir halkın sefalet ve perişanlık içinde bir açık hava hapishanesinde tutulduǧunu artık görmezlikten gelmemelidir. Terörist ve zulüm devleti İsrail yine alçakça saldırılarını sürdürerek katliamlara doymadı. İsrail, Filistin halkının yaşama haklarını ve özgürlüklerini her geçen gün daha da kısıtlarken, insan hakları ihlallerinde sınır tanımıyor.
         Filistinli kardeşlerimiz 1948’ten bu yana İsrail işgali altında yaşamaya çalışıyor. Filistinli kardeşlerimiz kendi topraklarından sürülerek başta Ürdün, Lübnan, Türkiye olmak üzere Dünyanın birçok ülkesinde mülteci olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar.
İsrail işgalci ve terörist bir devlettir, işgal ettiği Filistin topraklarından derhal çekilmeli ve bu toprakları Filistin halkına yani gerçek sahiplerine bırakmalıdır.
      Hilafet yetkisinin 461 sayılı yasayla devir edilen TBMM, uluslararası hukuktan kaynaklanan yetkilerini kullanarak insan hakları ihlallerini ve Mescid-i Aksa’ya yapılanları durdurmak için derhal terör devleti  israile bir heyet göndermelidir. Terörizmin ana kaynağı Siyonizm insanlık suçudur.
      inşallah bir gün Filistin siyonist  İsrail işgalinden kurtulacak ve Mescid-i Aksa özgürlüğüne kavuşacaktır.” dedi

.....

 

cumhurbaşkanına küfür eden 28 şubatcı tevfik paşaya suç duyurusu

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI´NA

(10. Maddeye Göre Özel Yetkili )

ŞÜPHELİLER: Korgeneral Tevfik Özkılıç (Kara Kuvvetleri EDOK Komutan vekili), soruşturma ve inceleme sonucunda tespit edilecek diğer kişiler.

MÜŞTEKİ: Adem Çevik TC: 12409824156 Toros sk. 17/14 Sıhhıye Ank.Tel:05322467411www.adaletplatformu.com

SUÇLAR: Türkiye'nin meşru hükümetini devirmek için darbe hazırlığı yapmak suretiyle Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişini ihlal ve tespit edilebilecek diğer suçlar. 299. Maddede düzenlenen Cumhurbaşkanına hakaret, 309, 310,311, ve 312, maddeye muhalefet. Ekonomik ve toplumsal krizlere sebebiyet vermek, İnsanlığa karşı işlenen suçlardan (TCK 77.madde) olan topluma karşı Baskı, travma işkence yapmak

İZAH:

1.       Anayasal düzeni bozmaya yönelik çok gizli bir darbe yapılanmasının halen sürdüğüne delil teşkil edecek şok bir ses kaydı 31 Mayıs 2012 tarihinden beri "habervaktim.com" internet sitesinde yayınlandı. Kayıttaki sesin, halen Kara Kuvvetleri EDOK Komutan vekili olan Korg. Tevfik Özkılıç´a ait olduğu ileri sürülüyordu. ´Darbe için her şeyimizle hazırdık ama KKK´lığı ile Genelkurmay arasında yorum farklılıkları oldu´ diyen ses, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül´e de inanılmaz küfürler ediyordu. Yakın zamanda yapılan gizli bir toplantıya ait olduğu anlaşılan konuşmadaki ses, ´Bilgisayar kullanmayacaksınız. Hiçbir şekilde. Hiçbir zaman internete, karanete bağlanmayın. Bu gördüğünüz kişiler dışında hiçbir kişi ile haberleşme görüşme elemanı tanımayacaksınız ikinci bir emre kadar´ diyordu.

Ses kaydının dökümü şu şekilde idi:

"Bu Çankaya´da şimdiki oturan zatı muhteremin, zatı muhterem diyorum haa. Ben dilim alışık olduğu için söylüyorum. Aslında 0....... Çocuğu bu herif de. Ülke elden çıktı tabii. Öyle düşünüyorum. Bu zamanda askerlerin denetiminden çıktı arkadaşlar. Bir kere de, bu esasında da devlet çapında bir problem var onunla ilgili.

Sonuçta devletin içindeki tehdidi, oluşumu, tehlikeyi biz askerlerle sivillerin görmesi arasında ciddi bir fark var. Ama bu konuda da zaman zaman KKK´lığı ile Genelkurmay Başkanlığı arasında da yorum farklılıkları oldu. Ama izleyeceğiz arkadaşlar. Takip edeceğiz. Moralimiz bozulmayacak. Moralimizi bozarlarsa o zaman, bir ara bizim dengemizi bozdular. Neden? Üzülüyor insan. Üzülüyor. Korkuyor. Ulan diyor altımızı oymuşlar haberimiz yok haa. Binanın altını oymuşlar. Bina çökecek, düşeceğiz altına, mezarımız olacak gidecek. Endişeye kapılıyor insan.

Moralinizi bozmayın. Bir şekilde birebir çalışma yapacağız daha sonra. Bilgisayar kullanmayacaksınız. Hiçbir şekilde. Bu gördüğünüz kişiler dışında hiçbir kişi ile haberleşme görüşme elemanı tanımayacaksınız ikinci bir emre kadar. Biz hazırdık. Ruhen de hazırdık. Yani tehdidi değerlendirme konusunda yorum farklılıkları oldu.

Cesaret de önemli arkadaşlar. Büyük kararlar bunlar arkadaşlar. Büyük kararlar yani. Büyük adamlar, büyük kararları verirler. İsmet İnönü, Atatürk büyük adamlarmış yani. Büyük kararları vermişler. Hiç acımadan yapmışlar bunu.

Biz aslında son derece kararlıyız bu konuda. Vatanımızı milletimizi en iyi şekilde, koruyacağımıza, kollayacağımıza, sevdiğimize de inanıyoruz. Bir şeyler de yapılması gerektiğine inanıyoruz. Fakat sonuçta nerde nasıl yapılacağı konusunda tereddütlerimiz var. Olay bu. Bunu bir açıklığa kavuşturacağız yani. Tamam mı arkadaşlar.


Çalışırken örneğin çok dikkatli davranın. Sıfır bilgisayarlar alın çalışın. Hiç kullanılmamış. Hiçbir zaman internete, karanete bağlanmayın. Bu oda (plan odası) sürekli güvenliği kontrol edilir. Çünkü şundan emin olun. Direk telefon hattından, yani harici hat kullanılsa dahi dinleme yeteneğine sahipler. Bununla ilgili olan bilgisayarlar da, kozmikte duruyor. Şeyde duruyor. Kozmikte kapatıldı, paketlendi. Duruyor şimdi. Bunu istihbaratçılar biliyor sadece. Tekrar ediyorum. Dediğim gibi kurşun kalem ile çalışma yapabilirsiniz. O size verilen listelerle. Kurşun kalemle kendiniz not yazın. Hiçbir şekilde çoğaltılmayacak. Emredersiniz. Hiçbir şekilde. Hiçbir şekilde bilgisayar ortamına alınmayacak. Burdaki grup dışında hiçbir adam tarafından elden bir başkasına gönderilmeyecek gibi önlemler alacağız. Sızıntı olursa o zaman çok ciddi üzülürüm yani. Çok ciddi üzülürüm.

İşte bir hatalarını yakalasak zaten başarıdan faydalanma olarak kullanılabilecek gibi bizim de bir alt yapımızın olması lazım. Dağda tepede gezenler bilirler. Devletin ali menfaatleri için bazen legal olmayan yöntemler de uygulanır. Ben de şahsen uyguladım bunu. Mezara götüreceğiz yaptıklarımızı ama bundan da pişmanlık duymuyoruz tamam mı?

İyi günler arkadaşlar, siz emanetleri dağıtın. Ben, özel bana söyleyecek olan yoksa birde çıkacağım ben. İyi günler sağolun. Sağooool."

2.       Ses kayıtlarının ilgili kişiye aidiyeti tespit edilebilmekte-

Ses kaydında kullanılan ifadelerden dolayı o sesin sahibi olduğu ileri sürülen Tevfik Özkılıç'ın darbe hazırlığındaki bir yapılanmanın yöneticisi ya da yöneticilerinden olduğu anlaşılmaktadır. Ses kaydı, EDOK içinde hala darbe hazırlığı içinde olan, bilgisayarlara güvenmeyen, deşifre olmaktan korkan ve yazışmalarını kurşun kalemle yapan çok gizli birimlerin var olduğu şüphesini doğurmaktadır.

Bu ses kaydının Özkılıç'a ait olup olmadığının teknik imkânlarla kolayca belirlenebileceği ileri sürülmektedir. Hukukçulara ve uzmanlara göre ses kayıtlarının ilgili kişiye ait olup olmadığı, tıpkı parmak izi ya da ıslak imza gibi laboratuvarlarda kesin doğrulukla belirlenebilmekte ve bu laboratuvar raporları mahkemelerde delil olarak kabul edilebilmektedir. Nitekim son yıllarda internette yayınlanmış olan bir çok ses kaydının ilgili kişiye ait olduğu ortaya çıkmıştır. Çarpıcı bir örnek olarak, Ergenekon davasına bakan mahkemenin talebi üzerine, internete sızan bu kayıtlardan emekli ya da muvazzaf çeşitli general ve subay olmak üzere 17 kişiye ait ses kayıtlarının çözümlerinin mahkemeye gönderilmiş ve delil olarak dikkate alınmış olmasıdır.

Dolayısıyla darbe görüşmesine ait konuşma sesinin Tevfik Özkılıç'a ait olup olmadığı tıpkı parmak izi ya da ıslak imza gibi kanıtlanabilir.

3- -Özkılıç 28 Şubat davasında yargılanıyor-
Ses kaydının çıktığı tarihte Kara Kuvvetleri Eğitim Doktrin (EDOK) Komutan vekilliği ve EDOK Muhabere Komutanlığı görevini yürütmekte olan Korgeneral Tevfik Özkılıç´ın darbe çalışması içinde yer aldığı iddiasını güçlendiren bir başka bulgu, onun 8 Mayıs 2012 tarihinde 28 Şubat askeri darbesi soruşturması kapsamında gözaltına alınıp tutuklanması olmuştur. Halen bu dava kapsamında yargılanmakta olan Özkılıç'ın, 5 Kasım 2013 tarihli duruşmada savunma ve çapraz sorgusu yapılmış, Özkılıç, 7 Kasım 2013 tarihli duruşmada ise tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmiştir.

Özkılıç'la ilgili bir başka ses kaydı 28 Şubat iddianamesinde savcılık tarafından dile getirilmiştir. İddianamede Özkılıç'a ait ses kaydı şu şekilde belirtilmektedir:
"Ajitasyon için asılsız ihbarlar yaptık. Yeter ki siz bir adamdan şüphelenin, onun dosyasını doldururuz... Biz bazen ajitasyon için asılsız ihbar yapardık... Biz adamı usulüne uygun yargılar asarız. Delile ihtiyaç yok. Böyle bir delile ihtiyaç yok..."

28 Şubat davasının 5 Kasım 2013 tarihli duruşmasında savunma ve çapraz sorgusu yapılan Özkılıç, ses kaydı ile sorulara, savcılık soruşturmasında kendisine bu konunun sorulmadığını öne sürerek cevap vermemiştir. Ses kaydının içeriği Özkılıç'ın kanunsuz hareket etmeyi alışkanlık haline getirdiğini göstermektedir. Yine 28 Şubat davasındaki bu ses kaydının içeriği ile bu suç duyurusuna esas teşkil eden ses kaydındaki kanunsuz ifadelerin birbirine benzediği de görülmektedir.

-Balyoz davasında mahkumiyetini Yargıtay bozdu-

Özkılıç'la ilgili söylenebilecek bir diğer bulgu ise, onun Balyoz darbe planı davasında da yargılanmış olmasıdır. Balyoz davasında oy çokluğu ile hapis cezası almış olan Özkılıç'ın cezası yeterli delil olmadığı gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulmuş ve beraatine karar verilmesi istenmiştir.

DELİLLER: Tüm yasal deliller, tanıklar, bilahare tarafımızca dosyaya sunulacak diğer deliller ile aşağıda bir kısmı verilen ilgili haberler:
"Ses kaydı: Yeni darbe hazırlığı", http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4588

NETİCE-İ TALEP: Kara Kuvvetleri EDOK Komutan vekili Korg. Tevfik Özkılıç´a ait olduğu ileri sürülen ses kaydı, TSK’ya bağlı EDOK içinde hala darbe hazırlığı içinde olan, bilgisayarlara güvenmeyen, deşifre olmaktan korkan ve yazışmalarını kurşun kalemle yapan çok gizli birimlerin varlığı şüphesini doğuruyor. Son bir iki yıl içinde yine internete düşen ve darbe davalarında yargılanmakta olan Hasdal askeri cezaevindeki bazı tutuklu kişilere ait diğer bazı ses kayıtlarında da, hapisteki darbecilerin umutlarını koruduğu, "biz herşeyi takip ediyoruz, merak etmeyin" diye birbirlerine cesaret verdiği görülüyordu.

Darbeye teşebbüs, yürütmenin faaaliyetlerini engellemek. Şiddet eylemlerini açık ve gizli destek vermek. Terör çıkararak ve devam ettirerek terörden ve terör ticaretinden rantlanmak, hukuka ve kanunlara alenen uymamak ve uymamayı teşvik etmek, suça iştirak, kanunları uygulamayarak teröre yardım ve yataklık, Anayasal düzeni değiştirmeye darbeye teşebbüs etmek ve edenlere yardım etmek, halkı kin nefret ve düşmanlığa sevketmek. Çıkar amaçlı organize suç örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak. Kamu malına zarar vermek ve zarar verenlere yardımcı olmak. Kaosa sebeb olmak, insanları korkutmak. Ekonomik ve toplumsal krizlere sebebiyet vermek. İnsanlığa karşı işlenen suçlardan (TCK 77.madde) olan topluma karşı Baskı, travma işkence yapmak.TCK Madde; 309, 310,311, ve 312, maddeye muhalefet. Silahlı terör örgütleri ergenekon. Balyoz ve 28 şubat v.d. İle organizeli hareket etmek.

Ayrıca; Hakimler tehdit altında olduğu için 28 Şubat Davası’nın üstüne gidilemediği, Jitem Kurucusu Albay Arif Doğan’ın “ 10 bin Jitem gerillamız var” dediği, Ses kaydının Tevfik özkılıç’a ait olup olmadığı şüphesinin aydınlatılmasını, Askerî kanunların subay sicil yönetmeliğinin 65. Ve 82.maddesine göre soruşturması devam edenlerin terfi ettirilmesi söz konusu olmadığı gibi delillerin karartılmaması için Hain Darbecilerin açığa alınması bir mecburiyettir. Özkılıç’a ait olsun ya da olmasın halen bir darbe hazırlığı yürütülmekte olduğuna dair bu şüphenin yürütülecek bir soruşturma ile aydınlatılmasını, 28 Şubat Davasının genişletilerek derinleştirilmesini, şüphelilerin itiraflarından dolayı ilgililer hakkında kovuşturma başlatılarak gerekli cezalara çarptırılmalarını, Ergenekon, Balyoz ve 28 Şubat terör örgütlerine yardım-yataklık yapan yargı-medya-işdünyasının da TCK 77, 309, 310,311, ve 312, madde dahil tüm suçlardan cezalandırılmalarını talep ederiz. 18.11.2013 Adem ÇEVİK


www.adaletplatformu.org  darbesavarlarbirligi@gmail.com

Tel: 05322033274 

DARBECİLER AÇIĞA ALINSIN

İnsanlığa karşı savaş açan Lanet Darbecilerden KURTULMAK icin:
Milleti, Meclisi ve Hükümeti Vazifeye Davet Ediyoruz.
 
HAİN DARBECİLERİN AÇIĞA ALINMASI için 48 saat boyunca her tür mesaj ile “Yetkilileri UYARIYORUZ” eylemi yapacaklarını duyuran Adalet platformu, bazı açıklamalarda bulundu. İşte o açıklama:
     Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) toplantısına sayılı günler kala Devletin zirvesinin hukuksuzluklara sessiz kalmamasını cuntacıları açığa almasını ve terfilerin durdurulmasını istiyoruz. Şûra üyelerinin mahkemelrde ve soruşturmalarda adı geçen subaylar ve  astsubaylar hakkında Milli İradeye ve Vicdana uygun karar vermelerini bekliyoruz. 

TSK Personel Kanunu'nun 65. maddesi, "Tutuklu ya da tahliye edilmekle beraber kovuşturma veya duruşması devam eden veya hakkında verilen hüküm henüz kesinleşmemiş bulunanların terfileri ve kademe ilerlemeleri yapılmaz." diyor.   
     Ergenekon, Kafes, Balyoz, 27 Nisan, Millete ihanet ve Kaos Planlarını, Taksim Teröristleri, Gezi Darbecileri,  son Gelişmeleri ve Ergenekon-PKK-PYD-İsrail-İran-Suriye İşbirliği iddialarını yakından takip ediyoruz.

    657 tabi memurlar bırakın mahkemede yargılanmaytı basit bir soruşturma bile geçirirken “soruşturmanın selameti açısından açığa alınırken” maalesef eli silahlı-tanklı-uçaklı  askerî personeller soruşturma geçiriyor içlerinde ihanet ile suçlananlar bile var hatta YAŞ üyeleri bikle var ama maalesef hala açığa alınmıyorlar. Sen açığa almazsan Mursi gibi Sisi gelir seni açığa alır. 
    Askerî kanunların subay sicil yönetmeliğinin 65. Ve 82.maddesine göre soruşturması devam edenlerin terfi ettirilmesi söz konusu olmadığı gibi delillerin karartılmaması için Hain Darbecilerin açığa alınması bir mecburiyettir.


    Genel Kurmayın ihanetlere Sessizliği ve Cuntacıları açığa almaması üstelik 27 Nisan Muhtırasının suç duyurularımıza rağmen sonuç alamamız; Başbakan ve bakan asan bir gelenekten gelen TSK'daki ve Yargıdaki Cuntacı-hainlere güvenilemeyeceğini göstermektedir.

   Darbe suçlamalarının konuşulduğu günlerde Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Milli Savunma Bakanı YAŞ toplantısında yapılacak emrivakilere boyun eğmesin ve cuntacıların terfilerini imzalamasın' Milletimiz de TBMM'ye, Cumhurbaşkanına, Başbakana, ve Milli Savunma ve içişleri Bakanına twitterden mesaj, Mektup,dilekce,mail, fax, sms göndererek “Hain Cuntayı Açığa Alın” “65., ve 82. maddeyle, 5506 sayılı kanunla darbecilerin açığa alınmasını, azlini veya istifasını istiyoruz”, “insanlığa savaş açan terör tüccarı Cuntayı açığa alın ki ülkemizde işsizlik önlensin huzur-barış ve kardeşlik atmosferi oluşsun” taleblerinin iletilmesini istedi.

Adalet Platformu'nun isteklerinin arasında,
1. Hain Cunta 65. ve 82. maddeyle, Hain yargıçlar da 5506 Sayılı kanunla Açığa Alınsın

2. Başbakan asmış bir gelenekten gelen Terör Tüccarı
Lanet Darbecilerin terfilerini Cumhurbaskanı onaylamasın.
3. Başbakan ve Savunma Bakanı; yüzlerce darbecinin YAŞ'da terfilerini imzalanmasın.
4. TSK askeri harcamaların OYAK'ın, Mehmetçik Vakfının hesabını versin.
5. 35.Madde gibi KırmızıKitap, Gladio, jit, jitem, özelharp, kontrgerilla, tushad ve seferlik kurulu kalksın
6. TBMM; Askeri Mahkemeyi ve OYAK lağv etsin.7. Darbe Protokolündeki Sıralama Adaletsizliği Düzeltilsin. Atanmışlar Seçilmişlerin önünde olmasın. 
7. Türkiye Silahlı Kuvvetleri mutlaka Milli Savunma Bakanlığına Bağlansın.
8. İslama "irtica" diyerek Müslimanlara hakaret-zulm edenler, camiileri-ibadethaneleri , çocuklarımızı ve düşünen yazarlarımızı bombalamayı ve Heronları düşürmeyi planlayanlar ve mehmetciklerimizi katleden, İşsizliği körükleyen Terör Tüccarı hainler, Allahla ve Milletle savaşan halkın kanını emen zalimler azledilmeden ve darbecilerin malvarlığına el konulmadan Türkiyede huzur ve istikrarın olması mümkün değildir. millete hesap verin..." , "NAMUSLULAR DA EN AZ NAMUSSUZLAR KADAR CESUR OLMALI”  gibi çarpıcı ifadeler yer alıyor.
 (Adem ÇEVİK www.Adaletplatformu.org 05322033274>)

 https://twitter.com/AdaletPlatformu #UYARIYORUZDarbecilerTerfiEttirilmesin #LanetDarbecilerAçığaALınsın65 #TSKmutlakaMSByeBağlansın #OYAKlağvedilsin #BaşbakanıUYAR

Not: SİSİ Mursiye darbe yaptığında hemen 35. Maddenin kalkması gerektiğini ifade etmiştik. Darbeci generallerin  açığa alınması için imza topladık ve 3 general açığa alındı. Şimdi de tüm darbecilerin açığa alınmasını taleb ediyoruz. Darbecilik namussuzluktur. Darbeye darbeciliğe sessizlik tecavüzcüsüne aşıklıktır. Darbecileri ve diktatörleri Mısırda, Türkiyede ve Suriyede görüyoruz. Ve destekcileri İranı ve Suud diktatörlüklerini de lanetliyoruz. Ağaçlara ve hayvanlara verilen değer kadar insanlara da değer verilmemesi darbeye destektir. Zulme, teröre ve darbeye sessizlik namussuzluktur. Sessiz şeytanlık belhum-adallıktır.

BÜLENT ARINÇ VE MUHSİN YAZICIOĞLU SUİKASTLARININ ÜSTÜNÜ ÖRTMEK AYAĞINA KURŞUN SIKMAKTIR.

geçen yıl yaptığımız eylemlerdeki afişler 

http://haincuntayiacigaalmayandahaindir.blogspot.com/ 

http://cunta65incimaddeyleazledilsin.blogspot.com/

 

 




-- 
Âdem Çevik www.AdemCevik.com Tel.+905322033274

"Zulme Karşı Dilsiz Şeytanlık Belhum Adâllıktır. 
Zalimliğe/Adaletsizliğe Sessizlik Ateş ve Helaktır. 
Zulme Uğrayanlar Elbirliğiyle Haklarını Alırlar"

www.twitter.com/AdemCevik www.facebook.com/AdaletPlatformu  

YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA verilmek üzere

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

Konu: Darbeye teşebbüs eden, yürütmenin faaaliyetlerini engelleyen, Şiddet eylemlerini açık ve gizli destek verdiği ortaya çıkan CHP, İP, SDP ve diğer pa temelli kapatılmasına ve malvarlıllarının hazineye devir edilmesi için suç duyurusu.
Suçlar: Darbeye teşebbüs, yürütmenin faaaliyetlerini engellemek. Şiddet eylemlerini açık ve gizli destek verdiği ortaya çıkan CHP ve diğerlerinin temelli kaopatılmasına ve malvarlıllarının hazineye devir edilmesini. Terör çıkararak ve devam ettirerek terörden ve terör ticaretinden rantlanmak, adam yaralamak, adam öldürmek, adam öldürmeye teşebbüs etmek, hukuka ve kanunlara alenen uymamak ve uymamayı teşvik etmek, suça iştirak, kanunları uygulamayarak teröre yardım ve yataklık, Anayasal düzeni değiştirmeye darbeye teşebbüs etmek ve edenlere yardım etmek, halkı kin nefret ve düşmanlığa sevketmek. Çıkar amaçlı organize suç örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak. Kamu malına zarar vermek ve zarar verenlere yardımcı olmak. Kaosa sebeb olmak, insanları korkutmak. Ekonomik ve toplumsal krizlere sebebiyet vermek. İnsanlığa karşı işlenen suçlardan olan topluma karşı Baskı, travma işkence yapmak. 309, 310,311, ve 312, maddeye muhalefet. Silahlı terör örgütleri ergenekon. Balyoz ve 28 şubat v.d. İle organizeli hareket etmek

Şüpheliler: Cumhuriyet Halk Partisi , İşci Partisi, SDP, araştırma ve soruşturma sonucunda tesbit edilecek tüzel ve özel kişiler.

Müşteki: Adem ÇEVİK (TC No: 12409824156) Toros Sk.17/14 Sıhhiye-Ank www.AdaletPlatformu.org Tel.05322467411

Deliller: Tüm yasal deliller, 28 Mayıs 18 Haziran tarihli medya, Televizyonlar, mobesa ve polis kameraları, zarar görenlerin ifadeleri. 18/6/2013 tarihli Yeniakit Star gazetesi haberleri @chpgenclikkolu 15 haziran twiti



İzah: İçişleri Bakanı Muammer Güler, 4 haziranda ki açıklamada Taksim Gezi Parkı ile ilgili yaşanan olaylarda 115 güvenlik görevlisinin yaralandığını, 58 vatandaşın da hastanelerde tedavilerinin sürdüğünü söyledi.

Muammer Güler, Taksim Gezi Parkı ile ilgili 28 Mayıs'tan bugüne kadar 67 ilde 235 eylem ve etkinliğin yapıldığını, bunlarla ilgili bin 730 kişinin gözaltına alındığını belirterek, "Gözaltına alınan kişilerin büyük çoğunluğu ifadeleri alınıp, kimlikleri tespit edilerek serbest bırakılan kişilerdir" dedi.

"Maalesef bu eylemler, gösteriler sırasında amacını aşan çok faaliyetler de oldu. Polisimiz bunları da izliyor. Maalesef, 28 Mayıs'tan bugüne kadar 89 polis aracı, 42 özel araç zarar gördü. Bunların içinde 4 otobüs, 18 belediye otobüsü, 15 kamu aracı, 94 iş yeri, bir konut, bir polis merkezi ve 4 siyasi parti binasında çeşitli saldırılarla zararlar meydana geldi.

Bu eylemler sırasında ağırlıklı Ankara ve İstanbul olmak üzere üzülerek ifade ediyorum çok sayıda otobüs durağı, trafik ışık ve levhaları, MOBESE kameraları, bankamatikler ve kaldırımlarda da çeşitli zararlar meydana geldi. Arkadaşlarımızın yaptığı ilk tespitlerde, bu zararların 20 milyon liranın üzerinde olduğu ifade ediliyor. Özel iş yerlerinde ve diğer yerlerde yapılan tespitleri henüz almadık."

Açıklama: Kamu malına zarar veren teröristlere, vatan hainlerine sahip çıkanlara, suçu-suçluyu övenlere, teröre yardım-yataklık yapanlara, çıkan haberleri ihbar kabul edip soruşturma-inceleme yapmayanlara ayrıcalık-imtiyaz tanıyıp da idari, hukuki ve kamu dava açmayanlar da suçludur. Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığı da gerekli incelemeyi yaparak suça karışan partileri cezalandırmalıdır. İbadethanelere Bezmi Alem Camiisine zarar verdirerek halkı kin nefret düşmanlığa isyana ve iç savaşa sevk etmek. Çağlayan adliyesinde darbeye teşebbüs eden avukatların yargı faaliyetlerini engelleyerek organize bir şekilde darbe girişiminde bulundukları aşikardır.

HUKUK devletinde her vatandaş eşittir, sınıf üstünlüğü yoktur suç işleyen siyasetcilere de Kamu malına zarar veren Hainlere, Cuntacılara ve işbirlikcilerine, darbecileri ve hainleri tesbit edip soruşturma sonuçlanıncaya kadar açığa almayarak suça iştirak edenleri ilgili maddeleri uygulamayanlara da suça iştirakten, suçu-suçluyu gizlemekten, delillerin karartmasına sebebiyet, görevi ihmal ve görevi kötüye kullanmaktan dava açılması gerekir. 

Sigorta şirketleri de bu zararı sineye çekemezler. Bunu gider göstermeleri halinde, matrahtan düşecekleri giderleri vergi kaybına sebeb olacaktır. Dolaylı olarak kamu zararı söz konusudur. Onun için Sigorta şirketleri de kamera kayıtlarından yola çıkarak sigortadan tazmin edilecek giderler konusunda , zarar verenlerden bu giderin tazmini için hukuk yoluna başvurmalıdır. Aksi halde dolaylı kamuya zarar yükledikleri için sorumlu olurlar..

HAİNLERDEN ve TERÖR TÜCCARLARINDAN KAMU MALINA VERDİKLERİ ZARARI KARŞILAMALARI İÇİN HUKUKİ ve İDARİ OLARAK GEREĞİNİ YAPMAYANLAR GÖREVİ İHMAL, GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA VE SUÇA ORTAKLIK SUÇU İŞLEMİŞLERDİR. İnsanlığa ve milletin malına savaş açan Terör tüccarlarıyla işbirliği yapan partilerin Hainlerin tesbit edilerek cezalandırılmalı.

ilgili maddeler ve 10Aralık 2003 yılında anlaşması imzalanan ve 9 kasım 2006’da 5506 sayılı kanunla yürürlüğe giren anlaşmaya göre“Yolsuzlukları ve Görev Suistimallerini Önlemeye Yönelik BM sözleşmesi”ni ve Uluslararası Yolsuzlukla Savaş Sözleşmelerini, 5065, 4852, 5195, 4800, 4136 ve 4518 sayılı yolsuzlukla mücadele kanunlarını anayasanın 90.maddesi çerçevesinde işletilerek teröre, terör tüccarlarına, işsizliğe ,kaosa, cuntaya, organize suçlara, işsizliğe, yolsuzluğa ve yoksulluğa yardım ve yataklıktan da dava açılması mecburiyettir.

NETİCE-İ Taleb: darbeye teşebbüs suçu işleyen partileirn kapatılmasını arz ve taleb ederim. Zaten referandumda parti kapatmaya da karşı çıkmamışlardı. Meclisi-anayasayı ve hukuku yok sayan darbecilerinde cezalandırılmalarına (12 eylüldeki referandumda ) karşı çıkmadıklarından darbeyi savunan parti yöneticilerinin de müşahede altına alınmaları gerekir. suça iştirak, anayasal düzeni ortadan kaldırmak, Terör çıkararak ve devam ettirerek terörden ve terör ticaretinden rantlanmak, adam yaralamak, adam öldürmek, adam öldürmeye teşebbüs etmek, hukuka ve kanunlara alenen uymamak ve uymamayı teşvik etmek, darbe, kaos-korku-panik oluşturmak, suç işlemek için organize örgüt kurmak, yönetmek ve üyelerine yardım-yataklık, görevi ihmal, görevi kötüye kullanmak, psikolojik harp, mobbing, anayasa ve kanunlardaki diğer benzeri suçlar işlendiğini düşünüyor, Reyhanlı katliamıyla irtibatının araştırılmasını, ilgili partilerin cezalandırılmalarını istiyor Uluslar arası sözleşmeleri uygulamayan ve basında çıkan haberleri ihbar kabul edib dava açmayanlara da görevi ihmal, suçu-suçluyu gizlemekten işlem yapılmasını, İNSANA,İNSAN SAĞLIĞINA ve KAMU MALINA ZARAR VEREN VATAN HAİNİ ve TERÖR İŞBİRLİKCİSİ PARTİLERİN KAPATILMASINI, TESBİT EDİLECEK ZARARLARIN DA PARTİLERDEN, YÖNETİCİLERİNDEN TİCARET YAPMASI YASAK OLDUĞU HALDE İŞBANK TİCARETİ YAPAN CHP'den, İP, SDP ve diğerlerinden TAZMİN EDİLMESİNİ dilerim.

18/06/2013 Adem ÇEVİK 
 kayıt no. 2013/2-3295

 
 
 
 
ilk Kıblemize Tecavüze Dur de.
 
Adalet Platformu İsrail Hükümetinin haksız ve hukuk dışı uygulamalardan sorumlu bakanlıkları ve uygulamalarda sorumluluğu bulunan kişiler ve bunların bağlı oldukları kuruluşların yöneticileri ve hükümete bağlı kolluk kuvvetleri ile diger yetkililerine Mescidi aksadya zarar verdikleri TCK 153.Madde ve insanlığa karşı işlenen suçlardan TCK 77. Maddeden suç duyurusunda bulundu.


İşte o suç duyurusunun tam metni ;


Cumhuriyet Savcılığına
İstanbul
05 Mart 2013


Konu :Suç duyurusu sayı:2013/33843

431 sayılı yasa muvacehesinde, Türkiye Cumhuriyetinin uhdesine verilen görev çerçevesinde korumamız altında bulunan bir dini vakıfla ilgibi, toplumsal ve siyasi anlamda, manevi anlamda vahim sonuçları olabilecek bir durum hakkında bilgi arzı ve gereğinin icrası hak..
Şüpheli :İsrail Hükümetinin haksız ve hukuk dışı uygulamalardan sorumlu bakanlıkları ve uygulamalarda sorumluluğu bulunan kişiler ve bunların bağlı oldukları kuruluşların yöneticilerive hükümete bağlı kolluk kuvvetleri ile diger yetkililer.

Suç Duyurusnda Bulunan :Adem Çevik

Vatandaşlık No: 
Adalet Platformu Sözcüsü www.AdaletPlatformu.org


AÇIKLAMALAR:

1-1 Mart 1924'teki bütçe görüşmelerinde halifeye ve Osmanlı Hanedanına verilecek ödenek konusunun gündeme getirilmesinden sonra, 3 Mart 1924'te “Hilafetin İlgasına ve Hanedanı Osmanlı’nın Türkiye Cumhuriyeti Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun” kabul edildi. 3 Mart 1924 günü kabul edilen ve 6 Mart 1924 günkü Resmi Gazete’de yayımlanan 431 sayılı Kanun’un 1 nci Maddesi şöyleydi:“ Halife halledilmiştir. Hilafet Hükümet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan Hilafet makamı mülgadır.”

Bu maddeden:

“Halife’nin görevden alındığı; 

‘Hilâfet’in Hükümet ve Cumhuriyet kavramı (anlamı) içinde olduğu
(bir başka tanımla:‘Hilâfetin TBMM’nin manevî şahsiyetine devredildiği); 
‘ Hilâfet’ makamının kaldırıldığı” anlamı çıkmaktadır.


431 Sayılı Kanun’un: 8, 9 ve 10 ncu maddelerinde,

“MADDE 8 - Osmanlı İmparatorluğunda Padişahlık etmiş kimselerin Türkiye Cumhuriyeti arazisi dahilindeki tapuya merbut emvali gayrimenkuleleri millete intikal etmiştir.

MADDE 9 – Mülga Padişahlık sarayları, kasırları ve emakini sairesi dahilindeki mefruşat, takımlar, tablolar, âsarınefise ve sair bilumum emvali menkule millete intikal etmiştir.

MADDE 10 - Emlâki Hakaniye namı altında olup evvelce Millete devredilen emlâk ile beraber mülga Padişahlığa ait bilcümle emlâk ve sabık hazinei Humayun, muhteviyatlariyle birlikte saray ve kasırlar ve mebani ve arazi Millete intikal etmiştir.”

Kanunun ana metni şu şekildedir:

Hafetin İlgasına ve Hanedanı Osmaninin Türkiye Cumhuriyeti Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun Maddesi
Kanun Numarası: 431, Kabul Tarihi: 3 Mart 1924, Yayımladığı Resmi Gazete Tarih: 6 Mart 1924, Yayımladığı Resmi Gazete Sayısı: 63

Madde 1:“Halife halledilmiştir. Hilafet Hükümet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan Hilafet makamı mülgadır.”

16. yüzyılın başında Yavuz Sultan Selim'in Memluklar'a son vermesiyle birlikte halifelik Osmanlı Devleti'ne taşınmıştı. Saltanatın kaldırılmasından ve Sultan 6. Mehmet’in (Padişah Vahdeddin) İstanbul'dan ayrılmasından sonra, TBMM'nin 18 Kasım 1922'de halife seçmiş olduğu Abdülmecit Efendi, görevli devralmış, daha sonra da bu makamı tedvire memur olarak Diyanet İşleri Başkanlığı görevlendirilmiş ve aynı şekilde Dini Vakıflar , Vakıflar İdaresine devredilmiştir.. Bu yapının hukuki tartışmalara sebeb olmaması için de daha sonra, Diyanetin yapısının değiştirilmesini teklif etmek, parti kapatma sebebi sayılmıştır..

2-Yasa metninden de açıkça anlaşılacağı gibi, Halife görevden alınmış ve yetkileri, Hükümet ve Cumhuriyete devredilmiştir.. Dolayısı ile mer’idir..

Bu çerçevede; 1 Mart 1924'teki bütçe görüşmelerinde halifeye ve Osmanlı Hanedanına verilecek ödenek konusunun gündeme getirilmesinden sonra, 3 Mart 1924'te “ Hilafetin İlgasına ve Hanedanı Osmanlı’nın Türkiye Cumhuriyeti Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun” kabul edildi. 3 Mart 1924 günü kabul edilen ve 6 Mart 1924 günkü Resmi Gazete’de yayımlanan 431 sayılı Kanun’un 1 nci Maddesi şöyleydi: “Halife halledilmiştir. Hilafet Hükümet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan Hilafet makamı mülgadır.”Bu maddeden: “Halife’nin görevden alındığı; ‘Hilâfet’in Hükümet ve Cumhuriyet kavramı içinde olduğu ( bir başka tanımla: ‘Hilâfetin TBMM’nin manevî şahsiyetine devredildiği” ; ‘Hilâfet’ makamının kaldırıldığı” anlamı çıkmaktadır. 431 Sayılı Kanun’un: 8, 9 ve10 ncu maddeleri yukarıda zikredilmiştir. Esasen Anayasası Laik olarak tanzim edilmiş olan bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığının İdare içinde yer almasının dayanağğı da bu düzenlemedir. Aynı şekilde buradan yola çıkılarak, Dini vakfiyelerde Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlanmış, Şeriyye Sicilleri de kamuya intikal ettirilmiştir.. Bu çerçevede imamlara devlet kadrosundan maaş ödenebilmekte ve hac işleri organize edilebilmekte, Devlet, Milli Eğitim, YÖK ve Diyanet eli ile her türlü dini eğitim görevini üslenmektedir..

Burada dikkat çekici bir diger hususta, Hilafetin şekli, idari yapısı, görev ve yetkileri, Osmanlıdan aynen devralınmıştır. Dolayısı ile Osmanlı mevzuatındaki Hilafetle ilgili düzenlemeler de aynen geçerlidir. Hilafetin merkezi İstanbul olmakla birlikte yetki alanı itibarı ile Türkiye ile sınırlı bir kurum değil, beynel müslimin bir kurumdur. Dolayısı ile uluslararası hak ve yetkileri vardır ve bütün bu haklar, uluslararası sözleşme ve anlaşmalarla koruma altına alınmıştır. Tüm dünyadaki dini kurum ve dini vakıflar, münhasıran da Kabe, Medinei münevveredeki Mescidi Nebevi ve Mescidi Aksa hilafetin koruması altındadır.. Bu konuda Osmanlıdan tevarüs eden düzenlemeler ve işin icab ve mahiyeti çok açıktır. Ve bu hak ve sorumluluklar Cumhuriyete aynen intikal etmiştir..

Emaneti mukaddesenin halen İstanbulda bulunması da, bu konudaki hak ve sorumlulukların devam ettiğinin bir başka kanıtıdır.. Mescidi Aksaya yönelik tehdit ve tecavüzlerin def’inin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir.. Mescidi Aksa uluslararası bir inanç ve kültür mirası olmasının yanında Müslümanların ilk kıblesi ve bölgedeki tarihi eserler itibarı ile aynı zamanda bizim kültür mirasımızın bir parçasıdır.. Esas itibarı ile bu tecavüz bir İNSANLIK SUÇUDUR.

3-Mescidi aksayı ziyarete giden ziyaretçilere karşı kaba davranışlar, dini inançlarının gereğini yerine getirmek isteyen insanlara karşı suçlu muameleri yapılması ve itiraz edenlere karşı kaba şiddet uygulanması, Kabul edilemez bir hukuk ihlalidir..

4-İsrail askerleri, arkeolojik kazı bahanesi ile Mescidi aksanın altına boşaltarak yıkımı için ne gerekiyorsa yapmaktadır.. Yeraltından çıkan taşlar götürülerek, üzerine eski döneme ait görüntüsü verilerek üzerine ,ibranice yazılar yazılmakta ve sonra eski yerine konulmaktadır.. Mescidi aksanın etrafına yüksek binalar ve tapınaklar inşa edilerek Mescidi Aksa ve Ömer Mescidinin görünmesi engellenmeye çalışılmakta, giriş kapılarında kazı çalışmaları başlatılarak girişler engellenmekte, zaman zaman İsrail askerleri ve beraberindeki fanatiklerle Mescide baskınlar yapılmaktadır. Ayakkabıları ile Mescidi Aksaya giren İsrail askerleri Mescide belli yaşın altındakileri ve hedef seçtikleri kişilerin girmesine izin vermemekte ve belli bölümleri sudan bahanelerle kapatmaktadırlar..

Bu uygulamalarla insan hakları, inanç hürriyeti gibi temel haklar kaba şekilde ihlal edilmektedir..

Bu konuda Haziran 2007 yılında Kudüs Başkonsolosu Ercan Özer başkanlığında oluşturulan 8 kişilik heyetin, Kudüs ve Filistinde yaptığı görüşmeler yanında Kudüslü yedi ayrı İsrailli yetkili ile yaptıkları görüşmeler sonucu hazırladıkları 78 sayfalık rapor’u EK’te takdim ediyorum..

Esasen bu rapor, hükümetin bilgisi altındadır.. Bu konu ayrıca UNESCO’nun da bilgi ve takibi altındadır..

Rapor incelendiğinde, durum açıkça görülmektedir ve 2007 den bu güne geçen 5 yılı aşkın sürede durum bir kat daha vahim ve acil bir hale gelmiştir.. Bu raporda bütün riskler bilimsel bir şekilde işaret edilmektedir.. Ayrıca, Mirasımız Derneğinin konuyla ilgili hazırladığı CD’yi de incelemek üzere EK’de takdim ediyorum.. Yine aynı şekilde Mescidi Aksa sempazyumunda AKSA TEHLİKEDE bölümünde bu konuda önemli açıklamalar mevcuttur. Bu kitabı EK’de takdim ediyorum. (Bak. S:21)

5-Daha 4 Mart 2013 de basında yer alan şu haber dikkat çekicidir. Bu haber İsrail yönetimin ırkçı uygulamaları hakkında önemli ve çarpıcı bilgiler vermektedir..

İsrail'den Nazileri aratmayan uygulama

Başbakan Erdoğan'ın 'siyonizm de faşizm gibi bir insanlık suçu' sözleri üzerine dünyayı ayağa kaldıran İsrail, bazı hatlarda Yahudilerin bindiği otobüslere Filistinlilerin binmesini yasakladı. 

ABD'de 50'li yıllarda siyahilere yönelik yapılan ırkçılığa benzer bir uygulama bugün İsrail'de yürürlüğe kondu. Batı Şeria'da İsrail ulaştırma Bakanlığı tarafından başlatılan şehir içi hatlarda İsrailli-Filistinli ayrımı yapılacak. Yeni Şafak'ta yer alan habere göre Bakanlığın tahsis ettiği 'özel' otobüslere sadece Filistinliler binecek. İsraillilerin bindiği 'normal' otobüslere ise Filistinliler binemeyecek.

FİLİSTİNLİLERİN KONFORU İÇİNMİŞ Bakanlık bu uygulamanın Batı Şeria'dan İsrail merkezine çalışmak için giden Filistinli işçiler için düşünüldüğünü, onların daha rahat etmesinin amaçlandığını öne sürdü. İsrail Ulaştırma Bakanlığı tarafından hazırlanan broşürlerde köylerden şehir merkezlerine giden Filistinli işçilerin İsraillilerin kullandığı otobüslere binmeyeceği, kendileri için tahsis edilen araçları kullanmaları gerektiği ifade edildi. Ancak Filistinliler durumdan son derece rahatsız ve bunun bir ayrımcılık olduğunu dile getiriyor. Üstelik bu otobüslerde bilet fiyatları diğer otobüslere göre daha pahalı.

KİMLİK KONTROLÜ 
İsrail'de yayınlanan muhafazakar Yedioth Ahranoth gazetesindeki habere göre konuyla ilgili konuşan bir İsrailli şoför, otobüse herhangi bir Filistinli bindiğinde ona inmesini ve gidip kendi otobüsüne binmesini söylediklerini aktardı. Şoför şu ifadelere yer verdi: 'Bize Filistinlileri taşımama ya da onları otobüsten indirme talimatı verilmedi fakat bize söylenen şey şu ki önümüzdeki haftadan itibaren kontrol noktalarında kimlik kontrolleri olacak ve Filistinlilere kendi otobüslerine binmeleri söylenecek' İsrail'in başlattığı ayrı otobüs uygulaması İsrailli bazı vatandaşları da kızdırdı. Bunun ırkçılık anlamına geldiğini ve şiddeti daha da körükleyeceğini belirten İsrailliler devletten kararın derhal geri çekilmesini talep ediyor.

ROSA PARKS KAZANMIŞTI Filistinlilerin otobüslerinin ayrılması 1950'li yıllarda Amerika'da Afrika kökenli insanlara otobüslerde uygulanan ayrımcılığı akla getirdi. O dönemlerde ABD'de otobüslerin ön kısmı beyazlara ayrılmıştı ve Afrika kökenli ABD vatandaşlarının ön koltuklarda oturmaları yasaktı. Beyaz biri yer bulamayınca Afrika kökenlilerin kendisine yer vermesi zorunluydu. 1955'te Rosa Parks isimli siyah bir kadın beyaz birine yer vermediği için tutuklandı. Bunun üzerine Afrika kökenliler bir yıla yakın otobüslere binmedi ve protesto gösterileri yaptı. 1956'da otobüslerdeki ayrımcılık sona erdi.”

Bu haberde ifade edilen gerçekler, bir zihniyeti tanımlamak açısından çok yeni ve sıcak bir örnektir. Kaldı ki, esasen İsrail, Filistinlilere karşı sürdürdükleri teror, Gazzede yaptıkları ve Mavi Marmaradaki uluslararası vicdani ve insani yardım konvoyuna yaptıkları ve işledikleri cinayetlerle zaten yakınen tanınmaktadır..

6-Esasen Dışişleri Bakanlığımız, Mescidi Aksa konusunda, ve İsrailin Mescidi Aksayı yıkma girişimleri ve Mescidi Aksanın hukuki durumu, Türkiyenin konuya ilgisi, konuyla ilgili hak ve sorumlulukları açısından bir inceleme yaptırılmıştır. Bu inceleme raporunu ekte takdim ediyorum..

7-Ben, ailem vey yakın çevrem olarak bu konuda, inancının pratiklerini uygulayan bir Müslüman kişi olarak, uygulamalardan maddi ve manevi olarak zarar görmekteyiz. Üzerimizde maddi ve manevi caydırıcı baskı oluşturmaktadır.. Bu açıdan hukuki olarak olayda mağdur olan tarafım..
Bu çerçevede Norm hukuk statüsündeki uluslararası sözleşmeler, iç hukuk açısından Anayasa ve Yasalar çerçevesinde, bir yandan da Mavi Marmara davası devam ederken, İslamifobianın farklı bir uygulaması ile, Filistinlilerin yanında önemli bir çoğunluğunu Türkiyeden giden kişilerin oluşturduğu Müslümanlar terrorize edilmektedir..

NETİCE VE TALEP :Bu konuda İddia makamının, konuyla ilgili olarak, durumun vuzuha kazanması açısından,

1-Aşağıdaki listedeki kurumlar

-Cumhurbaşkanlığı

-TBMM Başkanlığı

-Başbakanlık

-Adalet Bakanlığı

-Dışişleri Bakanlığı

-Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Şeriyyen sicilleri ve tapudan
müracaatımızla ilgili bilgi talep edilmesini,

2-Ekli belgeler incelenerek tanıkların dinlenmesini. Bu anlamda Kudüse tur düzenleyen turizm firmaları ve İnanç turizmi alanında faaliyet gösteren dernekler ve TÜRSAB ile Kültür ve Turizm Bakanlığından bilgi talep edilmesini,

3-Konu ile ilgili olarak tanık olarak,

a- Kudüs Dayanışma Derneği
İskenderpaşa mh. Kıztaşı Cd. Kızanlık sk 7/2 Fatih
Başkan; Munir Abo Alhija

b-Mirasımız Derneği
Fevzi Paşa Cad. Şeht Sarper Alus Sk. 4-3 Fatih
c-İnanç Turi,zmi Seyahat Acentaları ve Gönüllüleri
Birliği Derneği. Kıztaşı C. No:26/3 Fatih – İst.

d-Raid Salah / Mescidi aksa muhafızı

e-Ayrıca özellikle, 2007 tarihli yerinde inceleme yaparak Dışişleri Bakanlığına rapor hazırlayan heyet üyelerinin, öncelikle Başkonsolos Ercan Özerin ve ekte isimleri sunulan diger heyet üyelerinin dinlenmelerini talep ediyoruz.
Bilahere, ayrıca daha fazla tanık adını ayrıca bildireceğiz..

4-Anayasal sorumluluğun gereği olan yasal sorumlulukların yerine getirilmesini engelleyenlerin cezalandırılarak vatandaşlarımızın hak ve hukukunun, aynı zamanda uhdemizde olan hak, hukuk ve sorumluluklarımızın gereğinin ifası ile mukaddes belde, tarihi vakfiyelerimiz ve diger Müslüman toplulukların hak ve hukuklarının korunması açısından gereğinin yapılmasını, sorumluların yakalanarak cezalandırılmasını bilgilerinize arzeder, saygılar sunarım.


Adem Çevik
Adaleti Platformu Sözcüsü / Müşteki

EKLER
EK:1-Haziran 2007 tarihli, Türk heyetinin raporu / 78 Sayfa
EK:2-Mirasımız Derneğinin hazırladığı konuyla ilgili CD ve ekleri

EK:3- Mescid-I Aksa Sempezyumu kitabı /Raid Salah Raporu /İstanbul Barış Platformu 

 ..... 
 
 
BASIN BÜLTENİ

                                                                                                                                             04.03.2013

 

ADALETİ PLATFORMU SÖZCÜSÜ YARIN  SAVCILIĞA İSRAİL HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAK

 

ADEM ÇEVİK:

HİLAFET YETKİSİ MECLİS VE HÜKÜMETTEDİR,

İSRAİLİN MESCİDİ AKSAYA KARŞI SALDIRGAN POLİTİKASINA

“DUR ‘ONE MİNUTE’” DENMESİ GEREKİR

 

Adaleti Savunanlar Platformu sözcüsü Adem Çevik bu gün basına aşağıdaki yazılı açıklamayı yaptı..Adem Çevik konuyla

ilgili yarın savcılığa suç duyurusunda bulunacağını ve konuyu, Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı ve ilgili komisyonlarla, Başbakanlık, Adalet ve Dışişleri Bakanlıklarına da yazılı olarak ileteceğini söyledi..

Çevik Şöyle dedi: 1 Mart 1924'teki bütçe görüşmelerinde halifeye ve Osmanlı Hanedanına verilecek ödenek konusunun gündeme getirilmesinden sonra, 3 Mart 1924'te “ Hilafetin İlgasına ve Hanedanı Osmanlı’nın Türkiye Cumhuriyeti Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun” kabul edildi.
3 Mart 1924 günü kabul edilen ve 6 Mart 1924 günkü Resmi Gazete’de yayımlanan 431 sayılı Kanun’un 1 nci Maddesi şöyleydi:“ Halife halledilmiştir. Hilafet Hükümet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan Hilafet makamı mülgadır.”Bu maddeden:“Halife’nin görevden alındığı; ‘Hilâfet’in Hükümet ve Cumhuriyet kavramı (anlamı) içinde olduğu ( bir başka tanımla: ‘Hilâfetin TBMM’nin manevî şahsiyetine devredildiği); ‘Hilâfet’ makamının kaldırıldığı” anlamı çıkmaktadır.431 Sayılı Kanun’un: 8, 9 ve10 ncu maddelerini de hatırlayalım: “MADDE 8 - Osmanlı İmparatorluğunda Padişahlık etmiş kimselerin Türkiye Cumhuriyeti arazisi dahilindeki tapuya merbut emvali gayrimenkuleleri millete intikal etmiştir. MADDE 9 – Mülga Padişahlık sarayları, kasırları ve emlakini sairesi dahilindeki mefruşat, takımlar, tablolar, âsarınefise ve sair bilumum emvali menkule millete intikal etmiştir.MADDE 10 - Emlâki Hakaniye namı altında olup evvelce Millete devredilen emlâk ile beraber mülga Padişahlığa ait bilcümle emlâk ve sabık hazinei Humayun, muhteviyatlariyle birlikte saray ve kasırlar ve mebani ve arazi Millete intikal etmiştir.”

Esasen Anayasası Laik olarak tanzim edilmiş olan bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığının İdare içinde yer almasının dayanağı da bu düzenlemedir. Aynı şekilde buradan yola çıkılarak, Dini vakfiyelerde Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlanmış, Şeriyye Sicilleri de kamuya intikal ettirilmiştir.. Bu çerçevede imamlara devlet kadrosundan maaş ödenebilmekte ve hac işleri organize edilebilmekte, Devlet, Milli Eğitim, YÖK ve Diyanet eli ile her türlü dini eğitim görevini üslenmektedir..

Burada dikkat çekici bir diğer hususta, Hilafetin şekli, idari yapısı, görev ve yetkileri, Osmanlıdan aynen devralınmıştır. Dolayısı ile Osmanlı mevzuatındaki Hilafetle ilgili düzenlemeler de aynen geçerlidir. Hilafetin merkezi İstanbul olmakla birlikte yetki alanı itibarı ile Türkiye ile sınırlı bir kurum değil, beynel müslimin bir kurumdur. Dolayısı ile uluslararası hak ve yetkileri vardır ve bütün bu haklar, uluslararası sözleşme ve anlaşmalarla koruma altına alınmıştır. Tüm dünyadaki dini kurum ve dini vakıflar, münhasıran da Kabe, Medinei Münevveredeki Mescidi Nebevi ve Mescidi Aksa hilafetin koruması altındadır.. Bu konuda Osmanlıdan tevarüs eden düzenlemeler ve işin icab ve mahiyeti çok açıktır. Ve bu hak ve sorumluluklar Türkiye Cumhuriyetine aynen intikal etmiştir..

Dini vergilerin toplanması ve dağıtılması da bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir..

Emaneti mukaddesenin halen İstanbulda bulunması da, bu konudaki hak ve sorumlulukların devam ettiğinin bir başka kanıtıdır..

Mescidi Aksaya yönelik tehdit ve tecavüzlerin def’inin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir..

Bu konudaki savcılığa İsrailin saldırgan girişimleri ile ilgili olarak suç duyurusunda bulunacak ve hükümete çağrı yapacak, ayrıca konu ile ilgili olarak İslam İşbirliği Konferansı, Arap birliği ve Ülkemizde diplomatik misyonu bulunan İslam ülkelerinin büyük elçiliklerini ve tabi ki, öncelikle Diyanet İşleri Başkanlığımızı ve Vakıf idaresini ayrıca bilgilendireceğiz.. Mescidi Aksa uluslararası bir inanç ve kültür mirası olmasının yanında Müslümanların ilk kıblesi ve bölgedeki tarihi eserler itibarı ile aynı zamanda bizim kültür mirasımızın bir parçasıdır.. Bu anlamda İsrailin saldırgan politikalarına bir “dur “one minute” denmesi gerekir.


Not: İsrailli Yetkililer hakkında 5 Mart 2013 Salı günü Saat:12'de İstanbul Çağlayan Adiyesi'ne Suç Duyurusunda bulunacağız. 

 ilk kıblemize karşı yapılan insanlık suçuna karşı sessiz kalmamak için Çağlayan Adliyesine bekliyoruz. Sizlerde ilgilileri vazifeye çağırın.

 
Suç duyurusu/Basın Açıklaması

 05 Mart Saat:12 İstanbul Çağlayan Adliyesi 

www.AdaletPlatformu.org

NOT: Siz de dilsiz şeytan olmak istemiyorsanız bulunduğunuz il ve ilçelerde suç duyurusu yapabilirsiz. 


 "Zulme Karşı Dilsiz Şeytanlık Belhum Adâllıktır. Zalimliğe/Adaletsizliğe Sessizlik Ateş ve Helaktır. 

Zulme Uğrayanlar Elbirliğiyle Haklarını Alırlar" www.adaletplatformu.com+905322033274
 

  
  
irana uyarı mektubu... katliama karşı dilsiz şeytan kalmayalım ki cinayetlere ortak olmayalım...


Adalet Platformu, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'a, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e destek verdiği gerekçesiyle uyarı mektubu gönderdi.

Dr. Ramazan Uçar tarafından kaleme alınan mektup, Adalet Platformu Başkan Adem Çevik tarafından İran'ın istanbul Konsolosluğuna teslim edildi.

Esed'i ve katliamlarını 57 islam ülkesinin muhalafetine rağmen destekleyen İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecat'a "Katil Esedi ve katliamlarını destekleyerek işlenen cinayetlere ortak olmayın" uyarısını yapan www.ozgurlukbesteleri.com Editörü, Yetimler Cemiyeti YETİMCE Kurucusu ve Adalet Platformu Üyesi Dr. Ramazan Uçar; "Humeyni yaşasaydı Hamaney'i ve Ahmedinejat'ı azlederdi" dedi.

İranlı yöneticilerin Baas Nuseyri katliamını destekleyen İran anayasasını resmen ihlal ettiklerini belirten Uçar, Ahmedinejad'a ‘Açık Mektup'un gönderdiklerini duyurdu. Uçar, “Mısır'daki ve Tunus'taki özgürlük hareketlerini destekledik, şimdide Suriye halkının özgürlüğünü destekliyoruz. Tıpkı 33 yıl önce Şah diktatörlüğüne karşı İran halkının yanında olduğumuz gibi.

İran eli kanlı diktatörleri desteklemesi sonucu dünyada hızla yalnızlaşacak” ifadelerini kullandı.

Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik:

"Önümüzdeki haftalarda insan hakları kuruluşları, yardım dernekleri, yetim cemiyetleri, sendikalar ve sağduyu sahibi tüm STK'larla beraber İranlı yetkililere; "katil ve diktatör Esed'i desteklemeyin ki diktatörlük yıkılsın" mektup gönderme kampanyasını başlatacağız" dedi.

Ahmedinejad’a Uyarı Mektubu’nun tam metni:  (pdf)

http://adaletplatformu.com/FileUpload/ds73862/File/ahmedinnejat_mektup.pdf 

http://adaletplatformu.com/?Syf=5&Id=71101 

......

Kur’an-ı Kerim Meali ve Peygamberimizin Hayatı Dersi  %99’a Zorunlu Olmalı

 

    Halkın %99’unun Müsliman olması sebebiyle Kur’an-ı Kerim ve Meali Dersi ile Peygamberimizin Hayatı dersi tüm Müslimanlara zorunlu, başka din mensublarına da seçmeli olmalıdır. Ey Hükümet Yetkilileri “Zorlaştırmayın Kolaylaştırın”

    Kula kulluğu ret eden ve Allah tarafından açıklaması yapılan  Kur’an-ı Kerim tüm insanlığa ibretli bir nasihattır.

    Halkı Müsliman olmayan Rusya da bile bu yıl Din dersleri zorunlu olmuştur.  

    Peygamber ahlaklı Kur’an Neslinin yetişmesi için ülkemizde de dinin temel kaynağı Kur’an-ı Kerim Meali Dersi ile Peygamberimizin Hayatı Dersini tercih etme zorluğundan sebeb, bu dersler mecburi olmalı, dersleri istemeyenler dilekçe vermelidir.

    İslami dersleri istemeyenler derslerden muaf tutulabilmelidir. Her din mensubu çocuklarına kendi dinini, kitabını ve peygamberini öğretebilmelidir.

   Eğitim Bakanlığı, tercih süresini çok kısa tutması hatasından vazgeçmeli ve tercih süresini 30 Eylül’e kadar uzatmalıdır.

    Medyamız, Eğitimcilerimiz, Yazarlarımız, Diyanet ve tüm sivil toplum kuruluşlarımız 2 gün boyunca yani 12 Eylül’e kadar Kur’an ve Siyer Derslerinin tercih edilmesi için 48 saat boyunca gayret etmelidir. Kardeşlerimizi, dostlarımızı, akarabalarımızı ve komşularımızı tercihe teşvik etmeliyiz. Ziyaretler yapmalıyız. Telefon, Sms, mektup, mail ve sosyal medyayı kullanmalıyız.

   28 Şubat sürecinde 12 yaş öncesine uygulanan yasağın 14 yıl devam etmesinden sebeb   Kur’an Ahlakından uzak bir gençlik yetişti, bu ara dönem açığının hızla kapatılması gerekir. Diyanet yaz kursları gibi hafta sonları da tüm camilerde okula giden ve gitmeyen yavrularımıza  Kur’an ve Siyer Dersleri vermelidir. Tüm camilerimiz cazibe merkezi haline getirilmelidir.

    50 STK’dan oluşan Kur'an'ı Anlama Platformu olarak geçen sene başlattığımız  “Kur'an-ı Kerim ve Meali Tüm Okullarda Seçmeli Ders Olsun” imza kampanyamız hamdolsun  hayırlı ve bereketli sonuca ulaştı.

     Şimdi ki kampanyamız; "Evlerimiz Kur’an Evi olsun diye Her Öğrenciye Kur'an Meali" ve "Kuran ve Meali Dersi Tercihinde Yaş Sınırı Kalksın, İlkokul 1. sınıfdan itibaren Kur'an ve Siyer Seçilebilsin hatta zorunlu olsun istemeyenler dilekce versin"  diye kamuoyu oluşturmaya çalışacağız ve inşaallah başaracağız.

      Kur’an neslinin oluşması ve Kur’anın anlaşılmasına katkı için 40 şehir merkezinde ödüllü Kur’an Meal Bilgi Yarışması düzenliyoruz. Online kayıt için: www.KuraniAnlamaPlatformu.com ‘dan ve üye STK’lardan ücretsiz başvuru yapılabilinir.

     ilkokul, ortaokul, lise ve üniversiteli 19 milyon gençimize MEB, DİB ve STK’larımız Kur’an Meali hediye etmelidir.

   Tüm Evler Kur’anEvi Olmalı: Çocukların küçük yaşlarda Kur’an-ı Kerim’le tanışması bütün velilerin ortak arzusudur. Okulda öğrenilecek Kur’an-ı Kerim derslerinin daha iyi anlaşılması için Evler Kur’anEvi Olmalı evde çocuklarla beraber ailecek Kur’anı anlayarak  OKUmak gerekir.

    Kur’an Dersinin ve Siyer’in sevdirilmesi için velilerin çocuklarına bu dersin önemini anlatması ve onlara yardımcı olması gerekir. Haftada iki saat yeterli olmasa da bir temel atma noktasında önemli bir adımdır bu. Bunun daha ileriye gidebilmesi için velilerin vereceği ehemmiyet çok önemlidir. Öğrencilerin derse olan katılımı ve sevgileri bu derslerin daha çok verimli hale gelmesini sağlar

   Seçmeli Ders Başvuruları 12 Eylül`de Bitiyor: Bu yıl okullarda öğrenciler, Kur`an-ı Kerim ve Siyer dersini seçmeli olarak öğrenebilecek. Öğrenci velilerinin 12 Eylül`e kadar mutlaka çocuklarının Kur`an-ı Kerim ve siyer dersini seçmeli olarak öğrenebilmesi için okullara dilekçe vermeleri gerekiyor. Tüm STK'larımız da matbu dilekce örneği kampanyası açmalı.

   Yasaya göre bu dersleri almak isteyen öğrenci sayısı 10`a ulaştığında Öğrenciler bu dersleri alabilecek. Kur`an-ı Kerim ve Peygamberimizin Hayatı, 5`inci sınıftan başlayarak, lise sona kadar seçmeli ders olarak alınabilecek. 

    Allah'ın Kitabı ve Peygamberinin örnek ahlâkı ile tanışmayan bir gençlik, fıtratından, öz değerlerinden uzaklaşarak her türlü batıl ve sapık düşünceye açık hale gelecek ve geleceğimizi tehlikeye atacaktır. Bütün halkımızı ve STK’larımızı bu konuda hassas davranmaya çağırıyoruz.

Âdem ÇEVİK, 

Kur’an-ı Anlama Platformu Başkanvekili ve 

Kurtuluş Kur’anda Genel Koordinatörü 

Tel.05322033274 www.KuranEvi.biz

 

http://www.kuranianlamaplatformu.com/ana.php?inc=banner http://kuranianlamaplatformu.com/ana.php?inc=tanitim 

 

Sayın Kur’an Dostu Kardeşlerimiz Kur’anın Anlaşılması ve Kur’an neslinin oluşmasına katkılarınız için duyuru, haber, reklam, tanıtım ve benzeri katkılarınızı bekliyoruz. Karanlıklardan aydınlığa çıkmak için Kurtuluş Kuranda, Tercihimiz Kur’an

Evlerimizin Kuranevi, Hayatlarımızın da Kur'ani olması Duasıyla..

Hayra vesile olan yapan gibidir, "Hayra çağıranlar ve kötülüğü engelleyenler Kurtuluşa Ererler"

 

www.twitter.com/KurtulusKuranda www.facebook.com/KurtulusKuranda www.KurtulusKuranda.net

Skype: KurtulusKuranda 

 



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam12
Toplam Ziyaret110714